Adnan Oktar`ın 15 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Oktar Hocam bize yapılan olayları, bize yapılan mühendislik faaliyetlerini insanlar o kadar bilmiyorlar. Şimdi bir devlet memurunun hakikaten faaliyet yapması güçtür. Ama özgür bir insanın, bir ferdin yapması daha kolay, onun da çok yürekli ve delikanlı olması gerekiyor, yani bizim gibi. Mesela biz Darwinizm’e, materyalizme, komünizme, faşizme, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı yoğun bir faaliyet yapınca, adamlar tabii boş durmadılar. Onlar da çok ciddi bir karşılık verdiler. 1999’da, bak devlet de kabul ediyor, 99’da iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün faaliyetlerinin en yoğun olduğu yıllardan birisidir, 99. Ve bize karşı da en yoğun faaliyetlerin yapıldığı yıldır. En pervasız, en delice, en gözü dönmüş faaliyetlerin yapıldığı yıldır. Bize o dönemde aramıza iki tane ajan provokatör soktular. Hatta o ajanlardan bir tanesi bize yapılan operasyondan bir gün önce Emniyete gitti, Organize Şube’de gitti görüştü ve bunu basın da yazdı. Biz farkına varamadık, adamlar farkına varmışlar. Biz sonra, yıllar sonra olayın hikmetini anladık. Nasıl bir oyun oynandığını yıllar sonra anladık. Mesela pervasızlığa bakın; adamlar içimizde, samimi, normal arkadaşım, kardeşim zannediyordum, adam ajan pravokatör. Yardımcı oluyoruz kardeşimiz diye, koruyup kolluyoruz. Böyle iki kişiyi görevlendirmişler ama buna rağmen yine ellerine yüzlerine bulaştırdılar, yine beceremediler. Ben polisimizi tenzih ediyorum ama polisin içerisindeki iddia edilen Ergenekon Örgütü üyeleri, bize karşı müthiş komplolar ve oyunlar hazırladılar. Daha önce de kokain komplosu yapmışlardı, yine polisin içerisinde. Polisi tenzih ederim ama onlar da yine iddia edilen Ergenekon Örgütü üyesiydi ve akıl almaz bir pervasızlıkla oyunlarına devam ettiler. Şu anda da oyunlarına devam ediyorlar, şu anda da yatışmış değil. İddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı biliyorsunuz şu aralar bir sakinlik var. Daha sakin bir ortam var. Operasyonların bütün şiddetiyle, bütün hızıyla ve süratle devam ettirilmesi lazım. Hiç kimseden yılmadan, hiç kimsenin sözüne bakılmadan neticelendirilmesi gerekiyor.
Mesela o devirde senin annen-babanla, biz bunlarla çok iyiydik. Yıllardan beri tanırım ben senin babanı. Konferanslara gönderirdim, biliyorsun. Bizi öve öve bitiremezdi, beni de öve öve bitiremiyordu. Fakat iddia edilen Ergenekon Örgütü baktı, nasıl faaliyet yapabiliriz? “En iyisi ailelerden yaklaşalım” dediler. Gittiler onlara musallat oldular, onların haberi de yok, onları ayaklandırdılar. Bir kısım basını ayaklandırdılar. Baronu ayaklandırdılar ve kendilerince bizi köşeye sıkıştırmaya kalktılar. Ne oldu? Yine aslanlar gibi devam ediyoruz, ederiz de yani, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:EvelAllah, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Fakat yani ajan provokatör kullanılması çok acayip bir olay. Bu ajan provokatörün bize yapılan operasyondan bir gün önce gidip bilgi vermesi ve hazırlıklar tamam, anlamında bilgilendirilmesi ve arkasından da operasyon yapılması, tabii insanı düşündürüyor. Şimdi operasyon yapılıyor ama operasyondan değişik bir şey oldu yani. Ben ortada olan bir insanım, tanınıyorum, biliniyorum, evimiz ortada, herkes ortada. Mesela bize telefon etseler, biz gideriz veyahut polis kapıya gelse, “buyurun Hocam” dese, biz gideriz. Ama bize çelik yelekle, kafalarında çelik kask bulunan, tam otomatik tüfekli, tam donanımlı polis müfrezesi gönderdiler. Bir de bir gün öncesinden, bak o ajan provokatörün görüşmesi günü, “aşağıda, en aşağıda bir olay oldu, sizin evin bahçesinde biz arama yapacağız” dedi polis. Tabii, buyurun, istediğiniz gibi arayın, buyurun, dedik. Dediler ki; “bu bahçede gizli kamera falan var mı?” Yani “bahçenin içini gözetleyen, bahçedeki herhangi bir olayı tespit eden kamera var mı?” Bizdeki açık kamera, gizli değil, aleni kamera. “Bahçe kamerası var mı?” dediler. Aşağıda var, yukarıda da var, monitörden de görüyoruz dedik. “Monitördekini banda alıyor musunuz, video banda alıyor musunuz, tespit ediyor musunuz?” dediler. Yok, dedik. “Biz inanmayız, bir gidip bakacağız” dediler. Tamam, buyurun, dedik, gidip baktılar, videoya alınmadığını gördüler. Videoya almıyoruz, dedik. Kameralar da, aşağıdaki kameralar var dedik. Meşru, makul yani ne olur ne olmaz diye, aşağıda da, yukarıda da var, dedik. “Tamam” dediler ama bütün bahçeyi bir araştırdılar. Kardeşim meğer aşağıda bir olay yokmuş. Sadece bahçenin durumunu tespit için gelmişler, yani bir operasyon öncesinde. Kardeşim bu kadar hazırlığa ne gerek var? Canım ciğerim kardeşim, beni çağırın geleyim. Sonra ertesi gün bize telefonlar geliyor. “Hocam kapımızı kırıp içeri girdi polis” dediler. Hadi gözünüz aydın, dedim, Ceddin deden, Neslin baban falan artık. Allah mübarek etsin dedim, güzel olay. Bir kapı daha kırıldı dediler oradan. Bize de gelsinler dedik, bir de güzel hazırlandık artık, üstümüzü başımızı hazırladık, böyle biz de gideceğiz diye. Polis geldi evin kapısına, biz görüyoruz kameradan, gelmiyorlar, durdular orada, ana giriş kapısında. Ben ajan provokatör olan kişilere dedim ki daha önce; Allah vermesin bir zor olsa, herhangi bir dış saldırı olsa, eğer zorda kalırsak buradan aşağıdan da inebiliriz, demiştim. Evin aşağısından inebiliriz, demiştim. Onu götürüp yetiştirmişler ilgili yere, anladığım kadarıyla. Kardeşim, evin aşağı bahçesi, polisin arama yaptığı bahçeye tam donanımlı, otomatik tüfekli, çok fazla keskin nişancı polisi ağaçlara doldurmuşlar, ağaçlara.
OKTAR BABUNA:Lazerli tüfekli.
ADNAN OKTAR:Lazerli tüfekli. Kardeşim meydan savaşı mı var, ne oluyor? Nihayetinde ben yazar bir insanım, garibanın tekiyim. Allah’ın herhangi bir kuluyum yani. Benim silahla, pusatla da bir işim olmaz. Karınca ezmez adamım ben, ne yapacağım polise? Canım gibi sevdiğim insanlar. “Hadi gel, gidiyoruz” dese, gideriz. Çaka çaka polis. Benim aşağıdan kaçacağımı düşünmüşler, beklemişler aşağıda. Kardeşim peki bir olay olduğunda, nasıl bir olay olacaktı da kameranın onu tespit etmesini istemediniz siz? Niye bundan bu kadar tedirgin oldunuz? Ve evde kamera olduğunu size kim bildirdi? Ajan provokatör mü bildirdi. Aşağıdan ineceğimi ajan provokatör mü bildirdi? Niye iniyim, ne zorum yani? Suçlu değilim, bir şey değilim, niye kaçacağım yani, değil m? Bekledik, bekledik, bekledik, bir buçuk saat bekledik, inmedi polis, kapıda beklediler. Gittiler komşunun köpeğini vurdular, polis. Havlıyor diye sinirlenmiş, hayvanın kafasına sıktılar. Tabii, orada çekti vurdular. Çok acayip gergindi polis. Havlıyor diye çekti vurdu polis köpeği. Silah sesi geldi zaten. Bir süre sonra bir geldi, hiç abartmıyorum uzay kıyafeti gibi bir kıyafet giymiş polis böyle. Çelikten silindir gibi bir şey kafasında. Biz güya kurşun sıkacağız polise, böylece polis ölmeyecek yani, kurşun sekecek. Çelik miğfer, bir de kurşun geçirmez camlı, ben hiç görmedim öyle bir şey. O tarz polisler geldi. Buyurun, canım ciğerim, Hocam, buyurun, hoş geldiniz falan dedik. Neyse kafasından o kaskını çıkarttı, içeri geldiler falan, oturdular. Orada da bir süre bekledik, bayağı bir bekledik. Sonra polis minibüsüne, “Hocam buyurun” dediler. Hep beraber yol almaya başladık. “Hocam şimdi seni götürüyoruz” dedi polis, “deprem olacak.” “Allah-u alem deprem olur, seni götürürsek” dediler. Ama net, bütün polislerin içinde söyledi adam. Sonra emniyete gittik, hakikaten tam üstüm örtüleceği vakit deprem başladı zangır zangır. Adam kilitleyemedi, durdu, kaldı böyle.
OKTAR BABUNA:12 Kasım depremiydi.
ADNAN OKTAR: 12 Kasım depremi oldu, evet. Sonra polisler dediler ki; “Hocam seni buraya getirdik, biz söyledik zaten deprem olacak diye, deprem oldu” dediler. Hepsi şahit polislerin, tamamı şahit oradakilerin.
OKTAR BABUNA:Bizim arkadaşlar da vardı orada duyanlar.
ADNAN OKTAR:Öyle, onların inancı öyle, öyle söylediler. Polis dedi ki; “Hocam sakın dışarıda basına demeç vermeyeceksin” dedi. Tamam, basına ben niye demeç vereyim ki, dedim. Gazeteciler soru sordu, ben, memur arkadaş bir şey söylemeyin diyor, siz detay istiyorsunuz, olmaz böyle dedik.
Özetle olay bana biraz acayip geldi. Bir gün önce neden ajan provokatör gitti ve keskin nişancılar niçin dolduruldu? Neden aşağı bahçeden benim inmem beklendi. Bak bir de polis demiş ki, çok önemli bir şey daha var, bahçeyi gezdiren arkadaşa; “bu kocaman bahçe bu, çok geniş bahçe, burada ruhsatlı silah değil de, ruhsatsız silah gerekir burada” demiş. Kardeşim, biz ruhsatsız silahla falan biz ne yapacağız, eşkıya mıyız biz, ne işim var silahla? Bir tek çocukluğumda mantar tabancam vardı, o kadar. Başka bende silah milah, öyle bir şey olmaz. Bir de o kadar geniş teşkilata ne gerek var? Bütün araziyi sarmaya, bilmem neye falan, tam otomatik silahlar falan. PKK’ya karşı eylemde bile böyle bir şey olmuyor. PKK’da bile Mehmetçik şehit oluyor, açık kafası gidiyor. PKK’ya bile yapılmıyor bu, ne oluyor? Ağaçların üzeri, köşe noktalar falan, dönüş yerleri falan, tamamı polis dolu. Ne var bu kadar? Beş, altı, on kişi falan var en fazla evde. O biraz acayip tabii. Sonra başladı; biz daha Emniyetteyken, ifade verirken yayın başladı. Aydın Bey’in televizyonlarında sağolsun yayınlar başladı.
OKTAR BABUNA:Tuncay Özkan vardı.
ADNAN OKTAR:Tuncay Özkan o zamanlar. Sonra Adil Serdar Saçan, Tuncay Özkan, her ikisi de iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne üye olmak suçuyla tutuklandılar ve yargılandılar ve halen de yargılanmaya devam ediyorlar. Gerçi sonra biri bırakıldı.
OKTAR BABUNA:Adil Serdar Saçan bırakıldı, diğeri tutuklu hala.
ADNAN OKTAR:Ve iddia edilen Ergenekon Örgütü üyesi olup, bizimle uğraşan birçok kişi şu an içeride, tutuklu. Ben iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bir numaralı hedefi olarak listede varım, bir numaralı hedef olarak. Adnan Oktar, bir numaralı hedef. Çok fazla kişinin bu konuda görevli olduğunu da gördük, anlattıklarını da gördük.
Şimdi bu konular, yani şöyle dikkatlice bakıldığında biraz acayip görünüyor. Çok dikkat çekici görünüyor. Yani yalancı şahitler bulmalar, şunlar bunlar falan önü arkası gelmiyor. Ama Allah her seferinde ayaklarına dolandırıyor, maşaAllah...
Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler