Adnan Oktar`ın 8 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
OKTAR BABUNA:Yine Ali Sirmen de Hocam bu yönde bir yazı yazmış Cumhuriyet Gazetesi’nde, bayağı da saldırgan bir üslup kullanmış Ali Sirmen. “Din devletine son adım” başlıklı yazıda Bardakoğlunu eleştirmiş. Ve bu girişimlerini yapan kişileri de “dangalak Türkler” diye tarif etmiş Hocam. “Bardakoğlu her şeyi o kadar açık söylemiş ki. Hani ne demişler: "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az." Dinin bütün sosyal hayatı kapsadığı yönetimlerin, laik toplumlar olmadığını bilmek için kâhin ya da âlim olmaya gerek yok” diyor. “Dini ve din adamlarını toplumun her bölümüne egemen kılmak isteyen Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla onun memurları imamların, resmi kurum ve kişiler olmadığını söyleyerek, kendi kafasınca bir din-devlet ayrımı yapıyor. Diyanet’in pek becerikli başkanı Ali Bardakoğlu, laik Cumhuriyet’in henüz ayakta kalmış son kalıntılarına darbeyi de, Diyanet’i ve imamı "bütün sosyal hayatı kapsayacak" hale getirerek indirmeye çalışıyor” diyor, devam ediyor; “Bu tehlikeyi görenlere "Beyaz Türk" demek doğruysa eğer, bunların karşıtlarına da "Dangalak Türkler" demek gerek. Tabii siz eğer, onların kişiliklerinde kurnaz satılmışları görüp, hain sıfatını dangalağa tercih etmiyorsanız. Ben hain sıfatının uluorta kullanılmasını sevmediğimden, "dangalak"ı tercih ediyorum” diye de bitirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Kim için söylüyor dangalak diye?
OKTAR BABUNA:Bu karşı olduğu fikirlerine. Bardakoğlu’nun fikirlerini eleştirmiş, onları takip eden inananlara da ‘dangalak’ diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Emin misin? Öyle mi diyor?
OKTAR BABUNA:“Bu tehlikeyi görenlere "Beyaz Türk" demek doğruysa eğer, bunların karşıtlarına da” yani dindarları kastediyor Allah-u alem, “Dangalak Türkler" demek gerekiyor.” O kendisi tehlikeyi görenler grubunda.
ADNAN OKTAR:Canım kötü söz, çirkin söz havaya çıkar, böyle atmosfere. Şöyle bir tur atar. Döner, döner, döner, kim söylediyse gider onun başının üzerine konar, orada durur. Bakın kötü sözün özelliği budur. Havaya uçar, atmosfere, üç bin metre havaya uçar. Şöyle bir haber uçar, gelir söyleyenin başına konar. Haklıysa ilgiliye gider ama haksızsa gider onun başına konar. Bu gözlerini zaman zaman iri açan dedemize bir ithaf edelim.
Kardeşim, şimdi bu klasik işte solun, soldaki bazı şahısların, hepsini tenzih ederim. Solda benim on binlerce, yüz binlerce dostum var, sevdiğim insan var. Soldaki bazı ilginç tipleri söylüyorum, yani benim muhataplarım belirlidir, sayarım tek tek. Çünkü solcudur adam da sosyal demokrasiyi savunur, sosyal adaleti savunur, o benim canımdır. Dürüstlüğü savunur, sevecenliği savunur, iyiliği savunur, kadın haklarını savunur, o benim baş tacımdır; ben onu severim. O değil benim dediğim. Bazı malum tipler işte bu tarz. Şimdi Ali Sirmen’in buradaki üslubunda solun, Beddiüzzaman’ın devrinden beri gelen hatalı bir bakış açısı vardır. Asıl tehlikeyi göremezler, alakasız şeyler üzerine giderler. Kardeşim, bir kere cami imamları zaten mahallede halkla iç içeler, zaten konuşuyor, anlatıyor. Diyanet İşleri Başkanı’nın talimatıyla birden bire atağa geçmeyecekleri belli. Bak hepsi birden aynı şeyi bando gibi çalıyorlar. Diyanet İşleri Başkanı bunu söyledi, hayli oluyor bunu söyleyeli; hangi cami imamı bu söz üzerine atağa geçmiş? Bana Türkiye’de bir tane adam göstersinler, bir kişi, tek bir tane. Adam okur, “iyi, maşaAllah, ne güzel” demiştir cami imamı. Ali Bardakoğlu dedi diye adam harekete geçmez, böyle bir şey olmaz. Cami imamları kendi halinde olan insanlar. Çoluğu, çocuğu var, ailesini geçindiriyor. Devlet memuru, maaşının gelmesini bekler, camide namaz vaktinde millete namaz kıldırır, ezan okur, işine bakar onun dışında. Öyle geniş çaplı bir faaliyet Mehdiyet anlamında bir faaliyet cami imamlarında olmamıştır şu ana kadar, olmaz da. Kendi halinde yaşarlar. Tabii keşke olsa ama nadirdir, yani ender-u nâdirâtta olur. Suç olarak da görmüyorum. Adamın bilgisi, kültürü o kadardır, imkanları o kadardır, o kadar anlatırlar, bildikleri kadar anlatıyorlardır. Zaten soran oldu mu anlatıyorlar. Ama “gelin sizi yönlendireceğim” demez imamlar. “Size ben akıl vereceğim, sizi yöneteceğim” demez. Zaten dinlemez, karşısındaki insan da dinlemez onu yani. Niye öyle bir şey olsun. Ama en iyi anlayacakları şu; bundan dolayı şu ana kadar yani bu olay ile ilgili olarak hareket geçen kimse olmadı, olmaz da. Niye hayali şeyler anlatırsınız? Başörtülü kızlar okula gidince “okul bitecek, mahvolduk” falan diyor. Zaten giriyor o kız çocukları. Kapıda başlarını açıp giriyorlar, çıkınca yine bağlıyorlar başlarını, ne fark ediyor? Peruk takıp giriyorlar yani nedir?Ne oldu Türkiye ye şu ana kadar? Kardeşim, bir kere dünya Darwinizmin ve deccaliyetin elinde şu an, siz neden bahsediyorsunuz? Cami imamları ile bu iş hallolmaz. Yani o konuda Ali Sirmen’in gönlü rahat olsun, öyle bir şey olmaz. Darwinistler, materyalistler, ateist düşünce dünyada hakim şu an. Bunu yıkacak olan Mehdiyettir, Mehdiyet. Bak, ben ona da söylüyorum; tehlike arıyorsa Mehdiyet’te arasın. Asla durduramayacağı bir tehlikeden bahsediyorum ama asla durduramayacağı. Yiğitse, delikanlıysa karşısına çıksın. Ve Mesihiyettir. İsa Mesih (a.s.), bakın ismi bile dillerini eritir bazılarının, İsa Mesih (a.s.). Bunun dışında garibandır benim milletim, imamlarım garibandır. Bıraksınlar yani kendi halinde mazlum, tertemiz; “selam Hocam” dersin, “aleyküm selam” der, mütevazi. Zaten çekingendirler. Zaten ucu ucuna geçiniyorlar. Çocuklarını yetiştiriyorlar. Kendi halinde mazlum insanlardır. Oturup böyle tehlike gibi göstermek çok ayıp, çok ayıp. Ali Bardakoğlu da coşkun bir insan, samimi bir Diyanet İşleri Başkanı olduğu için düşünmüştür; niye herkes tebliğ yapmıyor? Herkes tebliğ yapsın. Herkes dini yaysın. Ön ayak olayım. Ben böyle atıl kalmayayım, tutuk bir Diyanet İşleri Başkanı görünümünde olmayayım. Coşkun ve kararlı olduğumu göstereyim diye hükmen bunu söylemiştir. Ama bunun sonucunda bir santim ilerleme olmamıştır. Hiçbir şey olmaz. Bıraksınlar bunu. Bunlar klasik solun yaygaracı üslubudur. Memleket elden gidiyor falan. Darwinizm gidiyor, materyalizm gidiyor, Sümer dini gidiyor, Firavun’un dini gidiyor. Doğru bunlar. Yani zulüm kalkıyor, kalkacak. İttihad-ı İslam geliyor, Türk-İslam Birliği oluşacak. Güzellik geliyor. Demokrasi gelecek, barış gelecek, insancıllık gelecek; estetik, bilim gelecek, bilimin gerçeği gelecek. Dünyada güzel olan her şey gelecek. Bolluk ve bereket gelecek. Bunu da Mehdi (a.s.) yapacak. “İşimize gelmiyor arkadaş” diyorsanız. Ben size söyleyeyim, isterseniz yemin edeyim, durduramazsınız. Olacak bu yani, inşaAllah. Eğer hedef istiyorsanız, mücadele etmek için, ben size söylüyorum, madem içiniz dolu dolu; Mehdi (a.s.)’dir hasmınız, çıkın karşısına. İsa Mesih (a.s.)’dir hasmınız, çıkın karşısına. Talebelerinin karşısına çıkın. Onun dışında gerek yok yani gariban, mazlum insanlara, benim tertemiz imamlarıma, tertemiz kız kardeşlerime oturup onlara böyle kahramanlık yapmaya, onlara bazı sözler söylemeye gerek yok. Onlar kendi halinde, kendi dünyasında yaşayan insanlar. Bak, Fethullah Hocam da orada mazlum ve “gözyaşı döküyorum” diyor mesela bir arının kanadı için. Bunu iyi niyetle söylüyor yani sevgi anlamında. Bu semboliktir. “Ben bu kadar ince düşünen bir insanım,” “sevgi doluyum”a getiriyor. Yoksa oturup arının kanadı falan tabii o bir anlatım metodudur. Dedi ki mesela; “mezarlardaki adamlar bile kalksın, gitsin oy kullansınlar” dedi. Bu sembolik bir anlatımdır. Ama hakikaten içli bir insan.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...