Adnan Oktar`ın 16 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bakın, Allah hükümeti yönlendiriyor. Hangi hükümet olursa olsun, Türk-İslam Birliği’ni savunmak durumundadır. Çünkü Allah onu gizli veya açık bir görünen veyahut görünmeyen bir ilimle yönlendiriyor. Yani mesela CHP de iktidarda olmuş olsa, hiç fark etmez, o da Türk-İslam Birliği’ni savunacaktı. Kader böyle, yani ister veya istemez o hizmeti yapacaktır. Yani olayları onlar yönlendiriyor, yani mecburen oraya doğru gidiyor.
Mesela bütün İslam ülkelerinde İslam hızla yayılıyor ve her hükümet istesin veya istemesin İslam'a hizmet ediyor, İttihad-ı İslam'a hizmet ediyor. Mesela Afganistan'daki hükümet olsun, Çeçenistan'daki hükümet olsun, nerede olursa olsun ister istemez İslam'a hizmet etmek durumundadır, edecektir.
Mesela Hoca çıkıyor, Osman Ünlü diyor ki; "Mehdi (a.s.) gelmeyecek, bin yıl daha ilave ediyorum" diyor. Üçüncü bin yıl, bak üçüncü bin yıldan bahsediyor. Tek kelime burada böyle bir ifade geçmezken, üçüncü bin yıldan bahsediyor. Bu bizim Mehdiyeti daha çok gündeme getirmemize sebep oluyor. Tehlikenin büyüklüğünü görüyoruz o zaman. E o onu söylememiş olsa, mesela biz belki bu konuyu bu kadar üstünde durmayacağız ve bu kadar tekrar etmeyeceğim belki. Yani tehlikeye bu kadar dikkat çekemeyecek belki.
SUNUCU 1:Zaten bunlar da Mehdi (a.s.)'nin çıkış alametleri.
ADNAN OKTAR: Tabii, mesela Cübbeli çıkıp "Mehdi (a.s.) beş yüz yetmiş yıl sonra gelecek" demese ben Cübbeli'yi bu kadar meşhur etmezdim ve konu bu kadar gündeme gelmezdi. Yani zaten insan sorarlar "nereden çıktı?" derler. Bak bu kadar çok gündeme gelmesine vesile oluyor Cübbeli. Haberi bile olmuyor. Kader-i İlahi'nin sevkiyle bu şekilde hareket ediyor.
Mesela Şaşar Beşer Faruk Beşer çıktı ortaya, ne dedi? "Mehdi diye bir olay yok zaten" dedi, "Hz. İsa (a.s.)'nın inişi diye bir olay yok" dedi. Baktık ki tehlike büyük, tehlike çok büyük. Biz normal, sakin bir mücadele verirken bu ne olduk? Delirdik, coştuk Allah aşkıyla. Daha kararlı bir mücadele yapmanın gerekliliğini duyduk. Baktık münafıklar kaynıyor. Coşkumuz kaç? Bin misli daha artıyor. Mesela Darwinistler çıkıyorlar. En ufak bir kıpırtıda bulunduklarında ben ne yapıyorum? Deliriyorum. Yüz misli daha, faaliyetimi daha arttırıyorum. Adamlar bize hizmet ediyorlar. Yani buna ihtiyaç vardır. Yani mesela adam diyor ki; "şahs-ı manevidir" diyor. Gayet sakin şekilde anlatıyor, Mehdi (a.s.) gelmeyeceğe getiriyor. Yani çünkü yetmiş yıl kalmış, yetmiş yıl içerisinde İslam ahlakı hakim olacak. İnanıp, inanmadığını da anlayamıyoruz adamların. Yani öyle bir üslup kullanıyor ki gayet gevrek ve çok rahat bir üslubu var, dini konuları tenzih ederim. Duyan da böyle hani yayıla yayıla hareket etmemiz gerekiyormuş gibi bir izlenime kapılır. Halbuki yetmiş yıl çok kısa bir süre. Bu yetmiş yılın içinde İslam ahlakı hakim oluyor, İttihad-ı İslam oluyor, Mehdi (a.s.) çıkıyor, Hz. İsa (a.s.) iniyor ve ondan sonra gerileme devri başlıyor. Ve çok kısa bir süre sonra, yani şu an yaşayan bir gencin torunu veyahut çocuğu Kıyameti görecek; bu kadar yakın. Böyle bir ortamda bu adamların rahatlığı bizi daha da şevklendiriyor tabii, daha da hızımızı arttırıyor...
Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...İttihad-ı İslam
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler