Adnan Oktar`ın 3 Kasım 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Mesela o devirde ben şikayet etmiştim, iki üç gün sonra faks çektim dedim, “bana komplo yapılacak” dedim, adamlar duydu bunu. Bak her yere, resmi her yere gönderdim, “komplo yapılacak bana, oyun oynanacak” dedim. Geldiler, evden alıp götürdüler, yetmiş iki saat emniyette tuttular, yetmiş iki saat. İzmir’de gözaltına aldılar, yetmiş iki saat gözaltında tuttular, “hadi bakalım şimdi evine gideceğiz senin” dediler, “arama yapacağız.” Evde kokain çıkarttılar.
ALTUĞ BERKER:Ama üçüncü dakikada, üç bin kitabın içinden, hemen üçüncü kitaptan çıkardılar.
ADNAN OKTAR:Yani şöyle oldu, evet; on altı tane polis, aramaya normalde öyle gidilmiyor, yani en fazla üç-beş tane polis gider aramaya, en fazla. On altı polisle geldiler, hep beraber evin salonuna doluştuk, herkes geldi evin salonuna. Hepsi kütüphaneye doğru bakıyor, avın olduğu yere doğru. Bir kısmı da benim dikkatimi dağıtmak için koltukların altını falan aramaya başladılar, oraları aradılar. Ben her yere bir oraya bakıyorum, bir oraya bakıyorum yani bir anda bir oyun olmasın, bir şey olmasın gibisinden. Tam ben öbür tarafa bakarken daha üçüncü dakika yani daha içeri yeni girdik, ben de çok seri bir şekilde etrafa bakınıyorum. Kütüphanenin orta katından başladı, üçüncü katından; birinci kitabı şöyle açtı, eliyle şöyle kitabı şöyle şu tarzda, sonra ikinci kitabı yaptı, sonra üçüncü kitabı şöyle yapınca, arasından şöyle şu büyüklükte falan yaklaşık, kartondan; beyaz tozlar, kartonun üzerine konmuş, üstü jelatinle kaplanmış. Hani pazarda satılan karbonat paketleri var, ucuz karbonat paketleri; küçük, bazen oluyor, aynı onun gibi küçük paketler, onlar çıktı. “Bu ne?” dedim, “bunlar böyle?” “Tamam, bulduk” dediler, “bu, ne bunlar?” dedim, “bilmiyoruz” dediler, “olur mu bilmiyoruz öyle, olmaz. Bana ne olduğunu söyleyin” dedim. Adam jelatini açtı, kapağını, jelatini çıkartıp, çıt parmağını ıslattı, ağzına dokundurdu, diline sürdü, “kokain” dedi, “tamam” dedim, inşaAllah. Adamın da cebi dolu böyle şey gibi, “bak, öbür evlerde çıkaramazsınız” dedim, “yani arama yapacaksanız benim gözümün önünde yapacaksınız” dedim. Tabii beni dinleyecekleri yok da, ben öylesine söylüyorum. Sonra Emniyet’e götürdüler, “Hocam, eğer kabul ediyorsan, biz seni hiç Adli Tıp’a götürmeyelim” dediler, “yani kokain çıktığını kabul ediyorsan.” “Etmiyorsan” dediler, yani “suçu kabullenmiyorsan Adli Tıp’a götüreceğiz” dediler. “Benim suyum bile, memba suyu içerim ben” dedim, “hayatımda kokain kullanmış adam değilim” dedim. “Deli miyim ben kokain içeyim?” dedim, “öyle zehir kullanayım. Götürün Adli Tıp’a tabii, hiçbir şeyim yok, göreceksiniz” dedim. Gittik Adli Tıp’a, 5 mikrogram/mililitre, yani en yüksek dozda, 72 saat sonra kanımda kokain çıktı. Yani normalde kokain 24 saatte kandan atılıyor, hiç kalmıyor, sıfırlanıyor 24 saatte. Ben 72 saatten beri emniyetteyim, kanımda en yüksek dozda, 5 mikrogram/mililitre kokain çıktı. Yani “5 mikrogram/mililitre’nin üzerinde” diyor, yani çok yüksek dozda. Sıfır olması lazım, normalde hiç kalmaması gerekiyor. Öyle deyince artık olayın çapını anladık, adamlar artık aşmış, yani öyle bir sorunları yok. Sonra hakimin karşısına çıktık. Hakim dedi ki: “ben hayatımda, yirmi yıllık hakimim, on altı kişiyle evde polis araması yapıldığını ilk defa görüyorum” dedi. “Bir de girer girmez bu ne yetenek böyle, daha ilk üç dakikada bulmuşsunuz elinizden koymuş gibi. Bu nasıl oluyor böyle? Girdiniz, hemen buldunuz, öyle mi?” dedi. Ama acayip sesini yükseltti, bütün millet sustu, o komiser falan da başını önüne eğdi böyle, elini bağladı. Acayip gergin bir ortam oldu. Bir gazeteci de böyle sivri bir çıkış yaptı, saygısız bir üslup kullandı, hemen onu orada tutukladı hakim, “seni tutukluyorum” dedi. Hakaret etti, tutukladı. Sonra araya adamlar girdi, tutuklama kararını kaldırdı sonra hakim. “Sanığın ifadesi samimi” dedi, benim konuşmama, “samimi olduğu anlaşılıyor ifadesi” dedi. “Efendim, ben üç gün önce bildirdim bana komplo yapılacağını, her yere bildirdim, faksla açıkladım. Suyun bile memba suyunun en iyisini içerim ben, zehir niye alayım? Öyle bir şey yapmam ben” dedim. “O zaman, Adli Tıp’a gönderelim, Adli Tıp tespit etsin; yemeğine mi koymuşlar, içeceğine mi koymuşlar, nasıl olmuş tespit etsinler” dedi. Adli Tıp’ta, yemeğime konarak verildiği tespit edildi ve Emniyet’teyken yapıldığı tespit edildi. Beraat ettim.
ALTUĞ BERKER:“Evin gerisini niye aramadınız” diye ben hatırladığım kadarıyla siz anlatırdınız Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, evet. Kardeşim, şimdi üç dakikada aradılar, “hadi gidelim” diyorlar. Kardeşim, şimdi tamam git de, mutfak var, diğer odalar var, aşağı taraflar var, evin her tarafı var. Ya oralarda torbalar doluysa, asıl devamı oradaysa? Kokain varsa başka şeyler de çıkar zaten orada. Niye öbür taraflarını aramıyorsunuz? Hiçbir yeri aramadılar. Üç dakika falan sürdü arama, “hadi hep beraber gidelim” dediler. Sıkıldılar herhalde, fazla durmadılar. Bak, kokaini oraya kim koydu? Aramadı polis onu, tespit etmediler. Halbuki o çok büyük bir suçtur. Tamam, bana ait olmadığı anlaşıldı ama kim koydu. Bunu tespit et. Aradılar mı? Aramadılar. Yiyeceğime kim koydu Emniyet’teyken? Bunu da aramadılar. Kardeşim, yiyeceğime koymak ne demek, Emniyet’in içinde? Çok büyük bir olay bu. Başlı başına bir suç unsurudur bu, bunu da aramadılar. Biz o dönemde kime şikayet edelim, ne diyelim? Yani bu sefer de eroin çıkarırlar, yani torbasıyla. O zamanlar rahmetli Özal demiş ki, ben o zamanlar Darwinizme, materyalizm’e karşı yoğun bir faaliyet yapıyordum. Yer gök inliyordu böyle; okullar, kolejler falan hep, ”bütün her yer gitti” diyorlardı böyle, yani her yerde yoğun faaliyet yapıyorduk. Rahmetli Özal’a ünlü bir şahıs, şimdi ismini vermeyeyim. O aracılık yapmış, söylemiş; “bu adamı durduramıyor musunuz” gibisinden, o da aynı şekilde ilgili bir şahsa demiş ki; “bu adamı ne yapıp yapıp durdurun” demiş. O ilgili adam da diyor ki samimi açıklamasında; “ben durdurun dedim ama bizimkilere, bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor. Bak “tosun” diyor üstelik. Bak “bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor. Ki çok yetkili birisi bunu söyleyen birisi. Turgut Özal’ın da bayağığı sevdiği bir insandı yani, inşaAllah. Bak, “bizim tosunlar kendilerini fazla kaptırmışlar” diyor, “ben bu derece dememiştim” diyor, “bu şekilde yapın dememiştim.” Yani “"gidip evinde kokain çıkarın" dememiştim” diyor. Fazla kaptırmışlar kendilerini. O tosunların yüzünden biz aylarca, yıllarca kokainman olarak lanse edildik Hürriyet Gazetesi’nde, Aydın Doğan tarafından. Adnan Hoca’nın evinde kokain çıktı diye sürmanşetten. O zamanlar bu demokrasi aşıkları, demokrasiye düşkün kişiler diyelim, yani kendilerince güya. Adaleti savunan kişiler, elinize sağlık mantığındaydılar. Bütün yazılar o yönde çıkıyordu. Yani çok iyi oldu, helal olsun, aferin, devam edin gibisindendi...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler