Adnan Oktar`ın 8 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
OKTAR BABUNA:Ahmet Hakan bir yazı yazmış Hocam bugün. “Bir arı için yarım saat ağlanacaksa” diye bir başlık atmış. Burada özetle şöyle diyor, “Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dünkü yazısına ithafen eleştirilerini söylüyor. “Eğer,” örnek olarak verirsek, “"kanadı kırık zavallı bir arı" için yarım saat ağlanacaksa,” Fethullah Gülen Hocaefendi öyle söylemişti dün, “Silivri zindanında suçlarını bile bilmeden tutuklu olarak yatan insanlar için ağlama süresi ne kadardır acaba? Eğer "kanadı kırık zavallı bir arı" için yarım saat ağlanacaksa, uydurma suçlamalarla apar topar kodese tıkılan bir polis müdürü için ağlama süresi ne kadardır acaba?” gibi böyle iddia edilen Ergenekon tutukluları ve diğer olayları alarak böyle, orada o kadar ağlanacaksa bunlarda ne yapılması gerekir gibi bir mantık kurmuş kendince.
ADNAN OKTAR:Peki, sen ne diyorsun?
OKTAR BABUNA:Siz söylediniz Hocam, çok abartıyorlar diye bu gelişen olayları. Fethullah Gülen Cemaati’ne ithaf ediyorlar gelişmeleri. Siz demiştiniz ki, “çok abartılı bir güç ithaf ediyorlar” demiştiniz. Bütün o gelişen gelişmelerin arkasında onların olduğunu düşünerek, ben öyle anladım Hocam, yanlış da olabilir tabii ama sanki onu kastediyor gibi. Bir de Fethullah Hoca’nın o ifadesini almış, o zaman bunda ne yapılması gerekir gibi bir mantık kurmuş.
ADNAN OKTAR:Şimdi işin doğrusu eğer ağlamak gerekiyorsa, ağlanacak bir şey de yok ayrıca; biz ağlamayız, ağlatırız. Müslüman ağlamaz, ağlatır. Küfür ağlasın, deccaliyet ağlasın, firavunlar ağlasın, zalimler ağlasın, psikopatlar ağlasın. Müslüman niye ağlasın? Ama Hocaefendi kendine has, nevi şahsına münhasır özel bir şahsiyettir, içli bir insandır. Zaten tecridi mutlak gibi bir ortamda, esaret hayatı gibi bir ortamda yaşıyor. Ama illa ağlaması gerekiyorsa bir insanın, bu tutuklanan adamlara ağlamaz, niye ağlasın? Mahkeme ve savcılık, Emniyetten getirdiği delilleri koyuyor, çok fazla sayıda savcı bakıyor, kanuni mecburiyet olarak, kanuni mecburiyet olarak tutuklama talebinde bulunuyor, bu delillerin çokluğundan dolayı. Mahkeme de karar veriyor, tutukluyorlar. İtiraz ediyorsun üst mahkemeye, heyet halinde onlar da diyor; “yok, tutuklamanın devamı gerekiyor.” Canım ciğerim, biz dokuz ay yattık, sen nerdeydin Ahmet Hakan? On ay da akıl hastanesinde yatırdılar beni ve sonunda da ben beraat ettim. Bakın aynı savcı bana; burada aslan kesiliyor, iddia edilen Ergenekon Örgütü vakalarında Ahmet Hakan aslan kesildi. Peki, bizim davalarda niye aslan kesilmedin koçum? Biz bu memleketin evladıyız. Bakın dokuz ay, “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dediğim için, dokuz ay hücrede, on ay da akıl hastanesinde akıl hastalarının içerisinde tutuldum ki kanunen akıl hastaları içinde benim tutulmamam gerekiyor. Çünkü hükümlü olmam lazım, hüküm almam lazım. Ben gıkımı çıkarttım mı? “Hay Allah razı olsun, elinize sağlık, teşekkür ederim” dedim. Allah beni hapse soktu, Allah çıkarttı. Dolayısıyla o zaman sen neredeydin Ahmet Hakan Efendi? Bak şimdi milli avukat kesildin başımıza, ama sırf iddia edilen Ergenekon Örgütü vakalarında milli avukat, ne hikmetse bu Aydın Doğan’ın ekip? Türkiye’de on binlerce mahkum var, bir çoğu bazı makul olmayan sebeplerden düşmüş oluyor cezaevine, bazen de hakikaten iftira sonucu ceza evine düşüyor. Niye onlarla ilgilenmiyorsun, onlar bu vatanın evladı. Niye iddia edilen Ergenekon Örgütü üyeleri, illa onlar yani, niye onlar? Ben bak bir kelimeden dolayı on dokuz ay en feci şartlarda yattım. Benim bulunduğum yerde yedi kişiyi öldürdüler akıl hastanesinde. Sen orada nerdeydin Ahmet Hakan Efendi. Sakallarını sıvazlayarak geziyordun o zaman. Benim evime kokain koydular, yiyeceğime Emniyette kokain karıştırdılar, gıkın çıkmadı hazret, çıtın çıkmadı. Yuttun onları. O zaman niye Aydın Doğan Efendi ortaya çıkmadı? “Ne yapıyorsunuz bu çocuğa, bu gence yaptığınız doğru değil” niye demedi?
OKTAR BABUNA: Tam tersine manşet atmışlardı.
ADNAN OKTAR: Bilakis “Adnan Hoca kokainman çıktı” diye başlık attı. “Adnan Hoca akıl hastası çıktı” diye sür manşet, sekiz sütuna manşet haber yaptı Hürriyet. Askeri hastane de ruhen ve bedenen tam sağlıklı ve sıhhatli diye rapor verdi. Onu niye yayınlamadın? Kokainin evime polis tarafından konduğunu ve yiyeceğime, içeceğime de polis içindeki kişiler tarafından konduğunu mahkeme tespit etti. Polis mi artık bilmiyoruz, kim yaptıysa? Polis diyemeyiz tabii, polis demeyelim de polisin içerisindeki kişiler, yaptığını mahkeme tespit etti ve berat ettim. Bu çok büyük, Türkiye çapında bir olay, bunu niye haber yapmadın?
Bediüzzaman’ın otuz yıl hapiste yatmasını, adamlar iftihar ediyor. İftiharla anlatıyorsun yani bu haksızlığı niye anlatmıyorsun? “Otuz yıl bu insanı niye hapiste tuttunuz” niye demiyorsun? Bediüzzaman’ı. “Ne yaptı bu insan” niye demiyorsun? Yok, iddia edilen Ergenekon Örgütü şöyle. Savcılar, hakimler ellerinden geldiği kadar var güçleriyle samimi gayret ediyorlar, son gayretleri bu işte mevcut kanunlar içerisinde. Ama sen samimi isen bunları gör.
Senin patronunun avukatı şu an bizimle uğraşan kişi o. Senin patronunun avukatı. Bak adamlar hala hızını alamamış durumdalar ve devam ediyorlar, yeni yeni davalar açıyorlar. Yine yeni bir ekip oluştu, onları da biz polise yakalattık. Şantajdan yakalattık ve mahkemeye sevk edildiler. “Para vermezseniz aleyhinize şahitlik yapacağız” dedi adamlar. Biz de “para veremeyiz” dedik, polise bildirdik, polis de yakaladı bunları. Haber yapacaksan sen bunları yap, bunları konuş...
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler