Adnan Oktar`ın 25 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Mesela Ehl-i Sünnet inancında olan bir insan Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bütün alametleri anlatıyoruz. Mesela soruyorum, dün bir kardeşimizle konuştum. “Sana göre dedim Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri doğru mu” dedim, “doğru” dedi. “Nerede çıkmış olabilir” dedim, “İstanbul’da çıkmış olması gerekiyor”, “Bediüzzaman’ın dedikleri doğru mu?” “O da doğru” dedi. “Şu an İstanbul’da arıyor musun” dedim, “yok aramıyorum” dedi. “Ama eminim, İstanbul’da olduğuna eminim” dedi. Ya bir Müslüman nasıl bunu yapabilir o zaman? Peygamber (s.a.v.) müjdeleyecek, Tevrat’ta, İncil’de müjdelenecek, dünyada bir kere karşılaşacak bir insan. Bak bir insan dünya tarihinde insanlara nasip olmuyor, ancak Ahir zamanda bir avuç insana nasip oluyor böyle bir imkan, bir kere görüşebilecek. Ve mümin, muttaki olduğu halde adamı ilgilendirmiyor. Muhatap dahi olmuyor. Mesela alametlerini sayıyorum, “alametler için ne diyorsun” diyorum, “doğru, bütün bu alametler çıktı. Bütün kuyruklu yıldız olsun, ay-güneş tutulması hepsi oldu, bunlar tamam doğru” diyor. “Dış alametler” , “bunlar da olabilir” diyor. Yer olarak “İstanbul” diyor, vakit olarak “o da doğru” diyor. “Arıyor musun” dediğimde, “seni ilgilendirdi mi?” “Yok” diyor, “öyle bir şey yok” diyor. Bu ne demektir? İşte bu deccalin büyüsü. Mesela gözlerine bakıyorum, hakikaten gözleri donmuş. Yani büyünün etkisiyle felç olmuş adeta. Ben düşünüyorum, Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında olacağım, Peygamberimiz (s.a.v.) çıktı diyecekler, ben yeri göğü birbirine katarım. Hz. Mehdi (a.s.) çıktı deseler, ben yeri göğü birbirine katarım. Hz. İsa (a.s.) çıktı deseler, ben yeri göğü birbirine katarım. Çok büyük bir olaydır bu. Bana ne, der miyim ben? Peki “Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgilenmiyorsun, Hz. İsa (a.s.), onun gelmesi durumu mevzubahis o seni ilgilendirmiyor mu” diyorum, “o da beni ilgilendirmiyor” diyor. Ama çok titiz kardeşimiz. Ehl-i Sünnet ve çok titiz, hakikaten dine karşı titiz. Şeytan neye titiz olacağını, neye titiz olmayacağını insanlarda bambaşka bir çizgiye getirmiş. Halbuki Allah aşkıyla Hz. Mehdi (a.s.)’a müthiş bir sevgi duyması ve araması gerekir. Mesela hadislerde diyor “alimler arıyor, arayacak” diyor. Kardeşim sen o hadislere inanıyorsan ara. Yani bulamasan da ara. Mesela insan çocuğunu kaybediyor. Adeta deliriyor, var gücüyle arıyor. Sen Mehdi’yi kaybetmişsin. Mehdi’yi bulamıyorsun, sen nasıl aramazsın. Yani seni nasıl ilgilendirmez. Hz. Mehdi (a.s.) seni ilgilendirmiyorsa o zaman Peygamber (s.a.v.) de mi seni ilgilendirmez. Peygamber de ilgilendirmiyorsa haşa Allah da ilgilendirmez. Hiçbir şey seni ilgilendirmez. Bu zincirlemedir. Çünkü Peygamberin (s.a.v.) bunca üstünde durduğu, müjdelediği bir insan, Bediüzzaman’ın da bu kadar kapsamlı anlattığı bir insan seni ilgilendirmiyorsa, dinin hangi hükmü seni ilgilendirir? Ben sana git falanca Mehdi’dir de, demiyorum ki. Ama inanmakla mükellefsin sen, eğer inanıyorsan. Acaba kim olabilir, nerede, insan arar merak eder yani. Bir de o kadar yer daralmış ki, yer belli, zaman belli, yöntem belli, şekil şemal her şey belli. Bu durumda Müslüman’ın yapacağı nedir? Aramaktır. Peki kendi cüzdanını kaybolduğunda delirmiş gibi arıyorsun. Mücevherin kaybolduğunda delirmiş gibi arıyorsun. Strese düşüyorsun, sabaha kadar uyuyamıyorsun. Hz. Mehdi (a.s.)’da senin için gaib şu an, gaib. Bulamıyorsun, göremiyorsun. Yani bulamadığın müddet içerisinde gaibtir Mehdi. Zaten Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir ismidir “gaib”. Bulamadığında bir şey yeri belliyse gaibdir. Gaibdir o artık. Gaib olunca ne yapılır, aranır. Arıyor musun veyahut arama fikri aklına geldi mi? Aramayı şurada bırak, “arama fikri dahi o bile aklıma gelmiyor” diyor. Böyle çok fazla kardeşimiz var. Kardeşim sen Peygamberin (s.a.v.) yüzlerce, binlerce hadiste övdüğü, anlattığı bir insanı aramayı ihtiyaç duymuyorsun. Kuran’da üç ayetle belirtilen Hz. İsa (a.s.)’ı aramaya ihtiyaç duymuyorsun. Geleceğinden sevinç duymuyorsun. İttihad-ı İslam’ın gerekliliği konusunda bir heyecan duymuyorsun. Müslümanların birleşmesi için bir heyecan duymuyorsun. Ama körü körüne işte Hocalarına veyahut iyi bildikleri alim kişilere falan düşkünlük duyuyorlar. Kardeşim mesela de ki; “benim şeyhim de olabilir Mehdi” de, onu da kabul ederim ben yani. Aramaya gerek duymuyorum de, ben buldum de yani. “O da değil” diyor. Peki nedir zorun o zaman yani? En olmadık hurafelere bile inanıyorsun. Hiç olmadık hadislere inanıyorsun. Bu benim anlattığım sahih hadis. Buhari’den, Müslim’den, Tırmızi’den, Süneni Nesei, Sünen Davud’dan anlatıyorum. Ve sonunda bütün dünyanın mutluluğu var. İttihad-ı İslam var. Buseni nasıl ilgilendirmez? İşte deccaliyetin şiddeti buradadır..
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler