Adnan Oktar`ın 27 Ekim 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Selamün aleyküm Hocam”, aleyküm selam ve rahmetullahi ve beraketuhu. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) (Zeynep Hanım soruyor) çok evlilik yapmasıyla ilgili olan ayetleri söyler misiniz? Arkadaşların çoğu bu evliliklerin belli nedenlerle yapıldığı görüşünde. Ben kadınların ona sevdirildiğini açıklamakta zorlanıyorum. Ayetlerle açıklamak istiyorum, inşaAllah. Hocam bu konuya girmişken siz bir gece Hz. Hüseyin (r.a.)’nin çok evlilik yaptığı anlattınız, çok titiz olduğuna ve bazı durumlarda eşini boşadığını söylemiştiniz. Ben de İslam ansiklopedisinde bunu okumuştum. Hocam eleştirmek gibi değil de hani boşadığı eşleri üzülmüyor muydu?” diyor Zeynep. Şimdi Zeynep o zaman beni madem zorladın doğrusunu söyleyeyim mi? Bir kere Hasan (r.a.), Hüseyin (r.a.) boşadığı bir hanımını bırakmaz. Yani boşama diye bir olay yok. Çünkü kadınlar kendini hibe ediyor zaten, nerenin boşanması? Boşasa da hibe ediyor, “seninim” diyor kadın. Dolayısıyla sonsuza kadar onun o, inşaAllah. Boşamış olması ayrı, sohbet eder, konuşur fakat cinsel beraberlik olmaması belki burada kastedilmiş olabilir. Ama canı gibi sever, korur, kollar, şefkat duyar, sarılır, bağrına basar ayrı. Evlilik demek illaki cinsel ilişki anlamına gelmez. Allah’ın takdir ettiği hanımlarla beraber oluyordur. Ama Hz. Hüseyin (r.a.)’e hep aşıklar onlar, nasıl bıraksınlar Hz. Hüseyin (r.a.)’ı zaten yani. Kovalasa gitmez onlar, kendilerini hibe etmişler. Ama Peygambere Efendimiz (s.a.v.)’e de var mesela diyor ki; “ayrıldığın eşlerine dönmende senin için bir sakınca yoktur” diyor, Allah ayette. Mesela beraber olmuyor ama sonra, bir süre sonra kanaati değişiyor, Allah kalbine ilham ediyor. Kaderindeki an geliyor, geri dönüyor. Kaderi öyle oluyor. Allah’ın takdiri geri dönüyor hanımına, inşaAllah. Hz. Hasan (r.a.), Hüseyin (r.a.)’de de öyle, yani Hüseyin (r.a.)’ı gören bir hanımın, Hasan (r.a.)’ı gören bir hanımın başkasıyla evlenmeyi tahayyül edemez. Kafasından geçiremez. Yani gücü yetmez. Kadınların öyle bir özelliği vardır. Çok sevdiği, değerli bulduğu, çok kaliteli, güzel bulduğu bir erkek olduğunda bir başka erkekten etkilenmez. Kadın aklına bakar inşaAllah ve Allah’ın yarattığı kalbinde yarattığı vahiyle ilham ettiği bilgiye bakar. Mesela kadın bilemez onun, Allah ona onu yazmıştır kaderinde bir türlü bilemediği bir şekilde, müthiş bir güç onu ona doğru çeker. Onu gördüğünde müthiş heyecanlanır, eşini gördüğünde. Hani diyorlar, “ruh ikizi” bilmem ne falan. Ruh eşi, işte kastedilen kaderinde Allah’ın yönlendirdiği kişi olur. Onun dışına gidemez o. Döner dolaşır kafası onda kalır. Hz. Hasan (r.a.)’ı gördüğünde, dedemi, hipnotize oluyorlardı. Simsiyah gözler, kaşlar hilal gibi, bembeyaz cilt, böyle pembe beyaz, çok duru ve güzel bir cildi var, parlak cildi var. Geniş omuzlu, atletik, kibar, saygılı falan. Çok güzel yetiştirdi Peygamberimiz (s.a.v) onları. Nezaket, adap edep, incelik, hayvanlara sevgi, bitkilere sevgi, kadınlara sevgi, gözüne bakan kadın hipnotize oluyordu adeta sevgiden. Hz. Hasan baktığında bir kadının ikinci bir seçimi kalmıyor ki. Baktığında bitiyor zaten, eriyorlardı. Hemen alıyordu Hz. Hasan da. Nikah ediyordu ama mesela boşuyor, farz edelim boşuyor. O git gözüme görünme anlamında boşanma değildir. Hibe etmiş kadın zaten kendisini ona. Yine oradalar. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) de eşlerini boşuyordu, sürgüne git anlamına gelmiyor ki o. Yine dönüyor. Allah diyor ki; “Geri dönmende senin için bir sakınca yoktur” diyor. Geri dönmende geri dönüyor işte. Çünkü kadın kendini hibe etmiş vazgeçmez Peygamber (s.a.v.)’den. Nasıl geçsin Peygamberden vazgeçer mi bir kadın?
OKTAR BABUNA: Geçmez Hocam Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Kadın kendini zaten Allah’a adamış. Allah aşkıyla divane olmuş. Allah’ın en mükemmel tecellisini nasıl bıraksın kadın. Deli olması lazım. Dolayısıyla illaki sırrını sormak istiyorsanız sırrı bu, inşaAllah. Yani Peygamberimizden hiçbir kadın ayrılamaz. Kalben ayrılması mümkün değildir. Hiçbir kadın da Hz. Hasan (a.s.)’dan, Hz. Hüseyin (a.s.)’den ayrılmamıştır kalben. Mühim olanda kalben aşkla sevmektir. Yoksa illaki böyle yapışık yaşamak anlamında değildir bu. Kaliteli sevgi önemlidir bazıları vardır böyle kadın illet olur adam emekli olur daha hala yapışır. Gider salata yaparken kadının burnunun dibine girer. Yani böyle zamk gibidir nereye gitse başına bela. Adamı gönderiyor “kahvehaneye git” diyor. Gitmiyor. Emekli oluyor, kadın illet oluyor. Nasıl kurtulacağını bilemiyor. Sırt sırta yapışık olmak kaliteli bir sevginin alameti değildir. Az olur öz olur fakat derin ve çok şiddetli olur. Bu çok önemlidir. Yani sık sık görüşmek sık sık görmek derin sevgiyi ifade etme açısından yeterli değildir. Biz mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’i deli gibi seviyoruz aşkla seviyoruz görüyor muyuz? Göremiyoruz. Ahiret’e gitsek yetmiş yıldan beri tanıyormuş gibi bağrımıza basacağız. O kadar yani bu aşkımızda ne eksiklik oluyor göremiyoruz. Bak 1400 seneden beri ümmet göremiyor. Ne var eksiklik? Daha 10 dakika önce görmüş gibiyiz. 10 dakika önce görmüş gibiyiz. Kalpte coşkun ve derin sevginin devam etmesi çok önemlidir. Yoksa ette kemikte hiç bir şey yok ki insan zavallı bir varlıktır. Ne çıkar etten kemikten. Derin akıldan derin imandan kaynaklanan derin tuktu vardır. Ayette diyor mesela şeytandan Allah’a sığınırım; “Bakışlarını tutkuyla eşlerine çevirmiş hanımlar” dan bahsediyor Allah. Sadece eşlerine teksif olmuş. Ama nasıl bakıyor tutkuyla bakıyor. Ben mesela bakıyorum ben insanın ilk bakışına dikkat ederim. Bakışından ben bir kadının hemen anlarım. Yani bütün ruh halini, kişiliğini, şahsiyetini en ince detayına kadar çıkarabilirim. Getirsinler yazayım ne var ne yoksa en ince detayına kadar yazarım. Mesela herhangi bir insan da olsa baktığımda yüzüne dengesiz mi, normal mi hemen anlarım. Bakışlar çok önemlidir Allah’ın dilemesiyle. Bakış her şeyi anlatır onun için Kuranda ilk ona dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. Eşlerine bakışlarını tutkuyla kilitlemiş kadınlardan bahsediyor Allah. Başkasına dönemiyor sadece ondan zevk alıyor ama tutku. Tutku nedir dersen? Tutku uçsuz bucaksız deniz gibidir. Allah aşkının ucu bucağı yoktur. O insanda tecelli ettiğinde ona tutku denir. O da bir yiğitlik, temizlik, dürüstlük, efendilik, derin iman, Allah’tan çok korkmak, Allah’a aşık olmak, fedakarlık, Allah için her an ölmeye hazır olmak. Müslüman o yönde Allah’ın delisidir yani. Mesela Allah için ölme konusunda gözünü kırpmaz, saniye düşünmez. Bu iman alametidir. Münafıklarda öyle teklif geldiğinde, ayette ne diyor? “Ölüm baygınlığı gibi sana baktıklarını görürsün”. Gözleri akıyor adamların. Hani agonide falan hastalar oluyor ya komaya girmiş, gözü-mözü akar, dili falan içine kaçar, çıkarırlar dilini. Adamın gözü-mözü akıyor böyle, kendini kaybediyor korkunun şiddetinden. Ondan sonra kurtaracak yer arıyor. Münafıklar hep ucuz kahramandır...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler