Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv ve Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR:... Ama yani Fethullah Hoca Cemaati açılmışken konusu, onlar gariban mazlum insanlar, oturup onları böyle bilmiyorum yani özel bir politika olarak mı yapıyorlar, süper bir güç gibi göstermeye çalışmak hem komik oluyor, hem anlamsız, hem de mantığı yok. İşte “her yeri kapladılar, yer gök onların, polisi ele geçirdiler, jandarmayı ele geçirdiler”. Bayağı gariban insanlar, gidip bir görüşün bakalım anlarsınız. Yani Nur talebesiyim demeye bile çekiniyorlar. Yani çok zor durumdalar. Kendi halinde hakikaten insanları eğiten, Mehmet Ali Birand da benim yazılarımdan, konuşmalarımdan etkilenmiş.
OKTAR BABUNA:Bugün tam söylediklerinizi yazmış.
ADNAN OKTAR:İyi bir takipçim anladığım kadarıyla. Çünkü onun bileceği bilgi değil bunlar. Çünkü cemaatlerle alakası yok, bağlantısı olan bir insan da değil.
OKTAR BABUNA: Hayır ilk defa böyle bir yazı yazıyor zaten. Siz söylediniz Hocam bunu zaten.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? Oku bakayım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Diyor ki siz söyledikten sonra; “Cemaat, efsaneleşen gücünün esiri oluyor” diyor, başlıkta. “Ancak Gülen Cemaati’ni son derece ciddiye alınması gereken bir tehlike bekliyor. Komplo teorilerine hemen inanan ve gerçek olarak kabul eden Türk toplumunun gözünde bu cemaat, gerçek boyutlarının ötesinde efsaneleşiyor. Gücü öylesine abartılarak dilden dile dolaşmaya başladı ki, önlem alınmazsa, birgün o güç kendini yok edebilecek. Türk toplumuna yepyeni bir efsane yaratılıyor. 1970–2000 arasında, yaklaşık 30 yıl süreyle bir ölüm-kalım mücadelesi veren cemaat, şimdilerde inanılmaz bir güç atfedilen, ülkenin her kurumuna hakim, her gelişmenin altından çıkan, müthiş bir organizasyon konumuna girmiş durumda. Neredeyse, bir mafya gibi koordineli çalışan, her yerde bir adamı bulunan örgüt gibi sunuluyor. Gülen Cemaati’ne yüklenen güç aslında müthiş abartılı. Gerçekleri de yansıtmıyor, ancak öylesine bir efsaneleşme rüzgarı esmeye başladı ki, her gelişme cemaat’e fatura ediliyor” demiş.
ADNAN OKTAR:Hayır onlar da çekindikçe, çünkü içine kapalı bir topluluk bu, çok çekingenler, hem utangaç, hem çekingen, hem çabuk tedirgin olan. Yani mesela konuşmaya bile şu an ben adam bulamıyorum. Birçok ağabeylerle konuşurduk, tanışırdık, zor bulabiliyoruz, acayip çekingenler. Fakat böyle de abarttıkça, anlattıkça, daha da tedirginlikleri artıyor. Mesela normalde çıkıp, cemaat adına biri çıkıp “nereden çıkarttınız bunu” demesi lazım, diyen olmuyor çekindikleri için. Çünkü, şimdi onu derse lafa tutacaklar işte şu şöyle mi, yeni yeni konular çıkartacaklar o zaman tedirginlik daha da artacak. Çünkü, temizleyeyim derken daha da yıkılan bir sistem gibi görünüyor gözlerine. Ama haklılar da, çünkü çekiniyorlar. O mübarek orada esir konumunda adeta, Amerika’da. Mesela kendi vatanına gelemiyor, çok acayip bir şey sanki adam öldürdü. Ne yaptı? Hiçbir şey yaptığı yok. Sıfır suçu var, hiçbir suçu yok. Sıfır yani hiçbir şey yok. Ama acayip çekiniyor şu an gelmeye ve talebeleri de çekiniyorlar getirmeye. Ben de bir kere gelmesi için ısrar etmiştim, “tamam” dediler, sonra tamam bir düşünelim, Hocamızı getirmeye bizim çocuklar gitsinler, arkadaşlara söyleyelim getirsinler Hocamı dedik. Hemen bir Yargıtay’dan bir karar mı çıktı, bir itirazlar bir şeyler oldu yani, yeniden yargılanması gerekiyor gibi. Baktık ki hakikaten ortalık şey olacak biraz, bir de şekeri var şimdi, tansiyonu da var, hassas bir insan, iş çıkmasın diye vazgeçtik. Ama her halukarda tabii Hocamızın bir şekilde getirilmesi gerekiyor. Yani yaygaraya hiç tınmayan insanların onu getirmesi lazım. Yani yaygaradan tedirgin olan insanlar getirirse olmaz...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adil Yargı
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...