Adnan Oktar`ın 21 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Sizlere Ukrayna’daki Kırım Tatarları’na yapılan eziyet ve aşağılama tavırları ile ilgili kısa bir röportaj gönderiyoruz. Ukrayna’daki Kırım Tatarları’nın durumu bizler, Rusya Tatarları için önemlidir. Onlar da tüm Türk Müslüman kardeşlerimiz gibi Kazan Türkleri de kanımızdır, canımızdır. Allah karşısında hepimiz sadece kendimizden değil, birbirimizden sorumluyuz. Ümit ederiz ki Türk-İslam Birliği ve Mehdiyetin altın asrı yakında diye.”
Ukrayna öyle bir acayiplik yapıyorsa çok ayıp yapıyor demektir. Aman ha. Aman ha. Ukrayna Büyükelçiliğiyle yarın görüşelim. Bu nedir, bu olay, bu eziyet falan, bu aşağılama olayı? Zaten yıllardan beri, uzun süreden beri, yüzyıllardan beri diyelim, Kırım Tatarları’na, Kırımlı kardeşlerimize akıl almaz eziyet yaptılar. Acayip eziyet yaptılar, işkence yaptılar. Onları aldılar, sürdüler, götürdüler. Bir kısmını gemiye doldurup batırdılar gemi ile beraber. Onun için Ukrayna’ya bu yakışmaz. Oradaki hem parlamento üyelerine, hem devlet yönetimine hem yazı yazalım, hem de uyaralım. Nedir o, var mı filmi sende? Göster.
ALTUĞ BERKER:Var Hocam. O eziyetlerle ilgili film var, inşaAllah.
-VTR-(Ukrayna’da Kırım Tatarları’na yapılan eziyet)
ADNAN OKTAR:Bak kardeşim, şimdi bu gördüğün, bu nedir burada? İmam-ı Muhammed Mehdi (a.s.)’nin çıkışının farz olduğunu görüyoruz. Yani Allah’ın emri, illaki çıkması lazım. İttihad-ı İslam farz, Türk-İslam Birliği farz. Türk-İslam Birliği olsa, benim Kırımlı canlarıma, güzel kardeşlerime böyle eziyet edebilirler mi? Şu pervasızlığa bak. Bu çok küçük bölümü. Zamanında milyonlarca Kırım Tararı’nı, halis Türk, doldurdular, trenlere Sibirya’ya, oraya buraya sürdüler. Sonra da bir daha onlar dönmedi, yani vefat ettiler, şehit ettiler, birçoğu. Birçoğu da oralarda dağıldı. Bir kısmını da geriye getirilmeye çalışıldı, kabul etmediler. Halen de dağınıklar. Bu büyük bir zulümdür. Kırım yeniden o eski güzelliğine kavuşsun. Kırım’da yeniden camiler açılsın. Bana Kırım’dan fotoğraflar getirdiler. Kardeşim, sanki Tokat’tan, Turhal’dan, Kayseri’den, Edirne’den çekilmiş fotoğraflar. Böyle cumbalı Türk evleri, güzel camiler, Osmanlı camiler, yani Müslüman mahallesi Kırım’da, maşaAllah. O benim canlarımı oradan sürüp çıkartmışlar. Yeniden oraya getireceğiz Allah’ın izniyle. Yeniden o camileri kurduracağız, yeniden o cumbalı Osmanlı evlerini oralara dikeceğiz. Bak, “çırpınırdın Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına” diyor. Bu hasreti anlatır bu türkü. Karadeniz türküsü. O ızdırabı, o hasreti anlatır. Onların özgürlük mücadelesinin türküsüdür. “Ah ölmeden, görseydim” diyor. İnşaAllah. Biz de inşaAllah Türk-İslam Birliği ile bütün o Türki devletlerin tamamını, Allah’ın izniyle esaretten kurtaracağız. Allah’ın izniyle ki tam vakti. Şartlar tamam, sistem tamam; Türkiye’deki, dünyadaki demokrasi anlayışı müsait. Basın, medya gücü çok yüksek. Televizyonlar, internet şu bu falan, her şey müsait şu an. Türk-İslam Birliği tahmin, tahayyül edilemeyecek kadar kolay. Bak, Avrupa Birliği için nasıl yalvarıyor insanlar, Türkiye’de de birçok insan. “Ne olursunuz, bizi Avrupa Birliği’ne alın. Çok istiyoruz, istirham ederiz, yalvarıyoruz” gibisinden söylüyorlar. Kardeşim, ne diyecek biliyor musun? “Türk-İslam Birliği için yalvarıyorum” diyecek. “Allah rızası için şu Türk-İslam Birliği’ni yerine getirin” diyecek. İstenilecek olan budur. “Avrupa Birliği mümkün” diyor adam, “ama Türk-İslam Birliği mümkün değil” diyor. “Niye Hocam?” diyorsun. “Mehdi (a.s.) 570 sene sonra çıkacak” diyor. “Sen ne diyorsun Hocam?” diyor. “Yok, yanlış söylüyor, 1000 sene sonra çıkacak” diyor. Öbürüne soruyoruz, diyor ki; “Mehdi (a.s.) yok ki zaten, şahs-ı manevi var. Nereden çıkardınız Mehdi (a.s.)’yi?” diyor. “Mehdi (a.s.) geldi, bitti, tamam işte. Namazımızı kılıyoruz. Evde namaz kılmanın adı Mehdiyet’tir zaten” diyor. “Hacca da gidiyoruz, tamam” diyor. “Ticaret de serbest.”
ALTUĞ BERKER: Kendinin Mehdi’si oluyor.
ADNAN OKTAR:“Herkes kendinin Mehdi’si artık” diyor. “Mehdi (a.s.) geldi, geçti” diyor bir kısmı. Bir kısmı; “ruh, görünmüyor” diyor. Bakın, bunların hepsi şeytanın bir oyunu. Türk-İslam Birliği’nin oluşmaması için şeytanın bir oyunudur. Müslümanlar bu oyuna gelmeyecekler...
ADNAN OKTAR:... Dolayısıyla ben Kırım konusunda çok itinalıyım, diğer ülkelerde olduğu gibi; diğer Türki devletlerde, İslam ülkelerinde olduğu gibi, Kırım da çok hayati bir noktadır. Doğu Türkistan... Onun için o konuyu muazzam gündem yapalım. Bir kere Kırımlı kardeşlerimizi bıraksınlar, kendi ülkelerine dönsünler. Daha hala dönmediler; orada buradalar. Kırım sürgünü 13 Mayıs 1944’te başlamış. “Sovyet askerleri sabaha karşı 03.00 sularında Kırım Türk ailelerinin evlerine ellerinde silahlarla girerek, uyumakta olan bu insanları yataklarından kaldırarak, dışarı çıkardılar. Elleri havada duvarlara dizildiler. Askerlerden bazıları yaşlı kadınları kaçmaları için serbest bırakmıştı ve” bak, yaşlı kadınları kaçmaları için serbest bırakmışlar, sonra da arkalarından kurşun yağdırarak onları şehit etmişler. “180.014 kişinin, 67 katara doldurularak bölgeden çıkarıldığı, bunlardan 63 tren katarında bulunan 170.287 kişinin gitmeleri gereken yere gönderildiği bilinmektedir. 5000 Kırım Türk’ünün Moskova kömür madenlerinde çalışmaya gönderildiği ifade edilmiş. Bütün bunlarla beraber Kırım’dan 191.014 kişinin çıkarıldığı tespit edilmişti. Azak Denizi ile Sivaş arasında yer alan ve halkı balıkçılık ve tuz üretiminde çalışan Arabat Köyü’ndeki Kırım Türk Halkı’nın sürgün edilmesi unutulmuştu. Bunun üzerine Arabat’taki bütün Kırım Türkleri büyük ve eski bir gemiye bindirilerek, hepsi mahzene kapatıldılar.” Geminin mahzenine kapatıldılar. “Daha sonra gemiyi denizin en derin yerine getirip, ambar kapaklarını açarak gemiyi içerisindeki insanlarla birlikte batırdılar.” Komünistlerin kafayı görüyor musun? “Bu faciadan sağ kurtulan tek bir kişi olmamıştır.”
Bakın, zulmün şiddetine bakın. 13 Mayıs 1944’de başlıyor Kırım sürgünü. Daha hala sürgündeler. Bir kere yeniden eski vatanlarına dönmeleri gerekiyor. Bu zulmün bir an önce bitmesi gerekiyor. Bu gündem yapılacak ki, sessiz kalırsan devam eder bu. Eğer Türk-İslam Birliği’ni istemezsen, Allah nasip etmez, inşaAllah. Allah Mehdi (a.s.)’yi vesile ediyor işte ve talebelerini vesile ediyor. Onlar bu konuyu müthiş gündem edeceklerdir. Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı müthiş gündem edeceklerdir. İnsanlar unutturmaya çalıştıkça, onlar zorla insanların gündemine getirecek ve bütün müminlerin kalbine Türk-İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı yerleştirecek, onlara sevdirecek ve gerekliliğine de inandıracaklardır. Böylece Türk-İslam Birliği oluşacaktır, inşaAllah. Bakın, unutturmaya çalışanların ne kadar çok olduğunu görün. Unutturmamak için de, bizlerin de Mehdi (a.s.) talebeleri olarak ne kadar gayret ettiğimiz görün.
ALTUĞ BERKER:İttihad-ı İslam’ı istemeyenlerin bunlara ortak olabileceğini söylemiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii ki. İttihad-ı İslam’ı istememe nedenleri karışık. “Avrupa Birliği’ne de sizi almayacağız” diyorlar. “İttihad-ı İslam da istemiyoruz.” Daha Türkçesi, “Anadolu’dan gidin” diyorlar. “Türkiye’yi de paramparça yapacağız, yirmi ikiye ayıracağız” diyorlar. Adamlar iddia edilen Ergenekon Örgütü’nü kurmuşlar, Türkiye’yi yirmi ikiye bölmek istiyorlar. İstanbul’u ayıracaklar, Karadeniz Bölgesi’nin ayırmak istiyorlar. Karadeniz’i ikiye bölmek istiyorlar. Güneydoğu’yu bölmek istiyorlar. Antalya bölgesini ayrı, İzmir bölgesini ayrı, İç Anadolu’yu öyle. Güneydoğu Anadolu’yu ayrı. Onları da ayrıca kendi içlerinde bölmek istiyorlar, yani daha küçük parçalara ayırmak istiyorlar. Böylece amaçlarına ulaşacaklarını zannediyorlar idi iken, karşılarına aslan kükremesi gibi Mehdiyet çıktı, inşaAllah ve hiçbir şey yapamıyorlar. Bakın bütün iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yapılanması şu an darmakeşan. Bu Mehdiyet vesilesi iledir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, kardeşlerimizden sizin yazılarınızı takip edenler, izleyicilerimizden Kırım hakkındaki hizmetlerinizi, yazılarınızı bilirler ama Kırım’la ve diğer yerlerle olduğu gibi özel ilgilendiğinizi, mesela arkadaşlarımızı gönderdiğinizi, orada kurban kestirdiğinizi, Kırım’daki Türk-Müslüman kardeşlerimize dağıttırdığınızı burada ben ifade etmek isterim. Her zaman düzenli olarak bu çalışmaları yaptırırsınız. Bir başka hatırladığım şey de, Kırım’ın en ücra köyüne gidiyorlar arkadaşlarımız, diz boyu kar olan bir yere, kimsenin gelip geçmesinin zor olduğu bir yere. O eve giriyorlar, misafir oluyorlar, bir çay içmek için. Orada kütüphanede sizin eserinizi görüyorlar Hocam, Evrim Teorisi’nin Çöküşü kitabını.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, oraya kadar ulaşmış.
ADNAN OKTAR:Kırım’da faaliyetimiz yoğun, elhamdülillah, o doğru. Hakikaten zaman zaman da kardeşlerimiz Kırım’a ziyarete gidiyorlar. Orada fakire, fukaraya biraz yardım yapılıyor, kitap dağıtıyoruz, bir şeyler yapıyoruz. Türki devletlerin bir kısmında bu tarz nacizane faaliyetlerimiz var ama tabii Allah biliyor, inşaAllah...
ADNAN OKTAR:... Zor şeylerin olması şart. Sükunette insan ne yapar biliyor musun? Uyur. Böyle ılık bir ortam meydana getirirsen, bir insanın hiçbir işi gücü yoksa rahat da bir ortam varsa, birçok insan için ilk aklına gelecek şey uyumaktır. Ama Allah insanları ajite ediyor. Heyecanlandırıyor, şevklerini arttırıyor.
Mesela bak Kırım, Kırım’daki şu olay, şimdi ben taktım Kırım’a kafayı. Gerçi ben mücadele veriyordum ama daha da şiddetlendirir mücadelemi bu. Kardeşlerimiz diyorlar ki; “halim selim, bize böyle neşeli şeyler anlatsana.” Böyle güzel şeyler, ılık meltemler gibi falan. Uyumak istiyor. Ben uykudan uyandırmaya çalıyorum onları. Uyudukları uykudan uyandırmaya çalışıyorum, inşaAllah. Yani gerçekten uyusalar, uyandırmam, dinlensinler isterim. Ama manevi uykuda iseler, o zaman uyandırmak şart. Çünkü Ashab-ı Kehf gibiler, birçok insan, uyuyorlar. Onları bir şekilde uyandırmak gerekiyor...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...İttihad-ı İslam
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler