Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... “İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) müminleri ayırdetmesi; münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: ‘Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın’ denildiğinde, ‘Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik’ dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.” Ali İmran Suresi,167. ‘İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün’, münafık neyi bekler? Müslümanlara saldırma gününü bekler. Bak diyor ki; “İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün”. İşte münafığın en belirgin olarak kendini ortaya koyacağı vakit o gündür. O günün ne olduğunu söylüyor Allah. Müslümanlara saldırı anını bekler münafık. İki topluluk, biri Müslüman topluluk, öbürü de Müslümanlara saldıran topluluk. Herhangi bir topluluk, Müslümanların aleyhine. Bu anı beklediklerini görüyoruz. Münafık aylarca yıllarca bekler saldırı anını. “…size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi” bunu münafık bilmez. Allah’ın yarattığını bilmez o saldırı olayını. Rastgele oldu zanneder. “(Bu, Allah'ın) müminleri ayırt etmesi; ve münafıkları yapanları belirtmesi içindir.” Münafık bunu bilmez. Hâlbuki mümin için bir şeref bu. Müminin makamı yükseliyor, derecesi yükseliyor. Gerçek samimi bir mümin ve arif mümin, halis mümin, razılardan olan mümin, razılardan yazılan mümin olmak konumuna gelmiş oluyor inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle. “Onlara: ‘Gelin, Allah'ın yolunda savaşın’”, münafığın en rahatsız olduğu söz bakın; “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın", münafığın zaten bizzat mücadele ettiği bir sistemi var, sen ona teklif etmiş oluyorsun. Müslümanlar bilmediği için iyi niyetle ‘gel tebliğ yapalım, İttihad-ı İslam’ı yapalım, Türk İslam Birliği’ni kuralım’ diyor. Sen onu can evinden vurmuş oluyorsun bu dediğinle. “ ‘Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik’ dediler.” Bak çok şeytani bir cevap. “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik”, bunu söylemenize bile gerek yok, tabii ki izlerdik sizi. Bak münafık ve üst perdeden bir üslup, ama savaşmayı bilmiyoruz diyor. Münafık işine gelen yerde biliyor havasındadır, işine gelmediği yerde de bilmiyor havasındadır. Bak burada bilmiyoruz diyor. Ve yalan söylüyorlar tabii. “O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar.” İman değil de, küfür yönü daha çok görünür yani. İmana benzer yönleri de var ama küfür alenen belli oluyor. ‘Bakan için açıktır’ diyor Allah küfre yakınlıkları. “Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.” Kalplerinde böyle bir şey yok ama ağızlarından çıkan başka türlü oluyor. “Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir”. Asıl kalplerinde, işte gizli tutar münafık, öfkesi ve kini kalbindedir o onu yakar, bitirir. Onun şiddeti çok şiddetli oluyor, çapı bayağı güçlü oluyor. Öfke de insanı çok yakan bir şey, o onun kendi içinde kilitlenmiş bir belaya dönüşüyor. Müslümanın haberi yok, onun içindeki öfkeden haberi yok. Öfke onun içine bir ateş gibi düşmüş. Normalde Müslümanların aleyhine olması lazım değil mi o öfke? Onun vücuduna saldırıyor, onu boğar öfke. Onun için diyor ki Allah; “Öfkenizle ölün” diyor. Öfkeleri öldürücü bir güç olarak vücutlarında onlara saldırır. Gece gündüz onları çökertir, darmakeşan olurlar...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler