Adnan Oktar`ın 1 Kasım 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Berker’im şu ayetleri yüksek sesle bir güzel oku da, Kuran’a ilave hurafe eklemek isteyenler veyahut “bana vahiy geldi” deyip, vahiy ilave etmeye kalkanlar, Kuran’ın yeterli olduğunu Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetinin yeterli olduğunu anlasınlar oradan.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. (Bakara Suresi, 176) “Bu, Allah'ın Kitabı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise uzak bir ayrılık içindedirler.”(Al-i İmran Suresi, 3) Şeytandan Allah’a sığınırım. “O sana Kitab’ı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.”
ADNAN OKTAR:Apaçık.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani kapalı değil.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. “İşte Allah'a iman edenler ve O'na sarılanlar, onları Kendisi'nden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisi'ne varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir.”(Nisa Suresi 174-175) “Bu indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Şu halde ona uyun ve korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.” (Enam Suresi, 155)
ADNAN OKTAR:Demek ki kitaba uyulacak.
ALTUĞ BERKER:“Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar kitabın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler.” (Rad Suresi, 1)
ADNAN OKTAR:İnsanların çoğu iman etmez. Bak bu ahir zamanda bütün açıklığıyla yoğunluğuyla gördük. Şu an insanların %95`i Darwinizm’in pençesinde. Evet,
ALTUĞ BERKER:“Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz.” (Hicr Suresi 9).
ADNAN OKTAR:Evet, Kuran’ı Allah koruyor.
ALTUĞ BERKER:“Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” (İsra Suresi, 105). “Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.” (Kehf Suresi, 1).
ADNAN OKTAR:Tamam bana ver şimdi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan)” yani her türlü ihtiyacınızı, her şeyi kapsayan, “zikrinizin içinde bulunduğu bir kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?”diyor Cenab-ı Allah. (Enbiya Suresi, 10)
(Nur Suresi, 34) “ Andolsun,” Allah yemin ediyor, “size açıklayıcı ayetler,” yani kapalı değil, bilakis açıklayıcı ayetler, “sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik”diyor Allah. (Nur Suresi, 34)
(Nur Suresi, 46) “Andolsun Biz, açıklayıcı ayetler indirdik.” Açıklayıcı. “Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir.” “Kendilerine okunmakta olan Kitab`ı sana indirmemiz,” yani Kuran`ı sana indirmemiz, “onlara yetmiyor mu?” Yani yeni yeni hurafeler, yeni yeni ilaveler, vahiy geldi bana diye yeni yeni ekler yapmak nedir diyor Allah, değil mi? O zamanda da var hurafeciler, bana vahiy geldi diyen sapıklar o devirde de var. Hurafe, o zaman da müşriklerde muazzam hurafeler vardı, uydurmalar vardı. Kuran’a ilave etmek istiyorlardı onu, Allah bak diyor ki; “Kendilerine okunmakta olan Kitab`ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?” Kuran onlara yetmiyor mu, diyor. Adam da yetmiyor, diyor. “Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt, zikir vardır.” (Ankebut Suresi, 51) Ama gerçekten iman ediyorsa yetiyor Kuran. İman etmiyorsa, müşrikse, münafıksa, üç kağıtçıysa yetmiyor. Bir o kadar daha Kuran getir bana diyorlar.
(Nisa Suresi, 105) “Şüphesiz,” Allah bak şüphesiz diyor. “Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik.” Peygamber (sav) neyle hükmediyormuş? Kuran’la.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kendi aklına göre hükmetmiyor. Kendi kafasına göre hükmetmiyor. Kuran’a göre hükmediyor. Adam ne diyor? Ben hurafeye göre hükmederim, diyor. Hurafe yetmezse ne yapacaksın, diyorsun, yani senin mantığına göre yetmezse, o zaman da bana vahiy geldi derim, diyor. İlave ilhamla, vahiyle kafamdan yeni hükümler çıkarırım diyor, yeni yeni hurafeler. Bak Allah Peygamberine (s.a.v.) bile “Allah`ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana Kitab`ı hak olarak indirdik.” Sadece Kitap indirdim, diyor başka bir şey yok. Peygamber (s.a.v.) de sadece kitapla hükmediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’i o devirde münafıklar kendilerince sıkıştırmaya kalkıyorlar güya, o zamanki üç kağıtçı deliler, sahtekar münafıklar. Peygamber (s.a.v.) de Allah`ın, Allah onun diliyle vahiy indiriyor bak Peygamber (s.a.v.)’in diliyle. (Enam Suresi, 114) “Allah`tan başka bir hakem mi arayayım?” diyor Peygamber (s.a.v.), yani Kuran’ın dışında size yeni bir hüküm mü getireyim, nasıl yapıyım, diyor. “Allah`tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O size Kitab`ı açıklanmış olarak indirmiştir.” Kuran’ı, üstelik açıklanmış olarak, şerh edilmiş olarak indirmiştir. “Kendilerine Kitap verdiklerimiz bunun (Kuran’ın) gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.” Yani Kuran`ın yetersizliğini düşünüp hurafeye, üç kağıtçılığa, yeni ilave bilgilere, bana vahiy geldi diye sapıtmalara, sakın yaklaşmayın, diyor Allah. (Enam Suresi, 114)
(Maide Suresi, 3) “Bugün size dininizi kemale erdirdim.” Son ayetlerden, kemale erdirdim. “Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” Dininiz İslam diyor, Cenab-ı Allah.
(Bakara Suresi, 2) “Bu kendisinde şüphe olmayan muttakiler için yol gösterici olan bir Kitaptır.” Muttakiler için hangi kitap yol göstericiymiş? Kuran.
(Al-i İmran Suresi, 138) “Bu Kuran insanlar için bir beyan, sakınanlar için” yani helale harama dikkat edenler için, “bir hidayet ve öğüttür.” Hem hidayetine vesile olur hem de öğüttür diyor Allah. Nerede bunlar? Hepsi Kuran’da diyor, Allah.
(Maide Suresi, 15-16) “Ey Kitap ehli,” yani Musevi ve Hıristiyanlar. “Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan,” Tevrat`ta ve İncil`de olduğu halde söylemediğiniz bazı gerçekleri size açıklayan, “ve bir çoğundan geçen ve bir çoğunu da açıklamayan elçimiz geldi. Size Allah`tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi. Allah, rızasına uyanları bununla (Kuran’la) kurtuluş yollarına ulaştırır.” Neyle kurtuluş yollarına ulaştırıyormuş Cenab-ı Allah? Kuran’la. Başka bir ilave var mı? Yok. Bak diyor ki Allah, “rızasına uyanları” yani Allah, Kendi rızasını arayanları, “bununla (Kuran’la) kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır.” Zulümatlardan nura. “Onları dosdoğru yola yöneltip iletir.”
(Araf Suresi, 52) Allah yemin ediyor. “Andolsun, Biz onlara bir kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet,” hidayet nerdeymiş? Kuran’daymış. “Ve rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık.” diyor, yani anlaşılmayacak halde bırakmadım, diyor Allah. “Çeşitli biçimlerde açıkladık.” Bak, “Biz onlara Kitap getirdik, (Kuran) iman edecek bir topluluğa bir hidayet,” hidayet demek ki Kuran’daymış. “Ve rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık.” Tek bir biçimde demiyor Allah. Hani anlamadım diyenler var ya, Allah açıkladım diyor. (Araf Suresi, 52)
(Yunus Suresi, 57) “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa,” kalplerde olana şifa, “ve mü'minler için bir hidayet” bak hidayet yine Kuran’da, “ve rahmet geldi.” Hepsi nerdeymiş? Kuran’da. (Yunus Suresi, 57)
(Nahl Suresi, 89) “Biz Kuran’ı sana her şeyin açıklayıcısı,” bazı şeylerin değil her şeyin, yani bilinen her şeyin açıklayıcısı. “Müslümanlara bir hidayet,” bazı deliler ne diyorlar? Hidayet ayrı bir şey, onu biz sağlarız diyorlar. Allah Müslümana hidayet, Kuran diyor, değil mi? Sen nereden sağlıyorsun? Kuran’a davet edersen tamam. Ama bana vahiy geliyor diyor. Ben vahiyle, ayrı bir bilgiyle hidayet geliyor veyahut hurafeyle hidayete erdiriyorum, diyor. Hurafeyle hidayet yok Kuran’la, bak Allah açıklıyor. “Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” Ama ana özelliklerinden birini Allah bize belirtiyor Kuran’ın. “Biz Kitab`ı sana her şeyin açıklayıcısı olarak indirdik” diyor, her şeyin açıklayıcısı. (Nahl Suresi, 89).
Efendim, (Casiye Suresi, 20) “Bu (Kur'an), insanlar için basiret (nuruyla Allah'a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için bir hidayet ve bir rahmettir.” Bak, hidayet de, rahmet de, kurtuluş da, şifa da hepsi de Allah Kuran`da diyor. (Casiye Suresi, 20) Ve diğer ayetlerden de bunları anlıyoruz.
(Zuhruf Suresi, 43-44) “Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; ”Allah’ın ipine sımsıkı tutun, Kuran’a. “Çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.” Dosdoğru yol nedir? Kuran. “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” Sadece Kuran’dan. Ne hurafeden, ne bazı sahtekarların uydurduğu, bana vahiy olarak geldi dediği, bilgilerden. Bak ne hurafeden, ne de bana vahiy olarak geldi denilen, sahtekarca açıklamalardan sorulmayacaksınız, diyor Allah. Neden sorulacakmışız? Tek bir tanesini söylüyor Allah,“Siz Kuran’dan sorulacaksınız.” Demek ki Ahiret’e biz gittiğimizde, yanımızda Kuran olacak ve Allah bize Kuran’dan soracak, o kadar. Hurafeden sorulmuyoruz.
ALTUĞ BERKER:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hurafe’den sorgulama yok. (Sad Suresi, 29) “Bu Kuran ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler” demek ki derin düşüneceğiz. Bak “iyiden iyiye düşünsünler” Cübbeli ne diyor? Motoru bozarsın, diyor. Kafayı da motora benzetiyor. Motoru bozarsın, ince ince düşünmeyeceksin, diyor. Allah ne diyor? “iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” Başka da bir şey yok, kaynak yok, sadece bu, diyor Allah.
(Araf Suresi, 203) “Onlara bir ayet getirmediğin zaman” o zaman ki münafıklar, müşrik üçkağıtçı takımı, o zaman, her zaman vardır bu üçkağıtçı müşrik takımı. Münafıklar aynı zamanda müşriktir. Yani her türlü psikopatlık var üzerlerinde. Bak “Onlara bir ayet getirmediğin zaman, sen onu (indirilmeyen ayeti,) kendi aklından derleyip derleyip, toplasana” diyorlar, kendin uydur bir şeyler söyle, diyorlar Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, madem ayet inmiyor, sen kendin bir şeyler yap, diyorlar. Hurafe çıkart, diyorlar Peygamber (s.a.v.)’e veyahut bana vahiy geldi de, yalan söyle, yeni bir hüküm koy, diyorlar. “De ki: “Ben yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım”, ancak Allah’tan vahiy gelirse ben ona uyarım, yani hurafeye uymam, müşriklerin uydurmalarına uymam, yalan da söylemem, diyor Peygamber (s.a.v.). “Ben yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu Rabbimiz'den olan basiretlerdir, iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.” Hem hidayet, hem rahmet. (Araf Suresi, 203)
(Nahl Suresi, 64) “Biz Kuran’ı ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman,” birçok konuda ihtilafa düşmüş durumdalar. Müşrik kafasıyla, üçkağıtçı kafasıyla, sahtekar kafasıyla hurafelerden dolayı, uydurmalardan dolayı ihtilaf oluyor. İhtilafı düzeltmek için ne gerekiyor? Kuran gerekiyor, Kuran’ın net hükümleri gerekiyor. “İhtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.” (Nahl Suresi, 64) Hidayette Kuran’ın içinde.
(İsra Suresi, 9) “Şüphesiz bu Kuran, en doğru yola iletir.” Bitti. En doğru yol, ne hurafe, ne uydurma. “ve salih amelde bulunan müminlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (İsra Suresi, 9).
(Ra’d Suresi, 31) “Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kuran olsaydı, (yine de bu Kuran olurdu). Hayır, emrin tümü Allah’ındır. İman edenler hala anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu.” Ben hepsini iman ettiririm istesem, diyor Allah. “İnkar edenler, Allah’ın vadi gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak,” “Allah’ın vadi gelinceye kadar” bu aynı zamanda Mehdi (a.s.)’ın gelişinin işareti olabilir bu ayet. İsa Mesih (a.s.)’in inişi ve Mehdi (a.s.)’ın çıkışına işaret ediyor olabilir, aynı zamanda Kıyamet’e. “Yaptıkları dolayısıyla başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez.” Yani verdiği tarihten şaşmaz, diyor Allah. 13/31. Miyadını şaşırmaz, yani vakti geldi mi gereğini yapar, diyor Allah. “Allah’ın vaadi gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak,” ki Allah-u alem burada ki ayete göre Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) olması gerekiyor, “Allah’ın vadi gelinceye kadar,” Allah-u alem. Çünkü bak “Yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak” Kıyamet olsa, zaten Kıyamet her şeyi kökünden hallediyor. Ondan evvel bir vaadden bahsediyor Allah, ama o vaadden önce de başlarına bir belanın çatacağını belirtiyor Allah ve “yurtlarının yakınına inecek.” Bu meteor yağmuru olabilir, büyük bir olay olabilir, yani büyük bir felaket olabilir.
(Kamer Suresi, 17) Andolsun Biz bu Kuran’ı zikir, (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık.” Kuran zor muymuş? Allah kolay, diyor, adam zor, diyor. Ben kime inanacağım? Allah’a inanırım ben. Allah, “kolaylaştırdık” diyor. “Fakat öğüt alıp düşünen var mı? Bak ahir zamanda insanların yüzde 95’i sapıtmış vaziyette. Allah da ne diyor: “Fakat öğüt alıp düşünen var mı? (Kamer Suresi, 17).
(Enam Suresi, 38) “Yeryüzünde hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın.” Hep toplu bir arada yaşıyorlar. “Biz Kitapta, (Kuran’da) hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Hani noksandı, eksikti, hani hurafeye ihtiyaç vardı, hani vahye ihtiyaç vardı? Bak Allah ne diyor? “Biz Kitapta, (Kuran’da) hiçbir şeyi noksan bırakmadık.” Hiç istisna bırakmamış Allah, “hepsini tamamladım” diyor Allah. “Sonra onlar Rablerine toplanacaklar”, (Enam Suresi, 38).
(Kehf Suresi, 54) “Andolsun bu Kuran’da insanlar için Biz, her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk.” Her örnekten verdim, diyor Allah, bir de çeşitli açıklamalarda bulundum, diyor, hepsi var diyor Allah Kuran içerisinde.
(Rum Suresi, 58) “Andolsun, Biz bu Kuran’da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz sen onlara bir ayetle geldiğin zaman”, yani o hurafeye, o uydurmaya karşı, o ilaveye karşı “şüphesiz” diyor Cenab-ı Allah, “sen Kuran’dan bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler”, o münafıklar, o müşrikler “mutlaka sen ancak muptil” dinimizi iptal eden, “olandan başkası değilsin derler” diyor. Mehdi (a.s.)’a, o İstanbul’daki münafıklar ne diyecek? Dinimizi iptal ettin, diyecek. Bak adam aynısını söylüyor. Dinimizi iptal ettin derler, diyor. Neyle gelince? Kuran ile gelince.
(Furkan Suresi, 33) “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki,” hurafeler, uydurma, vahiy iddiasıyla ortaya çıkarttığı ilaveler, yalanlar, her türlü sahtekarlık. Bak “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.” Kuran ile Biz sana cevap verdik, diyor Allah. Yani cevabı gönderdik, onların o uydurmalarına karşı en mükemmel cevabı verdik, diyor Allah. (Furkan Suresi, 33)
(Zümer Suresi, 27) “Andolsun, Biz bu Kuran’da, belki öğüt alıp düşünürler diye” bak “belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.” Tamamını açıkladım, diyor Allah.
(Bakara Suresi, 118) “Biz kesin bilgiyle inanan bir topluluğa Kuran ayetlerini apaçık gösterdik” diyor Allah. Kapalı değil, apaçık.
(Hud Suresi, 1) “Elif, Ram, Ra.” Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “Elif, Lam, Ra. (Bu) ayetleri muhkem kılınmış” Muhkem ne demek? Tereddütsüz açık. Namaz kılın; açık muhkem, ima ile değil. Allah hükümlerini ima ile bildirmiyor. Domuz eti haram; net. İçkiye yaklaşmayın; net. “Ayetleri muhkem kılınmış,” muhkem diye buna denir, açık, aleni, emir, kapalı değil. Münafıklar ne yapıyor, ima ile, Allah ima ile bize bildirdi, diyor. Allah hükmü ima ile bildirmez, açık bildirir. İma ile Allah emri olur mu? Herhalde Allah böyle demek istedi, diyor. Öbür münafıkta diyor ki; yok öyle demek istemedi, herhalde böyle demek istedi, diyor. Allah böyle sahtekarlık yapacaklarını bildiği için, bak ne diyor Cenab-ı Allah: “Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından birer birer, (bölüm bölüm) açıklanmış bir Kitap’tır.” Ayrıca açıkladım da, diyor Allah, sahtekarlık yapmasınlar diye bölüm bölüm açıklıyor. Buna rağmen münafıklar, müşrikler ortalığı birbirine katmaya yine devam ediyorlar.
(Yusuf Suresi, 111) “Bu Kuran (Kuran-ı Kerim) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı” bak her şeyin, ama “her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.” Hidayet de, rahmet de Kuran’da, diyor Allah inşaAllah.
(Enam Suresi, 115) “Rabbinin sözü” bak “doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.” Tastamam ne demek? Eksiksiz. Doğruluğu da tamam, adalet bakımından da tamam. “O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” Ne ilave yapabilirsin, ne çıkartma yapabilirsin, ne de kendi kafana göre hurafelerle değiştirip, başka bir şekle sokabilirsin. “O işitendir, bilendir.” (Enam Suresi, 115)
Bak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki, (Yunus Suresi, 15) En mükemmel Peygamberimiz (s.a.v.) açıklar Kuran’ı, en mükemmel tefsirini de o yapmıştır. “De ki: “Benim (Kuran’ı) kendi nefsimin bir öngörmesi olarak” bak Peygamber (s.a.v.)’e Allah diyor ki: “De ki: Kuran’ı Kerim’i kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem” ilaveler yapmam veya çıkartmam “benim için olacak şey değildir” Ben böyle bir şey yapamam, dedirtiyor Peygamber (s.a.v.)’e “Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım.” Allah ne vahiy ediyorsa ona uyarım, diyor. “Eğer Rabbime isyan edersem,” yani aksini yaparsam, ilaveler yaparsam, çıkartmalar yaparsam, hurafe eklersem, isyan edersem, “gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım” diyor. Böyle bir şeyin hükmünü açıklıyor. (Yunus Suresi, 15).
(Kehf Suresi, 27) “Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O’nun sözlerini değiştirici yoktur.” Kuran’ın sözleri değişmeyecek, inşaAllah.
(Enam Suresi, 19) “Sizi ve kime ulaşırsa” bak “Size ve kime ulaşırsa” mesela kime ulaştı, bize ulaştı veyahut başkasına ulaştı, “kime ulaşırsa kendisiyle uyarman için bana şu Kuran vahyedildi.” Neyle uyarılıyormuş? Kuran ile. İnsanlar kendi kafasına göre uyaramıyorlar. Yeni bir hüküm getiremiyorlar. Hükmü çıkaramıyor, eksiltemiyor, değiştiremiyor.
(Hicr Suresi, 89-91) “Ve de ki: Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım. Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi” bak Allah şimdi şerh ediyor, “ki onlar bu Kuran’ı (Kuran-ı Kerim’i) parça parça kıldılar.” Hurafelerle, ilavelerle, eklerle çıkartarak, Kuran’ı bambaşka bir şekle getirdiler, diyor Allah’ın dinini. “Kuran’ı parça parça kıldılar.” (Hicr Suresi, 89-91)
Cehenneme gitmenin gerekçesini açıklıyor Allah. Bak Allah’ın Peygamberinin (s.a.v.) bir tane şikayeti var, tek bir tane, başka şikayeti yok. Ahiret’te Cenab-ı Allah senin şikayetin ne, diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e, bir tane şikayeti var. Bakın o şikayeti açıklıyorum: “Allah’ın Resulü (elçisi) dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim” yani bulunduğu millet, çevresindeki kim varsa “benim kavmim” ve devamı, kimse onlar, “bu Kuran’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.” Kuran’a tabi olmadılar. Neye tabi olmuşlar? Hurafeye, başka? Bana vahiy geldi, diye adam ortaya çıkıyor, onlara. (Furkan Suresi, 30) Allah, “Ben de bunun hesabını soracağım” diyor işte bu anlamdadır bu, inşaAllah.
(Muhammed Suresi, 24) “Öyle olmasa, Kuran’ı iyiden iyiye düşünmezler miydi?” Demek ki Kuran’ı iyiden iyiye, derin düşüneceğiz. “Yoksa bir takım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş?” diyor Allah. Demek ki bir kısım münafıkların, sahtekarların kalbine kilit vurulmuş. Resulullah da zamanında bütün ümmetini hep Kuran’la uyarmıştır. Hz. Ömer (r.a.) Kuran’la uyarmıştır, Hz. Ebubekir (r.a.) Kuran’la uyarmıştır. En mükemmel Kuran tefsirini de Resulullah (s.a.v.) yapmıştır.
Bak (Yunus Suresi, 15) “Onlara Kuran ayetleri apaçık belgeler okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar” imansız, münafık, sahtekar takımı “derler ki: “Bundan başka bir Kuran getir” yeni bir Kuran getir. Düşün, kendin bul, araştır fakat bizim kafamızdaki dine göre, bizim kafamızda daha önce oluşmuş inançlara göre yeniden Kuran hükümleri bul bize, diyor. Adam diyor ki, bana göre şu, şu, şu haram, şunlar şunlar helal. Ama ben bunu Kuran’da bulamadım, diyor. Böyle de Kuran olmayacağına göre, Kuran’ın hak olması için benim kafamdaki dine uyulması gerekiyor. Benim helallerime, haramlarıma uyması lazım. Peygamber (s.a.v.) de ne yapmam gerekiyor, diyor herhalde veyahut demiş olabilir veya demese bile ne diyorlar? “Bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir”, ilave yap, çıkartma yap, hurafe ekle ama bizim kafamızdaki o batıl din, atalardan gelen o batıl, müşrik, münafık dinine uydur. Yoksa senin getirdiğin bu Kuran’ın sadeliği, tertemiz, özlü din olması bizi rahatsız etti, diyor adamlar. Karmaşık olsun diyor, karmakarışık. Namazlar, oruçlar, zekatlar, ibadetler, kurbanlar, her şey karmaşık olsun, tam müşrik dini gibi olsun, biz böyle istemiyoruz, diyorlar. “De ki: ‘Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem, benim için olacak şey değildir.” Yani ben hurafe, ilave, ek çıkartıp böyle bir şey yapamam, diyor Peygamber (s.a.v.) Ama Allah dedirtiyor ona, onun diliyle. Bak Peygamber (s.a.v.) diyor ki: “Ben yalnızca bana vahyolunan (Kuran’a) uyarım”, vahyolunana uyarım. “Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.” (Yunus Suresi, 15)
(Ankebut Suresi, 51) O zamanki münafıklar, üçkağıtçılar Musevi ve Hıristiyanların etkisinde kalarak, dini kolay buldular İslam dinini. Ağırlarına gitti, öyle din mi olur, dediler (haşa). Bak onların dini ne kadar karmaşık, ne kadar girift detayları var. Musevilerin öyle, Hıristiyanların öyle karmakarışık dinleri var. Bu din çok kolay, dediler, böyle din olmaz. Bize ilaveler yap, ekler yap. Düşün olmuyorsa kendin ilave et, kendin vahiy geldiğini söyle, yalan olarak söyle, ekle, o zaman biz seni kabul edeceğiz, dediler Peygamber (s.a.v.)’e. Bak (Ankebut Suresi, 51)’de Cenab-ı Allah diyor ki: “Kendilerine okunan Kuran (Kuran-ı Kerim)’i sana göndermiş olmamız” Kitabı yani Kuran-ı Kerim’i “sana göndermiş olmamız onlara”; o müşriklere, o üçkağıtçılara “yetmiyor mu” diyor Allah “yetmiyor mu”. Adamlar yetmiyor, diyorlar. Şu anda da yetmiyor, diyor adam. Ne gerekiyor diyorsun, hurafe istiyorum ben, diyor. Çok sade bir din, böyle din olur mu, diyor. O zaman olağanüstü kolay, diyor. Çünkü bakıyor Yahudilere, kıskanıyor adam Yahudilerin dini karmakarışık olduğu için. Onlarda da çok hurafe vardır. Tabii dürüst olan Yahudiler de var, dinini daha sade yaşayan, mesela Kuran’a daha yakın olanlar da var ama çoğunluğu hem hurafeyi meydana getirmiş, hurafeye de uymuyorlar. Allah diyor ki, Biz onlar için ruhbanlığı emretmedik ama onlar ruhbanlığı da gereği gibi yerine getirmediler. Oradaki hükümleri de yerine getirmediler, onu da yapmadılar, diyor. Hem uydurdular, hem de yapmadılar, diyor Allah.
Bak (Rum Suresi, 32) “(O müşrikler ki)” münafıklar “Kendi dinlerini fırkalara ayırmış.” Bir tane din var, parça parça ayırmışlar dini.“Fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır;” bir de aralarında yeniden parçalara bölünmüşler, parçalanma yetmiyor bir daha parçalara bölünmüşler. “Parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” Kendini kurtuluşta diyor, bizim grup kurtuluşta diyor. Herkes batıl, batmıştır, burası, kurtuluş yolu burasıdır diyor. Hepsi kendi kurtuluşuyla övünürler, diyor Allah. Bir ana parçalara ayırıyorlar, ana parçaların içinde de yeniden parçalara ayrıldılar, diyor Allah. Birde övünüyorlar, diyor Allah.
(Fussilet Suresi, 40) “Bizim ayetlerimiz konusunda” Kuran ayetleri konusunda “çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar.” Kuran’a ilave yapan, çıkaran, hurafe ekleyen, bunlar Bize gizli kalmazlar diyor Allah. Bu münafıkları, müşrikleri, bu sahtekarları Ben biliyorum, diyor Allah. “Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir” diyor Allah ayette. Bak, Fusillet Suresi 40, ayetin devamı. Bak, “siz dilediğinizi yapın. Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir.” Sonra belanızı vereceğim, diyor Allah, inşaAllah.
(Nahl Suresi, 116) Bak “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla” alışmış diliniz, diyor Allah. Bak, “dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin.” Uydurmalar yapmayın, mesela helal bir şey, haram diyor. Neye göre? Bak ima var burada, diyor. Göster diyorsun nerede öyle bir şey? İma, ben imadan anladım, diyor. Bak Allah diyor ki; “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz” Allah’a karşı yalan söylemiş olursunuz. “Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler” diyor Allah, belanızı veririm diyor Allah, mahvederim sizi diyor. (Nahl Suresi, 116).
(Hucurat Suresi, 16) “De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz?” Müthiş bir açıklama, Kuran’ın hepsi mükemmel. Kuran iniyor, adamlar diyor ki, bu nasıl bir din böyle, namaz kolay, oruç kolay, zekat kolay, hayat kolay, böyle olmaz sende bir yanlışlık var. Sen ya düşün yeni bir şey bul ya bu bizim ilavelerimizi yap, bu dine benzemiyor diyorlar. Böyle din olmaz, biz utanırız Yahudilerle, Hıristiyanlarla karşılaştığımızda, şöyle karmakarışık bir şey yap diyorlar, bir şey yap. Allah da diyor ki; “De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz?”” Dini Ben anlatıyorum diyor Allah. Sen kendi kafandaki dini Kuran’da aramayacaksın, Kuran’a bakacaksın, Kuran’da ki Allah’ın dinini bulacaksın. Adamın kafasında hazır bir din var, onu Kuran’da arıyor, bulamadığında, ya diyor bunda bir acayiplik var, o zaman ilave olsun diyor.
Bak (Müminun Suresi, 53) “Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler;” bak hem de ayrıca kitaplar da yazıyorlar. Bak, “farklı kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.” Ne kadar doğru yoldayız biz diyorlar. “Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır.” Bak, “ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır.” Detaylara girerek açıklıyorum diyor Allah, kapalı bir şey yok Kuran’da diyor. Daha öncekileri de doğrular diyor Allah, Tevrat’ı ve İncil’i de doğruluyor.
(Şura Suresi, 14) “Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden, adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Şüphesiz onların ardından kitaba mirasçı olanlar ise, herhalde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler.” Daha hala Kuran’a karşı kuşku verici bir tereddüt içindeler. Müsevilerde de var bu, Hıristiyanlarda da çıkıyor, Müslümanım diyen adamlar, münafıklar onlarda da çıkıyor.
Bak Allah diyor ki (Şura Suresi, 13)’te; “O: "Dini (İslam’ı) dosdoğru ayakta tutun.” İslam’ı ayakta tutmak farz, Allah’ın emri, “ve onda ayrılığa düşmeyin" haram, dinde ayrılığa düşmek haram “diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi” diyor Allah. Adamlara ağır gelmiş. Onuruna dokunuyor adamın, karmakarışık olmadığı için (haşa). “Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir.” Ne yapması gerekiyormuş? İçten Allah’a yönelmesi gerekiyormuş o zaman Allah hidayete erdirir diyor.
(Şura Suresi, 16-17) “O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde)” kendi kafalarına göre “deliller öne sürüp tartışanların' delilleri, Rableri Katında geçersizdir.” Nasıl deliller sunuyorlar Kuran’a karşı? Hurafeler. Diyorsun Kuran’ın hükmü açık, olur mu öyle bir şey, hüküm yok sen bilmiyorsun, diyor. Nedir diyoruz? Bak böyle bir hurafe var diyor, bu hurafe o hükmü kaldırır, öyle bir şey yok, diyor. O da yoksa ne yapıyorsun diyorsun, delil olmazsa? O zaman vahiy gelir diyor, sorun değil efendiye vahiy geliyor, oradan o konu halloluyor diyor adam. Bak Allah diyor ki; “Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azap onlaradır ki Allah, hak olmak üzere kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.” Ahir zamanda bu olayların olacağına da işaret edilmiş oluyor aynı zamanda. Bak, Kuran’a karşı “Allah hakkında (sözde) deliller öne sürüp tartışanların' delilleri, Rableri Katında geçersizdir” diyor Allah Kuran’da.
Evet, Kuran’da böyle çok fazla ayet var, ben bir kısmını okudum. Kuran’a tabi olunmadığı için İslam alemi böyle perişan halde. Müslümanlar hurafelere girdiği için böyle perişan haldeler ve uydurma, bir de vahiy geliyor diyen böyle sapıklıklar var, çok fazla İslam aleminde her yerde var onlar ve Müslümanları böyle perişan etmiş durumdalar. Buna karşı Kuran’a ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetine sıkı sıkıya bağlanmak gerekiyor, inşaAllah. O zaman Allah Müslümanları tam doğru yolda, sağlıklı, sıhhatli tutuyor, birarada tutuyor, tek bir ümmet oluyorlar, bölünmüyorlar, parçalanmıyorlar. Ki Mehdi (a.s.) devrinde mezhepler de kalkıyor. Mezhep de kalmayacak inşaAllah.
Berker Hocam ne anlatmak istersin?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah hocam. Buna mukabil yobazlar da, şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlara ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denildiğinde, derler ki: ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız’ derler” diyor Cenab-ı Allah hocam (Lokman Suresi, 21). Başka bir ayette de, “Onlara: ‘Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin’ denildiğinde, ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter’ derler.” (Maide Suresi, 104)
ADNAN OKTAR:Tabii bak Kuran’a davet edildiğinde, biz geleneğe uyarız, diyor. Bizim ecdadımız, hocalarımız, efendiler, daha önceki kişiler ne söylüyorsa biz ona göre hareket ederiz, olur mu öyle şey, diyor. Ya diyorsun Kuran’ın hükmü çok açık, bak bayağı net, Allah çok açık ısrarlı vurguluyor, şerh ederek söylüyor Cenab-ı Allah, diyoruz. Olsun diyor, ben onu anlamam, ben geleneğe, atalardan gelen dine uyarım, diyor. O zaman da Allah belalarını veriyor işte. Olmaz öyle. Allah, şeytandan Allah’a sığınırım diyor ki; “Ya ataları bir şey bilmiyen cahil kimselerse, yine mi uyacaklar?” diyor Allah. Evet diyor adam yine uyacağım, o zaman da Allah belanı veriyor işte, inşaAllah...
Web siteleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...