Adnan Oktar`ın 25 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Kardeşim bilinçaltı çok hayatidir. Mesela dedim ki, akşam ne anlatayım acaba Kuran’dan, Kuran zaten çok sade, Cennet, Cehennem, Ahiret, adalet, Allah’ın melekleri, kitapları, kadere iman, gayet kolay din. Namaz var, oruç var, zekat var, helaller sayılamayacak kadar çok, haramlar çok az. Dolayısıyla dedim, dini anlatırken nelere acaba özen göstermeli, din niye etkili olmuyor, bu kadar haklı olduğu halde, bu kadar güçlü olduğu halde? Bilinçaltı kurgulama çok şiddetli. Yani şeytan onu çok şiddetli yapıyor. Mesela bak Cübbeli’yi çıkarıyorlar, adam konuşuyor, mesela birçok iyi niyetli insan dinliyor. Fakat bilinçaltında Allah’tan korkmamayı telkin ediyor Cübbeli. Yani Allah’tan korkmamayı çok kapsamlı ve pratiklerle anlatıyor. Allah’la nasıl tartışılır haşa, Allah’a nasıl kafa tutulur haşa, sonsuz kere haşa, Allah’a karşı nasıl pervasız bir üslup kullanılır haşa, onun ilmini anlatıyor insanlara, ama gece gündüz. Mesela Müslümanların ne kadar güçsüz olduğunu anlatıyor. Yani psikolojik olarak o telkini alan bir Müslüman, bir topluluk nasıl olur artık düşünemiyorum. Diyor ki mesela, onlardan diyor -kendi cemaatini söylüyor- onların arabasını veyahut evini istesen diyor, o adamlar cemaati terk eder, yani dini terk ederler diyor. Bizi de bırakırlar diyor. Davasını terk ederler diyor. Yani o kadar çürük, o kadar iradesiz, o kadar güçsüz olduklarını söylüyor. Şimdi bunu duyan adam da diyor ki, ya haklı adam diyor, doğru söylüyorsun diyor. Şimdi haklısın deyince, onu söyleyen insana çirkin bir cesaret gelmez mi? Adam artık onu yapacak hale geliyor. Yani onu uygulayacak hale geliyor. Cübbeli’nin bilinçaltı kurgulamasını uzun bir kitap haline getireceğim, yani bak dinde negatif bilinçaltı kurgulama, dinde negatif bilinçaltı kurgulama nasıl yapılıyor. Ben Cübbeli’den sadece bir örnek vereceğim. Mesela bir liderin, bir Müslüman liderin kardeşlerini, dava arkadaşlarını bırakıp yurtdışına kaçması korkunç tahribat yapar. Anormal etki yapar. Çünkü net korkak olduğunu kabul etmiş oluyor, havf denilen olay. Demek istiyor ki, ben bıraktığım çocuklar, kızlar, insanlar, kardeşler, bunların hiçbirinin önemi yok benim için, siz başınızın çaresine bakın, benim canım tatlı, hadi bana müsaade, bu anlama gelir. Çok nadir Hocalarımızda bir zaruret vardı, işte Fethullah Hocamız, bazı alimler, onları tenzih ediyorum. Bunun dışında kaçmanın hiçbir açıklaması yoktur. Yani akıl almaz tahribat yapar. Veyahut mesela bir olay karşısında adam, mesela çok basit bir olay Müslümanlar hafif bir zorlukla karşılaşıyor, çöktüğünü söylüyor, manen çöktüğünü, psikolojik olarak böyle gözünden sular fışkırıyor, ağlamalar, yere yatmalar, perişanlık ifadeleri, mahvolmuş havalar. Ne oldu diyorsun; şöyle bir olay oldu. Halbuki hiç kaale alınacak bir olay değil. Yani Müslüman en fazla şehit olur, evi yanabilir, ailesi şehit edilebilir, tamamı sakat bırakılabilir, sakat bırakılanlar gazi olurlar. Şehit adı üzerinde zaten, evi de yanarsa onun sevabını almış olur, sadaka sevabını. Nedir buradaki bu panik o zaman? Müslümanlara paniği bizzat, Müslümanlara önder gösterilen insanlar telkin ediyorlar kendi konuşmalarıyla. Yani çok yaygın bir bilinçaltı kurgulama var. Mesela Peygamberimiz’e (s.a.v.) çok hayran olduklarını çok sevdiklerini söylüyorlar, Peygamberimiz’in (s.a.v.) mucizelerinden bahsediyorlar; mesela Ahir zamanda Mehdi (a.s.) ile ilgili Peygamberin (s.a.v.) mucizelerini anlattık herkes gördü, birçok kişi gördü; birçok insan buna karşı duyarsız. Mesela onu gören insan diyor ki, bu adam iman etmiş olsa, Peygamberi (s.a.v.) gerçekten seviyor olsa, bu kadar açık bir gerçeği görmezlikten gelmez, yani bu kadar açık duyarsız olduğuna göre, bunların imanında bir sorun var diyor. Demek ki insanlar hakikaten kolay iman edemiyormuş gibi bir imaja girebiliyor. Mesela bak Sungur Ağabey çıktı dedi ki, “70 yıl var Kıyamete, İslam’ın bitmesine Kıyamete çok az vakit var” dedi. Çok az insan muhatap oldu bu konuyla, bu kimsenin gözünden kaçmaz, herkes bunu görüyor. Mesela Seyyid Salih Özcan Hocamız çıktı dedi ki, “ben görmeyeceğim, sen göreceksin Mehdi (a.s.)’yi” dedi, bu Mehdi (a.s.)’nin hayatta olduğunu gösteriyor. Bir de bakıyor adam, ehl-i sünnetim diyen adam, muhatap dahi olmak istemiyor Mehdi (a.s.) konusuyla. Yani Mehdi (a.s.) beklemek ayrıdır, Mehdi (a.s.)’yi aramak ayrıdır. Bu hadislere göre Müslamanların mutlaka Mehdi (a.s.)’yi araması gerekiyor şu an. Mehdi (a.s.)’yi arayan insanların sayısı belli, aramayanların sayısı da belli. Diyorlar ki, “deccaliyet nasıl olacakmış, hayret çok acayip bir şey olacakmış”; suyun içinde yüzüyorsun sen haberin yok yani, deccaliyetin içinde yüzüyorsun. Böyle bir durumun olması hangi devirde vardı, Peygamberimiz’in (s.a.v.) bir mucizesinde yer gök oynardı. Yani eskiden mesela sahabeler Peygamberimiz (s.a.v.) bir mucize gösterdiğinde gelecekle ilgili, acayip etkileniyorlardı. Şu an etkilenmiyor adam hatta örtbas etmek istiyor. Bak Mehdi (a.s.) ile ilgili hadisleri de örtbas etmek istiyorlar, konuları örtbas etmek istiyorlar. Deccali kapatmak istiyorlar. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mesela sekiz tane hadisi var, Ahir zamanın vaktini belirleyen, Cübbeli gibi bir adam, güya kendisi ehl-i sünnete titiz olduğunu söylüyor, hadislere titiz olduğunu söylüyor, o da örtbas etmek istiyor, defalarca söylememize rağmen. Onun için bilinçaltı kurgulamayla yapılan mücadele çok önemlidir...
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler