Adnan Oktar`ın 28 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Bediüzzaman ile ilgili olarak, Seyid Salih Hocamızın açıklamaları çok hayati. Sonradan gelen talebelerin, kendilerince grup taassubu içerisinde bir kısım kişilerin, Bediüzzaman’ın sözlerini böyle değiştirmeye kalkmaları geçerli olmaz. Bir kere Bediüzzaman’ın düz ifadelerinin üzerinde dursun kardeşlerimiz. Herkes bize yardımcı olsun. Nur dairesindeki Risale-i Nur talebelerindeki yanlış düşünceyi düzelmek için, bütün kardeşlerimizin biraz sabırlı çalışma yapmaları gerekiyor. Bu biraz zaman alır. Acele etmeyecekler çünkü muazzam bir tahribat meydana getirilmiş. O tahribat itinalı bir anlatım ile düzeltilecek, inşaAllah. Çünkü şahs-ı manevi diyerek Müslüman’ları pasifine etmek, Kıyametin de bu kadar yakın olduğunu bildiği halde, Müslümanları dünyaya sardırmak, İslam’a, Kuran’a karşı bir mücadele olmuş olur, inşaAllah. O yüzden kimin ne dediği falan önemli değil. Mesela bak Seyid Salih Özcan Hocam bir tek Allah’tan korkar, grup taassubu da yoktur, kimseye verilecek hesabı da yoktur. Ben Bediüzzaman’dan bizzat duyduklarımı anlatıyorum, diyor. Kendi duyduğumu anlatıyorum, diyor. O yönde kardeşlerimiz bizden duyduklarını, okuduklarını halka yavaş yavaş anlatsınlar, hiç acele etmesinler.
Bak mesela ne diyor Bediüzzaman; “Ümmetin beklediği Ahir zamanda gelecek zatın, üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü.” Gayet rahat olsunlar. Mesela “ümmetin beklediği” ne demek? Bekleniyor demek ki, gelmesi bekleniyor. Ne zaman geliyor? Ahir zamanda, Ahir zamanda gelecek. Nasıl, şahs-ı manevi mi? Değil, zat. Üç vazifesi, iki tane değil üç tane. Mesela ağabeyler bazen diyorlar, iki vazifesi var gelecek kişinin yahut bir tane vazifesi var. Bak Bediüzzaman üç tane diyor. Bunu ısrarla söyledikten sonra bir gerileme olacaktır, yani o ısrarda devam edemezler. Bu konuları anlamamalarının veyahut bu konulardaki tevillerinin nedeni, bu konulara girmek yasaktı. Yıllardan beri, yaklaşık 1960’lardan beri, 1960’tan beri, Bediüzzaman’dan sonra bu konular hep yasak edilmiştir Nur talebeleri içerisinde. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.), deccal bu konular okunmamıştır.
SUNUCU:Niye peki Hocam?
ADNAN OKTAR:Şimdi Bediüzzaman’ın Mehdi (a.s.) bilinmesi bir heyecan ve saygı meydana getiriyor. Her harekette bu vardır, yani insan kendi mürşidini Mehdi (a.s.) bildiğinde daha bir enerjik, daha bir iddialı oluyor. Fakat Mehdi (a.s.) olmadığı kanaatinde olursa, daha sakin, daha pasif bir politikaya girebiliyor, faaliyete girebiliyor. Bir kere Bediüzzaman’a karşı sevgi ve saygının biraz azalacağını düşünüyorlar. Halbuki bakın çok önemli bir durum var, Bediüzzaman, Mehdi (a.s.) konusunda hiçbir alimin vermediği, çok kapsamlı bilgiyi, “bizzat gözümle görerek verdim” tarzında açıklıyor. Ayrıca diyor ki Bediüzzaman; “Risale-i Nur’un gerçek sahibi Mehdi (a.s.)’dir.” bir. İkincisi, “buradan da anlaşılıyor ki o eşhas çıktığı vakit Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. Şimdi bu durumda Mehdi (a.s.) kanalıyla Bediüzzaman’ın dünyada en tanınan kişi haline getirileceği belli. Gerçekten seviyorlarsa Bediüzzaman’ı, Mehdiyete de sıkı sıkıya sarılmaları gerekiyor...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler