Adnan Oktar`ın 12 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Bak diyor ki Bediüzzaman, 27 Mart 1909 tarihinde, 27 Mart 1909 ‘Hakikatin Sesi’ diye Bediüzzaman’ın açıklaması. Bakın ne diyor; “Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolu, şüphe ve hileden münezzeh olduğundan, şüphe ve hileyi ima eden gizlemekten de müstağnidir. Hem de o derece büyük ve geniş ve her şeyi kuşatan bir gerçek, özellikle bu zaman ehline karşı hiçbir sebeple saklanmaz. Okyanus nasıl bir testide saklanacak?”, bak “okyanus nasıl bir testide saklanacak. Defalarca söylüyorum ki, İslam Birliği gerçeğinde olan İttihad-ı Muhammedînin (s.a.v.), birlik yönü Allah’ın Birliğine iman ve O’ndan başka ilah olmadığını tasdik etmektir”. Bakın bir daha söylüyorum, ne kadar hayati bir konu. Ey münafıklar ve ehl-i dalalet ve müşrikler bak duyun. Tabii mümin kardeşlerimize de sevinç vesilesi. “Defalarca söylüyorum ki, İslam Birliği (İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği) gerçeğinde olan İttihad-ı Muhammedînin”, Müslümanların dünya çapında birleşmesinin, “(s.a.v.), birlik yönü Allah’ın birliğine iman ve O’ndan başka ilah olmadığını tasdik etmektir”. Allah’ın Birliği gibi nasıl iman ediyorsak aynıdır diyor. İnşaAllah. Yani onun devamıdır diyor. “Ahd ve yemini de îmandır. Dahil olanları, tüm mü'minlerdir”, bütün müminlerin birleşmesi gerekir diyor. “Tüzük metni,” yani bu birliğin tüzük metni “Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünnet-i seniyyesidir (sünnetidir). Yasası, emirleri, kanunları ve şeriatın yasakladığı şeylerdir”. Yani Kuran’ın yasakladığı şeylerdir. “Bu birlik; gelenekten, alışkanlıktan değil, ibâdettir” diyor bakın. Bakın; “Bu birlik; (Türk İslam Birliği) gelenekten, alışkanlıktan değil, ibâdettir.” Namaz gibi, oruç gibi ibadettir diyor. “Gizlenmek, korkmak; ikiyüzlülüktendir”, münafıklara hitabediyor Bediüzzaman bak, “gizlenmek ve korkmak”. İt gibi gizleniyor, it gibi de korkuyor, “Korkmak; ikiyüzlülüktendir” münafıklıklarındandır, münafıkların özelliğidir ikiyüzlülük. “Farzda gösteriş yoktur” diyor. Yani gösteriş olmaz, aleni olur diyor farz, gösteriş için olmaz, alenidir. “Bu zamanın en büyük farz vazîfesi, İslam Birliğidir” diyor, ne namaz ne oruç ne zekattır diyor. Tamam bunları yapacaksınız ama, hepsinin üzerinde “en büyük farz vazife İslam Birliği’dir, İttihad-ı İslam’dır” diyor. Görüyor muyuz bunu kardeşlerimizde? Görüyoruz, ama az görüyoruz, çok görmemiz lazım. “Birliğin hedef ve maksadı; o kadar uzun, kollara ayrılmış, her şeyi kuşatan, karar yerlerini ve İslam’ın ibadet yerlerini birbirine bağlayan”, yani bütün Müslümanları birbirine bağlayan, evlerini, camileri, hepsini birbirine bağlayan, “nurani bir soyu harekete geçirmekle, onunla bağlanmış olanları uyarma ve yükselme yoluna bir istek ve vicdani bir emir ile sevk etmektir”, bak “vicdani bir emirle sevk etmektir”. “Bu birliğin yolu muhabbettir”. Bütün Müslümanları seveceğiz, hepsini seviyorum. Hata yapanları da seviyorum. Bir tek münafıklara karşı bir nefretim var. Küfrü bile şefkatle karşılıyorum, kurtarmak istiyoruz. “Düşmanlığımız ise, cehalet, ikiyüzlülüğe (münafıklığa)” bak “düşmanlığımız ise” diyor “cehalet, iki yüzlülüğe ve münafıklığadır.” İki yüzlülük zaten münafıklığın bir özelliğidir, ama münafıklığı ayrıca net olarak vurguluyor bak “münafıklığadır”, “Müslüman olmayanlar emin olsunlar ki, bu birliğimiz, bu üç vasfa karşı çıkmaktır. Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknâdır”. Yani “onlara karşı bir öfkemiz, ezici bir tavrımız, aşağılayıcı bir tavrımız, canlarını yakacak bir tavrımız olmaz. Şefkat göstereceğiz” diyor, onlara, şefkat. Bak, “Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknadır”, sadece anlatırız, konuşuruz, kabul ettiği kadar. “Onlara karşı bizim bir düşmanlığımız yok” diyor. “Bizim düşmanlığımız cehalet, ikiyüzlülük ve münafıklığadır” diyor. “Sadece bunlara düşmanız” diyor. Müslümanın düşman oldukları bunlardır, cehalet (cahillik), yani bilimden uzak olmak, bilimden. İki yüzlülük, sahtekarlık ve münafıklık, münafıklar. “Müslüman olmayanlar emin olsunlar ki bu birliğimiz, saydığımız bu üç vasfa karşı çıkıyoruz” diyor. Onlara karşı o yönde bir bakış açımız yok diyor. Onlara bir düşmanlığımız yok diyor. “Müslüman olmayana karşı hareketimiz iknâdır (sadece telkin) zira onları medenî biliriz” komünitstir, faşisttir, masondur, fark etmez “zira onları medeni biliriz. Ve İslâmiyeti sevgili ve yüce göstermektir amacımız” diyor.Yani “İslam’ı sevdirmek ve yüce göstermek isteriz onlara. Başka da onlara karşı bir tavrımız olmaz” diyor. “Zira onları insaflı zannediyoruz (insaflı olduklarını düşünüyoruz). Lâübaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir yabancıya sevdiremezler” yani var ya böyle üçkağıtçı laubali sahtekar Hocalar, soytarılık yapıyor çıkıyor televizyonlara falan. Yani şimdi belirli kişileri açıkladığımı zannedecekler ama, değil, onları tenzih ediyorum. Bak laubaliler, tam karşılığı ama bak, soytarılık var, üçkağıtçılık var, küfürle iş birliği var. Oradan buradan para toplayıp, Müslümanların aleyhine faaliyet yapmak var, gizli gizli haramlara girmek var kimseye sezdirmeden, kimsenin görmediği yerde her türlü üçkağıtçılığı yapmak var. Hatta entariyle adam beline zil bağlayıp oynuyor yani, mastika yapıyor koskoca herif. Sağlam istihbaratım bana güven. Bak, “laubaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir yabancıya sevdiremezler”, dinsiz takılarak, züppe takılarak, it kopuk takılarak, kendinizi sevdiremezsiniz onlara diyor. “Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez” diyor. Yani adamın bir karakteri, bir kişiliği yoksa, dinsiz de seni sevmez diyor. Pislik ve aşağılık olduğunu anlar diyor. Davanı satıyorsan, kendini satıyorsan, aşağılık hareketler yapıp, üçkağıtçılık yapıp kendini sevdirmeye çalışıyorsan dinsize, senden gizlice nefret ederler diyor. Yine sevmezler seni diyor. Samimi bir Müslümana karşı bir saygısı olur adamın içinde, samimidir ama, laubali, alçağa ve münafığa karşı nefret duyuyor içinde. “Ve bu birliğe araştırarak dahil olanlar” yani inceleyip düşünerek dahil olanlar, “onları (yani laubalileri) taklit edip çıkmazlar”. Yani o laubalilerden etkilenmezler zaten diyor, üç kağıtçı Hocalardan. “İttihad-ı Muhammedî aleyhissalâtü vesselâm olan İslam Birliği’nin fikirlerini, meslek ve gerçeğini halkın fikirlerine arz ederiz” diyor, Bediüzzaman. “Kimin bir itirazı varsa etsin, cevaba hazırız” diyor. Yani anlatırız, kabul eden eder, etmeyen etmez, ama dinde zorlama yok diyor. Yani biz zoraki kabul ettirmekle mükellef değiliz. Hoşuna gidiyorsa, seviyorsa, sevdirmek için gayret ederiz, seviyorsa sever, sevmezse şefkat duyarız, dua ederiz. Ama münafığa düşmanız, cehalete düşmanız, iki yüzlülüğe düşmanız. Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Bunu kim söylüyor? Hepsinin üzerinde Kuran söylüyor. Bunu kim söylüyor? Bediüzzaman söylüyor, inşaAllah.
Bak Bediüzzaman güzel bir Farsça şiir koymuş; ”Cihânın bütün arslanlarının bağlandığı bu zinciri hilekâr bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?” Aslan Mehdi (a.s.)’dir ve talebeleri, inşaAllah. Hilekâr tilki nedir? Böyle tin tin tin tin tin münafıklar öyle gezinirler. Bak, hilekâr bir tilki, çünkü çok zeki olur tilki gibi şeytani bir zekaya sahip olur münafıklar. “Hilekâr bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?” diyor Bediüzzaman. (Hutbe-i Şamiye, Sâdâ-yı Hakikat, s. 94) Hutbe-i Şamiye ünlüdür Bediüzzaman’ın...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler