Adnan Oktar`ın 30 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...“Ümmetimden bir taife” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Allah’ın emri gelinceye kadar,” Muhammed Mehdi (a.s.) ve talebeleri, “Allah’ın emri gelinceye kadar (yani Kıyametin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaklardır. Meşhur bir hadis, bu hadis. Buhari, Müslim, İmare, Davud, Tirmizi, İbn-i Mace, El-hakim, Hakimin Müstedreki, hepsinde var. Meşhur bir hadis. Şimdi, Sungur Ağabey bu hadisi, Bediüzzaman’ın söylediği hadisi, şerh edip açıklıyor. Bediüzzaman söylüyor bakın. Ebcedle Kıyametin tarihini veriyor, Allah’ın izniyle.
-VTR- (Mustafa Sungur Ağabey)
ADNAN OKTAR: Bakın, şaşar beşer Faruk Beşer, Cübbeli, işte Osman Ünlü falan gibi tipler, Müslümanların böyle gafil avlanma derler ya; şeytanın eline gafil avlanacakları, düşecekleri gibi bir sistem meydana getiriyorlar, cahilliklerinden. “Vakit yok” diyor, bak söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Yani dünyanın illaki bir son vakti olacaktır. Biz de o vakitte yaratılmışız. Bunda şaşacak ne var? “Bize mi rastgeldi?” kafasındalar. Evet, bize rastgeldi. Yani Kıyametin son zamanı bize rastgeldi. Hani diyor ya adam, piyangodan para çıkıyor; “bana nasıl çıkar?” diyor. Veya bir şey, bir olay oluyor. Bu bize rast geldi, hayret, Allah’ın hikmeti. Yani dünyanın sonu bize rastgeldi. Şaşacak bir şey yok. Bak açık, en büyük alimler söylüyor bunu. “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî zâhirine ale’l-hakkı hattâ ye’tiyallahü bi emrihî.” “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani Kıyametin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.” “Ramazan-ı Şerif’te, 10. günün, 2. saatinde. Şimdi bakın Ramazan-ı Şerif-i unutmasınlar, 1545’teki arkadaşlar. Bak, unutmasınlar bunu. Ramazan-ı Şerifin 10. gününün 2. saatini unutmasınlar. Kafalarında iyi tutsunlar. Yani ayrı bir nokta olarak belirtiyorum. “Birden şu hadis-i şerif hatırıma geldi. Belki, Risale-i Nur şakirtlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi. "Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî." (Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir.) Şedde sayılır, tenvin sayılmaz fıkrasının makam-ı cifrîsi 1542 ederek nihayeti devamına ima eder. Yani o devre kadar perişan olarak insanlar devam ediyorlar, 1542’ ye kadar. Küfrün en kudurup, azdığı dönem, 42’den sonra. “"Gaybı yalnız Allah bilir." (Neml Suresi, 27. Sure, 65.ayet. Ayrıca Tirmizi, Sevabul Kur’an ve Darimi, Fedailül Kur’an, 21.” “"Zâhirîne ale'l hakk" (hak üzerine gâlibâne olacaktır.) Şedde sayılı fıkrası dahi makamı cifrisi 1506 edip, bu tarihe kadar zahir ve aşikare,” yani böyle bizim gibi; öttüre öttüre, eze eze, “zahir ve aşikare ama belki galibane” diyor. Onu diyorsa, son zamandır demektir. ‘Belki’ girdi mi araya artık… Bak daha önce belki yok. Eze eze devam ediyor. Mesela şu an nasıl devam ediyor? Zahir, aşikarane ve galibane. Ve eze eze, söke söke değil mi, şu an? Açıkça şu an karşımızda adam yok. Ama bak, 1506’dan sonra ne diyor? Bu tarihe kadar; “zahir, aşikare belki galibane.” O zaman bitti. ‘Belki’ girdi mi ona, artık denge o tarafa kayıyor demektir. Sonra ta 42’ye kadar, 1431’deyiz; “1542’ye kadar gizli ve mağlubiyet içinde.” Nasıl gizli? Ne namaz kıldığını hissettiriyor, ne oruç tuttuğunu hissettiriyor, ne Allah’tan bahsediyor, ne dinden bahsediyor. Ve anlattığında da mesela, gizlice birisine anlattığında da mağlubiyet içinde. Dinlemiyor adamlar, mağlubiyet içinde. “Vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. "Vel ilmu indallah." (Gerçek ilim ancak Allah Katındadır.) Hatta "yatiyallahu biemrihi" (Allah’ın emri gelinceye kadar yani Kıyametin kopmasına kadar) şedde sayılır fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1545 olup kâfirin başında Kıyâmet kopmasına ima eder.” İşte bu kadar. 1545. 46 değil, 45. 46 oldu mu öbür tarafa doğru sarkmış oluyor tarih. “"La yaglumel gaybe illallah." (Gaybı Allah’tan başkası bilemez.) Câ-yı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil’ittifak bin beş yüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidar, mâkul ve hikmetli bir surette bin beş yüz altı (1506)’dan tâ ‘1542’ye, tâ ‘1545’e kadar,” üç büyük değişimin, “üç büyük inkılâbın,” bakın 1506’da bir devrim var, inkılap oluyor. Yani sistem değişiyor. Bilmiyoruz, belki komünist-faşist karışımı bir şey yapacaklar, bilemiyoruz. 1542’de karşı bir inkılap var. 1545’te de Kıyamet kopuyor. Üç büyük değişimin, “üç büyük inkılâbın ayrı ayrı zamanlarına tetabuk, birbirine uygun düşmesi ve tevafuklarıdır. Bu imalar gerçi yalnız bir tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil; fakat birden ihtar edilmesi,” ani ihtar edilmesi, şimdi burada çok büyük bir olay var. “Birden ihtar edildi” diyor Bediüzzaman. “Ve bana kanaat verdi. Hem Kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir. Fatiha’da doğru yol,” Fatiha Suresi, “ashabının tâife-i kübrâsını târif eden "Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun kimseler" fıkrası, şeddesiz bin beş yüz altı (1506) veya yedi (7) ederek,” bakın, Fatiha’da da aynı şeyi çıkartıyor Bediüzzaman, Fatiha Suresi’nde. “Hepsi aynısını veriyor” diyor, “aynı tarihi veriyor” diyor. “Bin beş yüz altı (1506) veya yedi (7) ederek, tam tamına "Hak üzerinde galip olacaktır" fıkrasının makamına tevafuku ve mânâsına tetabuku ve şedde sayılsa "ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir,"” Muhammed Mehdi (a.s.)’nin ordusu devam edecektir, “fıkrasına üç mânidar farkla tam muvafakatı ve mânen mutabakatı, bu hadisin imasını teyid edip remiz derecesine çıkarıyor.” Bak, “remz derecesine çıkarıyor” diyor. “Ve müteaddit âyât-ı Kur’âniyede sıratulmustakim kelimesi, bir mânâ-yı remziyle Risaletü’n-Nur’a mânâca ve cifirce ima etmesi remze yakın bir ima ile Risaletü’n-Nur şakirtlerinin taifesi, Ahir zamanda o taife-i kübrâ-i âzamın,” nedir o?
OKTAR BABUNA: Mehdi (a.s.) ordusu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, Bediüzzaman’ın verdiği isme bak,onlara;“Taife-i kübrâ-i âzam.” Bak, “Kübra ve azam.” “Büyük taifenin ve azam taifenin âhirlerinde bir hizb-i makbul olacağını işâret eder diye def’aten birden ihtar edildi” diyor. “Gerçek ilim ancak Allah katındadır. Gaybı yalnız Allah bilir” diyor. Şimdi nereye dayandırıyor Bediüzzaman bunu söylerken? Peygamberimiz (s.a.v.)’in sekiz tane hadisine dayandırıyor. Bakın, 8 tane hadis, çok net. Cübbeli’den bu hadisleri duyamıyoruz. Hiç duydunuz mu? Ahmet Hilmi Hanbel’in İlel’inde naklettiği; “Dünyadan 5600 yıl geçmiştir.” Cübbeli’den hiç duydunuz mu bu hadisi?
OKTAR BABUNA:Hayır Hocam.
ADNAN OKTAR: Cübbeli çıksın, bana; “bu hadis yalan” desin, kardeşim. “Yok, böyle bir şey” desin. “Yalan söylüyorsun” desin bana. Adam korkuyor, söyleyemiyor. Milleti niye oyalıyorsun kardeşim? Gerçeği söylesene. Kıyamet yakın. Mehdi (a.s.)’nin çıkma vakti tamam. İsa Mesih (a.s.)’in çıkma vakti tamam...
Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler