Adnan Oktar`ın 27 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Bak Bediüzzaman diyor ki münafıklarla ilgili, Mektubat sayfa 346’da,“son derece alçaklığa düşmüş bir vicdan ki”, vicdanı tefessüh etmiş münafıkların, “bilerek dinini dünyaya satar,” bak “bilerek dinini dünyaya satar.” Nasıl yapıyor biliyor musunuz? Son derece takva görünümde dinini satıyor. Yani “münafık” denince insanlar, dinden uzak, İslam’ı yaşamayan adam gibi zannediyorlar. Acayip takva görünür yani Müslüman’ı beğenmeme iddiası ile ortaya çıkıyor münafıklar. Münafığın ana özelliği odur. “Bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını,” mesela Kuran’ın hakikatlerini, Kuran’daki ayetleri, “pis, muzır şişe parçalarına değiştirir.” Yani hurafelere değiştirir. “Pis şişe parçası” hurafelerdir. “Hakikat elmasları” Kuran ayetleri. “Değiştirir derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara”, bak insan suretindeki yılanlardır” diyor Bediüzzaman, “gerçeği söylemek, hakaike karşı bir hürmetsizliktir.” Yani “anlatsan da dinlemezler” diyor. Yani kafayı takmış bir kere münafıklığa. “Münafık, imansızdır, inançsızdır, kalpsizdir ve vicdansızdır. Peygamber (s.a.v.)’in aleyhinedir.” Dolayısıyla Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’in de aleyhinedir. Peygamber (s.a.v.) aleyhine, Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’in de aleyhinde olur. O yüzden ne Mehdi (a.s.)’in gelmesini ister ne İsa (a.s.)’in gelmesini ister. Ne de ittihad-ı İslam’ı ister. Öyle bir kahpe kan vardır münafıklarda. Cahilleri tenzih ediyorum, cahilliğinden bunu yapanları. “İmansız olduğu halde imanlı gibi gösteriyor, inançsız olduğu halde inançlı gibi gösterir, kalpsizdir ve vicdansızdır” diyor. Çok kalleş ve kahpedir, katil ruhludur. Ve Peygamber (s.a.v.) aleyhine, Peygamber (s.a.v.)’den nefret eder ve onun alinden, Ehl-i Beyt’ten. Bak Ehl-i Beyt düşmanıdırlar. Yani 12 imamdan mesela nefret eder münafıklar. Akıl almaz bir nefret vardır. Ve o yüzyıllardan beri de değişmemiştir münafıklarda. O yüzden de Mehdi (a.s.)’dan da müthiş nefret ederler ve asla girmesini istemezler. “Eğer siyaset topuzuyla hareket edilip üstün gelinse, o kafirler münafıklık derecesine iner.” Yani “toplumda eğer siyaset dindarların kontrolünde olur da, onlar da siyasi gücü, mesela polis gücünü veya askeri gücü kullanarak dinsizleri sindirirse ve baskı yaparlarsa, münafık derecesine inerler kafirler” diyor. “Münafık kafirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez.” Demek ki “şiddet ve güç kullanmak dinde yoktur” diyor. Allah ayette de diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, “dinde zorlama yoktur.” “Topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, münafıklığa, iki yüzlülüğe dönüşür.” İşte laikliğin de getirdiği fayda budur. Siyaset topuzunu kullanamadığı için adam, rezillik yapamadığı için, kan dökemediği için, herkes özgür olarak dindar olan dindar olduğunu söylüyor, dinsiz olan da göğsünü gererek dinsiz olduğunu söylüyor. Ama buna rağmen yine münafık oluyor. Halbuki şu sistemde münafığın olmaması gerekiyor. Kafir olduğunu ilan etmesi gerekiyor. Ama kahpe köpekler illaki yapıyor bunu. Hem de takva görünümünde, ehl-i sünnet görünümünde. Yoğun ehl-i sünnet titizliğiyle ortaya çıkıyorlar, yoğun.
Mesela Bediüzzaman zamanında birçok kahpe Bediüzzaman’ı ihbar etmiştir. Yani Bediüzzaman’ın tutukluluğunun nedeninde muhbirlerin büyük bir bölümü ehl-i sünnet iddiasıyla ortaya çıkan kişilerdir. Ve haset etmişlerdir Bediüzzaman’a. Onun Mehdi (a.s.)’ı müjdelemesinden rahatsız olmuşlardır. Hz. İsa (a.s.)’i müjdelemesinden rahatsız olmuşladır. Hz. İsa (a.s.)’ı müjdelemesi çok ağırlarına gitmiştir. Meshi (a.s.)’in öncüsü olduğunu söylemeleri çok ağırlarına gitmiştir. Ve iman hakikatlerini anlatıp ittihad-ı İslam’ı savunması çok ağırlarına gitmiştir, münafıkların. Bir an önce susturmak için “40 cihette, 50 cihette, 60 cihette ehl-i sünnete uygun davranmıyor, ehl-i sünnet düşmanı” diye propaganda yapıp Bediüzzaman’ı köşeye sıkıştırmaya kalkmışlardır. Açın bakın Risale-i Nur Külliyatı’na. Hep bu konularla doludur.
Bak diyor ki Bediüzzaman, Şualar sayfa 436’da, “gizli münafıkların,” bak bir kere gizli olur münafık, çok kahpedirler. “Takip ettikleri iki plandan birisi”, birçok siyaset güder onlar, strateji güderler. Bak ikisinden birisi. “Benim haysiyetimi kırmak ile güya nurların kıymeti düşecek.” Yani Bediüzzaman’ı böyle akılsız, zayıf akıllı, deli, kadına kıza düşkün... 70 yaşında adamın, piri fani, “evde akşam kadınları topluyordu” diyorlar, Risale-i Nur Külliyat’ında geçiyor. Ve “rakı kasayla geliyordu Bediüzzaman’a, kasa hesabıyla” diyor. Bakın münafık kahpeliğinin ne boyutlara ulaştığını görüyor musunuz alçaklığının, nasıl gözü dönmüşler artık yani. “Benim haysiyetimi kırmak”, bir de “ehl-i sünnete uygun değil, ehl-i sünnet düşmanı. Aman bu sapkın, anormal, sakın yanaşmayın” diyorlar. Yani “ehl-i, sünnete kim titiz ise bunun yanına gitmesin” diyorlar. “Haysiyetimi kırmak ile güya nurların kıymeti düşecek.” Kitaplarının da yayılmasını istemiyorlar Bediüzzaman’ın. O devirde alçaklar, kahpe münafıklar, Bediüzzaman’ın kitabını bir görüyor, “aman, sen sapıttın mı, Allah esirgesin, hemen çıkar onu evden. Müslüman’ın evine sokulur mu bu, sen deli misin? Adam ehl-i sünnete karşı, sapık bu. Bunun kitabını nasıl okuyorsun sen?” diyor. Hiçbir eve sokmamaya özen gösteriyorlar Risale-i Nur’u. Peki kardeşim sen anlat, iman hakikatlerini sen anlat. “Ben de anlatmayacağım” diyor. Mehdi (a.s.)’ı sen müjdele. “Ben de müjdelemeyeceğim” diyor. Hz. İsa (a.s.)’in geleceğini sen söyle. O da yok. Kuran mucizelerini sen anlat. O da yok. Al Risale-i Nur Külliyatı’ndan, de ki “ben yazdım, bana ait” de, bas, dağıt. “Onu da kabul etmiyorum” diyor. “Ne istiyorsun?” diyorsun, “sadece Bediüzzaman’ın faaliyetinin durmasını istiyorum” diyor. Bu kahpe zihniyet hiçbir zaman için durmamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da aynıdır, Bediüzzaman zamanında da aynıdır, şu an Mehdi (a.s.) devrinde de aynıdır. Mehdi (a.s.)’a karşı da aynı kahpe siyaset güdülmektedir şu an.
“İkincisi: Nur şakirtlerine telaş ve gevşeklik vermekle nurlarının yayılmasına mani olunacak.” Telaş ve gevşeklik nasıl verilebilir? “Dünyaya bak, artık evlen, işine gücüne bak, hayatına bak, okulunu bitir, ne alaka sen bu yaşlı adamın peşinden gidiyorsun? Zaten aklında bir sorun var. Toptaşı Hastanesi’nde yatmış” diyorlar. “Akıl hastası, sen bunun için, bir de ehl-i sünnet düşmanı, ne işin var bunun peşinde” diyorlar, gevşeklik veriyorlar. Anlamayana da telaş veriyorlar. Diyorlar ki “Hapsedilirsin arkadaş. Belanı arama, okul mokul hepsi biter. Sabıka alırsın, hayatın kayar, sakın ha” diyorlar. “Nurların yayılmasına mani olunacak”, yani bu kitapların yayılmasına, iman hakikatlerinin yayılmasın mani olunacak. “Hiç korkmayınız” diyor Bediüzzaman talebelerine, “milyonlar kahraman baslar feda oldukları bir kudsî hakikate bizim gibi bazı bîçarelerin başları da feda olsun” diyor. Yani “rahatça kendinizi, Allah için ölüm de gerekiyorsa şehit de olur ama delikanlı, cesur olun” diyor...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler