Adnan Oktar`ın 19 Ekim 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
OKTAR BABUNA: Buradaki yazısında da; “Bir devir kapandı” diye Ali Saydam’ın bir yazısı vardı Hocam, Akşam Gazetesi’nden. Erbakan Hocamızla ilgili, “Bir devir kapandı” diye yazmış. Erbakan Hocanın ne kadar önemli bir kişi olduğunu, gerçek ve yürekli bir savaşçı olduğunu, ülkemizin en önemli kahramanlarından biri olduğunu, ona ne kadar çok saygı duyduğunu yazmış. “Ancak artık onun dönemi tamamen kapandı” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Kimdir bu Ali Saydam?
OKTAR BABUNA: Akşam Gazetesi’nden Hocam inşaAllah, köşe yazarı.
ADNAN OKTAR: Kimdi bu? Resmini büyüt bakayım. Sen tanıyor musun onu?
OKTAR BABUNA: Tanımıyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani, “Bir devir kapandı”dan kasıt nedir? Kapanan nedir?
OKTAR BABUNA: Yani yaşı itibariyle bittiğini, “Tamam, çok mücahit, savaşçı biriydi ama onun devri kapandı” diyor. Özetle okuyayım Hocam. Kısa bir bölüm okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Oku.
OKTAR BABUNA: “Necmettin Erbakan Hoca bende müthiş bir empati ve şefkat duygusu uyandırıyor. Alabildiğine de saygı. İçinde bulunduğu sağlık durumunun gizlenecek bir yanı yok. Ancak o nasıl bir istemdir (irade), nasıl bir inançtır ki, hiçbir koşulu kabullenmeyeceği duygusunu karşısındakine geçirmektedir. O nasıl bir akıl ve duygu gücüdür ki, Numan Kurtulmuş gibi her yönüyle zinde bir lideri alt etmeyi başarmıştır. İnanılır gibi değil. Ancak merhamet duygusu, bir siyasi liderin en son başvuracağı bir 'algılama aracı' olmalıdır. Belki biraz içim acıyarak, ancak bol miktarda saygıyla onu izlemeye devam edeceğim. Erbakan Hoca, dünya görüşüne katılırsınız katılmazsınız, yürekli bir savaşçı (mücahit) ve Türkiye'nin yıllardır içinden geçtiği transformasyon macerasının önemli kahramanlarından biri olduğu gerçeğini inkar edemeyeceğiniz bir liderdi. Allah ona uzun ömürler versin” diye bitirmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Devir kapandı derken ne yapması gerekiyor? Ne yapmam gerekiyor? Saadet Partisi’nin kapısına kilit mi vuracağız? Kardeşim ne biçim yazı yazıyorlar. Bir insan netleştirir. Kardeşim dersin, “Evet, Erbakan yaşlandı” ondan sonra, “Allah vermesin ona bir şey olursa, vefat ederse, işte yerine şu geçer ve bu parti devam eder” dersin. “Bu partinin misyonu çok güçlü gayet güzel devam eder”. Sen öyle bir şey diyorsun ki; “Erbakan vefat ederse, Saadet Partisi’nin kapısı kilitlenir, konu biter” gibi anlatıyor. Kardeşim, Saadet Partisi’nin ruhunda Kuran ahlakından kaynaklanan çok sağlam bir ideoloji vardır. Çok sağlam bir düşünce vardır. Yani milli görüş tabir edilen bir düşünce. Allah vermesin, mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vefat etti. Ne oldu? Yerine Hz. Ebu Bekir (r.a) geçti. Benzetme güzel bir şey, ben Peygamberimiz (s.a.v.)’i tabii tenzih ederim. Sonra ne oldu? Hz. Ömer (r.a.). Sonra değil mi, devam etti? Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.). İnşaAllah. Şimdi arkadaşlar burada insanın kafasında kuşku bırakacak bir üslupla konuşuyorlar ve muhtemelen iyi niyetli. Ama bazen bu iyi niyetlerin arkasında çok gizli bir kötü bir niyet olabiliyor. Şimdi Erbakan Hocamı aslında kendi kafalarınca yutacaklardı. Birilerini pek hesap etmediler. Yani öyle, kafalarını böyle ampul gibi büküp yerine oturtturulacağını tahmin edemediler. Ondan sonra, “Meydan boş” dediler. Aydın Doğan’ı sağına, efendim Bıyığı soluna, Fatih Altaylı’yı arkasına, bilmem kimi önüne böyle çala oynaya ilerliyorlardı. “Ne oluyor hemşerim?” denildiğinde, bir anda at arabası durdu, inşaAllah. İçindeki yolcular da durdu, şangır şungur giderken. Hepsini arabadan indirdik güzelce böyle ve gittiler Erbakan Hocamın elini öptüler. El mi yaman, ben mi yamanmış? Canım kardeşlerim benim, el mi yaman, bey mi yamanmış? Demek ki bak, bey hepsinden yamanmış. Bak adamı böyle yaparlar işte. Bir daha sakın ha sakın, sadakatte, saygıda, hürmette kusur etmeyin ve aklınıza da sakın güvenmeyin, gücünüze güvenmeyin. Bak, Aydın dedenizin ne olduğunu gördünüz. Hiçbir gücü yokmuş, gördünüz mü? Kartondan bir kaleymiş. Bak bizim çok küçük, mütevazi imkanımız var, görüyor musun? Üfürünce tak aşağıya gitti, konu bitti. Ne yapıyorlardı? Milli Gazete’de Erbakan Hocamızın resmini bile çıkarmıyorlardı. Ne yaptık? Resmini çıkarttırdık ve hürmet ettirdik ve ilgili ekip de tıpış tıpış gitti, nezaketiyle. Parti sitesinde, Milli Görüş’ün kendi sitesinde Erbakan Hocamızın bütün yazılarını, resimlerini kaldırtmışlardı. “Yakışmıyor, ayıp oluyor” dedik. Hemen nezaketiyle yerleştirdiler. Erbakan Hocamızı da güya kendi kafalarına göre harcamaya kalkıyorlardı. Dediler ki; “Biz acayip dolu dizgin geliyoruz. Aydın Doğan’ı da at arabasının arka kısmına koyduk. Şangur şungur yürür” dedik. Bak, ata “Dur!” dedik. Bütün nezaketimle konuşuyorum ve bitti. Bizim kadirşinas milletimiz nasıl coştu? Böyle parti başkanı, böyle başa getirilir işte görüyor musunuz? Ezici çoğunlukla, bütün oyları aldı, tamamını aldı başa geçti. Ve iki kolundan giriyor, götürüyorlar bu insanı. Tam mücahit. Hz. Ali (r.a.)’yi 17 yerinden yaralamışlardı, aslanım benim, ayakta aslan gibi daha hala devam ediyor. 17 yerinden yaralı, kılıç yarası aldı, inşaAllah. Bir tane kılıç yarası alsa insan takla atar, düşer. 17 yerinden yaraladılar benim aslanımı, maşaAllah. Dedemi. Aslan gibi yine ayaktaydı. Hayber Kalesi’nin kapısını söktü, inşaAllah. O adrenalinle maşaAllah. Şimdi Hocamız da maşaAllah öyle mazlum, öyle hoş bir konuma geldi ki Müslümanların Hamiyet-i İslamiye’si coştu. Kardeşim, Saadet Partisi bambaşka bir şey oldu artık. Bundan sonra Saadet Partisi’nin kimse sırtını yere getiremez. Erbakan Hocamız, şimdi onu yazan dedem Ali Saydam.
OKTAR BABUNA: Kısa bir bilgi vereyim mi? Halkla ilişkiler konusunda uzmanmış Hocam. Tv programları yapıyormuş. Habertürk’te de program yapıyormuş daha önce.
ADNAN OKTAR: Her neyse önemli değil. Yine iyi niyetli, güzel yazmış bir şey değil de. Fakat arkasını getirmemiş. Çok acayip kabus gibi bitirmiş. “Sen aslan gibi delikanlısın ama öldüğünde kemiklerin güzel olur” der gibi bir laf. Olur mu öyle şey? Arkasını getirsene. “Erbakan Hocamız” dersin, “Allah vermesin, Allah ömrünü uzun etsin. Vefat ederse yerine başka bir koç yiğit geçer, devam eder. O da devrilir düşerse, bir başka koç yiğit geçer. O da devrilir düşerse bir başka koç yiğit geçer ve Türk İslam Birliği’nin sancağını bu millet Türkiye’ye dikecek. Dikecekler” demesi lazım. Demiyor ki, kesmiş Hocamız. Olmadı. Lafı yarım kesmiş. Biz sanki Ali Saydam Hoca’yı öyle ya belki o da peşinden gidecek, Erbakan Hocamızın. Belki de daha önce vefat eder. Hiç belli olmaz. Erbakan Hocam 20-30 yıl daha yaşayabilir. Hepimiz için, benim için de olabilir. Araba çarpar vefat ederim yani olur, her şey olabilir. Allah esirgesin…
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler