Adnan Oktar`ın 13 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Bak Hocamız ne dedi? “Peygamberimiz (s.a.v.)’in yapamadığını Hz. Mehdi (a.s.) mı yapacak?” dedi. Yanlış mı duydum?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, öyle dedi Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.)’in yapamadığını bu şahs-ı manevi nasıl yapıyor? Yani Hz. Mehdi (a.s.)’dan daha mı şey bu şahs-ı manevi? Hem Peygamberden daha üstün, Hz. Mehdi (a.s.)’dan da daha üstün bu şahs-ı manevi, yani Hocamızın söylediği şahs-ı maneviyi oluşturan kişiler, kim ise onlar? Bakın, “Peygamberimiz (s.a.v.)’den de üstün” diyor. Açıklamasına göre, “Hz. Mehdi (a.s.)’dan da üstündür” diyor. Bir kere burada bir acayiplik var. Eğer Hz. Mehdi (a.s.) yapamıyorsa şahs-ı manevi de yapamaz. Çünkü bak, “Peygamberimiz (s.a.v.)’e nasip olmayan şey, Hz. Mehdi (a.s.)’a mı nasip olacak?” diyor. Burada zaten bunu imkansız demeye getiriyor, “Olmaz” diyor. Ama bu seferde diyor ki, “Şahs-ı manevi bunu yapar” diyor. Şahs-ı manevi yaparsa Hz. Mehdi (a.s.) niye yapamasın? Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) olacak ve talebeleri olacak. Hz. Mehdi (a.s.), talebeleri ve şahs-ı manevisi oluyor. Bunlar niye yapamasın? Yani oradaki arkadaşımızın oluşturduğu talebe grubunun yerine Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebe grubu olmuş olacak. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebe grubunu kabul etmiyor arkadaşımız. “Benim tanıdığım talebe grubu olacak, onlar olacak, bu arkadaşlar olacak” diyor. “Onlar yapar” diyor. Bak, orada o Peygamber ile ilgili verdiği temsil geçerli olmuyor. Yani “Benim arkadaş grubumun oluşturduğu kişiler Peygamber (s.a.v.)’in yapamadığını yaparlar” diyor. “Peki” diyoruz, “Hocam Peygamberimiz (s.a.v.)’in müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.) var ve onun talebeleri var. Onlar yapabilirler mi?” “Onlar yapamazlar” diyor. “Biz yaparız” diyor. Bir kere verdiği temsile uymadı o açıklaması oradan bir, ikincisi “Hz. Mehdi (a.s.)” Bediüzzaman, “1400’de zuhur edecek” diyor 1400’de. “Hicri 1506 gibi de Müslümanların dünyadaki manevi hakimiyeti artık bitecek, bitiyor” diyor. 1506’dan itibaren, Hristiyanların da bitiyor, Musevilerin de bitiyor. Din kalmıyor dünyada artık. Din geriye doğru gitmeye başlıyor. Bu verilen süre insan ömrü için uygun. Yani Hz. Mehdi (a.s.) 1400’de zuhur ettiğine, edeceğine göre mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın 80 yıl yaşadığını, 90 yıl yaşadığını düşünelim. Yani bir insan ömrünün ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın ömrü uzun olacaktır. 90 yıl yaşadığını düşünelim. 1400’de çıktığını düşünelim. Çok ileri tarihlere kadar Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olacağı anlaşılıyor. O devirlerde şahs-ı manevi ile beraber Hz. Mehdi (a.s.)’ın faaliyet yapmasında ne mahsur var? Niye Hz. Mehdi (a.s.)’ı istemiyorsun? Başka da vakit yok zaten senin şeyine göre. “İslam ahlakı dünya hakimi olacak” demedi mi Hocam? İslam ahlakının dünya hakimiyeti Mehdiyettir. Şimdi bir kere İslam ahlakı dünyaya hakim olacaksa Müslümanların lideri kim olacak? Hocamız bunu bir açıklasın bize, bu bir. İkincisi İslam ahlakı dünyaya hakim olurken Müslümanların başında, vakitte çok dar olduğuna göre o kadar uzun bir süre değil orada anlatılan şey, çok kısa 70 yıllık bir süre var. 70 yıllık bir süre içerisinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın bulunmasından niye rahatsız arkadaşımız? Bir şahs-ı manevi varsa, şahs-ı manevi insanlardan oluşmuyor mu? İnsanlardan oluşuyor. Müsaade etsin de Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri olsun bu. Niye senin arkadaşların oluyor bu sadece? Sen belirli bir grubu kastediyorsun orada. “Belirli kimseler bunu yapacak” diyorsun. “Benim bildiğim”, kendisinin bildiği, arkadaşımızın bildiği kişiler “Biz bunu yapacağız” diyor. Tamam da, 70 yıl var. O 70 yıl içerisinde Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri var. Senin arkadaş grubun yapacağına Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebe grubunun yapacağını düşünmek, hem hadise daha uygun hem Bediüzzaman’ın izahlarına daha uygun. Ve senin arkadaş grubun ile sen sadece bölünmeyi getirmişsin. Yani Nur talebelerinin bölünmüş grubundan bir gruba mensup arkadaşımız. Yani bir birleştirme yapamamış bu grup şu ana kadar. Birleştirme değil, bölünme meydana getirmiş. Bir netice alınamamış şu ana kadar ne İttihad-ı İslam olmuş, ne Türk İslam Birliği olmuş. Ne Hz. İsa (a.s.)’ın talebeleri ile bir bağlantıya geçmişler. Bunlar yok, ortada yok bunlar. Dolayısıyla burada Hocamızla karşılıklı burada bir konuşmamız gerekir. Bu konuları çok açık, yani ben her şeyi biliyorum demiyorum öğrenmek istiyorum. Ama burada çok çelişik bir durum var. Yani şahs-ı manevi insanları oluşturduğuna göre bunu Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebeleri yapması makulken, neden Hz. Mehdi (a.s.)’ın o talebelerin başında olmasını istemiyor arkadaşımız? Bak şahs-ı maneviyi kabul ediyor. İnsanların, talebelerini kabul ediyor. Fakat Hz. Mehdi (a.s.)’ı kabul etmiyor. Bir kere süre açısından Hz. Mehdi (a.s.)’ın ömrü uygun, İslam ahlakının hakimiyetini bu devirde görmeye uygun çünkü ondan sonra vakit yok ki, 70 yıl nedir? Bir insanın ömrü değil mi 70 yıl? Başka da bir süre yok zaten. Diyor ki; “Biz yapacağız, Hz. Mehdi (a.s.) gelmesin” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.)’a gerek yok” diyor. Peki Hz. Mehdi (a.s.) olmadan sen bunu nasıl yapacaksın? Yapamıyorsun işte, paramparça değil mi Nur talebeleri bölünmüş, yapamamışsın. Müsade et de Hz. Mehdi (a.s.) yapsın işte talebeleri ile. Burada bir acayiplik var. Acayipliklerin önü sonu yok. Bir kere Hz. İsa (a.s.)’dan hiç bahsetmiyor arkadaşımız. Hz. İsa (a.s.)’ı öldürmüş ve arkasından yok etmiş. Kardeşim sen Süfyan’ı ballandıra ballandıra anlatıyorsun. Süfyan şu diyorsun, kaşı şöyle, gözü böyle anlatıyorsun, “Gördük” diyorsun, Süfyan ortada. “Deccal de bu” diyorsun. Süfyan Hafız Esad’dır. “Deccal de Darwin’dir bunları gördük” diyorsun. Yahut “Şahs-ı manevisi vardır” işte Lenin, Stalin, şu, bu falan, Marks bunları da gördük diyorsun. Peki. “Hz. Mehdi (a.s.)’da Bediüzzaman’dır” diyorsun. Tamam, kabul. Bizim canımız Hocamız inşaAllah odur. O olsun. Hz. İsa (a.s.) nerede? “O mezarda” diyor. Mezarının yerini göster mübarek, mezarına gidip dua edelim nerede? Mezarını Peygamberimiz (s.a.v.) kendi yanında hazırlamış. Nasıl Hz. İsa (a.s.) oluyor ki daha görevini yapmadan mezarın altına sokuyorsun. “Hz. İsa (a.s.) Hz. Mehdi (a.s.) ile namaz kılacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) birlikte. “İslam ahlakı hakim olacak ve Hristiyanların başına geçecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Kumandan olacak” diyor Hz. İsa (a.s.) için. Bunu anlatırken bu Hocamız Risale-i Nur’dan bize okuyacak, okuyup okuyup tarif edecek. Burada güzel bir sesle, hoş bir sesle dümdüz kendi aklıyla anlatıyor. Böyle yapacağına Risale-i Nur okuyup okuyup anlatsana. Biz ne yapıyoruz? Ya Kuran’dan okuyup açıklıyoruz, ya hadisten okuyup açıklıyoruz, ya Risale-i Nur’dan okuyup açıklıyoruz. Hocam nereden açıklıyor? Nereye dayanıyor? Koltuğa dayanıyor. Olmaz, delile dayanacak, inşaAllah. Yahut mindere dayanıyor, bilmiyorum. Hayır Hocamı ben sevmediğimden değil. İyi niyetinden de eminim. Ben Hocamın tırnağı etmem. Hakikaten öyle çok büyük değerli insanlar, çok seviyorum. Ama Allah rızası için yani Müslümanları böyle felç etmesinler, bu büyük davayı yok edecek tavırlar göstermesinler, Allah’ın zoruna gider bu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in manevi ruhunu incitiyorlar, Üstad’ın ruhunu incitiyorlar. Ne yaptıklarının farkına varsınlar. Yani Allah müjdeliyor Peygamberi ile. Meydana gelen şey tamamen yok etmeye yönelik, tamamen yok etmeye yönelik. Bediüzzaman söylüyor. Kardeşim Bediüzzaman’dan sen okuyup anlatsan ben senin alnını öperim, ayağını öperim. Bediüzzaman’dan oku, anlat. Hadisten oku, anlat. Kafandan anlatıyorsun canım kardeşim. Olur mu öyle şey?
Mesela bak, Bediüzzaman diyor ki Barla Lahikasında 250. sayfada; “Fakat o ileride gelecek acip şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi olduğumu zannediyorum.” “Fakat o ileride gelecek acip şahıs” burada Bediüzzaman yalan söyledi diyorsan sen Hocam ayıp edersin. Bu yakışık almaz. Doğru söyledi diyorsan biz Türkçe konuşuyoruz, Türkçe’ye göre bu çok açık. “O ileride gelecek acip şahıs” diyor, “Olağanüstü şahıs” diyor. “Şahsın bir hizmetkarıyım” diyor, “Ona yer hazır edecek bir dümdarıyım” Bak, “Büyük kumandan” diyor, herhangi bir kumandan da demiyor, “Büyük kumandan”. Şahs-ı manevi kumandan olur mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz.
ADNAN OKTAR:“O büyük kumandanın pişdar bir neferi olduğumu zannediyorum” şahs-ı manevisiyim demiyor, “Neferiyim” diyor askeriyim. “Neferiyim” diyor. Bak burada biz delil veriyoruz. Hocam da böyle delil versin. Mesela, ne diyor? “Hem öyle kökleşmiş ki,inşâAllah hiçbir kuvvet, Anadolunun sinesinden onu çıkaramaz. Tâ âhir zamanda, hayatın geniş dairesinde” defalarca söyledim ezberlemiştir insanlar, kendi de ezberlemiştir. Bu, “Ta Ahir Zamanda” ne demek? Mesela bize cümle cümle buradan anlat Hocam. Niye kafandan anlatıyorsun? Oku bunu de ki, “Ta Ahir Zamanda” şudur. “Hayatın geniş dairesinde” şudur. “Asıl sahipleri” şudur. “Yani Mehdi ve şakirdleri” şudur. Bize anlat. Mesela örtbas edilecek gibi mi bu? Bak, “Tâ âhir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahibleri, Risale-i Nur’un asıl sahipleri yani Muhammed Mehdi ve talebeleri, Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir” gelirler, gelecekler. Ve “O daireyi genişlendirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde” ölmüş oluruz diyor Bediüzzaman. “Seyredip Allaha şükrederiz” diyor. Bunu bize Hocamız buradan Risale-i Nur’dan anlatsın. Kafadan anlatmak o, olmaz öyle. Biz Hocamızın talebesiyiz ama bize doğru bilgi versin ki, biz doğru hareket edelim, inşaAllah...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler