Adnan Oktar`ın 15 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...“Selamun aleyküm Muhammed Adnan Hocam.” MaşaAllah bu ismi çok sevdim. “Ben bir şeyi çok merak ediyorum. Ahir zamanda çıkacak olan, hadislerde belirttiği gibi bir gözü kör olan deccal şu anda yeryüzünde mi? Çünkü Darwin ortaya attığı teoriyle insanları felakete sürüklüyerek her yeri kana buladı ve dünyanın neredeyse %95’ini dinsizliğe sürükleyerek görevini yaptı ve öldü. Fakat Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur’da bahsettiği, Ahir zamanda çıkacak olan deccalin, manyetizma ve ispirtizmayı kullanarak insanların beyinlerini etkileyeceğini, adeta onları bir çeşit hipnoza sokacağını ve insanların hemen hemen tamamının bunun etkisi altına girerek, çok basit anlatımları dahi anlamayacağını ve bunu etkisiz hale getirmek için mucizatli bir Peygamber gerektiğine, İsa Mesih (a.s.)’i gelerek, deccalin bu yaptığı büyüyü bozarak insanlara zihin açıklığı ve ferahlık vereceği, deccali bilimle, fenle öldüreceği ve bunun neticesinde İslam’ın tüm dünyaya hakim olacağını anlıyoruz. Hocam işte bu bahsedilen deccal şu anda yeryüzünde mi? Allah’a emanet olun. Sizi çok seven Hakan Genç.”
Evet deccalin hipnoz gücü, hipnoz yöntemi, etkileme gücünü yaparken adam tabii evinde oturup, evinden birkaç tılsımla bunu yapmıyor. Bunu şeytanlara verdiği bir görevdir. Şeytanlar da insanlara musallat oluyor. İnsanlara musallat olduğunda da insanlar unutkanlık, içe kapalı olma, dikkat verememe, sinirli olma gibi özellikler göstermeye başlıyor ve hafızasını toparlayamıyor. Konsantrasyon bozukluğu meydana getiriyor, olay bu. Ama deccal bunu yaparken aynı zamanda basında ve televizyonda da bu telkini devam ettiriyor. Mesela tekrarlarla insanları hipnozunun içerisine sokuyor. Mesela Evrim Teorisi’ni tekrar tekrar insanlara anlatarak, insanların beyninde ona karşı ikna olma özellikleri meydana getiriyor. Mesela bir insana sürekli çirkinsin dersen, çirkin olduğunu düşünmeye başlar. Bir insana güzelsin dersen, güzel olduğunu düşünmeye başlar, bu telkindir. Üç kere bile bir şeyi tekrar ettiğinde, insanda büyü etkisi yapar. Bu tekrarlarla büyü etkisini meydana getiriyor deccaliyet. Yani mesela reklamlarda yapıyor, haberi bile olmuyor insanların. Televizyonda yapıyor, gazetelerde yapıyor, köşe yazarlarıyla yapıyor. Onlara şeytan ika etmiş oluyor. Yoksa deccal zannedildiği gibi gece gündüz sadece bu konuyla ilgilenen bir varlık değildir. Deccal sadece şeytanı devreye sokar o kadar, ondan sonrasına girmez, yani ondan sonrasına devam etmez. Asıl onun ikna ettiği yani şeytanın ikna ettiği, şeytanın talebeleri. Şeytanın eğitiminden geçen ordusu şu an dünyada görevde. Mesela Türkiye’de Baron. Baron mesela şu an deccalin emrindedir, şeytanın da emrindedir şu an. Türkiye’de insanların beynini yıkıyor. Darwinist, materyalist eğitim için var gücüyle gayret ediyor ve nerede melanet varsa bakıyorsun ki onun içinde, nerede pislik onun içinde. Mesela deccalin bir kolu olduğunu anlıyoruz. Bir yöntem olarak bunu kullanıyor. Mesela Irak’ta Saddam’a etki ediyor. Efendim, Suriye’de Hafız Esad’a etki ediyor. Çeşitli insanlara etki eder, bu şekilde netice alır, inşaAllah. Deccalin şu an avanesi var. Deccal hayatta iken deccalin öldürülmesi, deccalin fikir sistemini öldürüyor Mehdi (a.s.). Çünkü Deccal yakıp yıkıyor, batırıyor, yerle bir ediyor. Onun enkazını topluyor Mehdi (a.s.). Yoksa şahsını diyor Bediüzzaman, “bir mikrop, bir nezle dahi öldürür, yok eder” diyor. O kadar önemli değil şahsı, inşaAllah. Mesela Bediüzzaman ilk çıktığında deccal vardı, deccaliyet vardı. Ama Bediüzzaman deccali öldürmüş olsa, etkisiz hale getirmiş olsa, Mehdi (a.s.)’ye gerek kalmaz o zaman. Yani Bediüzzaman’ın kendisine de gerek kalmaz. Çıkar, öldürür, ondan sonra onun mücadele etmesine gerek kalmaz. Bediüzzaman’ın deccali yenememesi gerekiyor, Allah yendirmez. Nitekim yenemedi. Mehdi (a.s.)’ye bıraktı yenilmesini, çünkü o istese de yenemez. Diyor Bediüzzaman zaten, “ne vakit müsait, ne zaman, ne zemin. Hiçbir şey müsait değil” diyor. “Şahsım da bunu yapamaz, talebelerim de bunu yapamaz. Şahs-ı manevi olarak da yapamayız” diyor, “bu zamanda. Ta Ahir zamanda Risale-i Nur’un gerçek sahipleri Mehdi (a.s.) ve şakirdleri zuhur eder, o zaman olur” diyor. Açsınlar, baksınlar Risale-i Nur’a. Risale-i Nur’la ilgili açıklama yapan arkadaşlarımız eğer Risale-i Nur’dan okuyarak anlatmıyorlarsa, onlara da inanmasınlar. Adam ballandırarak anlatıyor, peki kaynak? Yok. Kuran’dan hadis, ayet vermiyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisini vermiyor. Bediüzzaman Said Nursi’nin anlatımlarıdan vermiyor. Sadece şahsi mütalaasını söylüyor, olmaz öyle. Onun için kaynaksız konuşan kişilere itibar etmesin kardeşlerimiz, inşaAllah. Ama Ahir zamanda, daha ilerki bir devrede bu göreve devam eden sembolik bir şahıs çıkacaktır. Mesih deccal tabir edilen bir şahıs çıkacaktır. Fakat asıl onun fikir sistemi şu ana hayatta, yani asıl olan budur. Ama sembolik olarak birisi çıkabilir. Çıkar o, o kadar önemli değil, inşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler