Adnan Oktar`ın 25 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Halbuki şöyle aklı başında bir insan bakar, kardeşim der; bu dışarıda bir alem var, tamam da alem ile bağlantı kuruyor muyuz doğrudan, öyle bir şey yok. Nerede bağlantıyı kuruyoruz, insan beyninin içerisinde bir büromuz var bizim, küçük bir büro. Yani bütün günümüzü geçirdiğimiz, yattığımız, kalktığımız, yediğimiz, içtiğimiz bir büro. O büronun küçüklüğü şu kadar, şu kalemin ucu kadar, toplam. Bütün hayatımız var. Orada bizim bir tane monitörümüz var masanın üzerinde küçük, ufak bir monitör var. Her gün rüyadan kalkınca, o monitörün başına oturur insanlar. “Ey nişanlım” diyor. Düğmeye basıyor, monitörden görebilir nişanlısını. İki kol, iki bacak işte ondan sonra iki et parçası başka bir şey yok. Monitörde onu görür. Yemek gelsin haydi bakalım diyor. Monitörde yemeğin görüntüsü oluşur. Tadı da gerekiyor diyor, tadını Allah ona verir. Çiğneme hissi istiyorum diyor, çiğneme hissi gelir. Beynine verilir. Hiçbir zaman için yemekle direk bağlantıya geçemez. Mesela diyor ki oh ne ala kuzu eti diyor. Kuzu etinin görüntüsü beynine geliyor. Kuzu etinin kokusu beynine geliyor. Dilinden ve ağzındaki tat hücreleri beyne akımı getiriyor. O akımların toplamına o kebap diyor. Yine monitörde geçiyor bütün hayatı. Kardeşim şu mercimek kadar yerin içinde yaşıyoruz. Mercimek kadar yerin içinde mağazalara gidiyor, sokaklarda gezer, mesela yata biniyor, hepsi o monitörün içerisinde olur. Dünyayı gezer, kavga eder, bağırır çağırır. Ona o görüntü sürekli Allah tarafından verilir yani muntazam şekilde verilir. Şimdi beyninin üstünde bir insan hayatını geçiriyor. Şu an televizyon karşısında bizi seyreden kardeşlerimiz de, beyninin içindeki ekrandan bizleri seyrediyorlar. Beyninin içinde kafasında. Ayakları bacakları bu büronun altında kalıyor yani onlar büroda oturuyor ya tepesinde, kafasında oturuyor. Orada onu seyrederken görüntüde tabi büyük kocaman görünüyor. Ama bak şu kadarcık yerde, görüntü o kadar kocaman görünüyor ki adam onu hakikaten büyük zannediyor. Yani Hacca giden amcalar geldiklerinde bir tespih getirirlerdi böyle baktığında içine orada hac görünürdü. Bakarsın yaklaştığın zaman koskocaman bina görünür. Ne kadarlık yerde oluyor? Mercimekten daha küçük. Ufacık yerde ama yaklaştırdığında koskocaman görünüyor bina. Yani sanki karşındaymış gibi, büyük bir şeymiş gibi. Bak bizim beynimizin içinde de mercimek kadar yerde 1.80’lik adamlar, 1.80 olarak görülüyor. Bak mercimek kadar yere 1.80’lik adam sığıyor. 30 metrelik evler sığıyor, 30-40 metrelik evler sığıyor, güneş sığıyor, dünya sığıyor. Yani bütün dünya sonsuz alem onun içine sığıyor, mercimek kadar. Adam ondan sonra ya diyor “bayağı uzun boyluymuşsun sen, 1.80 mişsin sen” Nerede diyor biliyor musun? 1,5 milimlik şuurun içerisinde söylüyor bunu 1,5 milimlik. 1,5 milimlik yerdeki elektrik akımı ona kocaman adam gibi görünüyor, koskoca adam gibi görünüyor. Yani 1,5 milimin içerisinde 1.80 olarak görmesi bir insanın görüntüyü, bu çok büyük bir mucizedir. Adı gibi emin. “1.80 boyundasın sen” diyor. Halbuki görüntünün olduğu yer 1,5 milim. Normalde görüntü 1,5 milimden daha küçük yani görüntünün gerçeği 1,5 milimden daha küçük. Ama ona sorarsan da adı gibi emin 1.80 boyunda o da. Bu Allah’ın yarattığı bir harika. Mesela Ankara’dan İzmir’e gideceğim diyor, yola çıkıyor, ha bire ona yol gösteriyor Allah beyninde, şu kadarcık yerde mercimek gibi yerde. Gidiyor da gidiyor, gidiyor da gidiyor, şu an İzmir’e vardık diyor, Allah İzmir’in görüntüsünü gösteriyor sebep aleminde, o da İzmir’e vardığını düşünüyor. Dışarıda madde var ama dışarıdaki maddeyi bir görse insanlar herhalde istemezler. Çünkü net saydam ve simsiyah karanlık, ışık olmadığı için. Hiçbir şekilde dışarıda ışık yok. Yani ne kırmızı var, ne mavi var, ne yeşil var. Hiçbir şey yok, ışıkta yok. Ses hiç yoktur, çıt yoktur. Mesela kompresör çalışıyor değil mi dışarıda, yer gök inliyor. Normalde orada sadece dalga meydana geliyor. Ses, çıt çıkmaz oradan. Beyne geldikten sonra beyindeki işitme merkezinden şuura verildiğinde, şuurda o sese dönüşüyor. Beyindeki kulak onu duyuyor öyle ses olarak. Dışarıda ses yok. Dış alem çıt yoktur yani mutlak sessizlik vardır. Yani nefes alma sesi bile yok, hiç ses yoktur. Rengin r’si yoktur, hiçbir renk yoktur. Simsiyah karanlıktır. Ama aydınlatırsan sadece siyah beyaz, saydam bir şey görürsünüz, başka bir şey yoktur. Bu dinsiz bilim adamı da aynı şeyi söyler, dindar bilim adamı da aynısını söyler. Bu bir gerçektir. Şimdi bakın bu büyük gerçeği de insanlar görmezden geliyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ı da görmezlikten geliyor, Allah’ın varlığını da görmezlikten geliyor. Adam diyor ki “deccal nasıl oluyor” diyor. İşte Deccal böyle oluyor. Yani insana öyle büyü yapıyor ki, insanların beyni donuyor. Yani hayretler içerisinde insan kalıyor...
Güncel Yorumlar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler