Adnan Oktar`ın 14 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Güneydoğu Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Mesela bir örnek olarak atomun çekirdeği ne kadar ufak? Bir kağıda bir nokta koyduğumuzu varsayalım, bu çekirdek olsun. Elektron o zaman 50 metre uzakta oluyor. O noktayı elma büyüklüğüne getirsek, çekirdeği. O zaman 50 km ötede olmuş oluyor elektron. O kadar büyük boşluk var atomun içerisinde yani muazzam bir boşluk var. Hocamız bunu sık sık vurguluyor zaten bu şekilde olduğunu.
ADNAN OKTAR: Bakın yani bir elmayı düşün, masanın üstünde bir elma, 50 km, artık uzaklığın şiddeti ortada. 50 kilometreden baksan, elmayı insan değil, hiçbir şekilde göremezsin, yok hükmündedir. İşte onun için madde saydam oluyor. Yani maddenin dışarıdaki saydamlığının nedeni bu. Yani arada muazzam bir boşluk var. Bir de ayrıca simsiyah karanlıktır. Allah özellikle böyle yaratmıştır, insanlar dünyaya bağlanmasınlar diye. Deli gibi dünyayı sevenler dünyanın bu sırrını öğrenince şok oluyorlar tabii. Bana bazen böyle perişan şekilde yazı yazanlar oluyor. “Hocam yaktın bizi” falan gibisinden, “hiçbir şey gerçek değilmiş.” Ne sanmıştın? Çünkü bak Allah gerçek diyorum, mutlak olan Allah, diyorum. Allah da (haşa) onu ilgilendirmediği için müthiş bir açmaza giriyor. Sen niye önemlisin? Niye Allah önemli değil de sen önemlisin. Allah mutlak gerçektir, sen gölge varlıksın. Gölge varlık olmak, çok ağırına gidiyor onu öğrenmek. Kendisinin mutlak olmasını istiyor, Allah’ın da gölge varlık olmasını istiyor. Zaten Allah’ı sorduğunda o adama, “radyo dalgası nasıl, görüyor musun? Radyo dalganı, televizyon dalganı görüyor musun? Göremiyorsun, Allah da öyle görünmez. Şu an o yüzden göremiyoruz. Gölge bir varlıktır Allah” diyor. Sen? “Ben buradayım, görmüyor musun? Taş gibi karşındayım. Ben de mutlak varlığım” diyor. Sen gölge varlıksın, Allah mutlak varlık, haberin yok senin. Bunu öğrenince de şok oluyorlar. Çünkü dünyaya o kadar bağlanmış, o kadar şirkle ruhu sarılmış ki dünyaya aşık olmuş. Divane olmuş, dünyanın divanesi olmuş. O divane olduğu dünya bir anda elinden gidince, ama ne gitme yani, komple gidiyor. Arabalar, evler, para, efendim titri... Tabii profesörlüğü, doçentliği falan hepsi bambaşka bir çizgiye girmiş oluyor. Bakıyor ki beyninin içinde bir görüntüden ibaret, dışarıdaki varlığı da saydam ve simsiyah karanlık. Dışarıdaki varlığı zaten onu o kadar ilgilendirmiyor. O işine yaramaz. Hem saydam, hem göremiyor zaten, hem de simsiyah karanlık ve renksiz ve konuşamıyor da. Çünkü bir profesör düşün, saydam bir profesör. Simsiyah karanlık ve konuştuğunda da sadece elektron yayıyor. Bu işine gelmez. Bu da çok ağırına gidiyor. Onun için yana yakıla yazı yazanlar oluyor böyle, gerçeği öğrenince. Kardeşim sen gerçekten nereye kaçacaksın? Nereye kaçacaksın yani? Bunu illa ki öğreneceksin. Sen kendin düşünerek de zaten bunun farkına varırsın. Yani benim bu anlattığımı bir genç, evde yalnız otururken kendi kendine farkına varır bunun. Ama ani kendi farkına varırsa ürkebilir. Ben önceden anlatıyorum, kontrollü olur. Yoksa birden kendi farkına varırsa, hakikaten şiddetli heyecan duyabilir. Benden öğrenmesi kademeli ve rahat geçiş sağlamasını sağlıyor. Dolayısıyla şoka girmez. Çünkü dünyaya aşık, kendine de aşık, şimdi Allah’ı da unutmuş, o zaman çok acayip bir şey oluyor. Bir anda havada kalıyor adam. Bütün aşkımız, bütün muhabbetimiz, bütün sevgimiz Allah’adır.
Bak Allah ne diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’tan başka ne gerçek bir dost, ne de gerçek bir vekil vardır” diyor. Allah’tan başka insanın vekili ve dostu yoktur gerçek anlamda. Tecelliler vardır onun dışında ve o tecelliler de hep Allah’ın tecellsidir. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’i biz seviyoruz ama Allah’ın tecellisidir Peygamberimiz (s.a.v.), müstakil bir varlık değildir. Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.)’de tecelli eder, o şekilde görünür. Hz. Musa (a.s.)’da tecelli eder, Hz. Musa (a.s.) olarak görünür. Ağaçta tecelli eder, bitkide tecelli eder, çocukta tecelli eder Allah, yiyeceklerde tecelli eder. Zati değildir, tecellisidir. Şimdi ben bunu tam anlayacakları gibi anlatacağım daha, şu an ben bunu sadece teorik anlatıyorum. Sonra pratik anlatacağım, tam kavrayacakları gibi ama şu an teorik iyice öğrenmeleri için, bir geniş zemin olsun diye imkan tanıyorum. Yani iyice anlamalarını böylece sağlamış oluyoruz.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler