Adnan Oktar`ın 10 Ekim 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
OKTAR BABUNA:... Hocam dün Ahit Sandığı’ndan bahsetmiştiniz. Peygamberimiz (s.a.v.), inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) zamanında bulunacağını söylüyor. Bu sandıkta inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Milattan önce 587 yılından bu yana kayıp, nerede olduğu bilinmiyor.
ADNAN OKTAR:Milattan önce 587’de.
OKTAR BABUNA:Evet. Allah’a inanmayanlar tarafından tahrip edilmesin diye muhafaza edilmek üzere Kudüs güvenli görülmeyip daha kuzeye götürüldü deniyor inşaAllah Hocam bu yönde bilgi var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde Antakya’da olduğunu söylüyor yani daha kuzeyde. Okuyayım mı Hocam hadisi inşaAllah? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: ““Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabutu (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır” Suyuti’den.
“Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Antakya Mağarası’ndan çıkarır”
ADNAN OKTAR :Sandığın 1.5 arşın genişlikte ve yükseklikte 2.5 arşın uzunlukta olması altın orana uygun. Altın oranla yapılmış evet. Tevrat’ta şöyle geçiyor, Mısır’dan Çıkış 25’e 10’da; “Akasya ağacından bir sandık yapsınlar.” Boyu 2.5, 1.1 metre eni, yüksekliği 1’er buçuk arşın 67” evet. Altın buhur sunağıyla her yeri altınla kaplanmış anlaşma sandığı buradaymış. Sandığın içinde; altından yapılmış kudret helvası testisi konduğu kap altından yapılmış, Hz. Harun (a.s.)’ın filizlenmiş değneği, Hz. Harun (a.s.)’a ait asa, filizlenmiş değnek ve anlaşma levhaları, Hz. Musa (a.s.)’a gelen levhalar, sandığın üstünde bağışlanma kapağını gölgeleyen kerut tabir edilen bu kanatlı heykeller. Tevrat’ta Ahit Sandığı’nın akasya ağacından yapıldığı belirtiliyor. Bu ağaç Mısırlılar tarafından hayat ağacı olarak bilinir ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılmış olan özel bir bitkidir. Aynı zamanda bu ağacın tahtası suya çok dayanıklıdır. İsrailoğullarının göçü sırasında bu sandık din adamları tarafından kafilenin önünde ilerleyecek şekilde taşınmıştır. En önde o gidiyor, sandık gidiyor bir yerden bir yere gittiklerinde. Ahit Sandığı İsrailoğulları ile birlikte bu kavmin her gittiği yere götürülmüş hatta savaşlarda kendilerini korur ümidiyle yanlarında bulundurulmuştur. Yani bereket bulmak amacıyla yanlarında bulundurmuşlar, inşaAllah. Sandık taşınırken hep perde altında saklı tutularak ve onu taşıyanların dahi sandığı görmeleri engellenmiştir. Böyle her taraftan perde tutuyorlar götürürlerken sandığı, yani dört taraftan perde ile saklıyorlar. Yani götürenler halkın görmemesini istiyorlar. “Rab, Musa Harun’a” Çölde Sayım Tevrat’ta bu “Ordugah taşınacağı zaman Harun’la oğulları gelip bölme perdesini indirecekler ve Levha Sandığını bununla örtecekler” levhaların bulunduğu sandığı bununla örtecekler. “Sonra üzerine deri bir örtü geçirilecek, üstüne de salt lacivert bir bez serecek, sırıkları yerine koyacaklar”. Sandığın çok yüksek elektrik yüklü olduğu da söyleniyor. Yani kıvılcımlar saçıldığı.
SUNUCU:Korumak açısından mı?
ADNAN OKTAR:İşte özel bir teknik, yöntem kullanılmış bilemiyorum neden olduğunu. Açıldığında böyle elektrik şelalesi çıktığı söyleniyor sandığın kapağı açıldığında. “Rabbin huzuruna yaklaştıkları için ölen Harun’un iki oğlunun ölümünden sonra Rab Musa’ya şöyle dedi: “Ağabeyin Harun’a de ki, perdenin arkasındaki En Kutsal Yere ikide bir girmesin, Antlaşma Sandığı’nın üzerindeki Bağışlanma Kapağına yaklaşmasın. Yoksa ölür” yani Allahualem yüksek voltajlı elektrik var gibi görünüyor. “Yoksa ölür. Çünkü ben kapağın üstünde, bulut içinde görünüyorum” yani ben oradayım diyor Allah. “Her yerdeyim, tecelli ediyorum” diyor inşaAllah. “Ama bağışlanma kapağına yaklaşmasın yoksa ölür” diyor anlaşma sandığının üzerindeki. Delil olarak bunu gösteriyorlar zaten. “Konut, yani Levha Sandığının bulunduğu çadır kurulduğu gün üstünü bulut kapladı. Konutun üstündeki bulut akşamdan sabaha kadar ateşi andırdı. Bu hep böyle sürüp gitti. Konutu kaplayan bulut gece ateşi andırıyordu” aydınlık bir bulut sürekli duruyordu diyor bulunduğu yerde. “Museviler” bakın dikkat edin, “Museviler sandığın ancak Kral Mesih’in” yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinden sonra ortaya çıkacağına inanmaktadırlar. Bu doğru yani sandığı Kral Mesih yani Hz. Mehdi (a.s.) bulacak, inşaAllah. Hristiyanlar da sandığı Hz. İsa (a.s.)’ın yeryüzüne kıyametten önce tekrar gelişinin alametlerinden olarak görmektedir. Yani o sandık görüldüğünde Hz. İsa (a.s.)’ın da geldiğine inanacaklar. Yani Hristiyanlarda inanç budur.
Bak, Suyuti’de Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi; "Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir” gizli bak “şurada sandık” orada diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) denmesinin sebeplerinden biri budur” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Sandığın gizli yerini söyleyecek” diyor. Antakya denilen bir yerden Tabut'u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır" Hz. Mehdi (a.s.). Suyuti söylüyor bunu yani çok muteber bir hadis imamıdır. “Hz. Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’yi Antakya Mağarası’ndan çıkarır” Naim b. Hammad, Kitab-ül Fiten bu da çok makbul Ehl-i Sünnet eserlerden birisidir. “Antakya Mağarası’ndan Tabut-u Sekine’yi çıkaracaktır Hz. Mehdi (a.s.), Şam’daki dağdan da gerçek Tevrat’ı çıkaracak”. Şam’daki bir dağdan gerçek Tevrat’ı çıkaracak. “Birçok Yahudi, Müslüman olacak” diyor Risaletül Huruc-ül Mehdi, sayfa 124. Hepsi bunların hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri. Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen diğer hadislere göre sandık Şam’ın yakınlarında bulunan Taberiye Gölü yakınlarındadır. Bu da ayrı bir parçası yani sandığa ait ayrı belgelerin bulunduğu bir yer “Hz. Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine'yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak" Ikdı'd Dürer, sf.51a. “Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir" Suyuti, el-Havi li'l Feteva, 2. cilt, 81. sayfa. Taberiye Şam’a yakın bir yerdir. Şam Ahir Zaman hadislerindeki anlatımda, uzak bir yer, Mekke ve Medine’ye uzak anlamını da taşır. Bu benzetme Taberiye için söz konusudur. Bu bilgilerden yola çıkarak bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın Kudüs’te, Mekke’de, Taberiye’de, Hatay’da olabileceğine dikkat çeker ek olarak İstanbul’a da işaret ederler. Hepsi doğru, Kudüs, Taberiye, Hatay hepsinde kutsal emanetler var, İstanbul...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler