Adnan Oktar`ın 4 Kasım 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...Bu kitabın bir dahaki baskısında kaynakları doğrudan altına koyalım. Yani arka kısıma bırakmayalım.
Mesela Bediüzzaman diyor ki; Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 9; “Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat (Mehdi (a.s.)) Risale-i Nur Külliyatı’nı bir program olarak neşr ve tatbik edecek”. Yani gece derslerinde, gündüz derslerinde televizyonlardan, radyolardan, kitaplarında her yerde bu konuyu açıklayacak. Yani Risale-i Nur’dan gizlenen, Risale-i Nur da insanlara anlatılmayan bilgileri insanlara sunacak ve Risale-i Nur’la Mehdiyet’i savunacak. Bu anlaşılıyor. Bak, “sonra gelecek,” eğer Bediüzzaman Mehdi (a.s.) olmuş olsa “sonra gelecek” demez. “Sonra gelecek o mübarek zat”. Burada Bediüzzaman’a sevgi adına yalan söylemek çok ayıp olur. Yalan söylemek haramdır. Bakın, “O zatın ikinci vazifesi, Mehdi (a.s.)’nin, bak, “zat” diyor, “o zat”, şahsı manevi dese, şahsı manevi der. “O zatın ikinci vazifesi şeriatı icra ve tatbik etmektedir”. Yani Kuran ahlakını icra ve tatbik etmektir, dünya çapında. Bak diyor ki; “hadisat-ı azime, büyük olaylar vücuda geliyor, meydana geliyor”. Şu anda da görüyoruz olayların meydana geldiğini. “Elbette o kuvvet-i azimedeki, büyük kuvvetteki bir hamiyet-i Aliye feveran edecek ve Hazreti Mehdi (a.s.) başına geçip tarik-i hak ve hakikate sevk edecek”, oldu demiyor Bediüzzaman, “olacak” diyor. Sahtekarlık yapmaya, yalancılık yapmaya, üç kağıtçılık yapmaya gerek yok. Aşağılıyorlar kendilerini, küçük düşürüyorlar, ayıp ediyorlar. Hem Peygamberimiz (s.a.v.)’e meydan okuyorlar kendi kafalarınca haşa. En başta Allah’a meydan okuyorlar haşa, Allah esirgesin ve Bediüzzaman’a karşı da çok çirkefçe, sahtekarca yalan söylüyorlar. Ayıp yapıyorlar. Burada anlaşılmayacak ne var? Çok açık söylüyor Bediüzzaman bak; “O kuvvet-i azimedeki bir hamiyet-i Aliye feveran edecek”, Türkçe konuşuyor bak, ben ilave yapmıyorum. Bak “Ve Hz. Mehdi (a.s.) başına geçip”, kardeşim sahtekarlığa ne gerek? “Hz. Mehdi (a.s.) başına geçecek, Müslümanların” diyor. “Tarik-i hak ve hakikate sevk edecek”, sevk etti demiyor. “Sevk edecek” yani sahtekarlık yaparak Said Nursi’ye yaranılmaz. Said Nursi’nin yağcılığa ihtiyacı yok, yalakalığa ihtiyacı yok, sahtekarlığa ihtiyacı yok. O Bediüzzaman’ı seven, Allah’ı seven, Resul’ü seven, Bediüzzaman’ın dediklerini dürüst ve doğruca anlatmakla mükelleftir. Dürüst ve doğruca anlatırsa onu sevdiği anlaşılır. Yalakalık yapacağım diye, Bediüzzaman’a yalancılıkla itham ederlerse, sahtekar konumuna düşerler. Ve çok ayıp yaparlar ve baş edemezler. Bu oyuna hiç kimse gelmez. Bu kadar açık ifadeleri nasıl kapayacaksın? Bak Bediüzzaman diyor ki yine Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 9’da. “Ahir zamanda gelecek zatın”, geldi demiyor bak “gelecek”, sahtekarlığa, üç kağıtçılığa gerek yok. Bak “Ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden”. Hani iki taneydi vazifesi? Hani bir taneydi? “Üç tane” diyor bak vazifesi. “ Üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan iman-ı tahkikiyi neşr” yani iman hakikatleri yönünde kitaplar yazmak. Allah’ın varlığını, birliğini anlatan, Kuran mucizelerini anlatan kitaplar yazmak. CD’ler hazırlamak, programlar hazırlamak. Darwinizmi, materyalizmi yıkacak kitaplar hazırlamak. Bunu şerh ediyor, Bediüzzaman zaten açıklıyor. Hazırlamak “ve ehl-i imanı dalaletten kurtarmak”, yani Darwinistlerin, materyalistlerin eline düşmekten kurtarmak, “Mehdi (a.s.)’nin birinci görevi bu Ama üç görevi var” diyor. Bak üç vazifesinden en mühimi, en mühim olan bu vazifesi 40 yıl sürüyor. Onun için çok önemli. Yani “Allah’ın en önem verdiği kısım budur” diyor. Saltanat, siyaset çok kolaydır. Onu da yapacak ama üçünü birden yapacak” diyor. Parçalara ayırmıyor. Parçalara ayıranlar, bak Kuran’da da diyor Allah, “parça ayırıcılar” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bediüzzaman adına yalan söylemesinler, sahtekarlık yapmasınlar. Allah o ağızlarını çarpar. Ağızlarını, burunlarını çarpar. Akıllarını başlarına alsınlar. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki” diyor, Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 9’da. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, bak Risale-i Nur’u bir programı olarak neşr ve tatbik edecek (insanlara anlatacak)”, demek ki gizlemek imkanı yok. Risale-i Nur gizlenemeyecek.
ALTUĞ BERKER: Ve “Üstad Bediüzzaman’a ne kadar değer verdiğini gösterir” demiştiniz Hocam. Risaleleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ı zaten dünyaya sevdirecek olan, dünyaya tanıtacak olan Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Yoksa Nur talebeleri kendi aralarında parçalanmışlar, bölünmüşler...
Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler