Adnan Oktar`ın 13 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...7. ayette, “Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.” Bakın, bu ayetin ebcedi de 2019 tarihini veriyor. “Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.” Yani Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinde soranlar için ayetler vardır, ibretler vardır gibi de yorumlayabiliriz, inşaAllah. Bir yönüyle, yani Ahir Zamana bakan yönüyle. 2019 tarihini veriyor. Bak, orada 2020, burada 2019. Ve tam hakimiyetle ilgili konular bak, “Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.” “Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir. Öldürün Yusuf'u". Bakın o devirde kişiler Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde Hz. Yusuf (a.s.)’a karşı müthiş bir kıskançlık ve haset içindeler, bak, “Birbirini pekiştiren kalabalık bir topluluğuz biz” diyor. Ama Hz. Yusuf (a.s.)’a karşı öfkeliler. Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı da bir kısım Müslüman bilinen münafıklarda öfkeli olacaklar. "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” Yani onu hapsedin, bir yere gizleyin, etkisiz hale getirin, veyahut öldürün. Hz. Mehdi (a.s.) içinde aynı şeyleri düşünecek münafıklar. Öldürmeyi, hapsetmeyi, etkisiz hale getirmeyi düşüneceklerdir. Bak, “Babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” Yani siz ünlü olun, şöhret olun. Siz tanının, bilinin, yani öne çıkma hırsının, büyüklük hırsının insanları bu çizgiye getireceğine Mehdiyet devrinde işaret ediyor Kuran. “Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." Samimi topluluk olursunuz diye bunlar tabii kalbinde hastalık olanların yapacağı bir üsluptur. Hem anormallik yapacaksın, hem mazlum bir insanı hapsetmeye kalkacaksın, kuyuya atmaya kalkacaksın, öldürmeye kalkacaksın, hem de salih bir topluluk olacaksın. Yani cinayete azmedeceksin sen, hem de salih bir topluluk olacaksın. Belli ki olmayacak bu, bu kalbinde hastalık olanların üslubudur. “İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakın da onu bir yolcu kafilesi alsın." Bu kişi bir ihtimal Hz. Hızır (a.s.) olabilir. Bak, “İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u” bir kere öldürülmesini engelliyor. “Onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın." Yani yolcu kafilesinin alacağını nereden biliyorsun? Ölür normalde, yolcu kafilesi de gelmez ama yolcu kafilesinin alacağını biliyor. Sözünün geçeceğini biliyor ve “Kuyunun derinliklerine bırakın”. “Bir yolcu kafilesi alsın” tabii bu daha da derinine gidersek bu konunun çok daha hayret verici konular çıkıyor. Ama biz ilk önce yüzeysel kısmını anlatalım inşaAllah. 11. ayet, “(Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz." Kalbinde hastalık olanlar, münafıklar, tuzak kurmadan önce böyle bir üslup kullanırlar. Bak "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun?” Yani güvenin üstünde çok durur münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar, o kişilerinde o anda kalbinde hastalık var. “Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz." Yani bu şekilde yaklaşırlar iyilik istemek iddiasıyla, hayrına gayret ediyoruz demekle asıl işleyecekleri cinayete doğru adım adım giderler. Yani onun için Müslüman bu tip ataklarda, münafıkların ataklarında çok dikkatli olması lazım. Yani münafık ağzına aldanmamak çok önemlidir. Bak güvenmenin üstünde duruyor ve “İyilik istiyoruz” diyor. Halbuki münafık böyle bir şey istemez. Kalbinde hastalık olan böyle bir şey istemez. “Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz." Yani “Gönlünce gezsin” özgür olsun diyor oynasın, neşelensin. “Elbette biz onu koruyup-gözetiriz." Hem bakacağız, hem de “Koruyup gözetiriz” diyor. Bak, tuzak için ne kadar kapsamlı ve doyurucu açıklamalarda bulunuyorlar. Halbuki çok ölümcül ve tehlikeli bir tuzak kuruyorlar. Demek ki, münafığın ve kalbinde hastalık olanın bu tip bir üslubu olabiliyor. Yani Müslüman buna kanmayacak. Yani niyetinin bozuk olduğunu başından anlayacak. O ana özellikleri, münafık alametleri, hastalık alametleri görüldüğünde, ana alametleri bakmak lazım. Yani ifadeye bakmamak lazım, yani konuştuğu sözler önemli değildir. Ana münafık alametleri hayatidir. Müslümanda da ana Müslüman alametleri gördükten sonra kuşkulu gibi görünen konuşmalarının hiçbir önemi yoktur. Müslümanda da tersinedir, çünkü sağlam mümin alametleri varsa, takva alameti varsa, dava adamı, cihat adamı ve akıl alameti varsa, kuşkulu gibi görünen, dedikodulara, şuna buna falan aldırılmaz Müslümanda. O sağlam adamdır ama münafık alametleri, hastalık alametleri görünen bir adamda istediği kadar güzel iyi alametler göstersin hiçbirine itibar edilmez çok tehlikeli olur bu. “Dedi ki” 13. ayette, "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum." Bir kere, "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer” demesi bu Peygamber zellesidir, çünkü üzüntü Müslümana haramdır. Üzülmemesi gerekir, bu bir zelledir. Çünkü, “Gerçekten üzer” diyor. Bir de emin konuşuyor, bu da Peygamber zellesidir. Peygamberlerde olan hatalı hareketlere zelle deniyor. Yani her halükarda kaderinde olan sonradan düzelttikleri tavırlar olmuş oluyor. Yani birçok Peygamberin zellesi olmuştur, inşaAllah. “Ve siz ondan habersiz iken” onlara bak yol göstermiş oluyor, bu da bir zelledir. Yani adamların, karşı tarafın kuracağı tuzak için onlara farkına varmadan akıl vermiş oluyor. “Ve ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum." Korkmak da haram, Müslüman korkmaz tevekküllü olur, bu da bir Peygamber zellesidir. Ve onların kuracağı tuzak için onlara fikir vermiş oluyor farkına varmadan. Müslüman zaafını asla söylememesi lazım. Bakın bir “Siz ondan habersizken”, ikincisi “Kurdun yemesinden” diyor, kurt yemesi. Onlara hazır bir plan sunmuş oluyor farkına varmadan. Onun için hastalıklı adamlara Müslüman zaafını hiçbir şekilde söylemez. Ancak güçlü ve güvenilir insana zaaf olan noktalar söylenir ki tedbir alınsın. İki noktada açıkça onlara farkına varmadan yol göstermiş oluyor ve zaaf olan konuyu belirtmiş oluyor. Bak, bir ondan habersiz iken, iki kurt yemesi, korkuyorum diyor bu da Peygamber zellesi olarak Müslüman böyle demez. Tabii sonra bunu düzeltiyor Cennete gitmiş bir Peygamberdir. Ama birçok Peygamberde böyle zelleler vardır, inşaAllah. Mühim bir konu olduğu için tekrarlı söylüyorum ki iyice akılda kalsın diye. “Dediler ki: "Andolsun” bak yeminle konuşuyorlar. Münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar yemin ederler, Allah’a, takvaya yakın, takva bir üslup kullanabilirler. Yani dürüst ve kurtarma amaçlı bir üslup kullanabilirler. Bakın burada da, “İyiliğini istiyoruz” diyor kurtarma amacı, halbuki amaç bambaşka çok karanlıktır bu tip insanların asıl amacı. “Ailemi kurtarmak istiyorum, arkadaşlarımı kurtarmak istiyorum, kardeşlerimi kurtarmak istiyorum” der çok alçakça ve çok kahpece amacı olur. Bambaşkadır ama zahiren öyle gibi görünür, yani iyi niyetli imiş gibi görünür. “Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken” ki birbirlerini hakikatten kollarlar kalbinde hastalık olanlar, münafıklar. “Kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz." Yani “Böyle bir şey mümkün değil” diyorlar. “Biz bayağı birbirini kollayan, dikkatli kişileriz. Bu bize yakışmaz zaten, yapmayız böyle bir şeyi” diyorlar. Buna da inanmamak lazım...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler