Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv ve Tv Kayseri röportajından
OKTAR BABUNA:... Siz Hocam dün Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin “neden 313 kişi olduğunu” anlatırken, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanında bulunmak öyle kolay değil” demiştiniz. “Bütün çıkarlarıyla çatışabileceğini kişinin Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanında olmanın, dünyevi bütün zevkleriyle, istekleriyle, keyfi ile çatışacağını, buna rağmen her şeyi kabul ederek Allah yolunda hizmete geldim diyenlerin ancak Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebesi olabileceklerini” anlattınız Hocam. “Yorgunluk, korkuya dayanamayanların Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olamayacağını, kişinin Hz. Mehdi (a.s.) talebesi olması için, halis kan, delikanlı, arslan olması gerektiğini” anlattınız Hocam, maşaAllah. Üstad da “Ahir zaman da, deccal korkuyu kullanacak” diyor, inşaAllah ve “İnsanlar da en şiddetli etkiyi psikolojik olarak havf damarıdır” diyor siz söylediniz Hocam. Üstad’ın bir sözünü okuyacaktım Hocam inşaAllah izninizle. Üstad şöyle diyor;“İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hissi havf’tır (korku hissidir). Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler. Onunla korkakları gemlendiriyorlar. Ehl-i dünyanın hafifiyeleri ve ehl-i delaletin propagandacıları, avamın (halkın) ve bilhassa ulemanın, bu damarlarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar. Çok ehemmiyetsiz evham ile çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hatta bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer.” Mektubat’ta söylüyor Hocam üstad Said Nursi.
ADNAN OKTAR:Çok güzel anlatmış maşaAllah. Hakikaten Ahir zaman da bunu görüyoruz. Yani delilik derecesinde korku bir kısım Müslümanlar arasında yaygın. Böyle havadan nem kapıyorlar. Yani tahmin edilmedik şeylerden çok şiddetli korkuyorlar. O yüzden de hizmeti de bırakıyorlar, İslam’ı anlatmayı da bırakıyorlar, davayı da bırakıyorlar. Kimi kaçıyor, kimi gizlenyor, kimi susuyor, kimi hakkın tam tersi şeyleri konuşuyor, kimi evrim propagandası yapmaya başlıyor, kimi bende sizdenim demeye başlıyor, kimi entel-dantel havalarına girmeye başlıyor, kimi satanist kılığına giriyor, kimi züppelik yapmaya kalkıyor. Ayrı ayrı reaksiyonlar gösteriyorlar korkunun sonucunda. Ama Müslüman bir tek Allah’tan korkar, haramdır bir tek Allah’tan korkulur. Çünkü kader değişmez bütün bu görüntüyü Allah, bizim beyinimizin içindeki görüntüyü Allah yaratıyor. Dış alem vardır ama biz görüntüsünü görüyoruz. Evet, seni dinliyorum Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Eğer uygun görürseniz Hocam, bu konuyla ilgili bir detay daha vermek istiyorum. Siz zaten çok daha iyi biliyorsunuz, inşaAllah. Risale-i Nur talebelerinde bu şekilde bir korkutarak Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nur’dan soğutmak, uzaklaştırmak ve hizmetten alıkoymak amacıyla hapis, işkence, mahkemelerde dolaştırma gibi çok çeşitli psikolojik şiddet uygulamaları yapılarak Risale-i Nur hizmeti bastırılmaya ve yok edilmeye çalışılmıştı o dönem de Hocam. Kendisiyle görüşmekten çekinenleri de Bediüzzaman, uzaklaşan bazı kimseler hakkında, şöyle diyor; Hocam inşaAllah. “Benim bazı dostlarım, ehl-i dünya bana şüpheli baktıkları için, ehl-i dünyaya hoş görünmek için, benden zahiren teberri ediyorlar (çekiniyorlar) ; belki tenkit ediyorlar. Halbuki kurnaz ehl-i dünya, bunların teberrisini ve bana karşı içtinaplarını (kaçınmalarını), o ehl-i dünyaya sadakate değil, belki bir nevi riyaya, vicdansızlığına hamledip, o dostlarıma karşı fena nazarla bakıyorlar”, yani böyle yapınca da siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, “onlara kötü nazarla bakıyorlar” diyor zaten, inşaAllah. “Bende derim: Ey Ahiret dostlarım! Benim Kuran'a hizmetkarlığımdan teberri edip kaçmayınız. Çünkü, inşaAllah benden size zarar gelmez. Eğer, faraza musibet gelse veya bana zulmedilse, siz benden teberriyle kurtulamazsınız. O hal ile müsibete ve tokada daha ziyade istihkak kesb edersiniz. Hem ne var ki evhama düşüyorsunuz?” diyor Üstad Said Nursi.
ADNAN OKTAR:Bak, o devrin şiddetini görüyor musun? O devirde de Bediüzzaman’ı çok tehlikeli bir insan olarak gösterdiler. İşte çocukları ailelerinden kopartan, hatta evde gizlice rakı içen, eve kötü kadınları aldığını iddia ediyorlardı, Mehdilik iddiasında bulunduğunu söylüyorlardı, devleti yıkmaya kalktığını, işte, çıkar peşinde olduğunu, buna benzer çok fazla iddiada bulunuyorlardı. Bu çok samimiyetsiz ve çok çirkin iddialardı ama o devirde buna inanan vicdanı zayıf insanlar çıkmıştı. Hem de bayağı inanıyordu adam ve Bediüzzaman’ı o yüzden yalnız bıraktılar. Birçok yönde, sadık talebelerinin dışında yalnız bıraktılar. Korku damarı şu an daha da şiddetlenmiş durumda. Çünkü o zamanlar işte gazetede haber olmaktan falan, tutuklanmaktan çekiniyorlardı. Şimdi internette de haber olabiliyorlar, televizyonlarda haber olabiliyorlar, radyolarda haber olabiliyorlar, daha da yaygın şekilde haber olabiliyorlar. O yüzden korkunun şiddeti daha da arttı. Onun için böyle göğüs göğse aslan gibi, İslam’ı, dini savunan, samimi olarak İslam’ı savunan insanlar azaldı. Genelinde ya kaçarak, ya göçerek, ya perde arkasından, ya titrekçe, ya işte biz de enteliz, biz de zaten sosyalistiz, Darwinistiz, mateyalistiz, bizim de sizden farkımız yok tarzında veyahut buna benzer. Yani zaruri olmadığı halde, çok çok zaruri olsa belki, yani olağanüstü durumlarda belki olabilir ama böyle bir şey olmadığı halde, böyle bir konuma düştüler ve buna rağmen daha hala 1000 yıl sonra İslam ahlakının hakimiyetinin olacağını söylüyorlar. 570 yıl sonra İslam ahlakının hakim olacağını söylüyorlar...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler