Adnan Oktar`ın 13 Ekim 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Rivayetlerde gelmiş ki, “Deccal’in yalancı bir Cennet’i var, kendine tabi olanları ona atar. Hem yalancı Cehennem’i var; tabi olmayanları ona atar. Hatta o kendi merkebinin de bir kulağını Cennet gibi, bir kulağını da cehennem gibi yapmış. Azamet-i bedeniyesi” bedenini büyüklüğü “bu kadardır, şu kadardır …” diye tarifat var. Cübbeli diyor ya “300 metrelik Deccal’in eşşeği var anırarak geçecek.” Cübbeli de eşşeğin üstüne çıkıp sopasıyla döve döve inşaAllah etkisiz hale getirecek. 20 kilometrelik Deccal’in tepesine nasıl tırmanacak onu bilmiyorum da. Çünkü iki kişinin kolunda gidiyor, Deccal’in tepesine çıkıp herhalde bir şeyler yapacak, merdiven falan. Onun tahtı var ya süslemiş, portakal sandığından. Bak, Bediüzzaman burada açıklıyor. Bunları okumadığı için kendi kafasına göre hareket ediyor. Yanlış yollara giriyor. “Deccalın şahs-ı surîsi insan gibidir. Mağrur,” enaniyetli “firavunlaşmış,” saldırgan yani asıyor-kesiyor, döküyor, değil mi? 1 milyar insanı öldürdüler. “Allah’ı unutmuş” Darwinist, materyalist düşünce ile Allah’ı reddetmiş “olduğundan, surî, cebbârâne” her yerde Komünist, Faşist sistemler kurmuş, cabbar –şiddet yanlısı- Faşist veyahut Komünist “olan hâkimiyetine ulûhiyet namını vermiş” kendini Allah gibi görmüş “bir şeytan-ı ahmaktır” ahmak bir şeytandır. Bütün münafıklar şeytan-ı ahmaktırlar. O da şeytan karakteri, “ve bir insan-ı dessastır.” Desise veren bir insandır yani insanları şüpheye düşürüyor Darwinist, Materyalist çizgiye çekiyor. “Fakat şahs-ı mânevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi pek cesîmdir.” Çok büyük bir dinsizlik cereyanı meydana getirecek, 6.5 milyar insanı kapladı şu an, dünya tarihinde ilk defa oluyor bu, hiç olmamıştır. Yani dünya nüfusu hiç böyle bir nüfusa çıkmamıştır, dinsizlik dünyaya hiç bu kadar yayılmamıştır, ilk defa oldu, “Rivayetlerde Deccal’a ait tavsifât-ı müthişe” müthiş detaylar, müthiş açıklamalar “ona işaret eder.” Çünkü görülmemiş bir katliam, görülmemiş bir zulüm meydana geldi dünyada. “Amma Deccal’ın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyâtı ve fantaziyeleridir. Merkebi ise, şimendifer gibi bir vasıtadır ki, bir başında ateş ocağı bulunur;” O devirde, Darwin zamanında şimendiferler ateş, duman saçarak ilerliyordu yeni geçildi modern trenlere yeni geçildi. O zamanlar ateş saçıyordu kafasından, değil mi? Kovboy filmlerinde falan görüyorsunuz, inşaAllah “kendine tâbi olmayanları bazen ateşe atar.” Yani hapishanelere, tımarhanelere yahut zulüm olacak yerlere. “O merkebin bir kulağı, yani diğer başı cennet gibi tefriş edilmiş; tâbi olanları oraya oturtur.” “Zaten sefih ve gaddar medeniyetin” yani acımasız olan bu sistemin yani Darwinist, Materyalist, Ateist sistemin “mühim bir merkebi olan şimendifer, ehl-i sefahet ve dünya için yalancı bir cennet getirir;” yani içinde eğleniyor falan, mesela kadınlarla falan güle oynaya gidiyor trenle, değil mi? Vakalar var. Fakat Deccal’in kendine mahsus yaptığı bir eylem olarak, mesela kendi adamlarını doldurmuş trenlerin içerisine uyuşturucu kullanıyor, bilmem ne yapıyor. Onunla gidiyor bir yerlere eğlenmeye gidiyor, “biçare” çaresiz olan “ehl-i diyanet” Müslümanlar “ve ehl-i İslâm için, medeniyet elinde cehennem zebanîsi gibi tehlike getirir, esaret ve sefalet altına atar.” Mesela Hocaları, cami Hocalarını, Müslümanları falan trenlere doldurup Rusya’da falan biliyorsun sevk ettiler, Sibirya’ya sevk ettiler, bilmem nereye sevk ettiler, Türkleri, aldılar başka yerlere gönderdiler hep trenle yapıldı sevkiyat o devirde yani Deccal’in azap çektirmesinde, ızdırap çektirmesinde tren çok önemli rol oynadı. Ama o zaman Komünistler’in, Faşistler’in tam eğlence yaptığı yerlerdi trenler. İçinde balo yapıyor kendince, eğlece yapıyor, sazlı sözlü eğlenerek gidiyorlar. Ama Müslümanları da birbirlerine zincirleyerek birçok uzak ülkeye sevk ettiler. Daha hala bak Kırım’a dönemiyor Kırım Türkler’i. Deccaliyet o zaman da onları mahvetti. Onu belirtiyor. “İşte, İsevîliğin din-i hakikîsi zuhur ile ve İslâmiyete inkılâp etmesiyle,” İslamiyet’le birleşmesiyle ”çendan âlemde ekseriyet-i mutlakaya nurunu neşreder.” Yani çok büyük bir çoğunluğa ruhunu neşreder, her yer Müslüman olur “Fakat, yine Kıyamet kopmasına yakın, tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir,” işte Hicri 1507’den sonra 1508’den sonra bozulma başlıyor 1510, bak işte onu söylüyor. “Fakat, yine Kıyamet kopmasına yakın, tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir,” “Yeni bir cins Komünizm, Faşizm gibi yeni bir fikir akımı gelişecek” diyor Bediüzzaman “galebe eder.” Mehdiyet cereyanı son bulmuş oluyor, Mehdiyet ve İseviyet cereyanı son bulmuş oluyor. Onun yerine geçiyor bu sefer dinsizlik hakim oluyor, yeni bir felsefe ile. Bak diyor ki; “Fakat, yine Kıyamet kopmasına yakın, tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir, galebe eder.” Bu sefer galip oluyor, ne zamana kadar? 2117’ye kadar. Müslümanlar yani çok az kalıyor 2117’ye kadar. Çok çok az kalıyorlar 2 yıla kadar da tam dinsizlik hakim oluyor, her yer dinsiz. “Hüküm ekseriyete göre verilir, kaidesince, yeryüzünde Allah Allah diyecek kalmayacak; yani, ehemmiyetli bir cemaat küre-i arzda mühim bir mevkie sahip olacak bir surette Allah Allah denilmeyecek demektir.” “Çok az Allah diyen kalacaktır.” diyor Bediüzzaman çok çok az. “Yoksa ekaliyette kalacak olan Müslümanlar, az olan sayıda Müslümanlar devam edecek” işte, 1543’e kadar devam edecekler. Şimdi bu konu geniş bir konu.
“Mü’min onu görünce” Deccal’i gördüğü zaman der ki Mehdi (a.s.) bu, “Ey insanlar! Şu Resulullah (s.a.v.)’ın bahsettiği Deccal’in ta kendisidir.”” Demek ki, Mehdi (a.s.), Deccal’i halka tanıtıyor, halk tanımıyor Deccal’i, anlayamıyor. Mehdi (a.s.) diyecek ki, Darwinizm, Materyalizm Deccaliyet’tir. Yani halk anlayamayacak onu, bilmediği için tabi oluyorlar. Farkına varmayacaklar, Mehdi (a.s.) tanıtacak. Bak, “Deccal’in ta kendisidir. Bunun üzerine” bunu farkeden Deccal” onu karnı üzerine uzatıp, bağlanmasını emreder.” Yani tutuklanmasını emrediyor, “onlar da derler ki: “Onu tutun ve bağlayın.” “Deccal’in askerlerinin darbelerinden dolayı müminin karnı ve sırtı şişer.” Yani sürekli gelişir, işkence yaparlar Mehdi (a.s.)’ye.” diyor. “Deccal der ki: “Demek bana iman etmiyorsun.” Mehi (a.s.) der ki,: “Sen yalancı Mesihsin. Deccal’in emri ile mümin mişnar ile iki parçaya ayrılır. Sonra Deccal der ki: “Ayağa kalk doğrul.” Sonra ona der ki: “Hala bana iman etmiyor musun?”” yani hapse sokuyor Deccal, Mehdi (a.s.)’yi “Daha hala hiza olmadın mı, düzelmedin mi?” diyor, “Mehdi (a.s.) diyor ki: “Senin hakkında basiretim iyice arttı,”” “Senin Deccal olduğuna iyice kanaatim geldi.” diyor “ve güleryüzle kalkar.” diyor bir rivayette yani “Gülerek, hiç önem vermeyerek, kalkar.” diyor. “Sonra dedi ki: “Ey insanlar! Şüphesiz, o benden sonra artık kimseye etkili olamaz.”” Artık kimseye etkisi olamayacak “Bundan sonra bir gücü yoktur Deccal’in, artık durumu muhafazaya çalışacak.” diyor “Deccal onu boğazlamak için tekrar tutar ancak müminin başı ile boynu arasına kadar boynu bakır kaplandığından dolayı artık buna imkan bulamaz.” Yani Mehdi (a.s.)’ye artık gücü yetmiyor. İlk başta onu hapsedip, etkisiz hale getirirken artık etkisiz hale gelemiyor. “Bu sefer onu ellerinden ve ayaklarından bağlayarak atar.” Demek ki hem eline hem ayağına Mehdi (a.s.)’nin zincir vurulacak “İnsanlar Deccal’in onu ateşe attığını zannederler. Halbuki o mümin Cennet’e düşmüştür.” Yani zaten mümin olduğu için daha etkili, daha mükemmel bir hale gelmiş oluyor yani Cennet’e kavuşmasına vesile olmuş oluyor. Nasıl Hz. Yusuf (a.s.) hapse girdikten sonra hem manevi makamı yükseldi hem maddeten mükemmel hale geldi, Mısır’a sultan olduysa, o da Mehdi (a.s.)’nin Cennet’e gitmesine, Cennet’inin genişlemesine vesile oluyor. “Resullulah (s.a.v.) sonra buyurdu ki: “İşte Allah Katında şehadet bakımından insanların en büyüğü o kimsedir.” Yani gelmiş-geçmiş en büyük velidir Mehdi (a.s.). Ki ölümünü de şehadet olarak alıyor Peygamberimiz (s.a.v.). Tabii yani vefatı şehit olmadır. Mesela bir yere tebliğ etmeye giderken ölürse o şehit olmuş olacak inşaAllah. “Allah Katında şehadet bakımından insanların en büyüğü o kimsedir.” Gelmiş-geçmiş en büyük velidir ayrıca “Şahadet açısından en büyüktür.” diyor. Müslim’de var, Ebu Ya’la, Abd Bin Humeyn, Mecmauz Zevaid, hepsinde var ama Müslim’de olması yeterli zaten...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler