Adnan Oktar`ın 7 Kasım 2010 tarihli Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:“Bir hanımla evlendiğimizde, ona kardeşimiz gibi, çocuğumuz gibi, eşimiz gibi mi davranmamız gerekiyor” diyor kardeşimiz. Şöyle, ben daha önce de söylemiştim. Mesela bir kadınla evleniyor, kadın böyle cinsel bir meta haşa yani karşı cinsten orijinal bir mahluk falan değildir. O da Allah’ın bize bir lütfudur, Allah’ın bize verdiği bir güzelliktir ve bir annenin kızıdır. Veya bir delikanlının kız kardeşidir. Bir anlamda o kız kardeşi, mesela delikanlının bir kız kardeşi olduğunda nasıl kız kardeşini koruyor. Aynı ruhla ona sahip çıkması lazım evlendiğinde. Annesine nasıl özen gösteriyorsa, annesine nasıl saygı gösteriyorsa, nasıl koruyup sadık oluyorsa, aynı şekilde eşine de sadık olması lazım. Yani bu anlamda annesi gibi olması lazım. Yani koruma anlamında, koruma anlamında kız kardeşi gibi olması lazım, şefkat anlamında, merhamet anlamında, bu anlamda. Çünkü annesini mesela her ne olursa olsun annesini bırakmıyor ama eşini rahatça bırakabiliyor. Hem de, “Nereye gidersen git” diyor. Ne kadar korkunç bir şey, sen 10 yıl, 15 yıl o mübarek varlık sana kendini tamamen teslim etmiş, emanet etmiş, gençliğini vermiş. Mesela hamile kalıyor, çocuk doğuruyor, tabii doğal olarak vücudu bozuluyor. Onu itici buluyor vücudu bozulunca. Ondan sonra başlıyor bahane aramaya, çok yaygın bu. İşte kaşının üstünde gözün var, gözünün kenarında beni var bilmem ne falan böyle abuk sabuk bahanelerle kızcağızı gönderiyor. Adeta kovma tarzında ve unutuyor. Çocuk nerede kalıyor, yiyor mu, içiyor mu? O senin 10 yıllık, 15 yıllık eşin. Allah vermesin dövebilirler, sövebilirler, aç kalabilir, ezilebilir, hastalanabilir. Nasıl zulmediyorsun. Allah’tan kork. Annen olsa yapar mısın? Yapmazsın annene. Annede yapılmıyor. İşte bak burada o geliyor, annesi gibi koruması lazım, benim kastettiğim bu. Yani koruma hissinde annesi gibi olacak, annesine yaptığı koruma hissi gibi. Annesine laf söyletiyor mu? Ona da söyletmeyecek. Kız kardeşine laf söyletiyor mu? Ona da söyletmeyecek. “Bana ne, elin kızı” işte bu çok büyük bir zulüm olur. Bu çok büyük zulüm, elin kızı değil. Allah sana emanet vermiş. Etin kemiğin artık senin. Acıyacaksın, merhamet edeceksin. Kadın aldığında ömür boyu bırakılmaz. Ömür boyu yani Allah vermesin çok vahim bir şey olmadıktan sonra yani dinini değiştirmedikten sonra bırakamazsın. Ama dinden, imandan çıkar, hiç itaat artık kalmamıştır. Allah vermesin mahvolmuştur. Yapacağın bir şey olmaz. Acıyarak bırakırsın. Yine de kurtarmaya da çalışırsın, ayrıca bırakırsın ama gıyabında da kurtarmaya çalışırsın son ana kadar. Yani insan bir dışarıdan müdahalelerle kurtarmaya çalışır. Onun için mesela İslamiyette kadın boşansa bile evden çıkarılmıyor. Yani “Git nereye gidiyorsan git” denilmiyor. Kadın kalıyor yani istediği kadar kalıyor. Zaten Müslüman erkek de kadının mağduriyeti gitmeden de böyle bir şeyin içerisine girmez ki. Bak, bu da olağanüstü bir durum olursa Allah vermesin dinine bir zarar gelirse. Yok yaşlandı, yok eli yüzü buruştu, yok bilmem ne oldu diye kadın boşanır mı? Ne kadar büyük zulüm, Allah vermesin. İnsan nasıl vicdanıyla rahat eder, yatar? Akşam insan kafasını koyup yatakta rahat yatabilir mi öyle bir durumda? Ne büyük ızdırap, sanki almış çocuğunu toprağa gömmüşsün gibi, benim kastettiğim bu inşaAllah. Yani korumak anlamında annesi gibi koruyacak, kız kardeşi gibi koruyacak. Ama tabii ki eşidir, helalidir, inşaAllah...
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler