Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bak; “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.” Kof kütük gibi, boşturlar diyor Allah. “Her çağrıyı kendi aleyhlerine sanırlar.” Bak dayandırılmış ahşap kütükler gibidirler. Bir yere dayanmışlar, mutlaka dayanacaklar bir yere küfre sırtlarını dayarlar. Kütük nereye dayanır, mesela duvara dayanır, münafıklar da küfre dayanmışlardır. Allah odun gibi olduklarını söylüyor, kütük gibi, kütüğe bir şey anlatsan ne anlar? Anlamaz. Bir şey söylesen kavrayamaz. Kütüktür adı üstünde. Ruhsuz ve ölü varlıklardır münafıklar, ruhları şeytan tarafından istila edilmiştir. Artık şeytan konuşur onların ağzından, şeytan adına eylem yaparlar, şeytanlaşmıştır. Bir kütüğe şeytanın hulûl ettiğini düşün, o tarzdadır. “Onları dinlersin” diyor, çünkü şeytani konuşma olduğu için zekice konuşur münafıklar, ama ahmaktırlar, konuşma ahmak ama zekicedir, inşaAllah. “Dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler” yani kasıt da gözlerindeki ve üstlerindeki o ruhsuzluk, ölü bünye, ölü bir bedene sahip olduklarını söylüyor Allah. Hani var ya ayette; “Gözleri var görmezler, kulakları var işitmez. Onlar hayvanlar gibidirler, hatta hayvanlardan da aşağıdırlar” diye, işte Allah onu kütük olarak açıklıyor. Münafığın özelliği, kütüktür. Ama şimdi münafık konuştuğunda da insanlar, ya der, bak münafık geldi şunu yapıyor, bunu yapıyor, sanki hakikaten kayda değer bir varlık zanneder insanlar. Halbuki, bir kütüğe şeytanın ilka olması yani şeytanın oraya hulûl etmesiyle oluşan bir varlıktır. Dolayısıyla karşımızda şeytan var. Ve şeytanla bir mücadele var. Mümin zaten şeytan ile mücadele eden bir varlık. Onun için münafığın bir gücü yoktur. Şeytan gibidir. Şeytan gibi zeki fakat şeytan gibi de ahmaktır. Şeytan gibi başını belaya sokar. Şeytan gibi kendi canını yakar. Şeytan bütün ömrü boyunca sürünen ve acı çeken bir varlıktır. Bütün ömrü acıyla geçer şeytanın. Münafığın da bütün ömrü acıyla geçer. Bak; “ Her çağrıyı kendi aleyhlerine sanırlar.” Şimdi bir gazete haberi onun için aleyhte bir haberdir, Müslümanların herhangi bir atağı aleyhte bir haberdir. Mesela, araba geçse ev sallansa deprem oluyor zanneder. Yani münafık çok manyak bir varlıktır. Mesela cildinde bir kızarıklık olur, onun ölümcül bir şey olduğunu düşünür. Ama bundan kurtulamaz, söylese de kurtulamaz. Deli gibi yaşama hırsı vardır münafığın, deli gibi sonsuz yaşama arzusu vardır, şeytani bir yönüdür o. Tabii ki insanda böyle bir içgüdü var ama o Allah’sız dinsiz yaşamayı ister. Fakat münafık, o kadar ustaca ve o kadar zekice Allah’ ı anar ki yani insanlar gayri ihtiyari ‘herhalde bu Müslümandır’ diye düşünür. Hâlbuki münafık net dinsizdir. Kesin dinsizdir. Ve kesin Allah düşmanıdır. Ama bunu çok şeytani bir kararlılık ve zeka ile örter ömrü boyunca, sezdirmez. Ahirette belli oluyor, yani net dinsizdir. “Onlar düşmandırlar.” Bak Allah vasıflarını söylüyor, Müslümanlara kesin düşman. Müslümanın ‘münafık zarar vermez’ diye itinasını, dikkatini, savunma refleksini kapatmaması gerekiyor. Bak Allah kesin hükmünü vermiş; “Onlar düşmandırlar”. Nasıl şeytan düşmansa, münafık da düşmandır. Öldüresiye düşmandır, ölümüne bir düşmandır. Müslümanların sürekli açığını arar. Mesela asrımızın inkârları ne yapabilir; mesela basında aleyhte haber çıkarttırmak, ihbarda bulunmak, yalancı şahitlik yapmak, sahtekârlık yapmak, suikast hazırlamak, pusu kurmak, fitne çıkarmak, oraya buraya yalan haberler yaymak, dedikodu yapmak, Müslümanları birbirine düşürmek gibi faaliyetler olur. Yani bu düşmanlık vasfı asla kalkmaz. O yüzden ‘ya bu adam zararsız adamdır’ diye dikkati münafıkların üzerinden çekmek Müslümanlar için çok büyük bir gaflet olur. Münafığı Allah öyle yaratıyor. Şeytan mesela, şeytandan zarar gelmez dediğinde çok büyük başını derde sokarsın. Şeytana karşı teyakkuz esastır. Şeytan insanı dinç tutar, canlı tutar. Şeytan kendini yakar ama Müslümanın dinç kalmasını sağlar. Münafık da öyledir, dinç kalmasını sağlar Müslümanın. Neşe ve canlılığını sağlar. Öbür türlü Müslümanlara meskenet ve bitkinlik verir. Münafık olmadığında meskenet ve bitkinlik olur. Münafıkla Müslümanlar aktivite ve canlılık kazanıyorlar, atağa geçiyorlar. Yani mesela bak Erbakan Hocamı canlandıran nedir? Münafıklardır. Ben adı geçen kişileri, Numan Kurtulmuş’u falan tenzih ederim. Saadet Partisi’ndeki o canlı, aktif topluluğu harekete geçiren kimdir; münafıklardır. Onlar onları heyecanlandırır. Ama tekrar diyorum ben Numan Kurtulmuş’u tenzih ediyorum, ayrı bir konu anlatıyorum. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) döneminde sahabeleri de müthiş coşturan bir topluluktur. Müslümanları da her devir takip edecek, Mehdi(a.s.) devrinde de münafıklar, Mehdi(a.s.) cemaatinin şevkini ve heyecanını, azmini ve gücünü artırmasına vesile olan varlıklardır. Münafık gün be gün yanar, yakar kendini. Hep hayıflanır, geçen günlerine yanar, verdiği emeklerine yanar, verdiği imkânlara yanar, her gün hayatından biraz daha günün geçmesine yanar, sağlığının gittikçe bozulmasına yanar, çektiği acıya yanar, çektiği gerilim ve ızdıraba yanar. O acılar onda katlanır katlanır yumak olur ve onu boğmaya başlar. Münafığın özelliğidir bu. Bak; “Bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının” Allah’ın emri. Bak; “Bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının”. Yani savunma refleksi güçlü olsun. Dikkat edin, iyi takip edin, özenli olun, açık vermeyin, keskin bir dikkat, keskin bir uyanıklık sizin üzerinizde olsun, hiçbir şekilde meskenete düşmeyin. Bu çok güzel bir şey Müslüman için. Meskenete düşmüyor, dikkati açık, keskin, uyanık, atak ve çok güçlü olun diyor Allah. Bak; “ Onlardan kaçıp- sakının”. Nasıl olur bu? Güçlü olarak yapabilirsin. Ve ittifak… Müslümanların birbirini çok iyi koruyup kollaması ve birbirlerine kenetlenmesi. Savunma başka türlü nasıl yapılabilir? Kuran’da; “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi mücadele edenleri Allah sever” diyor şeytandan Allah’a sığınırım. İştekurşunla kaynatılmış binalar gibi olmayı münafık sağlar, aynı zamanda o şevki verir. Bak; “Bu yüzden” diyor Allah gerekçe gösteriyor “onlardan kaçınıp-sakının” yani gerekli tedbirleri alın, uyanık olun. “Allah onları kahretsin” diyor Cenabı Allah. Biz de diyoruz Allah onları kahretsin. Münafıkları kahretsin. Şimdi bu ne demektir? Allah onları kahredecek demektir. Nasıl kahrediyor? Psikolojik olarak kahrediyor. Cehennemde de, cehennem ateşiyle kahreder, ama dünyada bayağı acı çeker münafıklar. Bu bir mucizedir, neşelenemez, mutlu olmaz, hiçbir münafık mutlu olamaz. Devamlı acı içindedir, bu çok hayret verici. Müslümanlar açısından neşelendirici, onlar açısından da ızdırap vericidir. Hiçbir münafık gerçek anlamda mutlu olamaz, neşelenemez, içinde hiçbir şekilde bir ferahlık olamaz, acayip şekilde gerilim içerisindedir. İşte bak Allah diyor ki; “ Allah onları kahretsin” diyor. Kahır yani azap, inşaAllah. “Nasıl da çevriliyorlar”. Çok abidik gubidikdir münafıklar. Mesela sürekli oynar. Müslümanın yanında böyledir, Şeyh Nazım Hocamın cemaatine gider, orada Şeyh Nazım’ı çok seviyor gibi gösterir, Cübbeli’nin yanına gider ondan yana gibi gösterir, Nur talebelerinin yanına gider onlardan gibi görünür, bizim yanımıza gelir bizi seviyor gibi görünür, komünistlerin yanına gider komünist gibi görünür, satanistin yanına gider satanist gibi görünür, manyaktır böyle. Bak Allah ona dikkat ediyor; “Nasıl da çevriliyorlar” diyor Allah. Yani sürekli oynaktır, sürekli şekilden şekle girer münafık...
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler