Adnan Oktar`ın 10 Ekim 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Mesela bak dışarıda çıksanız bir çok insanda görürsünüz büyüklenme hissini. Görüyor musun büyüklük hissi olan insanı?
SUNUCU:Evet, fazla.
ADNAN OKTAR:Değil mi, bolca da görüyorsundur?
SUNUCU:Çok.
ADNAN OKTAR:Aynı zamanda zalim de oluyorlar. Mesela iftira atabilir, ters laf söyleyebilir, can yakar, ondan sonra mesela bir imada bulunur. Farz edelim, burnu biraz çirkin oluyor ama diğer vücudunun yerleri güzel oluyor. “Senin burnun ne kadar güzelmiş” diyor bak mesela zulüm, sırf ahlaksızlik olsun. Güzel yerini söylemiyor özellikle olmayan bir yerini söylüyor. “Yok” diyor adam da, “Benim burnum güzel değil” diyor, “Çirkin” diyor. “Olur mu, son derece en güzel yerin orası” diyor. “En dikkatimi çeken yer orası” diyor. Mesela bu çok büyük bir alçaklıktır, şerefsizliktir. Böyle kalleşce birbirlerinin asaplarını bozuyorlar. Bu en ufaklarındandır, en küçüğüdür yani. Mesela elbisesi yakışır, “Çok çirkin olmuş” der. Çirkindir, “Yok, çok güzel olmuş bayağı yakışmış” falan der.
SUNUCU:Çirkin olsun ister.
ADNAN OKTAR:Hayır ahlaksızlık yani oturmuş, mayasına oturmuş. İşte bu, bu zulüm. Büyüklenmede de üst perdeden kendini çok büyük zanneder. Yani hiçbir şekilde tevazuyu kabul etmez, itaati kabul etmez. Yani bir üstünde büyük olsun istemez. Yani ben mesela onun için, Erbakan Hocamıza karşı bazı kişilerin tavırlarında o büyüklük hissini hissettiğim için çok rahatsız oldum. Çünkü büyüklük hissi vefayı kaybettirir. Yani vefa hissini yok eder. Yani asil bir duygu yok olur o zaman. Şefkat yok olur, merhamet yok olur, koruma hissi yok olur, çok fazla şey yok olur. Büyüklük hissi hepsinin üstünde oluyor o tip insanlarda. Ve o göz ile baktı mı da insanlarda tevil tabir de eder artık. Gerekirse yalan da söyler, abuk subuk şeyler de konuşabilir. Böyle nefsini kurtarmak peşinde olduğu için garip mantık oyunlarına girebilir ama Allah ayağına dolandırır. Hiçbir şekilde başarılı olamaz öyle insanlar. Yani mutlaka küçük düşerler. Mesela genç kızlar kendi aralarında, ben görüyorum çocukların bayağı bir gurur savaşı oluyor. Yani mesela bir genç ben çok nadir görüyorum rahat yaşayan genç kız. Hep çekiniyorlar birbirlerinden. Kızlar kızlardan çok çekiniyorlar. Doğru mu bu?
SUNUCU:Evet, kesinlikle.
ADNAN OKTAR:Kesinlikle, acayip çekiniyorlar. Çünkü bir laf sokacak, dedikodu yapacak, onu kıskanacak diye ödleri kopuyor.
SUNUCU:Samimiyet yok çünkü.
ADNAN OKTAR:Yani çocuklar böyle diken üstünde oturuyorlar, ben çok kere gördüm bir araya geldiklerinde teyakkuz halinde. Mesela bir iltifat ediyor kuşkulanıyor onun iltifatından, yani küçük düşürme kastı ile olduğunu düşünüyor. Hakikaten de biraz da bulanık da oluyor benim dikkatimi çekiyor. Tam yani o anlama gelecek gibi oluyor. Bakıyorum o da ona kendini korumak için başka ters bir cevap veriyor, uygun bir cevap veriyor. Yazık şimdi geriliyor, bir anda kinleniyorlar birbirlerine yani anlıyor onun düşman olduğunu o zaman. Yani dost olmadığını anlıyor. Artık sür git gidiyor o. Halbuki onun kısa bir sevgi gösterisiyle, kısa bir dostluk gösterisiyle hemen muhabbete çevirebilir. Tabii bir anda çözülmez bir insan ama bir sevgi gösterirsin, iki dostluk gösterirsin çözülür. Çünkü Allah diyor ayette; “Sana kötülük yapana sen iyilikle karşılık ver” diyor Allah ayette. “Onun sana dost olduğunu göreceksin” diyor. İnsanın ruhunda vardır o. Belki bir kerede çözülmez ama bir kaç kerede çözülebilir. Çözülmezse de sevap kazanmış olursun bir şey olmaz. Yani kötülüğe kötülükle karşılık verilmez...
Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler