Adnan Oktar`ın 6 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Mehdiyeti Allah o kadar mükemmel yaratmış ki, çok zevkli. Mesela bak,Nur talebelerine Bediüzzaman’ın ne demesi lazımdı; ‘Risale-i Nur’un sahipleri sizsiniz evlatlarım’ demesi lazımdı. Başka türlü ne denir? Bu denir. Bakın hiç görülmemiş bir şey söylüyorBediüzzaman; “Risale-i Nur’un sahibi Nur talebeleri değildir” diyor. Çok acayip ve “Peki kimdir Üstadım” diyoruz, “Mehdi(a.s.)’” diyor, “Mehdi(a.s.) ve şakirtleridir gerçek sahipleri” diyor. Çok şaşırtıcı bir şey mesela, ben ilk defa görüyorum. Abdülkadir Geylani benim eserlerimin sahibi benim talebelerim diyor, İmamı Rabbani benim talebelerim diyor. Ama Bediüzzaman benim talebelerim sahibi değildir diyor. Mehdi ve şakirtleri sahibidir diyor. Bu demektir ki Nur talebelerinin üstüne Cenabı Allah bir manevi bulut çekecek. Epeyi bir kısmının hepsi değil, epeyi bir kısmının ve Mehdi(a.s.)'yi anlayamayacaklar. Çünkü eğer Nur talebeleri başlangıçta Mehdi(a.s.)’yi anlamış olsalardı, bu Mehdiyet için çok riskli olurdu, yani Mehdi(a.s.) adım atamazdı o zaman. Çok büyük olay çıkardı. Mehdi(a.s.)'nin bir perdesi oluşmuş oldu. Yetmiş kat perdeye sarılı Mehdi(a.s.), her sene bir perdesi açılacaktır. Şimdi ben o perdelerden birini yırttım. Açılacak, açılacak, açılacak, açılacak en sonunda yetmişinci perdeyi açtığımızda, bu kim diyeceğiz, ‘e malum’ diyeceğiz. Bak Mehdi(a.s.)’dir demeyeceğiz. “Malum.” Çok özür dilerim eşek olsa anlar, o hale gelecektir, inşaAllah. Şimdi anlaşılmama Mehdi(a.s.)’nin lehinedir. Mehdiyetin lehinedir, Mehdi(a.s.) talebelerinin lehinedir, örtülerden bir örtüdür, yoksa anlaşılmayacak bir yönü olmaz.
Bakın diyor ki Bediüzzaman; Sikke-i Tasdik-i Gaybi sayfa 9, bakın perdelemenin şiddetini görmeniz açısından, daha önce de söylediğim bir konu, yani olayın büyüklüğünü görün diye söylüyorum, yani harika, nasıl bir perdeleme olmuş ilahi bir perdeleme, Cenabı Allah tabii gücü veriyor. Fakat tabii deccalın gücünü veren de Allah’tır. Deccal insanlığın beyninin üstüne bir perde çekiyor. Ama bu Mehdi (a.s.)’nin lehinedir, güya Mehdi(a.s.)’nin aleyhine yapıyor fakat o yetmiş perde hepsi lehinedir. “Ümmetin beklediği” şimdi eğer benim kafamın üstünde bir örtü yoksa kafamda bir örtü yoksa ben bunu hemen anlarım. Ne anlarım? “Ümmetin beklediği” Müslümanların beklediği bir şey, bir varlık, bir kişi. “Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek zatın” şimdi benim kafamda bir örtü yoksa ben bunu hemen anlıyorum. Nitekim yok. “Ümmetin beklediği” beklenen bir kişi var demek ki, ümmet bekliyor, Ahir zamanda gelecek ve “gelecek” diyor zaten “zat” diyor. Zat bir kişi için denir. “Üç vazifesinden” üç vazifesi olan ahir zamanda bir zat gelecek diyor Bediüzzaman. Siyaset, diyanet ve saltanat âlemlerinde vazife yapacak bir şahıs, anlaşılamayacak bir yönü var mı? Yok. Şimdi perde olduğunda otuz kere anlatsan, yetmiş kere anlatsan bunu adam bizim anladığımız açık sarih anlamı gibi görmez. “Ümmetin beklediği” diyor ya istediğin kadar ‘bekleme’ de sen, o beklemeyi kabul etmez. Beklediğim bir şey yok der o, ‘beklemek gelmiş anlamına geliyor’ diyor. Ahir zamandan kasıt ‘Bediüzzaman’ın bulunduğu andır’ diyor. ‘Zat’tan kasıt ‘şahsı manevidir, çoğunluktur” diyor yani ‘milyonlarca insanı kastediyor’ diyor. Allah sana bir hayır versin bir bereket versin diyeceksiniz. Allah hidayetini artırsın diyeceksiniz. O perdenin üstünden kalkması için dua edeceksiniz. Kalkmış olsaydı perde Mehdi(a.s.)’nin aleyhine olurdu. Çok aşikâr bir şey olurdu. Mehdi (a.s.)’nin cemaatinin küçük olması gerekiyor, 313 kişi, bu Allah’ın kaderde takdiri, 313’ü aştın mı tehlike başlar, küçük olacak Allah böyle takdir etmiş. Tevrat’ta da böyle geçiyor, İncil’de de böyle, Kuran’daki işaretlerde de, Kuran’da çok fazla işaret var. Ehli Bedir’in sayısından anlıyoruz, Ashab-ı Kehf’ten anlıyoruz, Hz. Musa’nın talebelerinden anlıyoruz…
OKTAR BABUNA: Talut’la nehri geçenlerden…
ADNAN OKTAR: Evet Talut’la nehri geçenlerden her yerden anlıyoruz. Sayısı az olacak. Mehdi(a.s.) ne kadar gayret ederse etsin İslam âleminin en küçük cemaati olmaya mahkûmdur. Gücünü oradan alır çünkü, küçüklüğünden alır. Atom bombası bir şehri yok ediyor. Öyle olunca insan düşünür, ya dersin böyle bir bombanın en az iki kilometre boyunda, bir kilometre de çapında olması gerekir, en az ki öyle bir bomba etkisi yapsın, en az. E ne kadar? Bir metrelik falan bomba, ama hidrojen bombası bütün şehri buhar ediyor. Mehdi(a.s.) de öyle atom bombası gibidir, küçüktür, cemaati de küçüktür fakat etkisi dünya çapındadır. Dünyadaki deccaliyeti kökten yıkıp, atacak güce sahiptir. Ve şeytana diz çöktürüyor ordularıyla beraber, bak şeytana ordularıyla beraber diz çöktürüyor. Mehdi (a.s.)’nin önünde diz çökecekler. Bunu ne kadar zamanda yapıyor? 70 yılın içinde bitiriyor hepsini. O 70 yılın içerisindedir Mehdi(a.s.)’nin hayatı da, talebelerinin de. Bediüzzaman diyor zaten; “Bir taife-i mücaihide’nin son zamanlarına bakar” diyor. Bir azam diyor, büyük bir cemaatten bahsediyor, işte o kastedilen cemaat Mehdi(a.s.) cemaatidir. Hicri 1506, biz 1431 deyiz, 1506 ve 1507’den itibaren bitiyor, bu kadar. Onun için kardeşlerimiz telaş ediyor diyorlar ki; ‘Mehdi (a.s.) niye bilinmiyor, herkes bilsin’. Bilindiğinde Mehdiyet ilerleyemez. Onun için ne yaparlarsa yapsın kardeşlerimiz Mehdiyet bilinmeyecektir. Hüsnü zan olacaktır, fakat bilinmeyecektir...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler