Adnan Oktar`ın 26 Ekim 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Kardeşim Müslümanların çektiği sıkıntının ana nedeni Peygamberimiz (s.a.v.) Ahirette söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir tane şikâyeti var Ahirette bütün İslam ümmetinden; “Yarabbi” diyor, “benim kavmim bu Kuran’ı terk edilmiş bıraktılar” diyor. Tek nedeni budur; Kuran’ı terk etmeleri inşaAllah.
Bak, En’am Suresi 114’te Cenab-ı Allah diyor ki; “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Bak, Kuran ayeti.“Oysa O, size Kitab’ı açıklanmış olarak indirmiştir.” Açıklanmış bir Kitap var ve “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Yani “Kuran’dan başka bir hakem mi arayayım?” diyor Peygamber (s.a.v.).
Bak, Allah yine En’am Suresi 38’de; “Biz Kitap’ta (Kur’an’da) hiçbir şeyi noksan bırakmadık.” Bak, “hiçbir şeyi noksan bırakmadık.” “Her şeyi açıkladık” diyor Allah. Adam “yetersiz” diyor, “yetersiz” dediği müddetçe bu bela kalkmaz.
Enbiya Suresi 10; “Size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik.” Bak; “(bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik.”
Kehf Suresi 54, şeytandan Allah’a sığınırım; “Bu Kur’an’da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk.” Ama “her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk.”
En’am Suresi 115; “Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.” Yani, Kuran’daki sözler “doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” Yani, ne ilave yapabilirsiniz ne de çıkartma yapabilirsiniz, evet. Adamlar hem ilave yapıyor hem çıkartma yapıyor; Allah da belalarını veriyor.
Rum Suresi 58; “Biz bu Kur’an’da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman” yani Kuran ayetiyle geldiğin zaman; “o inkâr edenler, mutlaka: “Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz.” Yani; “bizim yerleşik sistemimizi geleneğimizi bozandan başkası değilsiniz” diyorlar, Rum Suresi 58.
Bak o zamanlar münafıklar diyorlar ki Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Yunus Suresi 15’te; “‘bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir’” diyorlar. Bak, “yeni bir vahiy, yeni bir hüküm getir. Yani kendi aklına göre yap” diyorlar. Var ya yeni şimdi uydurmacılar, onun gibi; “ya bir hurafe çıkart yahut ‘bana vahiy geldi’ de, yalan söyle, hallet” diyorlar. “Bundan başka bir Kur’an getir” yeni bir Kuran istiyorlar, başka bir Kuran “veya onu değiştir.” “Hükümlerini değiştir” diyorlar, “ya ilave yap yahut çıkartma yap. Bu haliyle Kuran’ı biz istemiyoruz” diyorlar. O zamanki münafıkların kafasıyla şu anki münafıkların kafası aynı. “De ki: “Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem,” yani ilave yapmam veyahut çıkartma yapmam, “benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım.” “Kuran’a göre hareket ederim” diyor.
Zümer Suresi 27; Allah yemin ediyor; “andolsun” diyor, “Biz bu Kur’an’da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.” Yani, “her türlü örnekten verdik” diyor Allah, Zümer Suresi 27.
Nahl Suresi 89; “Biz Kitab’ı sana” Kuran’ı “her şeyin açıklayıcısı” bak, belirli şeylerin değil; bak istisnasız her şeyin açıklayıcısı “Müslümanlara bir hidayet...” Hidayet nerdeymiş? Kuran’da. Adam diyor ki; “bende hidayet” diyor. “Kuran’da” diyor Allah. Biz Kuran’a inanırız. “Bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” Nahl Suresi 89.
Zuhruf Suresi 43-44, bak Peygamber (s.a.v.)’e Allah hitap ediyor; “şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun.” Kuran’a sıkı sıkıya yapış. Allah’ın ipidir Kuran. Urvet’ul vüska, Hablullah-il metin, Sırat-ı müstakim; sıkı sıkıya tutulacak. Yani Allah’ın kopmaz koparılmaz ipine sıkı sıkıya bağlanacak Müslüman. Bak, Cenab-ı Allah ne diyor? “Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.” Sırat-ı müstakim. “Ve şüphesiz o (Kur’an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir ve siz Kur’an’dan sorulacaksınız.” Bitti, başka yok. Yani “sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor Cenab-ı Allah, “ne uydurma vahiylerden ne hurafelerden; sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor, Zuhruf Suresi 43-44.
İsra Suresi 9; “şüphesiz, bu Kur’an, en doğru yola iletir.” Demek ki insanlar çeşitli yollar çıkartıyorlar ama Allah en doğru yola Kuran’ın ilettiğini söylüyor. “Ve salih amellerde bulunan mü’minlere” bak, “salih amel (samimi amel)lerde bulunan mü’minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” “Onların sevap kazanacağını onlara bildirir” diyor.
Furkan Suresi 33; “onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki,” mesela diyor ki; “bana vahiy geldi” diyor veyahut hurafe veyahut bir ilave veyahut çıkartma; yani Kuran’ı değiştirecek her hareket. “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki” yahut mantık geliştiriyor, yani Kuran’a karşı mantık geliştiriyor. “…yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getrmiş olmayalım.” Yani, “Kuran ayetleriyle Biz bunların tamamını etkisiz hale getirdik” diyor Allah, Furkan Suresi 33.
İsra Suresi 41, şeytandan Allah’a sığınırım; “andolsun, Biz bu Kur’an’da” bak, “Biz bu Kur’an’da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor.” Yetersiz görüyor, ilaveler yapıyor, ekler yapıyor, hurafeler karıştırıyor; belasını arıyor. Allah belasını verince yine hurafe arıyor, beladan kurtulmak için yine hurafelere dalıyor.
“Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için” yani müşrik, münafık aklında değil. Temiz akıl ne demek? Samimi, kesin imanla Allah’a iman etmiş, Kuran’ın yeterliliğine inanan, dürüst Müslüman, Kuran Müslüman’ı için, “onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için” aklı kirlenmemiş, yobazlığa batmamış, münafık olmamış olanlar için “ibretler vardır. (Bu Kur’an) düzüp uydurulacak bir söz değildir.” Yani; “‘bana vahiy geldi’ işte, ’ben kendi kafamdan yaptım’ yahut ‘hurafeler geldi’ gibi, böyle düzüp uydurulacak bir söz değildir” diyor Allah. “Ancak kendinden öncekilerin” yani Tevrat, İncil, Zebur gibi kitapların “doğrulayıcısı, her şeyin” bak, Allah istisna göstermiyor bak; “her şeyin ‘çeşitli biçimlerde açıklanması’” “bir çeşit de değil, çeşit çeşit açıkladım” diyor Allah “açıklanması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.” Hidayetine vesile oluyor. Hidayet neymiş? Kuran. Adam diyor; “ben yapıyorum hidayeti” diyor, “gelin size hidayeti öğreteyim” diyor. Allah anlatmış işte; “Kuran” diyor, “hidayet.” Senin neyine, senden niye medet umacağız yani? Yusuf Suresi 111.
Nur suresi 34; “andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.” Bak, düz ayet de değil; “açıklayıcı ayetler indirdik” diyor Allah. “Sizden önce gelip geçenlerden bir örnek” Tevrat’tan, İncil’den, Zebur’lardan, Peygamberlerden bir örnek “ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.” Yani; “Allah’tan korkan samimi insanlar için öğüt indirdik” diyor Allah, Nur Suresi 34’te.
Nur Suresi 46, Allah yemin ediyor; “andolsun Biz, açıklayıcı ayetler indirdik.” Kapalı değil anlamı yani, net anlaşılıyor. “Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir.”
“Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için”, “Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana Kitab’ı hak olarak indirdik.” Peygamber (s.a.v.) neyle hükmediyormuş?
OKTAR BABUNA:Kuran’la inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kuran’la hükmediyormuş. İnsanların ne ile hükmetmesi gerekiyor o zaman? Kuran’la hükmetmesi gerekiyor. Hurafe oluyor muymuş? Olmuyormuş. İlave oluyor muymuş? Olmuyor. Çıkartma da olmuyor. “Bana vahiy geldi” diyip ilave de yapamıyorsun, evet. O zaman işte, Allah insanların belasını veriyor yapanlara; yapmazsa bereket, bolluk, güzellik oluyor. “(Sakın) Hainlerin savunucusu olma.” Yani; “münafıkların, müşriklerin savunucu olma.” Nisa Suresi, 105.
İbrahim Suresi 1; “Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap’tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura” zulümatan nur; zulümatlardan nura, “O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.” Kuran ne için indirilmiş? Bak, Allah açıklıyor; “bu bir Kitap’tır ki, Rabbinin izniyle” Allah’ın izni ile “insanları” bütün insanları istisnasız, “insanlar” diyince bunun içine Ehl-i Kitap da girer, müşrikler de girer, dinsizler de girer; hepsi giriyor. “İnsanları karanlıklardan” küfür, tuğyan, dalalet, deccaliyet; her türlü pislik, “karanlıktan nura” nur; ışık, İslam, Kuran, sevgi, güzellik, kafa berraklığı, “nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman” yani, Kuran’ın yoluna çıkarman, Allah’ın hak yoluna çıkarman için, “sana (Kur’an’ı) indirdik.” Yani, “Allah’ın istediği olayı getirmen için sana Kuran’ı indirdik” diyor Allah.
Kalem Suresi 52; “oysa o (Kur’an) alemlere” sırf dünyaya da değil bak, bütün âlemlere; cin âlemine de, insanlık âlemine de “alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.” Kalem Suresi 52. Bak, “o (Kur’an) alemlere” hem ins hem de cin; cinlere de “zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.” Kalem Suresi, 52.
“Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.” Kirli akıl sahibi, pislik, karaktersiz, cahil, avanak takımı, müşrik, putperest, münafık, ahmak takımı diyoruz ya, bunlar işte. “(Bu Kur’an) düzüp uydurulacak bir söz değildir.” Yani; “bir insan durduk yere bunu söyleyemez” diyor Cenab-ı Allah. “Ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı” Tevrat, İncil ve Zebur’un doğrulayıcısı “her şeyin” istisnasız her şeyin “‘çeşitli biçimlerde açıklanması’” bak, Allah istisna koymamış; “her şeyin” bir de; “çeşitli biçimlerde” üstelik, yani bir çeşit de değil, “açıklaması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.” Bak, yine burada Cenab-ı Allah hidayeti net söylüyor. Hidayet; Kuran. Yusuf Suresi 111. Aynı ayet bir daha tekrarladık.
“Biz Kitab’ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman…” Niye ihtilafa düşüyorlar? İpsiz sapsız hurafeler buluyorlar; kimi diyor ki, “bana vahiy geldi” kimi, “ben bunu duydum” kimi başka bir şey söylüyor; ilaveler, ekler, çıkartmalar yapmaya kalkıyorlar. O zaman Cenab-ı Allah ne diyor? Bak; “Biz Kitab’ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi” karar veremedikleri şeyi “onlara açıklaman” tam doğrusuyla bildirmen “ve inanan bir kavme” imanlı bir kavme “rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.” “Hidayet de rahmet de Kuran içindedir, bu amaçla inmiştir” diyor Cenab-ı Allah. Kuran’ı da en mükemmel açıklayan Peygamberimiz (s.a.v.)’dir. Yani en mükemmel Kuran tefsiri yapan Peygamberimiz (s.a.v.)’dir. Onun yaptığı tefsire uygun hareket ettiğimizde konu biter.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah...
Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler