Adnan Oktar`ın 28 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Bir de asıl korku, ya Mehdi (a.s.) çıkmazsa, yani asıl kökeni iman zafiyeti. Bediüzzaman’ın, onları imanen olmayacak şeyleri böyle yumuşatarak makul hale getirdiğini, böylece onlara inanılması mümkün imani bir sistem meydana getirdiğine inanıyorlar, bir kısmı. Mesela inanılmayacak şeyleri yumuşatarak, şeklini düzelterek asla kabul edilmeyecek, yani dinsizlik olacağını, Bediüzzaman öyle bir şey yapmıştır ki, dini bir şekillendirmiştir. Hz. İsa (a.s.)’ya şahs-ı manevi demiştir, Mehdi (a.s.)’ye şahs-ı manevi demiştir, dolayısıyla sonradan olması mümkün olmayacağı aşikar belli olan, güya onlara göre (haşa), bazı konuları inanılır hale getirmiştir. Şimdi bu inanılır hale getirilmiş bir şeyi, yeniden inanılması zor hale getirmek gibi oluyor şu an bizim yaptığımız şey. Çünkü Bediüzzaman’ın güya onların iddia ettiği Mehdi (a.s.) inancına inanmak çok kolay, çünkü şahs-ı manevi diyor. Fikir sistemi, çıkmış zaten şu an var tamam, dolayısıyla Mehdi (a.s.)’ye inanma sorun olmaktan çıkıyor o zaman o kişiler için, yani imanında bir zorlanmaya ihtiyaç yok. Mesela nasıl insanlar şu an kaderde zorlanıyor. Kadere imanda birçok insan zorlanıyor, alenen inanamıyorlar yani. Ancak işte çok teknik detaylı bilimsel açıklamalardan sonra birçok insanın kanaati geliyor. Bizim teknik açıklamalarımızdan sonra birçok kişinin akılları yattı, mutmain oldular. Hz. İsa (a.s.)’nın inişi hiç makul gelmiyor, yani asla kabul edemiyorlar Hz. İsa (a.s.)’yı. Hz. İsa (a.s.) inecek, iki bin yıl sonra canlı olarak yeniden gelecek ve Müslümanlara imam olacak. Şimdi buna inanmak da çok zor olduğu için, onu da çok yumuşatmışlar, o da şahs-ı manevidir diyorlar, Hz. İsa (a.s.). O zaman çok rahat, zaten görünmeyen bir şey. Hıristiyan alemindeki mesela on tane rahip bile, İslam olabilir, iyi dindir İslamiyet demiş olsa, diyecekler Hz. İsa (a.s.) geldi, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’nın şahs-ı manevisi çıkmıştır, bu kadar. Bunun olmasını mümkün görmedikleri için, Bediüzzaman’ın da bu sistemi yumuşatıp inanılır hale getirdiğini düşündükleri için, yeniden bir badire çıkartmak gibi görüyorlar onu. Bu sefer Mehdi (a.s.) de zaten çıkmayacak, diyeceğiz ki biz bak burada Mehdi (a.s.) çıkacak dedi Bediüzzaman, halbuki daha önce halledilmiş zaten şahs-ı manevi diye kapatılmış olay. Hz. İsa (a.s.)’nın inişi de şahs -ı manevi olarak kapatılmış, konu bitmiş. Şimdi biz yeniden bunu alt üst etmiş oluyoruz, anlaşıldı mı? Yeniden bir şahıs olan Mehdi (a.s.)’den bahsediyoruz, Peygamber (s.a.v.)’in tarif ettiği. Ve iki bin yıl sonra inecek bir Hz. İsa (a.s.)’dan bahsediyoruz. Şimdi buna inanması çok zor birçok insan için, yani mümkün değil. Adam inanmış olsa bile, şeyhi var, mürşidi var, hastaneleri var, okulları var, tesisleri var, bilmem sanayi tesisleri var, işi gücü yerinde adamın. Şimdi onun hepsinin Mehdi (a.s.)’nin emrine verileceğini düşünecek adam. Dolayısıyla yani mürşid bildiği kişiler de elinden gitmiş oluyor o zaman. Hoca olarak, büyük olarak gördüğü kişiler de elinden gitmiş olacak. O ona kabus gibi geliyor, o zaman bir Mehdi (a.s.) nefreti meydana geliyor. Mehdi (a.s.) onun malını mülkünü alacak, şeyhini elinden alacak, şeyhinin itibarını yok edecek bir varlık gibi görüyor ve müthiş kinleniyor. Hz. İsa (a.s.)’ı da çok çok daha tehlikeli görüyor, çünkü o da Peygamber, Peygambere hiçbir şey diyemeyeceği için, onu da bir an önce öldürmeye, yani mezarın altına sokmaya veyahut en baştan hiç gelemeyecek hale getirmeye çalışıyorlar.
Şimdi mesela birçok Nur talebesinin işi gücü var, tesisleri var. Mesela Bediüzzaman diyor ki; “yetmiş yıl var İslam’ın bozulmasına.” Bu kabus gibi bir şey adam için, yetmiş yıl. Daha yeni binanın temelini kurmuş adam, harcını daha yeni atmış binanın, holdingler yeni oluşmuş, hastaneler, okullar yeni oluşturmuş, sen yetmiş sene sonra İslam’ın bozulacağından, Hristiyanlık, Musevilik hiçbir din kalmayacağından bahsediyorsun. Bu adamı dehşete düşürür yetmiş yıl, yedi tane on sene, bitmiş yani dünya o zaman. Onun için büyük bir panikle deliye döndü bir kısmı. Artık ne yaptılar çözüm olarak biliyor musun? Hiç konuyu uzatmaya gerek duymadan Bediüzzaman’ı devreden çıkarttılar doğrudan. Aman kardeşim dediler Risale-i Nur’u da alın, Bediüzzaman da sizin olsun, Risale-i Nuru da kaldırın. Biz tamam okuyorduk Risale-i Nur ama elhamdülillah Müslümanız. Ama mesela bizim şaşar beşer Faruk Beşer Hocamız var demeye başladılar. Nedir mürşidim Faruk Beşer Hocam, diyorsun, “bir kere şu Ehl-i Sünnet alimlerinin yazdığı eserleri falan hepsini bir kenara koy” diyor. “Hadis kitaplarını da bir kenara koy, ben sana doğrusunu söyleyeceğim. Kitapların yüzde doksan beşi geçersiz bir kere koçum, canım ciğerim sana söyleyeyim” diyor. Açık, net konuşuyor adam, göstereceğim şimdi. “Bediüzzaman da o devirde gelmiş mübarek ama yanlış. Baştan sona kadar hemen hemen, yanlış yapmadığı yer yok” diyor. Cübbeli otuz tane tespit etmiş yanlış. Bu arkadaşlarımızınki üç bin adet falan oluyor, öyle az buz olmuyor. Mesela Cübbeli’nin dediği otuz, yine mütevazi bir sayı olmuş oluyor. Şaşar beşere söylesen yahut mesela Abdülaziz Bayındır’a falan, onlarda binlerce var. Abdülaziz Bayındır diyor, “bana iniyor” diyor adam, iniyor diyor böyle ama fazla da şey yapmıyor. Yani böyle cezbeye kapılmış heyecandan, iniyor diyor. Yani o kadar anormal bir insan ki Bediüzzaman, o kadar anormal ki, “iniyor” diyor, vahiy iniyor diyor. Allah’tan, gökten bana vahiy iniyor diyor, özetle. Böyle söyleyince zaten dalalete düşmüş oluyorsun onun peşinden gidersen sen. Ne yapman gerekiyor? Bütün kitapları külliyen, hatta yakmak gerekir normalde o kitapları, en kısa çözüm budur, yakmaktır. Şaşar beşer Faruk Beşer, Abdülaziz Bayındır’ın üçte bir porsiyonluk bölümü. O daha nezaketli, daha kibar. Böyle çok galiz konuşmadan o komple reddetmiş durumda ve nur talebelerinin iştiyakla ve güvenle dinlediği Samanyolu Tv.’de Hocamız adeta böyle coşuyor, şakıyor yani, dini konuları tenzih ederim, alim...
ADNAN OKTAR:... Ve iman zafiyeti şu an dünyayı kasıp kavuruyor. Bir çok nur talebesi veya bir kısmı, İsa (a.s.)’nın şahıs olarak geleceğine asla ihtimal vermiyorlar. Mesela şimdi Bediüzzaman diyor ya; “70 yıl var Kıyamete,” Allah-u alem epey bir kitle, Nur talebesi epey bir insan inanmıyordur. Ne Mehdi (a.s.)’ye inanıyorlar, ne İsa (a.s.)’nın inişine inanıyorlar, ne Kıyamete inanıyorlar. Anormal rahatlar, üsluptan falan anlaşılıyor. Bu epey derken, mesela 50 kişi, 100 kişi bile olsa bizim için epeydir. Ama Nur talebelerinin %99’u mükemmel insanlardır, iyi insanlardır ama küçük de olsa böyle bir kitle var, bizim sözümüz bunlara. Aslında iman zafiyeti zannedildiği gibi değil, dünyada çok büyük bir sorundur. İnsanların çok çok büyük bir bölümü iman zafiyeti içindedir. Namaz kılıp, oruç tutuyor olması sizi aldatmasın. Mesela namaz kılıyor ama bakıyorsun dine muhalif. Mesela Cübbeli’nin konuşmalarından, Allah’tan korkmadığı anlaşılıyor. 100 cihetten gösterebilirim. Gerçek imanda, mümin tahayül dahi edemez öyle bir sözü, öyle bir konuşmayı yapamaz. Üstünde çirkin bir cesaret var. Bu cahilliğinden kaynaklanan iman zafiyetinden oluyor. Zaten diyor ki; “kardeşim çok düşünmeye gelmez, bu kafa bunu kaldırmaz” diyor. Çok acayip de bir söz ediyor, “kocakarı imanı gerekir insana, düşünmeyeceksin,” diyor. Sigortan mı atar kafanın diyor?Sigortaya mı, kafayı mı yakarsın, bir şey diyor. Yani düşünmeme üzerine kurulu bir sistem. Halbuki iman derin düşünme üzerine kuruludur. Allah’a iman, Allah sevgisi, Allah korkusu derin düşünmenin dışında olmaz. Bak o ne diyor? Kocakarı dediği, cahil yaşlı annelerin, hiç düşünmeyecek konuma geldikleri durumda, gözü kapalı dindarlık yapıyorlar, hiçbir şey düşünmüyor. Mesela ne eve gelen memuru düşünür, ne evden çıkan bir şeyi düşünür, bir köşede oturur anneler. Yaşlanır, ileri yaşta bazı annelerde bu görülür. Bir din anlayışı vardır ama orada da hiçbir şey düşünmeyerek dindardır. Halbuki bu geçerli değildir Kuranda, kabul edilmeyen bir iman şekildedir. Bak kabul edilmeyen bir iman şeklini insanlara inandırmaya çalışıyor. Halbuki Allah “derin derin düşünürler” diyor ayette. Allah’ın bütün ayetlerini, yerde ki ve gökteki alametlerini düşünürler, Kuran ayetlerini düşünürler, diyor Allah. Ve özümsüyor Müslüman, derin bir perspektife sahip oluyor ve mutmain oluyor kalbi, itminana kavuşuyor, aynel yakin, hakkel yakin bir imana kavuşuyor. Allah onları Cennete koyuyor, öyle hiçbir şeyi düşünmeyen Cennete gidilme, öyle bir şey yok. Cübbeli’nin meydana getirdiği sistem tahmin tahayyülün üzerinde tahribat meydana getirecek bir sistemdir. Onun için adama çok özen göstermelerinin sebebi bu.
Bir de Nur talebesi kardeşlerimiz de, Mehdi (a.s.)’nin bir şahıs olarak, böyle harikulade bir şahıs olarak çıkacağı inanmıyorlar, Allahualem. Bediüzzaman’ın dediğinin doğru olduğunu görüyorlar onlar aslında, kasten anlamazlıktan gelip tevil ediyorlar. Bak Seyyid Salih Özcan Hocamız çıktı, çok net söylüyor. Bütün talebeleri söylüyor ama inanamıyorlar, o imana güçleri yetmiyor. Mesela İsa (a.s.), aynı şekli ile İsa (a.s.) gelecek, asla inanmıyorlar, kabul etmiyorlar, sorun bu. Ve Kıyamet, Allah-u alem Kıyamete de inanmıyorlar, yakın bir zamanda Kıyametin olacağına da inanmıyorlar. Kuran’da da var, “asla Kıyametin kopacağına zannetmiyorum” diyor, “Kıyamet kopsa bile ben kurtuluşa ereceğimi düşünüyorum” diyor ayette. 70 yıl olduğuna inansa, bir insan yerinde duramaz. 70 yıl nedir ki kardeşim? Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek yıllar, 7 tane 10 sene, sonunda bitiyor gidiyor zaten Bediüzzaman. Yerinde duramaz geceli gündüzlü İslama, Kuran’a hizmet eder böyle bir durumda. Mehdi (a.s.)’yi tahmin edemedikleri için, öyle bir şeyin olabileceğini. İsa (a.s.)’ya da ihtimal vermiyorlar ve çok mahcup olacaklarını düşünüyorlar Allah-u alem. Şimdi diyecek ki Bediüzzaman; “Mehdi (a.s.) çıkacak.” Adamlar bekleyecek bekleyecek böyle biri yok. Bekleyecek bekleyecek böyle birisi yok. Seneler de geçecek, mesela 10 yıl 20 yıl 70 yıl, halbuki tesisler devam edecek, hastaneler kurulmaya devam edecek, hiçbir konu yok. Sonunda ve yalancı çıkmaktan korkuyorlar ayrıca, Allah’a güvenemiyorlar daha doğrusu. Ne Peygamber (s.a.v.)’e güvenebiliyorlar, ne Allah’a güveniyorlar, ne Bediüzzaman’a güvenebiliyorlar, olayın kökeninde bu var...
Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler