Adnan Oktar`ın 8 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Sofi meşrep yani böyle tarikat ehli gibi görünen fakat tarikatların içerisine sızmış bazı kahpe münafıklar, yani o zaten tarikatın içerisine aynı zamanda onlar ajan, muhbir olarak girerler. Yani, kahpedir onlar, bilemezsin. O der ki: “Ben falanca kişiye, düşman karşıyım, onun için sizin tarafınıza geçiyorum” der. Mesela gider, Mahmut Hoca’nın cemaatine girer, “falanca kişiye düşmanım ben” der, “onun için yanınıza geldim” der. Halbuki orada istihbarat faaliyeti yapıyordur o kahpe. Onu da bildirecektir, muhbir. Müslümanları mağdur durumda bırakmak için. Mesela gider Şeyh Nazım Hoca’nın cemaatine gider, “ben falanca kişiye düşmanım, sizin aranıza geldim, böyle böyle bir durum var, ben sizden yanayım. Ben onlara da karşıyım, sizi çok seviyorum, siz bana destek verin, siz doğru yoldasınız, ben de bu kişilere karşı tavır alıyorum” der. Tabii böyle kişiler hemen anlaşılır, münafıkları anlarlar ehl-i hal. Yani, tehlikeleri anlar. Ama genel meşrepleri böyledir. Yani, bir mesela bana adam gelse, Şeyh Nazım Hocamız’a düşman olarak yanıma gelse, ben onun kalleş olduğunu anlarım, münafık olduğunu anlarım. Mahmut Hocamın cemaatine karşı da, mesela gelse, “ben oradan geldim, ben onlara düşmanım, mesela Mahmut Hoca’ya karşı düşmanım, ben onların bir açığını kolluyorum, sizi de çok seviyorum, yanınıza geldim” dese, “hah” derim, “bu münafık, bu sahtekar, bu kahpe.” “Orada onu yapan, burada kim bilir neyi yapar” derim. Böyle alçaklara karşı çok uyanık olmak lazım. “Ne kadar iyi ne güzel bak, onlara düşmansın, demek ki bize dostsun” kafasında oldun mu, koynunda yılan beslersin. Yani, orda kahpelik yapan, orada da kahpelik yapacaktır, orada da kahpelik yapacaktır. Yani kahpenin artık adı konmuş yani. Kahpe oradan leş kargası gibi, oradan oraya oradan oraya seke seke seke hoplar böyle şey gibi, neşe içinde hoplar gider o leş halinle de Müslümanların yanına yanaşmaya çalışır. Müslüman çok uyanık olacak, böyle dönme kahpelere karşı çok çok dikkatli olacak. Ama hüsn-ü niyetle, samimi niyetle tabii ki şey yapabilir bazı Müslümanlar, ama herkesi seviyordur, herkese karşı saygısı vardır, “nasibim yokmuş” der, “ben sizin yanınızda nasiplenmek istiyorum” der, sevgiyle yanaşır, bu ayrı, bu güzel. Ama kahpelik yaparak geliyorsa bunun açıklaması yoktur. Buna sevinç duymak değil, bunu çok tehlikeli bulmak lazım. Bakın mesela ben nerden aklıma geldi? Son zamanda münafıklar Müslümanları birbirine düşürme yönünde bir faaliyet göstermeye başladılar. Bunlar böyle hani sırtlanlar olur ya böyle sırtını çıkararak tin tin tin tin oradan oraya gider, oradan oraya gider, kötü kokmuş sırtlanlar vardır, yırtık sırtlanlar, öyle bir şey içerisindedirler. Cahil cühela bunu fark edemediğinde büyük bir tehlikenin içerisine girerler. Çünkü bu mahluklar kin ve kan saçarak gezerler. Onun için yani böyle tiplere, mesela, farzedelim İskender Paşa cemaatinden olabilir veyahut herhangi bir topluluktan olabilir. Yani böyle onlardan laf getirerek, onlara karşı nefretle geldiyse, burada çok derin düşünmek lazım. Çünkü hani derler, “köpek bile” derler. “Sahibine karşı kahpelik yapmaz.” Köpek de bile yoktur böyle bir şey. Böyle kahpelik yapanlara karşı çok uyanık ve dikkatli olmak lazım. “Bana bir şey yapmaz” dersen, tahmin edemeyeceğin şekilde başını belaya sokar. Nitekim, bak bu bizde bir kere olmuştu, bizim yanımızdan ayrılanlar olmuştu. Bediüzzaman talebelerinden değerli bir büyüğümüzün yanına gitmişler, demişler işte, “onlar çok kötü, onlara biz karşıyız, işte şöyleler, böyleler”, olumsuz konuşmuş. “Sizi çok seviyoruz Hocam” demişler, “sizin rahle-i tedrisinize iktisap etmek istiyoruz” O da, “buyurun evladım” demiş, “Allah razı olsun, iyi yaptınız, hoş geldiniz” demiş. Sonra Hoca efendiyi cinsi sapıklıkla suçladı bu kahpeler, bu alçaklar. Yetmiş yaşındaki insanı, tuzağa düşürdüler, mahvettiler adamcağızı, öldürüyorlardı neredeyse. Malını mülkünü elden aldılar, sokağa atmaya kalktılar, evinden dışarıya. Ki çok mübarek bir insan, dar bela yetiştim böyle. Yani, darda kalmış insanın o bela üstüne gelmiş belanın üstüne gittim. “Aman” dedim, “Hocam bu kahpeler hiçbir şey yapamaz, biz sizin yanınızdayız, size de sahip çıkıyoruz” dedim. Dışarıya atmalarını engellettirdik, diğer yaptıkları bu iftiraları da geri aldırttırdık, sözlerini geri aldırttırdık, akıl almaz rezillik. Kardeşim şimdi bak bunu akletmeleri lazım. Şimdi kahpelikten gelen. Adamın kahpeliğe devam edeceğini anlamak zor mu? Alışmış, alışmış kudurmuştan beter. Senin gözünün yaşına bakar mı adam? Çok kötü bir tecrübe oldu ama, baktık onun şeyine. Onun için buna çok özen göstermek lazım. Yani, bu denemeye gelmez, bunlar çok kalleş, kahpe insanlardır. Muhbir tiynetli ve çok alçak olurlar. Bunlar mala, mülke, dünyaya gözünü dikmiş, aşağılık mahluklar. Şakası olmaz adamın, tahmin edemeyeceğin şeyler yapar. Bediüzzaman diyor, “aramıza” diyor, “hafiye göndermişler” diyor Bediüzzaman. Bediüzzaman’a da çok yapıyorlar. “Taharriye ediyor” diyor, Müslümanların bir açığı, gediği var mı kendilerince. Yani, “ihbar edilecek, olumsuz, kamuoyunda bir infaal meydana getirecek bir iftira için, bir oyun için ararlar” diyor Bediüzzaman. Hatta, “yılan suretinde gördüm” diyor, “böyle yanımdan geçti” diyor, “yılan suretinde göründü bana” diyor. Onun için, “oh ne iyi” falan mantığı olmaz. Yani, tahmin edemeyeceğin rezillikler çıkartır. Ki bak burada bize karşı bir şeyleri bunların kendilerince olmaya çalıştı ama Allah ayaklarına doladı. Ama gittikleri yerde çok büyük tahribat yaptılar. Allah diyor ayette “Onlar” diyor, “başınıza dert açmaktan, bela açmaktan başka bir işe yaramazlar” diyor. Onun için nereye giderse, Müslümanların bunlardan kaçınması gerekir, böyle mahluklardan. Bakacak kahpe, davasını satmış, hemen “aman” diyecekler. Tabii ki din adına gelecekler, tabii ki Allah adına gelecektir, tabii ki takva adına gelecektir, buna kanarlarsa çok büyük hata yaparlar. Yani zaten münafığın başka kullandığı silahı yoktur. Yani Müslümana gelince zaten Allah’ın adını anarak geliyorlar. Ayet var, ayette söylüyor, “Allah adına yemin ederek” diyor, “başlıyorlar söze”, ayet var. Yemin nedir? İnsanlara en etki eden şeylerden birisi yemindir. Demek ki insanlara en etkili olacak sözleri söyleyecekler. En hassas damarlarına yaklaşacaklar ve takva adına yaklaşacaklar. Hz. Musa (a.s.) devrinde münafıklar takva adına yanaşmıyorlar mıydı? Hz. Musa (a.s.)’yı takva olmamakla suçlamıyorlar mıydı? Peygamberimiz (s.a.v.)’i münafıklar takva olmamakla suçlamadılar mı? Kendilerinin takva olduğunu iddia ediyordu münafıklar. Dini titiz yaşadıklarını iddia ediyorlardı. Peygamberin taviz verdiğini iddia ediyorlardı. Dünyaya meylettiğini söylüyorlardı münafıklar ve Allah onları helak etti. Onun için bu konuda çok uyanık ve titiz olmak lazım...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler