Adnan Oktar`ın 19 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Al-i İmran Suresi, 78, şeytandan Allah’a sığınırım; “İnsanlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler.” Kuran’a doğru dillerini eğip büküyorlar, yani Kuran’ın açık hükmünü değiştiriyor, başka şekillere. Yani “ima var burada, Kuran’da” diyor. İmadan farz çıkarıyor, Allah’ın hükmünü çıkarıyor. “Allah, böyle demek istedi” diyor, imayla. Allah imayla söyler mi? Muhkem ayet gerekir. Mesela “namaz kılın” diyor Allah, “oruç tutun.” İmayla oruç çıkmaz, imayla namaz çıkmaz. Mesela “zekat verin” diyor Allah, “burada bir ima var, zekat olduğu anlaşılıyor” diyemeyiz. Kuran’ın hiçbir hükmü imayla olmaz ama münafıklar ne yapıyorlar; “dillerini kitaba doğru eğip bükerler.” ‘Eğip bükmenin’ anlattığı konu işte bu, yani ima var demek ve imayı çözen batın rahipleri var, batın rahipler böyle. “Nereden çıkarttın?” diyorsun, “çok açık” diyor. Böyle falcı gibi, haşa, Kuran’ın açık hükmüyle hareket etmez onlar. “siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye.” Yani Kuran’dan sanasınız diye. “Oysa o kitaptan değildir.” “Allah’ın hükmü değildir” diyor. “"Bu Allah Katındandır" derler.” Hurafeyle karıştırıyor Kuran’ı. “"Bu Allah Katındandır" derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı (böyle) yalan söylerler.” İşte münafıkların yönetimi budur. Bana münafıkları soruyor arkadaşlar, Allah anlatıyor işte Al-i İmran Suresi, 78’de.
En’am Suresi, 93; “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden,” Allah, öyle bir hüküm vermiyor ama iftira düzüyor. “Nereden çıkarttın?” diyor, “hurafeden çıkarttım” diyor, yeni bir hüküm. Bak “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahiy geldi" diyen,” “bana da vahiy geldi” diyor. “Nereden çıkarttın bu hükümleri?” diyorsun, “bana sure iniyor” diyor adam, “vahiy geliyor” diyor. Koskoca insanlar da inanıyor ona, Allah’ın hikmeti. Bak, “"Bana da vahiy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir?” diyor Allah. Adam diyor; “bana sure indi” diyor, “kitap indirdi Allah” diyor. Bir de kandırıyor, diyor ki; “ben sorumluyum, siz sorumlu değilsiniz” diyor. Ne demek bu? Sen sorumlusun, o sorumlu değil. Sen ne diyorsun? “Ben Peygamberim diyorsun.” Adam sana uyuyor zaten. Otomatik senin dediklerinin hepsini tasdik etmiş oluyor zaten. Çok kötü bir kandırma metodu bu da. "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir?” Adam söylüyor, “bana şu, şu sureler indi” diyor veyahut “şu hurafeler var” diyor yahut “şeyhimden şunu duydum” diyor, “büyük alimlerden bunu duydum” diyor, uyduruyor.
“Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen.” (En’am Suresi, 93)
“Melekler, onlara azap edecekler, canları çıkarken” diyor. Yani “şiddetli can çekişirlerken, ölüm sarsıntıları sırasında, Melekler onlara ellerini uzatacak” diyor ve “canlarınızı çıkarın,” “canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın,” “kurtulabiliyorsanız kurtulun” diyecekler. “Bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek,” çünkü Allah’ın ayetlerini beğenmiyor; bir kısmı “hükmü geçti” diyor, bir kısmı “açık değil, ilave yapalım” diyor ayete veyahut “bana vahiy geliyor” diyor. “Bu tavırlarınızdan dolayı” diyor Allah; “büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen” diyor. Büyüklenme, enaniyet münafıklarda ana özelliklerden bir tanesidir.
“Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?"” Adamlar ne diyor? “Allah bizimle konuşuyor” diyorlar zaten. “Bize de ayet geliyor” diyorlar. “Bilgisizler bunu dediler” diyor Allah. “Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi.” “Böyle sürekli sapıklar çıkar” diyor Cenab-ı Allah, “her zaman çıkar” diyor Allah. Ya hurafe çıkarıyor, ya uydurma çıkarıyor, bulamazsa da; “bana vahiy geldi” diyor. “Kalpleri birbirine benzedi” diyor Allah, “hepsi birbirine benziyorlar” diyor. Geçmiş tarihlerde de öyle, sürekli yalancı peygamberler çıkmıştır, onlar da; “bize vahiy geldi” demiştir ve münafıklar da öyle sürekli hurafeler çıkarmışlardır. Allah diyor ki; “kalpleri birbirine benzedi.” Hepsi birbirinin aynı. “Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.” ‘Kesin bilgi’ nedir? Kuran. “Bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik” diyor. İma yollu değil. Açık da demiyor Allah, “apaçık gösterdik.” Demek ki imayla Kuran’dan hüküm çıkmıyor. (Bakara Suresi, 118)
Al-i İmran Suresi, 94 “Artık bundan sonra” diyor Allah, “kim Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.” Allah’a karşı yalan uydurulup, iftira nasıl düzülür? Hurafelerle yahut işte dediğim gibi, “bana vahiy geliyor” demekle veyahut “falanca atalarımızdan duyduk, falanca kişiden geldi” demekle bu günaha girmiş oluyorlar. Allah, “zalimdir onlar” diyor. (Al-i İmran Suresi, 94)
Bak yine; “Kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek,” demek ki münafıklar ne yapıyorlar? Kelimeleri konuldukları yerden saptırıyorlar. Kuran’a bambaşka bir anlam veriyorlar ve dillerini eğip büküyorlar, tevil etmek için. Münafıklarda muazzam bir tevil gücü vardır. Yani Kuran’ın açık hükmünü değiştirirler. Mesela açık, alenidir; zorla bir haram meydana getirir. Mesela hiç yoktur ortada bir haram, zorla haram çıkarır. O haramdan yeni haramlar türetir, başka haramlar da çıkarır. Dine kin ve hınç beslediklerini de belirtiyor Allah. (Nisa Suresi, 46)
Nisa Suresi, 50; “Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak” diyor Allah. Demek ki, sık sık karşılaşacağız böyle psikopatlarla. Bak, “Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar.” Ne kadar yalan uyduruyor biliyor musun? Binlerce, binlerce. Haramların haddi hesabı yok, münafıkların meydana getirdiği haramların. Bir tane, iki tane, on tane değil. İbadetleri karmakarışık hale getiriyorlar. Yani ibadet üzerine ilave, mesela namaz beş vakit. Adam yediye çıkartıyor. Bir tanesi de diyor ki; “on tanedir” diyor. Elliye kadar çıkaranlar da var. Yani kılacağından değil, yapmasınlar diye yapıyor. Dini zorlaştırıp içinden çıkılmaz hale getiriyor kendi kafasınca.
Casiye Suresi, 23; “Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen,” kendi kafasını, enaniyetini, bilmişliğini ilah edinen, “ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı,” mucizedir insanın Kuran’dan sapması. Kuran çok sade ve açık kitaptır, nettir. Ama Allah saptırıyor, mucize. “Kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü?” diyor Allah. Mesela Kuran açık, adam anlamıyor. “Nerede burada Allah’ın hükmü?” diyorsun, “bak, burada bir ima var” diyor. “İma yani.” “Başka ne ima var?” “İmadan ima çıkıyor burada ayrıca” diyor.
“De ki” diyor Allah bak Yunus Suresi, 69’da, “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler, kurtuluşa ermezler.” Nasıl kurtuluşa ermez? Ne İttihad-ı İslam oluyor o zaman, ne Türk-İslam Birliği oluyor, paramparça oluyorlar, sürünüyorlar. Allah küfrü onlara musallat ediyor ve mahvediyor Müslümanları. Çok dikkatli olacaklar, inşaAllah.
Bak, “Allah’ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır.” (Nahl Suresi, 95) Allah’a ahdediyor, “İslam yolunda, Kuran yolunda mücadele edeceğim, Allah’a sadık olacağım, Kuran’ın hükümlerine uyacağım” diyor. “Ya Rabbi, Kuran’da ne diyorsa ben ona göre hareket edeceğim” diyor. Sonra Allah’ın ahdini ucuz bir değere karşılık satıyor. Ne için? Keyfi için, rahatlığı için, çıkarı için, az bir şey yemek yemek için, rahat uyumak için, güya riskten, tehlikeden uzak olmak için. Ama Allah her türlü belayı veriyor tabii, o ayrı, öyle yapan ahlaksızlara.
Bak, Al-i İmran Suresi 151; “Kendisi hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koştuklarından dolayı,” Allah; “küfredenlerin kalplerine korku salacağız” diyor. Bak bunu, Allah küfür olarak görüyor ve münafıkların kalplerine korku salacağını söylüyor. Yani sebepsiz bir korku. Niçin, sebebi; Kendisi hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşuyorlar. “Nerede böyle bir hüküm?” diyorsun. Nerede? Peygamber (s.a.v.)’de böyle bir söz var mı? Ayette böyle bir şey var mı? Yok. Kendi kafasına göre.
“Onlar, dünya hayatını Ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi, 3) Bak, münafıkların bir özelliğini daha Allah söylüyor. “Allah’ın yolundan alıkoyarlar.” Nasıl yapıyor? Dini içinden çıkılmaz hale getirerek. Mesela kolayca yapılacak bir şeyi son derece zor hale getirip yapamayacak hale getiriyor. Kendi de yapmıyor, başkasına da yaptırmıyor. Bak, “Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler.” Mesela dümdüz yol, kolay bir yol, çarpıtıyor, karmakarışık yapıyor. Labirentler içerisine sokuyor insanları. Yolu çarpıtmış oluyor. “İşte onlar, uzak bir sapıklık içerisindedirler.”
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Sunumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler