Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv ve Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR:... Bediüzzaman’ın o korku ve havf damarıyla ilgili konuşmasını bir daha okusana.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havf (korku hissi) dir.
ADNAN OKTAR:İnsandaki bak, “en mühim duygu” diyor, bak korku hissi, evet.
OKTAR BABUNA:“Dessas zalimler bu korku damarından çok istifade etmektedirler.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bakıyor adamın en büyük zafı ne? Korku. “Tamam ben bu korku yönüyle buna yanaşayım, ben bunu korkutayım” diyor. Korkutmanın birçok yönü var ve hakikaten de rahatça korkutuyorlar. Mesela bak benim aleyhimde her gün yazı çıkıyor. Gazetelerde bugün de var, ertesi gün de var. Vız gelir, tırıs gider. Yani alayınız bilmem ne olsa kaç yazar, yani her yerin yazar olsa kaç yazar. Bana o değil, onu yüz mislini, bin mislini yapsalar yine etkili olmaz. Korkmanın k’sini bile kabul etmem. Bak, alayına meydan okuyorum, yani artık düz gidiyorum. İddia Edilen Ergenekon Örgütü’ne. On binlerce, yüz binlerce elemanı var İstanbul’da. Bak düz gidiyorum. PKK’ya düz gidiyorum. Darwinistleri yerle bir ediyorum. Yani bütün karşıt unsurlara, yanlış düşünenleri fikren eziyorum, ama gıkları çıkmıyor. Bu tip yazılar, işte bilmem neler, iftiralar, şunlar bunlar, falan. Ben de diyorum ki; onar onar, yüzer yüzer, biner biner gelin, vız gelir, tırıs gider. Bak ben buradayım sürekli, bir yere kıpırdadığım yok, inşaAllah. Her şeyi tehdit ediyorlar, “seni hapse attırırız” diyorlar, işte “öldürürüz, asarız, keseriz, bilemem ne falan. Ben de diyorum, elinizden geleni ardınıza koymazsanız en aşağılık adam sizsiniz diyorum, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Onunla, korkakları gemlendiriyorlar”.
ADNAN OKTAR:Gemlendiriyorlar. Korkak olanları böyle hayvana benzetmiş. Ayıya falan gem vururlar yahut ata gem vururlar yahut eşeğe gem vururlar. At gibi, eşek gibi korkuyorlar diyor, gemlendiriyor ne demek? Yönlendiriyor, çekersin gemini, korkaktır istediğin yere götürüsün. Mesela öyle yine bir Şeyh Efendi var. Bir süre önce bir yere gitmiş. Orada onunla konuşuyorlarmış, korkudan su kabı varmış elinde, elindeki su kabını düşürmüş, baygınlık falan geçirmiş. Yani o korkunun arkasından da sıfır numara Darwinist oldu ve çalgıcı, çengici havasına girdi ve bambaşka bir adam oldu. Üstelik de müzik haramdır diyen adam. Yani. İslam’da şiddetle haramdır diyen adam, çalgıcı, çengici havasına girdi. Bu nedir? Bu korku işte. İmparatorluğuma bir şey olursa, canıma bir şey olursa. Ne olur? En fazla şehit olursun, bu kadar aşağılatmaya gerek var mı kendini? Bu kadar perişan olmana gerek var mı. O canını ille koruman mı gerekir o şekilde? Ne oldu, ne faydan oluyor? Halbuki şerefinle mücadele etsen, sana saygı duyarlar. Mesela nitekim baktım adamla ilgili, hakikaten aşağılıyorlar, adam yerine koymuyorlar. Yani dönek ve oynak olarak biliniyor. Çok kötüdür bu. Mesela seni sevenleri de küçük düşürmüş oluyorsun, onları da mahcup ediyorsun. Senin ecdadın, neslin böyle miydi? Onlar tehlike, korku yaşamadılar mı? Ama aslan gibi karşı koydular. Sen de Allah için karşı koysana, yiğitçe bir tavır koysana. Gidiyorsun cinsi sapıklarla birlikte toplu resim çektiriyorsun. Olmadık şaklabanlıkları yapıyorsun, ondan sonra “ben ehli sünnetin kalesiyim” diyorsun. Ondan sonra Üftade Hazretlerinden, Şeyh Abdülkadir Geylani, İmam-ı Rabbani’den bahsediyorsun arkasından. O ağza o insanlar gidiyor mu?
OKTAR BABUNA:Gitmiyor Hocam tabii ki.
ADNAN OKTAR:Tabii, ağzına almaman lazım o durumda, inşaAllah. Yahut ağzına alıyorsa, konuşuyorsa, onlara uygun bir hayat yaşaması lazım. Evet, devam et Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Ehl-i dünyanın hafiyeleri ve ehl-i dalaletin.
ADNAN OKTAR:Hafiye; ajan, casus, evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Ve ehl-i dalaletin propagandacıları, avamın”
ADNAN OKTAR:Gazetecileri o zamanki, radyo yani onları kastediyor.
OKTAR BABUNA:“Avamın ve bilhassa ulemanın bu damarlarından çok istifade ediyorlar”.
ADNAN OKTAR:Bak, o devirdeki anlatılıyor, yani gazeteciler, bir kısım haber yayan kişiler ve ilgili hafiyelerdeki muhbirler, münafık casuslar, haber götüren üçkağıtçı sahtekarlar. “Bilhassa ülemanın” diyor, yani “bir kısmı tarikat şeyhleri, mürşitler, alimler veyahut yazarlar, din alimleri olarak bilinen kişileri korkutarak pasifize edip etkisiz hale getiriyorlar” diyor. Ya kendilerine çeviriyorlar, Kehf Suresi’nde var. Diyor; “ya sizi kendi dinlerine çevirirler yahut taşlayarak öldürürler” diyor. Şimdi bunlar da kendini onlardan yana çevirlmiş oluyorlar. “Biz sizin gibiyiz, sakın yanlış anlamayın, bize dokunmayın falan” havasında oluyorlar.
OKTAR BABUNA:“Korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar”.
ADNAN OKTAR:Bak, hakikaten çok rahat korkuyorlar, yani böyle sinek gibiler. Rüzgar esse, hemen anında hopluyor, anında korkaklar. Bak, evham, bir de evhama da. Mesela bir haber yayıyorlar acayip evhamlanıyorlar. Ben gözümle gördüm. Bizi asacaklar, kesecekler, hapsedecekler, dövecekler, sövecekler falan. İşte şu olacak, bu olacak, işte dağıtacaklar, şirketimize el koyacaklar, bilmem ne, falan böyle haberler yayılınca, dimağları donuyor, akılları gidiyor böyle. Aklını kaybediyor yani. Dolayısıyla da mücadele güçleri sıfıra yakın oluyor. Hatta bunaldığı için en değerli alimleri bile tanımazdan gelmeye başlıyorlar. Yani o şeyden kurtulup, entel, dantel ben de sizdenim havasını verebilmek için. Evet.
OKTAR BABUNA:“Çok ehemmiyetsiz evham ile, çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar”.
ADNAN OKTAR:Tabii ki Ahiret hayatı önemli. Haysiyeti, şerefi her şeyi gitmiş oluyor. Onuru, yiğitliği, delikanlılığı hiçbir şeyi kalmıyor. “Korkak, aşağılık, pısırık, hımbıl, ondan sonra nereye çeksen o tarafa giden, gemlenen, hayvan gibi ürkmüş mahluk havasına giriyorlar” diyor Bediüzzaman. Evet.
OKTAR BABUNA:“Hatta bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer”.
ADNAN OKTAR:Bak, çok manidar bu, tabii. Sinekten kurtulayım derken, gidiyor cinsi sapıklarla resim çektiriyor. Çalgıcı, çengici takımın şeyi oluyor. Neyse ne artık. “Karşıyım” diyor ama önce bak, “karşıyım, ben ehl-i sünnetim” diyor. Sonra da o ekibin içine giriyor. Böyle tipler treni hiç kaçırmaz. Yani gelen ilk trene binerler. Sen kendini götürecek trene binmez. Mesela bekler peronda hangi tren geliyor, mesela hiç alakasız bir semtin treni, alakası yoktur, direk atlar trene gider. Yani maksat kurtulsun. İlgili treni beklemez o, anlaşıldı mı? Meşhurdur, bilinen bir şeydir, ben onun için söylüyorum. Bilinen bir dar bir meseledir, inşaAllah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler