Adnan Oktar`ın 7 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... ADNAN OKTAR:Yani benim gördüğüm, bir kısım Nur talebeleri bizim bildiğimiz tarzda bir hayat yaşamıyorlar. Yani bambaşka bir dünyaları var. Yani biz Risale-i Nur’daki anlatılanlar olarak biliyoruz. Biz samimi inanıyorlar zannediyoruz. Yani hadislere samimi inanıyorlar, Risale-i Nur’a samimi inanıyorlar, Kuran’ın hakimiyetle ilgili ayetlerine samimi inandıklarını zannediyoruz. Ama bunlar özel hayatlarında, kendi aralarında bambaşka bir hayat tarzı kurmuşlar. Yani bizim anlayamayacağımız derecede garip, tahmin tahayyül edemeyeceğimiz derecede yanlış, tahmin edemeyeceğimiz derecede yine bizi şaşırtacak bir ruh hali ve özel bir felsefe geliştirmişler. Böyle Nur talebeliği olur mu kardeşim?
OKTAR BABUNA:Olmaz Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani sen istediğin gibi, istediğin hükmü, istediğin hale getiriyorsun. Ahir zamana bakan ayetleri, İslam ahlakının dünya hakimiyetiyle ilgili ayetleri, Bediüzzaman’ın sözlerini, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bütün hadis-i şeriflerini faraziye haline getiriyorsun. Ve adamlar acayip gönlü müsterih, çok rahat bir üslupla bunu söylüyor, çok çok rahat. E kardeşim sen bunu çıkarttığında, Buhari’deki, Müslim’deki bu hadisleri çıkarttığında orada namazla ilgili hadisler var, oruçla ilgili hadisler var, zekatla ilgili hadisler var; onları da çıkaracaksın. “Bunlar da faraziye” diyeceksin. E ondan sonra din, din kalıyor mu ki o zaman ortada?
OKTAR BABUNA:Kalmaz tabii Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani İslam ahlakı dünyaya hakim olmasını istemiyorsa bir Müslüman, bunu faraziye olarak görüyorsa, İttihat-ı İslam’ı faraziye olarak görüyorsa, din nasıl kalsın geriye? Ne demek istiyorsunuz. Yani açıkça söylesenize yani ağzınızın altındakini. Yani Müslümanların içine bu düşünceyi nasıl sokabiliyorlar? Ve nasıl buna karşı bir şaşırma, hayret etme ve akılcı, ilmi bir reaksiyon olmuyor yeteri derecede? Ben buna şaşırıyorum.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Cübbeli çıkıyor, adam mesela; “beş yüz yetmiş sene sonra” diyor, kestirip atıyor. Öbürü diyor ki; “bin yıl sonra” diyor, o da kestirip atıyor. Öbürü “hiç yok” diyor, o da kestirip atıyor. Bir de bu adamları dinliyorlar. Bayağı bir insan dinliyor. Hiç insan şaşırmaz mı. Mesela sorsana; “Peygamberimiz (s.a.v.)’in bütün bu hadisleri çıkmış, Bediüzzaman da bunu söylüyor, bu kadar Ehl-i Sünnet alimi bunu söylüyor, nereden çıkartıyorsunuz bunu?” demeleri lazım. Mehdi (a.s.) taraftarları bütün güçleriyle gayret ediyorlar şu an. Ama bir de Mehdi (a.s.) taraftarı olmayanlar var; onlar da bütün güçleriyle gayret ediyorlar. Yani Müslüman olmuş olsa bile Mehdi (a.s.) taraftarı değil. Yani “Müslüman’ım” diyor; ama Mehdi (a.s.) taraftarı değil. Halbuki Müslümanların birliğinden yana olmayan bir kişi, Müslümanlardan yana olması çok zordur. Yani hakkı, hakikati, güzelliği, iyiliği, sevgiyi dünyaya hakim etmek Müslüman’ın üstüne farzdır. İttihat-ı İslam’ı istemek farzdır. Buna karşı bu suskunluk çok şaşırtıcıdır. Biz demek ki yeteri kadar anlatmamışız şu ana kadar. Daha kapsamlı, daha çaplı olarak bundan sonra anlatacağız. Daha genişleteceğiz. Bununla ilgili daha çok kitaplar çıkaracağız, dergiler çıkaracağız; anlatımı genişleteceğiz. Ben bu mühendislik projesini altüst edeceğim.
OKTAR BABUNA:EvelAllah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben böyle bir mühendislik projesi istemiyorum. Yani, “el mi yaman, bey mi yaman?” demişler, “bey hepsinden yaman” demişler. “Hodri meydan” diyorum, inşaAllah. Görüşeceğiz inşaAllah. Böyle göz göre göre, milletin gözünün içine baka baka, alay eder gibi, insanların zekasıyla alay eder gibi, böyle bir üslup kullanmak çok acayiptir. Yani Ahir zamanın garip bir tavrıdır.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Resullerimiz Diyor Ki
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler