Adnan Oktar`ın 9 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Şimdi biz onların örtbas ettiği konuyu sürekli gündemde tutacağız.
Örtbas edilen neler var? Proteinlerin tesadüfen meydana gelememesi var. Bir protein tesadüfen meydana gelemiyor. Bilim adamları bunu örtbas ediyor. Biz bunu sürekli gündemde tutacağız. Mehdi (a.s.) konusu örtbas ediliyor; gündemde tutacağız. Kıyamet çok yakın, örtbas ediliyor; gündemde tutacağız. Nuh’un gemisini örtbas ediyorlar; gündemde tutacağız. Şimdi onlara bir müjdemiz daha var. Şimdi Hz. Musa (a.s.)’nın Kutsal Sandığı önümüzdeki günlerde o da bulunacak, Kutsal Sandık. Bakalım onu nasıl örtbas edecekler? Yani edemezler onu; öyle edilecek gibi değil, yani sandığın görünümü açısından. Bir dahaki sefer sandık hakkında bilgi verelim Oktar Hocam, inşaAllah. Dış görünümü, yapısı, genel çatısı hakkında bilgi verelim. Tevrat’ın orijinalleri bulunacak. Hem Tevrat’ın hem İncil’in orijinalleri bulunacak. Aslında bir kısım orijinal parçaları var. Yani muhafaza edilen var. Bizim devletimizin de muhafazasında olan var bir tane İncil’in orijinali. Evet, şu anda mesela o niye tutuluyor? Ben onu anlamadım. Yani mikrofilmleri çekilsin, halka gösterilsin; gizleniyor. Gizlenmesine gerek yok. O artık ortaya çıkarılması lazım. Mesela İncil’in orijinal sayfalarından var; çok az, bir veya iki sayfa o devre ait. Halk bilmiyor, gizli. Fotoğrafları var bizde. Onları gösteriyoruz. Şimdi bu insanlardan gizlenen hem bilgidir sürekli, ısrarlı sunalım. Mesela insan kafatası bulunuyor. Parçalayıp, yok ediyorlar. ‘Homo Sapiens’ tabir edilen. Mesela farz edelim altı yüz bin yıllık, yedi yüz bin yıllık kafatası bulunuyor. Adamlar un ufak edip; yok ediyorlar. Şimdi orayı kontrol etme imkanımız yok şu an. Çin’de bulunabiliyor, fosiller bulunabiliyor. Adamlar da hapsediyorlar, onlardan da alınacak gibi değil. Çin de çok sıkı önlem almış durumda. Fosil bulunduğunda, varsa fosil, hemen yok ediyor adamlar. İnsan kafatasına çok hassaslar. Hayvan kafataslarında da, onlarda da çok hassaslar. Ama yabancı bir tür hayvan türü olursa ona ses çıkartmıyorlar; onun fosilini özel koleksiyonerlerin almasına müsaade ediyorlar. Ama devletler, hiçbir devlet fosil sergisi açmıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde yok fosil sergisi.
SUNUCU 2:Evet mesela siz geçenlerde getirdiniz, daha da getirebiliyorsunuz sanırım. Onlar nerede tutuluyorlar?
ADNAN OKTAR:Bunlar özel koleksiyonlar. Şahısların evlerinde, mesela İzmir’de bir insanın evinde var, İstanbul’da var, Avrupa’da çok insanın evinde var, Amerika’da var dünyada; koleksiyonerlerin var sadece. Devletler açmıyor.
SUNUCU 2:Hani ben de merak ediyorum; “gidip görülebilecek bir yer var mı?” diye size soracaktım.
ADNAN OKTAR:Yok. Dünyanın hiçbir yerinde fosil sergileyen müze yok; yasak. Bak, yer altından yani şu an dört yüz milyona doğru gidiyor. O kadar çok ki kaynıyor. Ben bizim evin bahçesinde bile, ben bile buldum fosil, kaya katmanlarında. Kayalardan çıkıyor yani. Her yerden çıkıyor. Mesela midye fosili çıkıyor kayanın içerisinden, parçalanıyor midye. Kim bilir kaç yıllık, yani taş haline gelmiş. Şimdi onların tabii vicdanına biz bırakamayız. Yani “siz bir gün sergi yapar mısınız? Nasıl?” falan diyemeyiz. Mesela hatta İran’a da teklif ettik. Dedik ki; “kardeşim “dedik, “siz müsaitsiniz, sizde” dedik, “fosil sergisi yapalım, birçok koleksiyoner var. Dünyanın her tarafına söyleyelim. Rica edelim. Birisi bir bina ayarlasın.” İran yanaşmadı. Yani onlar bile tırsmış. Kabul etmiyorlar. Kardeşim yer altında bulunan fosil. Alıp koyacağız. Yorum da yok. Biz “yer altından böyle bir fosil çıkmış” diyeceğiz, o kadar. Çünkü o fosilin özelliği, adam baktı mı, diyeceğiz ki mesela; “bu tavşan fosili.”
SUNUCU 2:Bugünkü tavşanın aynısı.
ADNAN OKTAR:Tıpkısının aynısı. Yanına da fotoğrafını koyacaksın tavşanın, yorumsuz.
SUNUCU 2:Tamamen yaratılışa ispat oluyor o zaman.
ADNAN OKTAR:Yaratılışı ispat ediyor, tabii. Mesela bak, devletin kitaplarında asla bulamazsın fosil. Asla koymuyorlar. Kardeşim bak on, yirmi, elli, yüz bin falan değil; üç yüz elli milyonun üstünde sayısı. Aynısı, hayrettir yani, hiç değişmemişler. Bildiğin kaya olmuş, taş olmuş. Böyle adam balyozla vuruyor gibi taşı, taş kırılıyor, şak arasında hayvan, taş olmuş, bildiğin taş. Yani kemik memik hiçbir şey kalmamış. Fakat milim santim değişmemiş hayvanlar, olduğu gibi duruyorlar. Her türlü hayvan var. Dünyanın hiçbir yerinde müsaade yok. Fosil sergisi açamıyorsun, yasak.
OKTAR BABUNA:Yeni geldi arkadaşımız New York Doğa Tarihi Müzesi’ne gitmiş. Hiç gerçek fosil yok Hocam içinde.
ADNAN OKTAR:Yok, resim var, koymuyorlar.
OKTAR BABUNA:Evet, alçıdan kalıplar var.
SUNUCU 2:Sizin buraya getirmeniz çok güzel olmuş.
ADNAN OKTAR:Evet. Koleksiyonerlerde çok fazla var. Yani öyle hatta bazı şehirlerde, bazı semtlerde falan adamlar bahçelerinde, kayaları falan eştiğinde hemen çıkıyor. Hiçbiri değişmemiş. En çok saklanan bilgi budur insanlardan. Bunun hakkında bilgi vermezler.
OKTAR BABUNA:Siz ortaya koyana kadar kimsenin haberi yoktu Hocam üç yüz elli milyon fosil olduğundan. Gerçekten bilinmiyordu dünyada.
ADNAN OKTAR:Tabii. Ben de tevafukken fark ettim. Akademi’de, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’ndeyken oranın kütüphanesine gidiyordum evrimle ilgili araştırma yapmak için. Kitapları indirdim. Bakıyorum, mesela bir kurbağa fosili var, altında da işte mesela “otuz milyon yıllık kurbağa” diyor. Baktım aynısı, hiçbir değişiklik yok. Öbürüne baktım; aynısı. Öbürüne baktım; aynısı. Ama az koymuşlar, yani toplam yirmi tane filan ancak vardır fosil fotoğrafı, fazla yok. Baktım bunlar fosillerden korkuyor. “Bu iş öyle olmaz” dedim, “böyle olur.” Bu Yaratılış Atlası’nı hazırladım.
SUNUCU 2:Mükemmel bir şey olmuş, maşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler