Adnan Oktar`ın 14 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bak Bediüzzaman diyor ki: Emirdağ Lahikası sayfa 78, 79’da ‘Münafık itikatsızdır’ diyor. İmansız ve inançsızdır, kalpsizdir ve vicdansızdır. Peygamber (a.s.m) aleyhindedir.’ Peygamberi (s.a.v.) beğenmez ama Allah’tan da büyük görür kendini münafık. Delidir münafık, öyle tahmin edildiği gibi değil. Ama baktığında Peygamber’i (s.a.v.) çok seviyor gibi görünür, ehl-i sünneti çok seviyor, ulemayı çok seviyor gibi görünür. Yani görünüşüne aldanmamak lazım, yani münafığı asıl benim verdiğim ölçüde bulmak gerekiyor. Yani Kuran’ın verdiği benim verdiğim dediğim Kuran’dan istifade ederek anlattığım ölçüde. Münafık ittihadı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni istemez, cehdi, dini yaymayı istemez, küfür ve münafıklarla mücadele etmeyi istemez. En bariz vasfı budur. Yoksa Kuran’dan çok bahseder, hadisten çok bahseder, evliya menkıbelerinden anlatır. Tespihi, takkesi hepsi tamam olur ama cehdi istemez, dinin yayılmasını hakim olmasını istemez. En bariz vasfı budur. Dolayısı ile Mehdiyeti istemez. Çünkü Mehdiyet ona dünya hâkimiyetini hatırlatır, o da onu istemiyor zaten. Kendi dayandığı sistemin yıkılmasına izin vermek istemez münafık ama çok Müslümana benzer o yüzden aldanmamak lazım, bayağı benzer. Bak ‘gizli münafıkların takip ettiği iki plandan birisi benim haysiyetimi kırmak ve güya nurların kıymeti düşecek.’ Mesela Bediüzzaman’a diyor ki adam yetmiş noktada diyor seksen noktada ehl-i sünnete uymuyor diyor Bediüzzaman. Bunlara amaç ne, yahut diyor rakı içiyor, mesela kadınlarla beraber oluyor diyorlar. Gece kadınlar geliyor diyor gayri meşru kadınlar geliyor, kasa kasa rakı geliyor diyorlar. Tablolarla büyük sinilerle baklavalar geliyor gece alem yapıyor diyorlar Bediüzzaman için. Ve ehl-i sünnete de uymuyor diyorlar. Bak birisi “gizli münafıkların takip ettiği iki plandan birisi benim haysiyetimi kırmak ile güya nurların kıymeti düşecek.” Bediüzzaman’a odaklanıyor münafıklar bakın, talebelerine değil Bediüzzaman’a. Münafıklar nokta hareketi yapar bakın en önemli yerden vurmaya çalışıyorlar. Çünkü talebelerini vursa pek etkili olmaz ama Bediüzzaman’ı vursa çok etkili olacağını düşündüğü için doğrudan onu hedefliyorlar mesela talebeleri kötü, o iyi demiyor. Talebelerinde bir şey yok diyor, onda bütün sorun diyor. Yani rakı içen o diyor, kadınlarla beraber olan o diyor. Ehl-i sünnete de uymayan o diyor, seksen doksan hususta uymuyor diyorlar. “Güya nurların kıymeti düşecek” güya diyor benim yazdığım kitapların etkisi ortadan kaldıracaklar diyor yani amaçları etkin tebliğimi ortadan kaldırmak için yapıyorlar, diyor. ‘İkincisi nur şakirtlerinin telaş ve fütur ve gevşeklik vermekle nurların intişarına dağılmasına mani olacak’ diyor amacı bu. Tutuklanacaksınız, hapse gireceksiniz, dövüleceksiniz, herkes size karşı, herkes size karşı düşman, bir gelişme olmuyor, gelişmiyorsunuz. Üstadınız müceddid değildir, müctehid değildir, öyle değerli bir insan değildir, artık dağılın gibi anlaşıldı mı? Bak nur şakirtlerinin telaş ve fütur, gevşeklik vermekle nurların intişarlarına dağılmasına mani olunacak. ‘Hiç korkmayınız’ diyor Bediüzzaman, hiç çekinmeyin böyle bir şey olmayacak diyor. Mehdi (a.s.) da ne yapacaklar aynısını. Çünkü Allah’ın sünnetidir bu hiç değişmez. Ne yapacaklardır? Mehdi (a.s.) ‘a da aynı şekilde onun etkenliğini kırmak için, onun etki gücünü kırmak için onun aleyhinde haberler yayacaklardır. Ve kitaplarının gücünü kırmak içinde bak diyor ki ‘nurların intişarının dağılmasıyla mani olmak kastıyla’ diyor. Kitaplarının yayılmasını engellemesi kastıyla diyor. Mehdi (a.s.)’ın da kitaplarına karşı uyaracaklardır taraftarları aman diyeceklerdir şu taraftarları kitabı okuma, sakın yanaşma, peki sen anlatıyor musun? Ben de anlatmıyorum. Peki adamın imanı gitmiş farkında mısın? Farkındayım. Peki bu kitabı okuyup kurtulsa ne mahsuru var? Diyorsun olmaz diyor adam. Adam şeytana teslim olmuş. Bende kurtarmayacağım, diyor. Onu kurtaracak kitaplara da onu yanaştırmayacağım, diyor ve batacak diyor. Münafığın tavrıdır bu.
‘Sual; Kafirlerin zemmi kötülenmesi hakkında yalnız iki iyi ayette iktifa edilmiştir’ mesela kafirlerle ile ilgili aleyhinde iki tane ayet var Kuran’da. Onları zemmeden bak bu çok manidar iki tane. ‘O iki ayetin hülasasıyla (özetiyle) münafıklar hakkında yapılan itnab (geniş açıklama, uzun açıklamanın) hikmeti nedir?’ diyor. Münafıklarla ilgili çok ayet var Kuran’da. Ama kâfirlerle ilgili iki ayet. Yalnızca iki ayette iktifa edilmiştir diyor. Çünkü kafir kurtulması mümkün olan bir şey, ona karşı düşman olunmuyor, ona karşı kurtarmaya çalışıyorsun şefkat gösteriyorsun. Adam açıkça söylüyor çünkü dürüst söylüyor ben dinsizim diyor Allah vermesin acınacak durumda zaten, ona yardım ediyorsun. Ama münafık ne diyor? Ben ehl-i sünnetim, çok titizim, takkem var sarığım var, cübbem var, hepsi var diyor hatta ehl-i tarikim ben diyor. Ben gece namazlarına kalkarım diyor, sizde diyor o yok bu yok şu yok. Bediüzzaman’a ne diyor değil mi, seksen doksan cihette ehl-i sünnetle alakan yok senin diyor. Sende ne var diyorsun? Bende hepsi var diyor maşaAllah. Var mı? Yok. Amacı ne? Şeytana hizmet etmek. Nitekim Risalei Nurları engelledikleri için birçok insanın Cehenneme gitmesine vesile oldu münafıklar. Hâlbuki o insanlar kurtulacaktı. Risalei Nur okumuş olsalardı, Allah’ın izniyle. Tabii takdir Allah’ın kaderi. Bediüzzaman; “Bunun sebebi şu, birincisi, düşman meşhur olduğu zaman daha zararlı olur, kandırıcı olursa daha habis olur.” Çünkü düşman meçhul gizli. Münafığı tespit etmek mümkün değil. Mesela dersin ki, “bu münafık”. Adam; “Sen deli misin? Takkesi var, tesbihi var. Ehli sünnetten bahsediyor. Gece gündüz namaz kılıyor. Bilakis sizi eleştiriyor. Nerden çıkardın” der. Anlaşılması zor. Ona dikkat çekiyor, Bediüzzaman. “Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur” diyor. Habis yani kanser gibi. Aldatıcı olursa fesadı daha şedit, şiddetli olur. Dahili içeride olursa zararı daha azim olur” zaten içeride başlıyor münafık. Sonra dışarıya çıkıyor. “Çünkü dahili düşman kuvveti dağıtır. Cesareti azaltır. İçerideki düşman çok tehlikelidir” diyor, Bediüzzaman. “Kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Harici düşman ise bilakis asabiyeti şiddetlendirir, sağlamlığı arttırır” Kafir zaten düşman olarak bilinmiyor. Kafir kurtarılacak insan olarak biliniyor. Münafık düşman olarak bilinir. Sadece münafık. Şeytan ve münafıklar, nefis bunlar düşmandır. “Nifakın, münafığın cinayeti, suçu İslam üzerinde pek büyüktür. İslam alemini zelzeleye maruz bırakan nifaktır, münafıklıktır.” Yani İslam alemini münafıklar batırdı, diyor. Asıl batıran münafıklardır. Deccal batırdı gibi görünür ama, münafıklarla iş birliği ettiği için münafıklar batırıyor. Yani münafıkların etkisiyle asıl Deccal görevini görebiliyor. Münafıklar olmadan yapamayacak. “Bunun içindir ki Kuran-ı Azimüş Şan, İnşaAllah (Şanı büyük Kuran) ehli nifaka, münafıklara fazlaca teşniyat (ayıplamış) ve, takbiyatta (çirkin görmüştür)” Çok geniş açıklama yapılmıştır. Onun için biz münafıkları çok önemli görüyoruz. “Üçüncüsü, istihza (ince alay), düzen (ikiyüzlülük), hile (kisb), riya gibi kötü ahlaklar münafıkta var.” Yani silahı bunlar. Bakın, “istihza (ince alay) Mesela bir yazı yazıyor, bakıyorsun tam Müslüman gibi. Bir satırının arasında kahpeliği geçiyor. Alçaklığını oradan fark edemezsin. Yani çok ince dikkatle fark edilir. “İstihza (ince alay), düzen “mesela, çok ince düzen kurar. Ve Kuran’la ve hadisle kuruyor. Bunu da kurarken. Çok ince, çok özen gösteriyor. “İkiyüzlülük”; orada başka türlü görünür. Mesela der ki; “Ben Mahmut Hoca’yı seviyorum” der. Oraya gider der ki; “Ben sizi seviyorum” öbürüne der ki; “Öbür tarafı seviyorum” , öbür tarafa gider; “Nur talebelerini seviyorum”, bir başka tarafa gider; “Şeyh Nazım Hocamızın, onun tarafını seviyorum” der. “Hile”; müthiş hileci olur. Şeytan gibi, diyor Bediüzzaman. “Kisb (yalan) ve riya (gösteriş); gösteriş için yapar. “Gibi kötü ahlaklar,” münafıkta var. Kafirde çok düşük oluyor bu. Bunu açıklıyor. “Dördüncüsü; çoğunlukla münafıklar, şeytani bir zekaya sahiptirler” diyor. “Daha hilekar, daha desiseci, oyuncu olurlar. İşte bu durumda münafıklar hakkında iknab, sözü uzun anlatma yani tatvil-i kelam (uzun konuşma), aynı belagatte sözün yerinde söylenmesidir.” Yani hikmetle Cenab-ı Allah böyle yapmıştır, diyor. Çok önemli onun için münafıklar hakkında bol bol deliller veriyor, Cenab-ı Allah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler