Adnan Oktar`ın 3 Kasım 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Vatan Gazetesi’nde Hocam, yine Doğan Grubu’nun gazetesinde; Süleyman Ateş -dini ifadeleri tenzih ederim- “Kader meselesi hadislere nasıl sokuşturuldu?” diye bir yazı yazmış Hocam. Farklı kişilerden örnekler vererek kader konusunun iman şartı olmadığını yazmış. “Kaderin iman şartlarına sonradan dahil edildiğini” söylüyor. “Kader hakkındaki tartışmalarda sonradan ortaya çıkmıştır” diyor
ADNAN OKTAR:Kuran’da kader çok net, açık, aleni ayetlerle belirtilmiştir. Allah Katında zamanın olmaması ile ilgili ayetler zaten kaderdir. Kaderi anlatıyor Allah. “Siz konuşmadan önce Allah tarafından yaratılır” diyor Allah, Kuran ayetinde. “Allah dilemedikçe siz dilemezsiniz” diyor Allah, bu kader işte. “Her ne varsa, hepsini biz bir kitapta yazdık” diyor, “her şeyi bir kitaba yazdık” diyor. “Bir ana kitapta her şey yazılıdır” diyor. Bu kaderin net açıklamasıdır. Bu kadar açık, aleni ayetlere rağmen Hocaefendinin bunu reddetmesi yani açıklanacak gibi değil. Yani ne diyelim bu durumda? Bak, “Biz ne varsa” diyor, “bütün hayatınız, ne varsa, hepsini bir kitaba yazdık” diyor Allah. “Ana kitapta hepsi yazılıdır” diyor. “Her şey” diyor, olmuş ve olacak her şey. Peki bu ne? Kader değil mi bu?.
ADNAN OKTAR:... Ahir zaman o kadar şiddetli ki, Kuran’da açıkça, çok fazla ayetle, sarih olarak anlatıldığı halde, “kader yok” diyor. “Biz her şeyi bir kitapta yazdık” ne demektir? “Hepsi ana kitaptadır” demek, ne demektir? Her şeyi; olmuş, olacak her şeyi. Bu kaderin net açıklaması. Ve kaderi o kadar çok anlatıyor ki; mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e yönelik ayetlerde olsun, Hz. Musa (a.s.)’ya yönelik ayetlerde olsun. Mesela Hz. Musa (a.s.)’ya diyor ki; “Ey Musa. Sen bir kader üzerine buraya geldin” diyor Allah, ayet var. Şeytandan Allah`a sığınırım. Bak, “kader üzerine.” “Kaderinde olduğun için buraya geldin” diyor. Bu, ne bu, peki bu ayetler? Bu yani öyle bir söz ki, yani “Kuran’da namaz yoktur” der gibi bir söz.
ALTUĞ BERKER: Tabii Hocam.
ADNAN OKTAR:“Kuran’da Peygamber ismi geçmez, Peygamberlerden bahsedilmez” der gibi biz söz yani. Kader, Kuran’da en çok geçen konulardan bir tanesidir. Allah mufassal olarak, çok kapsamlı açıklıyor kaderi ayrıca. Koskoca profesörüm diyen adam da çıkıyor, “Kuran’da evrim vardır, “kader de yoktur” diyor. Gazete, Aydın Doğan’ın gazetesi.
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, hep bu Aydın Doğan’ın ekipten mi çıkar bunlar böyle? Allah’ın hikmeti yani. Ne okusan, Aydın Doğan; ne çıkarsa, Aydın Doğan.
ADNAN OKTAR:... Mesela Hocamızın dinlemesi için özellikle söylüyorum, Kamer Suresi, 49; Cenab-ı Allah diyor ki, Kamer Suresi 49’da, şeytan’dan Allah’a sığınıyorum; “Hiç şüphesiz Biz her şeyi Kader ile yarattık.”Daha nasıl densin? MaşaAllah. Çok açık değil mi bu?
Kamer Suresi, 52;“Onların işlemekte oldukları her şey, kitaplarda (yazılı)’dır.”“Hepsi önceden yazıldı” diyor Allah.
“Küçük büyük her şey satır satır yazılıdır.” (Kamer Suresi, 53)
Yunus Suresi, 49; “De ki: “Allah’ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.”“Önceden belirlenmiştir” diyor Allah. Bu kader. Önceden belli. Bak, “saatine kadar belli” diyor Allah.
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.” (Neml Suresi, 75)
Hicr Suresi, 5; “Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.”
Hicr Suresi, 4; “Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.” Yani “kaderde belirli olmadan hiçbir ülke yıkıma uğramaz” diyor Cenab-ı Allah. “Kitapta hazırdır” diyor. Böyle sayfalarca Kuran ayeti var. Adam anlamazdan geliyorsa, bizim söyleyecek bir sözümüz yok, inşaAllah...
ADNAN OKTAR:... beni kim söyletti?
ALTUĞ BERKER:Allah.
ADNAN OKTAR:Bir yıl önce Allah söyletti. Bu durumu kim yarattı?
ALTUĞ BERKER:Allah yarattı.
ADNAN OKTAR:Yine Allah yarattı. Şimdi ne mutlu devletimize dediğimizde, Allah devleti vesile etti demektir. Devlet yapmaz, Allah yapar. Allah devleti vesile eder. Ben onu konuştuğumda, beni konuşturan Allah’tır. Bu olacak, Kader’de olacak, olmadan önce Allah beni konuşturur, sonra da olayı meydana getirir Allah. Aslında bu bütün olmuş oluyor, zaten o yapılmış oluyor, bende onu zaten söylemiş oluyorum, önceden söylemiş oluyorum. Söylemem onun olacağının bir işareti olmuş oluyor, bir alamet olmuş oluyor. Yani Allah’ın onu yapacağının bir alameti olmuş oluyor inşaAllah. Yoksa hepsi bir bütündür. Beni söyleten de Allah, ilaçları bedava yaratan da Allah’tır, bedava hale getiren de Allah’tır. Hepsi bir bütündür. Ama insanlar diyor ya; “Allah devletimize zeval vermesin” inşaAllah, “devlet ne güzel yaptı” diyor. Devlet yapmaz, Allah yapar. Allah devleti vesile eder. Mesela “Hocamız ne güzel konuştu” diyor. Bir yıl önce Çay Tv’de 11 Mart 2009. Benim Kader’im bu. Daha ben babamdan doğmadan, benim babam babasından daha doğmadan, ben Çay Tv’de 11 Mart 2009’da gece ilgili saatte bu konuşmayı yapmıştım. Zamanı geldi, Kader’de ben bu konuşmayı yine orada yaptım. Konuşturan Allah’tır, dinleten Allah’tır. Ama sorduğunda, kim konuştu dediğinde, Hocamız konuştu dersiniz. Bana sorarlarsa ben konuştum derim. Ama onun anlamı şudur: Allah beni konuşturdu. Allah beni konuşturdu, Hocamızı Allah konuşturdu. Bu olayı da meydana getiren yine Allah meydana getirdi. Bu kimsenin reddedemeyeceği bir gerçektir. Çünkü tek bir an vardır, tek bir an içersinde her şey yaratılmış, bitmiştir, tek bir an. Daha önce de örnekler de verdim. Zaman bir inançtır, algı biçimidir. Yani kafamızdaki bir inançtır. İnsanlar dışarıda zaman böyle serbest zaman var zannediyorlar, öyle bir şey yok. Bizim inancımızla yani beynimizdeki kıyasla meydana geliyor zaman. Bakın daha önce örnek olarak vermiştim. Şimdi eğer bardağa vurdum duydunuz.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi bekliyoruz, bak bir daha vuruyorum, ikisini birbirine kıyasladık iki sesi, inanç olarak kafamızda, bir şeye zaman dedik. O aradaki kıyasa zaman dedik. Yani tarif edemediğimiz bir şey. Değil mi yani beynimizde Allah bir ürün meydana getirdi. Bir inanç meydana getirdi. Bu inancın adına biz zaman diyoruz. Serbest uzayda zaman yok. Zaman bir algı biçimi yani herkesin algısına göre değişir. Mesela kimi varlıklara göre ikinci dünya harbi şu an yapılıyor, kimi varlıklara göre daha Fatih daha yeni İstanbul’a giriyor, Topkapı’dan şehre giriyor şu an Fatih Sultan Mehmet. Kimine göre Hz. Adem (a.s.)’ın çamuru daha yeni karılıyor, kimine göre Kıyamet kopmuş durumda. Mesela Allah Kuran’da Kıyamet’in kopuşunu çok detaylı anlatıyor koptuğu anı. Yani olmuş bir şeyi anlatıyor Kuran’da Allah. Olacak olan bir şeyi anlatmıyor yani Ben bunu böyle yapacağım demiyor Allah. Olmuş bitmiş. Cennet’te Müslümanların hayatını anlatıyor Allah. Şöyle yapıyorlar, bunu yapıyorlar, şu an yani şu an insanlar Cennetteler. Yani şu anda biz Cennetteysek, şu an Cennetteyiz Allah nasip ettiyse. Cehennemde olanlar da şu an Cehennemdeler. Mesela Ebu Leheb’i anlatıyor Cenab-ı Allah. Adam yaşıyor, karısıyla ikisi şu an Cehennemdeler ki, şöyle diyor Cenab-ı Allah: “şu an yaşıyorlar” diyor, “karısı da odun hamalı” diyor, “birlikteler” diyor. Zaman tektir. An demek sonsuz kısa zaman demektir. Yani saniyenin katrilyonda biri çok kısa bir süre. Katrilyonda biri diyemiyoruz kısalığına. Yani anı tarif etmek için katrilyonda bir, saniyenin katrilyonda biri demek yeterli olmuyor. Sonsuzda biridir, sonsuzda biri. Yani sonsuz kısa zaman. Sonsuz evvel ve sonsuz sonra yani sonsuz sonra ve sonsuz evvel, sonsuz kısa zaman içerisinde, an içerisinde yaratılıp Allah Katında bitirilmiş durumda. Onun için her şey belli mesela Cenab-ı Allah anlatıyor. Kuran’ı açıyoruz mesela bütün olayları anlatıyor Allah, o da bitmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mesela Mehdi (a.s.)’ı tarif ediyor. Alnı şöyle, kaşı böyle. Mehdi (a.s.) çoktan gelmiş çünkü. Peygamberimiz (s.a.v.) baktığında Mehdi (a.s.)’ı zaten İstanbul’da görüyor. Yani faaliyet yaparken görüyor. Ne yaptığını görüyor yani aynı anda. Peygamberimiz (s.a.v.) mesela Uhud Savaşında, Mehdi (a.s.)’da cihad halinde. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.) aynı anda onu da görüyor. Aynı anda geçmişi de görüyor. Mesela Hz. Meryem (a.s.)’ın zamanını, Hz. İsa (a.s.)’ın zamanını görüyor. Hz. Musa (a.s.), Hz. Yusuf (a.s.)’ın dönemini gösteriyor Allah. “Sen bilmezdin” diyor, “bunlar gayb haberleridir” diyor Allah Cenab-ı Allah. “Gayb haberi” diyor, “bilmeyeceğin haberler.” Mehdi (a.s.)de, Peygamber Efendimize muazzam detaylı bilgi verilmiş. Hz. Yusuf`la ilgili de mesela Yusuf geçmiş bir olay. Yusuf`la ilgili çok detaylı bilgi var. Aynı şekilde Mehdi (a.s.)yle ilgili detaylı bilgi var. İnanlar zamanı kavrayamadıkları için Allah`ı kavramakta da güçlük çekiyorlar. Onun için Hoca efendi dedem bir türlü çıkaramıyor, Vatan gazetesinde o dumanlı ortamda herkes sigara içiyor Hocam da kahve içiyor herhalde arada sırada güzelce. Ama sigara dumanı özellikle, Hocama rahatsızlık veriyordur benim kanaatim yani onun keyfini kaçırıyordur sigara dumanı inşaAllah. O dumanlı havada yazıyor onları işte. Yoksa anlaşılmayacak bir şey yok orda. Çok açık, çok sarih...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler