Adnan Oktar`ın 1 Kasım 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Üstadı sevmek, ben Allah`ı hepsinin üstünde seviyorum. Peygamberi (s.a.v.) seviyorum ve Üstad’ı da gerçekten sevdiğim için O`na yalancılık isnad edenlerin ağızlarını yırtıyorum kulaklarına kadar. Üstad’ın bütün Müslümanları aldattığı yalanını ortadan kaldırıyorum. Yüzlerce sayfa yalan söylediğini iddia edenlerin, bilakis onların yalan söylediğini söylüyorum ben. Yüzlerce sayfa teknik delillerle yalan söylemez bir insan. Ben bunu ispat ediyorum. Bu Üstad’ı sevmektir, Allah`ı sevmektir, Resulullah`ı sevmektir. Üstad’ı sevmek böyle olur. Ondan yana olmak ve O`nun dediklerinin doğru olduğunu orta koymakla olur. Üstad diyor ki; “Risale-i Nur`un gerçek sahipleri, Mehdi (a.s.) ve şakirtleri gelir” diyor. Ben Risale-i Nur’u gerçek sahiplerine teslim etmek için uğraşıyorum. Bak demek ki Risale-i Nur gerçek sahiplerinin elinde değil. Gerçek sahibinin kim olduğunu, Bediüzzaman açıklıyor. “Risale-i Nur’un gerçek sahipleri Mehdi (a.s.) ve şakirtleridir” diyor. En çok sevenler de Mehdi (a.s.) ve şakirtleridir, Bediüzzaman’ı. Bunu anlıyoruz.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kim gerçek sahibiyse,gerçekten seven de odur. Biz de onlara ortam hazırlamaya çalışıyoruz şu an. “Biz Üstad’a Mehdi-yi Azam demekle hüsn-ü zan ederiz”, hüsn-ü zan edersin ama Peygamber (s.a.v)’e karşı da savaş vermiş oluyorsun. Allah`a karşı mücadele vermiş oluyorsun. Çünkü Peygamber (s.a.v.)’in bütün hadislerini reddediyorsun sen, uymadığını gördüğün halde. Bediüzzaman’a karşı savaş veriyorsun. Bediüzzaman’ı doğru söylememekle itham ediyorsun. Hüsn-ü zan etmiş olmuyorsun ki, su-i zan etmiş oluyorsun sen. Kötü zan etmiş oluyorsun. Keşke hüsn-ü zan etsen, su-i zan etmiş oluyorsun. Bütün dediklerini geçersiz kılıyorsun. Diyorsun ki, Bediüzzaman; “baştan sona kadar takiyye yaptı, doğru konuşmadı. Verdiği bütün teknik deliller ayetler hadisler hepsi bir oyundu” diyorsun. Nerede burada hüsn-ü zan? Burada su-i zan var ve Bediüzaman’a en büyük kötülüklerden birini yapıyorsun sen. Bediüzzaman’ın senin iltifatına ihtiyacı yok ki, Bediüzzaman`ın gerçeklere ihtiyacı var.
Bak Bediüzzaman diyor ki; “Ahir Zamanın o, acip şahsı gibi hiçbir cihette olamam. Onun bir pişdar neferi öncü bir askeriyim. Biz anladık ki, bu çalışmalarımızla onlara zemin izhar ediyoruz” diyor.. “Ahir zamanda gelecek o zat, şimdi dahi gelse, siyasetten kaçınacak” diyor, Bediüzzaman. “Siyasete girmeyecek. Ahir zamanda gelecek.VeRisale-i Nuru hazır bir programolarak neşr ve tatbik edecek” diyor, Mehdi. Demek ki Bediüzzaman’ın asıl kıymetini bilecek Mehdi (a.s.) ve talebeleridir. İşte ben de onun asıl kıymetini bilecek kişileri savunuyorum, Mehdi (a.s.)’yi savunuyorum. Nasıl, arkadaşımızın konumu burada? Tam ters konumda olmuş oluyor. “Doğruysa doğru çıkarız, değilse günaha da girmeyiz”. Nereden biliyorsun, günaha girmeyeceğini? Doğru söylememek haramdır. Sen doğru söylemediğini bile bile bir Müslüman’ın sözünü yalan göstermekle. Büyük bir alimi yalancı göstermekle nasıl günaha girmiyorsun sen? Hz. İsa (a.s.)’ı Müslümanlar heyecanla beklerken, aşkla severken Hz. İsa (a.s.)`ya öldü diyerek, Hz. İsa (a.s.)`yı ortadan kaldırmaya kalkıyorsun, bu nasıl günah olmuyor? Kuranın üç ayetiyle sabitken, İsa (a.s.)`nın geleceği ve dünyaya hakim olacağı açıkken sen bunu örtbas ediyorsun. Bu nasıl günah olmuyor? Günaha da girmeyiz, nereden biliyorsun günaha girmediğini? İttihad-ı İslamı geciktirmekle nasıl bir konuma düşüyorsun sen? Eğer İttihad-ı İslamı kabul ediyorsan Müslümanların başına bir lider geçiyor, bütün dünyanın başına geçiyor.Hz. İsa (a.s.)’la beraber namaz kılacak Mehdi. Bütün dünyanın başına geçiyor. Peki bu durumda sen bu kişiye diyorsun ki sen Mehdi-yi Azam değilsin. Bak İsa (a.s.) onun arkasında namaz kılıyor, o kişinin arkasında namaz kılacak. Ve bütün dünyanın halifesi oluyor. Sende Bediüzzaman’a sevgi adına, Bediüzzaman’a kötülük yapmış oluyorsun. Hz. Ali’yi çok seviyorlardı dediler ki, Hz. Ali’ye o devirde; (haşa) “sen Allah’sın” dediler. Hz. Ali, dedi ki; “haşa sen aklını kaybetmişsin” dedi. Nasıl konuşuyorsun böyle? Adam tevbe etmedi, “yine sen Allah’sın” dedi. “Yakın bunu” dedi, Hz. Ali öfkelendi gadaba geldi. “Allah`ın şanındandır, yakacaksın tabiî ki beni” dedi. Adam psikopat. Bak sevgi adına böyle anormallikler yapan insanları da aklında, mantığında tutması gerekiyor kardeşimizin. Göz önünde bulundurması gerekiyor. Hz. İsa (a.s.)`yı sevme adına Hz. İsa (a.s.)`ya (haşa) “Allah” dediler. Niye yapıyorsunuz? “Ben sevgimden yapıyorum” diyor. Böyle sevgi olur mu? Mahvediyorsun sen kendini. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER: Tabii ki Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selime kardeş, benim üslubum biraz serttir sana karşı yani sevgisizliğimden yahut muhabbetim olmadığından değil. Ben senin samimiyetine inanıyorum, seviyorum da şefkatim de derin ama ben hamiyet-i islamiye’de manevi bir sarhoşluk içerisinde oluyorum. Yani bir cehd ruhu içerisinde olduğum için. O heyecanımdan yani bu yoksa bir, mesela seni görsem ben ayağına kapanırım yani saygı duyar, hürmet ederim yani öyle bir şeyim olmaz, inşaAllah.
Seyit Salih Özcan Hocamı dinlemiyor mu bu kişiler? Çok açık değil miydi deminki konuşması?
ALTUĞ BERKER: Tabii ki Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah Allah.
ALTUĞ BERKER: “Ben Üstad`dan duyduklarımı söylüyorum” diye, özellikle de söylüyor.
ADNAN OKTAR: Yani “şahs-ı manevi değil, Mehdi-yi Azam gelecek. Üç görevi birden yapacak” diyor, açıkça söylüyor. Bak iki görevi değil “üç görevi birden yapacak” diyor. Bir daha yayınlasana o şeyi, kaseti. Aslında samimi baksalar hemen anlayacaklar konuyu biraz samimiyetsizce ele alıyorlar gibi geliyor bana. Yani sevgi adına mı? Yani Bediüzzaman`ı hakikaten sevdikleri keşke sevdikleri için söyleseler. Bence iman zafiyetinden kaynaklanıyor. Yani keşke iman gücünden kaynaklansa keşke Bediüzzaman`ı sevdiklerinden kaynaklansa ama bilakis çünkü Mehdi (a.s.) demek, geceli gündüzlü cehd demek, gayret demek ittihat-ı İslam demek. Adam çünkü Avrupa da tahsilini tamamlıyor, düğününün peşinde kendine koca bulma peşinde. Erkek ise kendisine kadın bulma peşinde, adamlar işinde gücünde. Şimdi Mehdi (a.s.) ile İsa (a.s.) ile olay bambaşka bir çizgiye giriyor. 70 yıl da kaldı deyince adamın ciğerine oturuyor tabii, gırtlağına taş gibi oturuyor. O zaman ne 70 yılı kabul etmek istiyor, hatta daha da sıkılırlarsa Bediüzzaman’ı da reddediyorlar. Nitekim bak Nur talebelerinin yoğun olduğu, onların yönetiminin hakim olduğu Samanyolu TV’de efendim öbürü neydi, Mehtap TV miydi, evet Mehtap TV’de, şaşar beşer ünlü Faruk Beşer’i çıkarıyorlar, adam cayır cayır diyor; “ben Bediüzzaman’ı kökten kabul etmiyorum, böyle bir şey yok” diyor. Yani anlattıklarının hurafe olduğu kanaatinde.
ALTUĞ BERKER: Üstad tam bir Mehdi (a.s.) aşığı Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii. “İttihad-ı İslam da olmayacak, öyle bir şey de yok. Öyle bir konuyu bırakın, Mehdi (a.s.) de yok, İsa (a.s.) da gelmeyecek” diyor. Bakın son mühendislik projesinin devamı budur. Fethullah Hocamızı da oraya hapsettiler adeta, esir aldılar. Buyrun meydan açık at oynuyor etrafta yani. İnşaAllah Allah Nur talebelerini, Fethullah Hocamız’ın değerli talebelerini, basiretlerini açar, onları oyuna gelmekten Allah onları korur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: O oyunu siz bozuyorsunuz Allah’ın izniyle Hocam.
ADNAN OKTAR: EvelAllah, evvelAllah...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler