Adnan Oktar`ın 20 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey iman edenler, inkar edenlerden,” şimdi inkar edenlerden, inkar eden kim? “Size en yakın olanlarla savaşın;” mücadele edin. Kimdir? Darwinistler ve materyalistlerdir, ateistlerdir. Bunlarla nasıl savaşılır? İlimle, sanatla, estetikle ve ikna ve telkin kabiliyetiyle. Ne yapacaksın? Radyo, televizyon, basın hepsini kullanacaksın.“Sizde 'bir güç ve caydırıcılık' görsünler.” Yani anlatım kalitesi, çok güçlü belgeler ve caydırıcı. Adam diyecek ki, artık benim bunlara takatim yetmez. Artık benim bunları kandırmam mümkün değil. Yani hurafelerle bunları aldatmam mümkün değil. Şimdi biz bunu yaptık. Darwinistler şimdi konuşuyorlar ama hem gülüyoruz, hem acıyoruz. Millet de acıyor, bir tek biz acıyor değiliz, millet de acıyor. O kadar cılız, o kadar gariban, o kadar zavallıca ortaya çıkıyorlar ki, koyduğumuzda da oturtuyoruz. Eskiden mesela tokat atmaya gerek duyuyorduk, şimdi ona da gerek kalmadı, üfürmek yetiyor yani böyle o kadar güçsüzler. Güç nasıl oluyor? Mesela, kitap. Çok şahane deliller, ilmi deliller, akılcı deliller, onu gördüğünde adam cayar ve uğraşmıyor. Eskiden yoğun propaganda yaparken; deccaliyetin ana silahı propagandadır. Niye yapmıyor bu koçlarımız, bu kardeşlerimiz, bu koç yiğitler, niye yapamıyorlar? Yapamazlar da onun için. Ağızlarını lastik gibi sündürdük, kulaklarının kenarlarına kadar, yapamıyorlar. Bak Amerika, heriflerin bütün şevki kaçtı adamların. Avrupa’nın şevki kaçtı. Çok kötü yalanlar söylüyorlardı garibanca. Ben zaten, titreyerek söylüyorlar söylerken de, hani var ya böyle bazı yalancılar olur. Bilir yalan olduğunu, gözlerinde hareler oluşur, yalancılığın haresi. Sesi titrer yalan söylerken, anlaşılır hemen. Sahtekarlık yapma, daha demin buradaydı o dersin. Eli, yüzü atar, anlarsın. Bunlar da o şekilde şu an. Çok kötü yalancı konumunda karşımıza çıkıyorlar, suçlu ve ezik olarak. Niye yalan söylüyorsunuz, diyoruz. Pardon özür dileriz, hakikaten de bu sefer yalan söyledik diyorlar. Bak bu kaçıncı oldu. Her seferinde yediriyoruz. Artık sürek avı var şu an, nerede bulsak tak yakalıyoruz. Hemşerim bak yine yalan söyledi, diyoruz. Özür dilerim abiciğim diyor, düzeltiyor. Müslümanlara da musallat oldular. Mesela; Samanyolu’na gittiler, Samanyolu yayınlarına. Dedik ki, kardeşim ne yaptınız, yanlış yapmışsınız, dedik. Pardon özür dileriz, hakikaten de gözümüzden kaçtı, dediler düzelttiler. Haber Vaktim zaten delikanlıdır, onları da uyardık. Dedik, aman oyuna gelmeyin. Mesela o Türkiye Gazetesi’ni de uyardık, bundan sonra Allah-u alem zor. Bak, “yakınlardan başlayın” derken, samimi, halis Müslümanlara zarar getirtmeyin. Hazır, mevcut sistemi yıktırmayın anlamına gelir. Bir insan önce neyi kurtarır? Çocuklarını kurtarır. Yangında ne yapar? Çocuklarını kurtarıyor önce, sonra başka şeyleri kurtarır. Veyahut şöyle düşünelim, bir insan yangında başkasını kurtaracak adamları önce kurtarır. Çünkü o da gidip başkalarını kurtaracaktır. Buna gücü yetecek adamı kurtarmak çok önemlidir. “Yakınlardan” kasıt bunlardır, inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler