Adnan Oktar`ın 29 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Bir kere uykun gelmiyor Cennette, uykun yok. Özel olarak veriliyor uyku, yani özel olarak sırf acz olsun diye verilir. Hiçbir şey yok sabah kalktığında, adamlar anlasınlar diye diyorum, sabah zaten yok da, böyle hafif gölge ve gölgenin biraz daha canlanması şeklinde gece gündüz farklılığı, öyle veriliyor Cennette. Hafif fluluk, bir parça fluluk sonra iyice canlanma gibi, yine fluluk ama o fluluk da çok ayrı bir tatlı oluyor. Canlanma da ayrı bir tatlı oluyor. Oradan zaman kıyasını öyle yapıyor insanlar, Ahirette. Bunları gören insan, mesela banyo yapmak, yok makyaj yapmak yok. Kadınlar mesela, bir kadın için makyaj ne kadar zordur. Kadının bakım yapması ne kadar zor. Cildi pırıl pırıl olacak kadınların. Hiçbir şekilde, saçları mesela çok çok mükemmel. Kadınlarda mükemmel saç vardır, hiçbir kadın mükemmel saçı bulamaz. Varsa bana getirin, benim saçım mükemmel diyen bir kadın yoktur. Her saç kusurludur, eksiktir. Nereden biliyorsun, diye sorarsan; biliyorum, diyor. Yani mükemmel bir saç var ama ben bunu bulamıyorum diyor. İşte Cennetteki saçtır bulamadığı mükemmel. Mesela mükemmel bir makyaj vardır, her makyaj yapan kadın bir türlü o makyajı bulamaz, çünkü cennette o ve sürekli sabittir. Hiçbir meyve bizi doyurmaz. Ya dersin bunun daha, mesela elma yediğinde mükemmel bir elma modeli vardır kafanda, bir türlü onu bulamazsın. Mesela çileği bile aldığında pudra şekerine batırırlar, bir eksikliktir. Çilekte bir şey vardır eksik olan, bir şeyler vardır. İşte Cennette o kalkıyor. Onun için o mükemmel elmayı görmek, mükemmel çileği görmek, o makyajın sürekli tabii olarak doğal olarak olması. Mesela tırnak bakımına ihtiyacı olmaması kadınların, mükemmel tırnakları olması, bütün vücudunun mükemmel olması, toz ve kirin hiç olmaması. Toz, burada özel olarak, mucize olarak yaratılır. Her bir toz tanesi uzay gemisi gibidir, eğer yakından bakarsak. Büyütürsen, elektron mikroskobunda büyüttüğünde toz tanesini muazzam bir âlem olduğunu görürsün, havada uçuyor gemi gibi toz. Gezer böyle uzay gemisi gibi. Bir de onun içindeki canlılara sor sen, her bir tozun. Ama Cennette yok toz, hiçbir yerde toz olmaz. Hiçbir şekilde oluşmuyor, bozulmuyor. Şimdi bunun insanlara vereceği zevki bir düşünün. Mesela dişlerini her yemekten sonra yıkamak gerekiyor. Daha yemeği yer yemez yıkamak gerekiyor. Böyle bir şey yok, gıcır gıcır dişler. Birde unutmuyorsun sen bunu, sürekli bu aklında. Adam her seferinde dişini yıkamamasına hayret edecektir, dişini yıkamasına gerek olmamasına. Makyaj yapmaya gerek olmamasına ama yüz katrilyon sene geçiyor yine hayret ediyor, yüz katrilyon sene geçiyor yine hayret ediyor, dün gibidir hiç unutmaz. Mesela 100 katrilyon çarpı 100 katrilyon değil, 100 katrilyon sene bir insan söylese, bak 100 katrilyon çarpı yüz katrilyon diye sürekli söylüyor. Çarp çarp çarp diyor, bunun sonucunu bir araya getirsen, adama ne kadar zaman geçti desen, daha dün gibi der, çünkü Allah Katında zaman yok. Zaman algı biçimi olarak veriliyor, zannedildiği gibi olmaz, insana öyle şey gelmiyor. Ve dünyayı biz hiçbir zaman için unutmayacağız. Ama kötü olan şeyleri unuturuz, aklımıza gelmez, Cennetin vasfı bu. Onun için Allah çok titiz bir imtihandan sonra Cennete alıyor. Yoksa Cennetin bir anlamı olmaz. Mesela Hz. Adem (a.s.)’i Cennete doğrudan aldı Cenab-ı Allah, Hz. Adem (a.s.)’i, şeytan geldi daha ilk konuşmada konu bitti. Dedi ki, ben sana sonsuzluk ağacını, sonsuzluğu vereceğim. Sonsuzluğun ilmini vereceğim sana, imkânını vereceğim dedi. Şu meyveden yediğinizde sonsuzluğa kavuşmuş olacaksınız. Allah size özellikle yememenizi söylüyor ki, sonsuz olmayasınız diye, diyor. Allah`a güveneceğine şeytana güvendi Hz. Adem (a.s.). Zelledir, Peygamber zellesi. Peygamberlerin yaptığı hataya zelle denir. Hata denmez, zelle denir. Peygamber zellesi yaptı. Gittiler o meyveden yediler, sonsuz olacaklarını düşünerek. İnsanın ruhunda var çünkü. Hâlbuki Allah’a güvenmesi lazım, zaten Cennette belliki sonsuz olacak. Allah`ın sözüne güveneceği yerde şeytanın sözüne güvendi. Niye? Cehennem yok ortada da onun için, imtihan yok. Dünyaya inince Hz. Âdem (a.s.) baktı her yer açık, vücudun her tarafı açık, hemen orada yapraklarla vücutlarının açık olan kısımlarını örttüler. Bir de baktı doğal ihtiyaçları da var, onu kaldıramadı artık o kadarını yani, inşaAllah. Ve dünyanın diğer zorluklarını da gördü, yani bir tane iki tane üç tane değil biliyorsunuz dünyanın zorlukları. Buradaki imtihandan sonra yeniden Cennete alındı Hz. Âdem (a.s.). Şimdi git bak bakayım, ister şeytan gelsin, isterse ordusu gelsin. Desin ki, sana sonsuzluk ağacını sonsuzluk imkanını vereceğim dese, Hz. Âdem (a.s.)`in ne cevap vereceği belli ona. Onu nasıl kovalayacağı da belli. Olmaz, çünkü biz Ahirete gittiğimizde Cehennemi bir küçük pencereden, yani bir televizyon gibi düşünün, küçük pencereden Cehennemi görebileceğiz istediğimiz zaman. Onu gören bir adam, bu dünyadaki zorlukları gören bir adamın Cennette garip bir hareket yapması mümkün değildir. Yani Cennette biz robot gibi değiliz, aynı bu özgür kafamızla oluyoruz. Şu an baskı altında hissediyor musunuz kendinizi? Cennette de öyle. Mesela kafamıza eser uçmak istersek uçarız, denizin altında yüzmek istersek yüzeriz. İstediğimiz yere gitmek istesek, anında kafamızda geçmesiyle beraber o anda orada oluruz. Bediüzzaman diyor, ışık hızının üstündedir hayal hızı, diyor. Sırf hayal ettiğimizde, Cennetin en uzak noktasında, anında orda oluyoruz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Anında, hayal ederek. Bu dünyada onun flu bir modeli yaratılmıştır. Mesela insan bir yemeği aklından geçiriyor hemen yutkunmaya başlıyor, ağzı sulanıyor. Hemen beyninde o yemek oluşuyor. Tadı ve kokusu da oluşuyor yaklaşık, onun için zaten ağzı sulanıyor. Bu sistemin netleşmesiyle oluşuyor, yani fludur bu dünyada, Cennette net olmasıdır. Bir insan aklından geçirdiği an birden o net, üç boyutlu görüntü olarak oluşur, kokusuyla, tadıyla her şeyiyle. Allah onu anlamamız için flu olarak o sistemi beynimize koymuştur, ruhumuza koymuştur. Cennette bu çok nettir. Mesela uçmak isteyen kafasından geçirince uçtuğunu hisseder. Hatta rüyasında da birçok insan uçar. Hayal ettiğinde de uçabilir. Denizin altında yüzdüğünü, mesela istediğin gibi hayal ettiğinde olursun. Ahiret’te kafamızdan geçirmemizle yaratılması bir olacaktır, aynı bu dünyadaki beynimizde olduğu gibi. Ama bu fluluğun tabii biraz daha neti rüyada oluyor, ama Ahiret’te tam neti olacaktır. Birde bu dünya o kadar net değildir, Allah “o gün görüş keskindir” diyor. Yani biz bu dünyadan uykudan uyanır gibi uyanacağız, inşaAllah…
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler