Adnan Oktar`ın 25 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
OKTAR BABUNA:... Doğan Grubu yazarları bir süredir Cübbeli Ahmet Hoca’yı savunan yazılar yazıyorlar. Bunlardan biri de Ahmet Hakan, bugün bir yazı yazmış Hocam, şunları söylemiş; “Muhafazakarların en sevdikleri sözcük” diyor. “Hiçbir sözcüğü muhafazakâr kesimin ‘provokasyon’ sözcüğünü sevdiği kadar sevmemiştir. Aczimendiler ortaya çıkar, muhafazakâr kesimden tek ses yükselir: Provokasyon!” İsimleri saymış; “Sivas’ta katliam olur, gelsin sevilen sözcük: Provokasyon! Mesela, Cüppeli Ahmet Hoca, kafasına göre bir toplantı mı düzenlemeye mi kalkışıyor? Bakıyoruz Yeni Şafak Gazetesi’ne O aşık olunan sözcük manşette” diyor. Yine Milliyet’te de bu şekilde bir haber var. Mehmet Yılmaz da aynı şekilde Cübbeli Ahmet ile ilgili bir yazı yazmış, “onun haklarını savunmak da benim görevim” demiş. “Cübbeli’nin demokratik hakları. Bu olay ortaya çıktığından beri bakıyorum, yandaş medyada kimse demokrasiden, toplantı ve gösteri yapma hakkından söz etmiyor. Oysa ortada tam anlamıyla bir demokratik hakların kullanılmasının engellenmesi durumu var” diye devam etmiş ve savunuyor Cübbeli Ahmet’i.
ADNAN OKTAR:Aydın Doğan niye bunaldı acaba? İstedikleri gibi bir şeyler gelişmedi de ondan mı sıkıldılar acaba? Yani Aydın Doğan’ın ve ekibinin böyle mühendislik planları var. Yani bunlara mühendislikle ilgili proje geliyor, projeyi beğenirlerse binayı kuruyorlar. Ama bu mühendisliklerinin geçerli olmadığını görmeye başladılar, her kurdukları bina yıkılıyor. Çürük yapıyorlar, eskiden sağlam bina yapardı bunlar, sağlam da netice alırlardı, şimdi binayı kuramıyorlar. Bak iki şeyde çok bunaldılar, biri Erbakan Hocamız’ı pasifize etme, diskalifiye etme, etkisiz hale getirme projesi vardı ve Numan Kurtulmuş’u başa getirme projesi vardı, bir onda başarılı olamadılar. Bir de Cübbeli’yi ön plana çıkartma projeleri vardı, onda başarılı olamadılar. Şimdi Cübbeli’den çok şey bekliyorlardı bu hafta, bu içinde bulunduğumuz haftada yani, büyük bir netice bekliyorlardı, ellerine yüzlerine bulaştırdılar yine beceremediler. Yani onların düşündüğü bambaşkaydı, onu da beceremediler. Yani temiz kalpli, iyi niyetli Müslümanlar, birçok olaydan haberleri olmuyor. Arka planda dönen çarklardan haberleri olmuyor. Onlar her şey normal akışında gidiyor zannediyor. Halbuki arka planda planlanan olaylar çok daha kapsamlı ve dehşet oluyor. Aydın Doğan’ın bu projesi de tutmadı, sıkıntıları bundan. Bakın tam kadro, aynı kadro şimdi de Cübbeli davulu çalmaya başladılar. Daha önce Numan Kurtulmuş davulu çalıyorlardı, şimdi de Cübbeli davulu çalıyorlar. Çünkü her ikisi de bunların adamı. Cübbeli de bunların adamı, Numan Kurtulmuş da bunların adamı. Bunların her savunduğu adam Müslümanlar için çok özen gösterilmesi gereken, çok dikkat edilmesi gereken insanlardır. Aydın Doğan gerçek bir dava adamını savunmaz. Yani bakın gazetesine, şu ana kadar dava adamlarına neler söylemişler bir gözden geçirin. Akla hayale gelmedik sözler etmişlerdir ve bu meşhurdur, yani herkes bilir. Ama Cübbeli’den şiddetle irite olup rahatsız oldukları halde, bunlar Cübbeli’den acayip rahatsız oldukları halde, Cübbelici kesildiler. Yani ne zihniyetini kabul ederler, ne düşüncesini, ne inancını, ne hayatını. Ama Cübbeli’ye şu an onların ihtiyacı var. Yani şu geçiş döneminde şiddetle ihtiyaçları var. O yüzden var güçleriyle ona destek veriyorlar. İlk önce, en başta bana karşı önemli bir proje olarak onu çıkarttılar, Cübbeli’yi yani, büyük bir netice alacaklarını zannettiler. Ben ne yaptım? Cübbeli’yi mendil gibi katlayıp, ceplerine geri soktum. Alın güle güle kullanın dedim, alın tepe tepe kullanın. Acayip ağırlarına gitti, yani böyle püskürecekleri, böyle darmadağın olacakları, böyle grogi olacakları akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Yani demek ki şu atasözü çok önemliymiş, el mi yaman, bey mi yaman, demişler, bey hepsinden yaman; adamı böyle yaparlar işte. Bak Cübbeli’yle kendilerince anormal bir proje düşünmüşlerdi, hatta içimizde de provokatör kullanmışlardı veya Cübbeli ile bağlantı kuran, yani o sistemle bağlantı kuran. Kardeşim bana oyun oynayacaksanız, yani şanıma yakışacak bir oyun oynayın, böyle oyun mu olur? Bana öyle sıradan... Bir üflemede tepetaklak uçacak tipleri karşıma getiriyorlar. Kardeşim hiç olmadı şöyle bir on dakika uğraşacağım gibi tipler olsun, şanımıza yakışacak bir tip olsun yani. Bundan medet ummaları Aydın Doğan medyasının ne kadar ilkel düşündüğünü, ne kadar dar düşündüğünü gösteriyor. Kardeşim bir sürü adam var karşıma çıkaracağınız, getirdiler Edip Yüksel’i Amerika’dan. Kardeşim bir üfürümlük canı var adamın, o da tepetaklak gitti, Türkiye’ye dahi giremiyor. Ama bana şöyle adam gibi rakipler çıkarsınlar, yani bizim dişimizin kovuğunda yok olacak gibi tipler getirmesinler.
OKTAR BABUNA:Öyle biri yok inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah evelAllah. İdman alamıyoruz kardeşim o zaman da yani. Boş kum torbalarına mı çalışalım yani...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler