Adnan Oktar`ın 15 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Kardeşim bu kadar hazırlığa ne gerek var? Canım ciğerim kardeşim, beni çağırın geleyim. Sonra ertesi gün bize telefonlar geliyor. “Hocam kapımızı kırıp içeri girdi polis” dediler. Hadi gözünüz aydın, dedim, Ceddin deden, Neslin baban falan artık. Allah mübarek etsin dedim, güzel olay. Bir kapı daha kırıldı dediler oradan. Bize de gelsinler dedik, bir de güzel hazırlandık artık, üstümüzü başımızı hazırladık, böyle biz de gideceğiz diye. Polis geldi evin kapısına, biz görüyoruz kameradan, gelmiyorlar, durdular orada, ana giriş kapısında. Ben ajan provokatör olan kişilere dedim ki daha önce; Allah vermesin bir zor olsa, herhangi bir dış saldırı olsa, eğer zorda kalırsak buradan aşağıdan da inebiliriz, demiştim. Evin aşağısından inebiliriz, demiştim. Onu götürüp yetiştirmişler ilgili yere, anladığım kadarıyla. Kardeşim, evin aşağı bahçesi, polisin arama yaptığı bahçeye tam donanımlı, otomatik tüfekli, çok fazla keskin nişancı polisi ağaçlara doldurmuşlar, ağaçlara.
OKTAR BABUNA: Lazerli tüfekli.
ADNAN OKTAR: Lazerli tüfekli. Kardeşim meydan savaşı mı var, ne oluyor? Nihayetinde ben yazar bir insanım, garibanın tekiyim. Allah’ın herhangi bir kuluyum yani. Benim silahla, pusatla da bir işim olmaz. Karınca ezmez adamım ben, ne yapacağım polise? Canım gibi sevdiğim insanlar. “Hadi gel, gidiyoruz” dese, gideriz. Çaka çaka polis. Benim aşağıdan kaçacağımı düşünmüşler, beklemişler aşağıda. Kardeşim peki bir olay olduğunda, nasıl bir olay olacaktı da kameranın onu tespit etmesini istemediniz siz? Niye bundan bu kadar tedirgin oldunuz? Ve evde kamera olduğunu size kim bildirdi? Ajan provokatör mü bildirdi. Aşağıdan ineceğimi ajan provokatör mü bildirdi? Niye iniyim, ne zorum yani? Suçlu değilim, bir şey değilim, niye kaçacağım yani, değil m? Bekledik, bekledik, bekledik, bir buçuk saat bekledik, inmedi polis, kapıda beklediler. Gittiler komşunun köpeğini vurdular, polis. Havlıyor diye sinirlenmiş, hayvanın kafasına sıktılar. Tabii, orada çekti vurdular. Çok acayip gergindi polis. Havlıyor diye çekti vurdu polis köpeği. Silah sesi geldi zaten. Bir süre sonra bir geldi, hiç abartmıyorum uzay kıyafeti gibi bir kıyafet giymiş polis böyle. Çelikten silindir gibi bir şey kafasında. Biz güya kurşun sıkacağız polise, böylece polis ölmeyecek yani, kurşun sekecek. Çelik miğfer, bir de kurşun geçirmez camlı, ben hiç görmedim öyle bir şey. O tarz polisler geldi. Buyurun, canım ciğerim, Hocam, buyurun, hoş geldiniz falan dedik. Neyse kafasından o kaskını çıkarttı, içeri geldiler falan, oturdular. Orada da bir süre bekledik, bayağı bir bekledik. Sonra polis minibüsüne, “Hocam buyurun” dediler. Hep beraber yol almaya başladık. “Hocam şimdi seni götürüyoruz” dedi polis, “deprem olacak.” “Allah-u alem deprem olur, seni götürürsek” dediler. Ama net, bütün polislerin içinde söyledi adam. Sonra emniyete gittik, hakikaten tam üstüm örtüleceği vakit deprem başladı zangır zangır. Adam kilitleyemedi, durdu, kaldı böyle.
OKTAR BABUNA: 12 Kasım depremiydi.
ADNAN OKTAR: 12 Kasım depremi oldu, evet. Sonra polisler dediler ki; “Hocam seni buraya getirdik, biz söyledik zaten deprem olacak diye, deprem oldu” dediler. Hepsi şahit polislerin, tamamı şahit oradakilerin.
OKTAR BABUNA: Bizim arkadaşlar da vardı orada duyanlar.
ADNAN OKTAR: Öyle, onların inancı öyle, öyle söylediler...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler