Adnan Oktar`ın 8 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... 58’e 8. ayet: “Gizli toplantıların fısıldaşmalarından men edilip, sonra men edildikleri şeye dönenleri”, münafığa diyorsun ki: “Bak gizli gizli oraya buraya gitme, gizli gizli insanlarla görüşme, bunlardan vazgeç” diyorsun. Münafık o ilk dönemde, o hastalığı döneminde gizli buluşmalar yapar, çeşitli bahanelerle gider, özel görüşmeler yapar, hastalığın başlangıç aşamasındadır bu. Ayet ona dikkat ediyor. Fısıldaşır, yani hiç sezdirmez, kimlerle konuştuğunu, ne yaptığını sezdirmez. Bak: “Men edildikleri şeye dönenleri” yine döner, mesela sen men edersin, “yapma, görüşme” dersin, gider yine görüşür. Bak: “Günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı.” Günahı, düşmanlığı, kini ve Peygambere isyan. Çünkü itaat münafığın en rahatsız olduğu konudur, isyan hoşuna gider münafığın, isyankardır. Yani, böyle sapık karakterlidir, her şeye isyan eder. Var ya hani, “düzene isyan ediyorum, bilmem neye isyan ediyorum” diyen tipler vardır, onların daha gelişmişidir münafık. “(Aralarında)” diyor, “fısıldaşanları görmüyor musun?” diyor Allah. “Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamladığı biçimde selamlıyorlar.” “Esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” diyor, “ya mübarek” diyor. “Ve kendi kendilerine: “Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya” derler.” Yani, diyor anormal bir yoldaysam, zaten Allah bela verir” diyor. “Vermediğine göre, demek ki doğru yoldayım ben” diyor. Yani münafığın ölçüsü bu, ilk ölçülerinden bir tanesi bu. “Vermez” diyor, “bela vermiyor” diyor. “Onlara cehennem yeter, onlar oraya gidecekler, artık ne kötü bir gidiş yeridir.” Halbuki münafığın zaten münafıklık yapması gerekiyor, münafık Müslümanın ihtiyacı olan bir sistem. Yani, Allah belasını verip münafığı durdurursa, Müslüman nasıl imtihan olsun? Nasıl yükselsin? Nasıl gelişsin? Münafık ayetlerinin nasıl hayata geçtiğini görsün? O zaman münafık ayetleri ne olur? Hayali bir şey olur. Yani, olmayan ayetler olur, yaşanmayan ayetler olur. Halbuki bu ayetlerin yaşanması lazım. Yaşanacak ayetleri söylüyor Allah. Yaşanması için münafığa ihtiyaç var. Münafık belayla engellenirse, bu ayetler yaşanmamış olur. Onun için Allah yolunu açıyor münafıkların. Bir de cehennemde derecelerinin derinleşmesi için.
9’a 107, 9. Surenin, 107. ayeti, bak ilk ayette diyor ki: “Zarar vermek”. Münafık zarar veremediği için sürekli bunalır, ne yapsa acaba? Havadan, karadan, denizden, işte televizyondan, radyodan, oradan buradan, hukukla arar, sokaktan arar, akrabasından arar, nerden zarar verebilir acaba? Ayet diyor ki, ilk istedikleri şey: “Zarar vermek ve inkarı pekiştirmek.” Reddetmek, mesela Ahir zamanı reddetmek, İttihad-ı İslam’ı reddetmek, Türk İslam Birliği’ni reddetmek, Müslümanların dünyaya hakimiyetini reddetmek, evet. “Müminlerin arasını ayırmak”, müminleri bölmek, parçalara ayırmak, çünkü diyor ki Allah: “O zaman eşit olacaktınız” diyor. Psikolojik gerilim içinde olduğu için, kendisi gibi olmasını ister münafık. Müminlerin arasını ayırmak istiyor. “Ve daha önce Allah’a ve elçisine savaşanı gözlemek için” Yani Müslümanlara daha önce baskın yapan kimse, o zamanın kuvvetleri, o zamanın sistemi ne ise, o gücü daha önce bak saldırmış Müslümanlara, saldıran bir gücün, şimdi saldırması Müslümanları güçlü görür ama daha önce saldırdığı için, oradan diyor ki: “Bir kere saldırdıklarına göre yine saldıracak demektir.” Müslümanlar demek ki korkacak bunlar diye umut ediyor. Bir daha saldırmalarını istiyor saldıranların. “Daha önce elçisine”, bak, “daha önce Allah’a ve elçisine savaşanı gözetmek için mescid edinenler.” Nerde mescit ediniyor? Domuzun kirli yerinde kendine bir yer ediniyor. Orada hem besleniyor, hem oradan pisliğini yayıyor. Biri bir domuzun bir yerinde durur, biri bir domuzun bir yerinde durur, biri bir domuzun bir yerinde olur, bunlar ayrı ayrıdır, hücreler halinde yaşarlar, münafıklar. Ara ara gelirler, durum değerlendirmesi, ama nefret eder münafıklar birbirlerinden. Yani yaptıkları mescit toplantılarında, Müslümanların aleyhine ne yapacaklarını değerlendirirler. Onun içine kafiri, iti kopuğu gelir, ahlaksızı gelir, her türlü münafığı, seciyesizi gelir, çünkü hepsinin birbirine ihtiyacı vardır, bir araya gelirler. “Ve: “Biz iyilikten başka bir şey istemedik” diye yemin edenler.” Yani diyorlar, “bizim amacımız zaten sadece onlar ıslah olsun, düzelsin, başka bir amacımız yok, bize ne kardeşim?” diyor, “tek amacım bu” diyor. Mübarek, madem ıslah etmek istiyorsun, koskoca dünya, kafiri var, iti var, kopuğu var, ahlaksızı var. Esrara alışmış insanlar var, alkolden perişan olan insanlar var, Afganistan’da insanların ırzına geçiliyor, Müslümanlar katlediliyor, Irak’ta mahvediyorlar. Niye onlarla ilgilenmiyorsun? “Onlar beni ilgilendirmiyor” diyor. “Kim ilgilendiriyor?” diyorsun. “Beni Peygamber ilgilendiriyor” diyor, Peygamber zamanında Peygamber, “bu devirde kim ilgilendiriyor?” diyor, “beni Mehdi (a.s.) ilgilendiriyor” diyor. “Muhammed Mehdi (a.s.)” diyor, “benim hedefim” diyor. “Onlara ne oluyorsa oluyor. Bana ne onlardan?” diyor, “benim konum odur” diyor, “bana sorduğunuzda odur” diyor. Bak diyor ki: ““Biz iyilikten başka bir şey istemedik” diye yemin edenler”, yemin ediyorlar, “amacımız iyilik, düzelsin o” diyor, “tamamdır, iş bitti” diyor, “ben başka bir şey istemiyorum” diyor. Tamam, güzel, neden Mehdi (a.s.)’yi hedefliyorsun? Niye yakın çevren değil? Niye mahallen değil? Niye sokağın değil? Niye dünyadaki diğer yerler değil de neden Mehdi (a.s.)?. Ey münafıklar topluluğu. Bak bir de, bak üslubu görüyor musun? “Biz iyilikten başka bir şey istemedik.” Çok masumane konuşuyor. Bakan, der, “adam bayağı samimi” diyecek. Diyor Allah ayette: “Konuşmalarını dinlersin” diyor, “diye yemin edenler var”. Bir de yemin ediyor Allah adına. Yani hep Müslümanlığını vurgulamaya çalışır. Yani Müslüman motifi işlemeye çalışır. İşte tespihiyle, takkesiyle, kimi başka türlü, illa şart değil. Ama Müslüman olduğunu vurgulamaya çalışır. Özellikle, dürüst olduğunu, dürüst ve samimi olduğunu. Bakın, bütün münafıklara dikkat edin, hepsinde dürüstlük ve samimiyet iddiası vardır. “Ben çok dürüstüm” der. Sahtekar, sahtekar; niye dünyadaki o kadar küfür ve dalalet dururken, niye nokta halinde bütün küfrün üstüne yüklendiği Mehdi (a.s.)’ye dikkat çekiyorsun. Niye küfürle beraber topluca, sırtını ona dayayarak Mehdi (a.s.)’ye, zaten Mehdi (a.s.) fikri çatışma halinde zaten küfürle. Sen niye öyle kaya porsuğu gibi tin tin tin tin sen de katılıyorsun. Veyahut işte, o sarsak akıllarıyla. Toplanarak toplantı halinde kararlar vererek, ayrı ayrı gruplar halinde saldırıya geçiyorsunuz. Gidin Afganistan’a, gidin Irak’a, gidin Azerbaycan’a, her yerde tebliğ yapılacak yerler var, insanlar var. Gidin Darwinistlere, materyalistlere, komünistlere, satanistlere gidin anlatın. “Onlar bizi ilgilendirmiyor” diyor. Kim ilgilendiriyor? “Muhammed Mehdi (a.s.)” diyor. MaşaAllah.
Şimdi münafıklar, bu karakterde olmasalar, Mehdi (a.s.) öncüleri ve Mehdi (a.s.) taraftarları veyahut Mehdi (a.s.)’nin bizzat kendisi bu ayetleri hangi gerekçeyle okusun yaşanmasa? Okur, sadece bilgilendirir, “böyleymiş” diyecektir. Ama yaşanıyor mu? “Yaşanmıyor” diyecek. Ama bakın yaşanan ayetleri okuyoruz biz. Yaşanması bu ayetleri ibadet haline getiriyor. Bu ibadeti Peygamberimiz (s.a.v.) yaptı mı? Münafıklarla münafık ibadeti vardır, özel. Münafık ibadetini Hz. Musa (a.s.) yaptı mı? Yaptı. İbrahim (a.s.) yaptı, Hz. Muhammed (s.a.v.) yaptı. Şimdi, Muhammed Mehdi (a.s.) bu ibadeti yapacaktır ve Mehdi (a.s.)’yi sevenler, Mehdi (a.s.) öncüleri yapacaktır ve Müslüman milletimizin hakperest, yiğit önde gelenleri yapacaklardır, inşaAllah. Bak Allah, “onların şüphesiz” diyor, “yalancı olduklarına şahitlik etmektedir.” Çünkü bunların derdi günü, kendi dünyası, kendi çıkarı, hayatıdır. Yani, o kısacık hayatlarında rahat yaşamak. Dayısını sever, parası için; annesini sever, parası için; kardeşini sever, parası için, menfaati ve çıkarı için. Efendim, yengesini sever, parası ve çıkarı için. Başka bir şey yoktur münafıkta. Ama görsen, din, iman, Allah, kitap sürekli bundan bahseder. Resulullah zamanında, (s.a.v.)’i sürekli, haşa, eksik düşünmekle itham ediyorlardı. Sürekli bilmiş ve çok ukala ve züppe, üstten konuşan böyle ahmak, kaya porsuğu gibi tipler. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Sabah erkenden” diyor, “savaşa çıkacağız” diyor, “cihada çıkacağız” diyor, “mücadeleye çıkacağız.” Kaya porsuğu gibi tin tin tin tin yaklaşıyorlar Peygamber (s.a.v.)’in yanına, sakal mükemmel, saç böyle hepsi var, elinde tesbihle, “Ya Resulullah sen çok güzel konuştun, çok mübarek bir insansın, Allah’ın resulü olduğunu biliyoruz” diyor. “Ama” diyor, “mevsim itibariyle havalar çok sıcak” diyor, “bu sıcakta cihada gidersek helak oluruz” diyor. “Bizi de helak edersin, kendin de helak edersin” diyor. “Yine takdir senin ama” diyor, “teşekkür ederim” diyor. Tam münafık yani. Akıl veriyor Peygamber (s.a.v.)’e. Hırbo, bilmez mi Peygamber (s.a.v.) havanın sıcak olup olmadığını? Sen o gerzek kafanla biliyorsun da Peygamber (s.a.v.) dünyanın en akıllı insanı, o bilmez mi? Züppelik yapacak, üst perdeden konuşacak, bilmişlik yapacak, illa ki onu yapacak. “Çıkmayalım” diyor, bak, “siz de bilirsiniz” de demiyor, bak köpeğe bak sen. “Çıkmayalım” diyor, “çıkılmaz bu havada” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında ben olacaktım, onu öyle söyleyecek yani, yani Peygamberimiz (s.a.v.) çok munis, çok şeker, güzel huylu, çok çok çok merhametli, çok mazlum. Allah-u alem ben onu götürürdüm bir köşeye, ikna eder getirirdim. Yani bütün kanaati değişirdi yani, inşaAllah. Tam kanaatini getirttirirdim, ilimle, fenle. Belki de biraz tabii konuşurduk biraz da belki de ağır konuşurduk...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler