Adnan Oktar`ın 18 Ekim 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Karşı düşünceler hep Kuran’ı yetersiz görmekten kaynaklanan hareketlerdir. Kuran’ı yetersiz gördüğü zaman bir insan sapıtma başlar. Ondan sonra, işte “bana vahiy geliyor” der. Daha da olmazsa, “falanca dede bana şunu dedi, nice mürşidden şunu duydum. Büyük alim şunu dedi” der. Oradan buradan konuşacağına Kuran’dan konuşsana benimle. “Kuran bana yetiyor” desene. Resulullah (s.a.v.)’ın tefsirinden bana anlatsana. Ne kendi kafana göre konuşuyorsun.
Cenab-ı Allah ne diyor? Enam Suresi 114’te “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Ne demek? “Kuran’dan başka hakem mi arayayım?” diyor. “Oysa O size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir”, “Kitabı indirmiştir” değil, “Açıklanmış olarak indirmiştir”. “Kendilerine Kitap verdiklerimizin bunun gerçekten Rabbin’den hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler”. Bilinmeyecek bir şey değil ki Kuran. “Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma” diyor, Allah. Enam Suresi 114.
Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Allah diyor ki, Enam Suresi 38’de, “Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık”. Ne diyor bazı angutlar? “Yoo çok şey eksik Kuran’da. O kadar çok eksik ki, bana vahiy ile bilgi geliyor. Daha da olmazsa falanca mürşidden aldım bilgiyi. Falanca yerden aldım bilgiyi. Şuradan aldım, buradan aldım. Ondan sonra Kuran normal hale gelir. Yani Kuran eksik, boş bir kitap. Bunlara ihtiyaç var. Bunlar olmadıktan sonra Kuran hiçbir işe yaramaz” diyor. Haşa. Allah, ne diyor? “Biz, Kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık.” Be hey ahmak biz sana mı inanalım, Allah’a mı inanalım? Kardeşim bundan açık ifade olur mu? “Biz, Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık”, Ne noksanlık var da iş çıkarıyorsunuz? Terbiyesizlik yapıyorsunuz? Yetmiyor adama Kuran. İlave bilgi istiyor.
Enbiya Suresi 10; “Size bütün durumlarınızı kapsayan, zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik”, “her şeyi açıkladık” diyor, Allah. Kehf Suresi 54; “Bu Kuran’da,” yemin ediyor, Cenab-ı Allah; “Andolsun” diyor. “Bu Kuran’da insanlar için, Biz her örnekten, çeşitli açıklamalarda bulunduk”. Şimdi eğer bir insan aklından bir zoru yoksa, bu çok açık değil mi, buradaki ifade? Çok açık. Anlamayacak ne var yani?
Enam Suresi 115; “Rabbinin sözü doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur”, yani bir angut çıkıp; “Bana vahiy geldi” diye, Kuran’a bir ilave yaparsa, ahlaksızlık yapmış olur. Avanaklık yapmış olur, delilik yapmış olur. Ama deli ise sorumlu olmaz. Biz ona şefkat duyarız. Ama öyle bir münasebetsize de uyan olursa, günaha girer. Akıllarını başlarına alacaklar. İlave bilgiler bulmaya kalkmak, işte benim falanca Hocam böyle demedi, falanca hazret böyle demedi. Kuran’ı ilavelerle, eklerle bambaşka bir şekle getirmeye kalkarsa, bu haram. Allah ne diyor; “Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur”. Adam ne diyor? “Ben değiştiririm” diyor. Küfre gidersin aptallık yapma. “O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur”. Değiştiremezsin.
Rum Suresi 58; “Biz bu Kuran’da (and içiyor Cenab-ı Allah) Andolsun, bu Kuran’da insanlar için her örneği gösterdik”, her örneği. Yetmiyor, diyen cins tipler var, onlara cevap. Ben bir daha anlatmam onlara. Tabii ki bu ayetleri anlatacağım da, muhatap alarak anlatmam. Genel anlatırım. Şu an muhatap alarak anlatıyorum.
Bak yine Cenab-ı Allah ne diyor, ayette? Yunus Suresi 15’te, “Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki:’ Bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir’”, yani “vahye dayalı, yeni yeni bilgiler getir bize. Vahiy öneminde olan, yani Allah’ın söylediği iddia edilen bilgiler getir. Kuran’a ilave bilgiler getir” diyorlar. “Veya onu değiştir, dilini eğ- bük, yeni ilaveler yap. Uydurma hadisler çıkar. Uydurma izahlar çıkar, Peygamber (s.a.v.)’in söylemediği sözleri koy. Veya ‘benim şeyhime ilham oldu’ de, onu söyle. Veyahut Peygamberliğini ilan et, ‘bana vahiy geldi’ de. ‘Altı, yedi çeşit vahiy geldi ben şu vahye uyuyorum, buna göre hareket ediyorum’” de. Onu değiştirip diyorlar adamlar. “De ki (diyor Cenab-ı Allah, cevap veriyor) Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım”. Kuran’a uyuyorum” diyor Peygamber (s.a.v.). “Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım” diyor. Aksi isyandır Allah’a. Yunus Suresi, 15.
Zümer Suresi, 27; “Andolsun (diyor Cenab-ı Allah) Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik”. Şimdi Ahirette bu ayetler bu şahıslara okunacak. Bak bu ayetleri söyleyecekler, bu sahtekar yobaz takımına, üçkağıtçı takımına ve “bana vahiy geliyor” diyen sapıklara, uydurma hadislerle ortaya çıkanlara, Peygamber (s.av.) adına iftira atan bu manyaklara bu ayet okunacak. Bakalım nasıl cevap verecekler? “Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün”, bak, “kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün”, “şahit de getireceğim” diyor Allah, Ahirette. “Seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz”, Peygamber (s.a.v.)’e de diyor ki Cenab-ı Allah; “seni de şahit getireceğim (karşılarına geleceksin)”. Yani söylediği ayetleri hatırlatacak Peygamber (s.a.v.). “Biz Kitab'ı sana, her şeyin açıklayıcısı”, bak, “istisnasız her şeyin açıklayıcısı” diyor Allah. “Müslümanlara bir hidayet”, hidayet nerdeymiş? Kuran’daymış. Adam ne diyor? “Bende hidayet” diyor. Kuran’dadır hidayet. Kulu Allah vesile edebilir. Yani Kuran’a davet eder kul, kul insanı Kurana’a davet eder. O zaman hidayetine vesile olmuş olur. “Müslümanlara bir hidayet,” demek ki Kuran’mış hidayet. Hidayete vesile olan, Kuran. Müslüman bir kişi tebliğ yaptığında, bir insanı Kuran’a davet ettiğinde kurtarır. Kendine davet ettiğinde değil. “Bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik”, hem rahmet, hem de müjde. “Şu halde (diyor Cenab-ı Allah) sana vahyedilene sımsıkı-tutun (Kuran’a). Çünkü sen dosdoğru yol üzerindesin”, “başka da yol yok” diyor Allah. “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız”. Şeyh efendinin, işte geçmişteki bir şeyhin söylediğinden değil, uydurma hadislerden değil, kendini Peygamber ilan eden adamların izahlarından değil, abuk subuk adamların sözlerinden değil. Neydenmiş? Sadece Kuran’dan. (Zuhruf Suresi, 43-44)
İsra Suresi, 9; “Şüphesiz,” Allah bak yine “şüphesiz” diyor, “bu Kur'an, en doğru yola iletir.” Bakın, bitti. “En doğru yola iletir”. Adam diyor ki; “ben iletirim” diyor. Sen iletemezsin. Kuran doğru yola iletiyor. Sen Kuran’a davet edebilirsin. “Ve salih amellerde bulunan müminlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir”. Samimi olan müminlere. “Büyük bir sevap olduğunu onlara müjde verir” diyor. Kim veriyor? Kuran veriyor, Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle.
Furkan Suresi, 33; “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki”, mesela yobaz takımı uydurma bir hadis getirir, uydurma bir açıklama getirir; işte “benim atam şunu, ecdadım bunu” dedi diye getirir sana. Veya “bana vahyolunuyor” der. Sahtekarlık yapar, “kalbime ilham oldu” diyor. “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım”. Kuran’da en mükemmel şekilde karşılık veriliyor. Dolayısıyla etkisiz hale geliyorlar. (Furkan Suresi, 33) Cenab-ı Allah yemin ediyor; “Andolsun, Biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor”. Yobazlığını artırıyor, daha da azgınlaşıyor. Daha da sapıtıp yeni uydurmalarla ortaya çıkıyorlar. Ve yobazlığın kökeni uydurmalardır. Onun için Kuran ve Peygamber (s.a.v.)’in sünneti. Başka bir yol yoktur. Asr-ı Saadet Müslümanlığı esastır, inşaAllah. “Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır”, aklı kirlenmemiş, münafık akıllı değil, kirli değil kafası. Manyak, deli tiynetli olursa anlamaz Kuran’ı. “(Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir”, yani böyle hani, “bana vahiy geldi,” şu, bu tarzında, “sahtekarların yaptığı gibi bir şey değil” diyor Allah. “Ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı (Tevrat ve İncil’in, Zebur’un doğrulayıcısı) her şeyin,” bakın Allah istisna koymuyor, “her şeyin”, bir de, “çeşitli biçimlerde açıklaması” diyor Allah. Hem “her şeyin” hem de “çeşitli biçimlerde açıkması” diyor, Allah. Bahane olmaması için söylüyor Allah. Diyor ki adam; “Kuran yetersiz olduğu için ben mecburen uydurmalara yöneldim” diyor. “Bana vahiy gelmesi gerekiyordu, ben anlamıyordum” diyor. “Ne yapayım? O zaman Allah ile bağlantıya geçtim. Allah da bana vahiy verdi, Kuran’ı böylece tamamlamış olduk” diyor adam. Bak bunu tıkıyor Allah; “her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir”. Ne hidayetmiş? Kuran hidayetmiş. Yani herhangi bir akıl hastası yahut psikopat değil. Hidayet Kuran’dır. Kişi eğer bir insanı Kuran’a davet ediyorsa, o Mehdi (a.s.)’dir, o. Hidayete vesile oluyor. Çünkü Kuran’a davet ediyor. Ama “gel bende hidayet bulursun” diyorsa adam, “benim vahyimle, benim bilgimle bulursun” diyorsa, o sapıktır. Bunun tartışılacak yönü yok. Çok açık Kuran’ın hükümleri.
“Andolsun, size açıklayıcı ayetler indirdik, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik” (Nur Suresi, 34). Bak, “açıklayıcı ayetler”, kapalı değil, açıklayıcı. “Sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik”. “Geçenlerden de örnek verdim” diyor Allah ve “takva sahipleri için de bir öğüttür” diyor, Allah.
Nur Suresi, 46; “Andolsun Biz, açıklayıcı ayetler indirdik.” Demek ki Kuran sarih. “Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir”, yani hidayet verir. İslam’a yöneltir, dilediğini. Birisini isterse dalalete düşürür, istediğini de hidayete erdirir. Nisa Suresi, 105; “Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana kitabı hak olarak indirdik”. Neye göre? Kuran’a göre. Peygamber (s.a.v.) neye göre hükmediyor? Kuran’a göre hükmediyor. Kendi kafasına göre oluyor mu, kendi düşüncesine göre? Olmuyor. Herhangi bir insan olmaz. İşte, “ben Allah’tan bilgi aldım, buna göre hareket ediyorum” diyebilir mi? Diyemez. Uydurma hadislerle yapabilir mi? Edemez. Bir hazretin, bir kişinin yani kendilerine göre, var olduğunu iddia ettiği ilhama göre hareket edebilir mi? Edemez. Neye göre edebilir? Kitaba göre edebilir. Bak “Şüphesiz” diyor Allah, “Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana kitabı hak olarak indirdik”. Demek ki Peygamber (s.a.v.) ne ile hükmediyormuş? Kuran ile hükmediyormuş. Peygamber (s.a.v.) de başka şeye uyamaz. “Sakın hainlerin savunucusu olma”, yani “cinslerin, böyle psikopatların, alçakların savunucusu olma” diyor, Allah. Kurtarmaya çalışırsın ama savunucusu olamazsın. (Nisa Suresi, 105).
İbrahim Suresi, 1; “Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap'tır ki, (Kuran) Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, (zulümatlardan nura) O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik”. Ne ileymiş? Kuran’laymış yine. Bak, “O güçlü ve övgüye layık olanın (Allah’ın) yoluna çıkarman için sana indirdik”, karanlıklardan nura Kuran ile çıkılıyor, Allah’ın yoluna Kuran ile giriliyor.
Kalem Suresi, 52; “Oysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir”, “hepsi vardır” diyor, Allah. (Kalem Suresi, 52).
Yusuf Suresi, 111; Surenin en sonu bu, Yusuf Suresi’nde, Cenab-ı Allah bununla bitiriyor. “Andolsun,” diyor Allah, yemin ediyor, “onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır”, Yusuf kıssasında ibretler vardır ve diğer kıssalarda da tabii. “(Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir”, yani, bana ilham geldi, vahiy geldi, "kendi kendisine olan bir söz değildir” diyor, Allah. “Ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, (Tevrat, İncil ve Zebur’un doğrulayıcısı ve diğer kitapların, diğer hak kitapların ve Peygamberlerin) her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması”, bakın mesela dese ki bir insan, dünyada her şey var dersek, aradığımız her şey var. Ne anlama gelir bu?
OKTAR BABUNA: Her şey demektir. Hiç eksik yok.
ADNAN OKTAR: Eksiksiz anlamına geliyor, evet. Bak “her şeyin,” bir de üstelik ne diyor Allah? “Çeşitli biçimlerde açıklaması”, bir oradan, bir buradan, bir şuradan, “çeşitli biçimlerde açıklaması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir”. Neymiş hidayet? Kuran’mış. “Bende var hidayet” diyor. Sende olmaz, Kuran’da olur hidayet. Sen Kuran’a teslim olur; safi kalple, samimi kalple Allah’a kendini bırakırsan, iman edersen hidayete kavuşmuş olursun. “Ben Allah’ı görüyorum, falanca Allah’ı görüyor” diyerek ortaya çıkmak, bunlar anormal hareketler. Allah’ı görme yok. Biz ancak Ahirette Allah tecelli ettiğinde göreceğiz. O da, insan olarak tecelli ediyor, inşaAllah. Mesela dağa tecelli ediyor Cenab-ı Allah, Hz. Musa (a.s.) bayılıyor. Tecellide bayılıyor. Allah’ı zaten göremez, Zatını da. Tecellide bayılıyor, inşaAllah. “Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman için,” bak çok önemli, hepsi önemli, bu da önemli, (Nahl Suresi, 64,) şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz Kitab'ı (Kuran’ı) ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman”, yobazlıkta ihtilafa düşüyorlar, bir çok düşüncede ihtilafa düşüyorlar, ibadetlerde; namazda, oruçta, zekatta. İnsan sevgisinde, diğer dinlere bakmakta, Allah’ın birliğinde, her şeyde ihtilafa düşüyor insanlar, bir çok şeyde. “Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman”, Peygamber (s.a.v.) kendinden mi açıklıyormuş? Kuran’dan açıklıyor. “Açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında”, Kuran neymiş? Hidayet. “Dışında (başka bir amaçla) indirmedik”, “amacı budur” diyor, Allah, indirilme amacı. (Nahl Suresi, 64). Çok çok daha fazla ayetler var ama çok özür dilerim, eğer aklından bir zoru yoksa adamın bunu anlar. Anlaşılmayacak bir yönü yok. Peygamberimiz (s.a.v.)’in tefsirine göre. Ona göre hareket edeceğiz, inşaAllah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler