Adnan Oktar`ın 9 Kasım 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bak, “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi” diyor Allah. Yani Kuran yeterlidir dediğinde adamların nevri dönüyor. Savaş açacaklar Mehdi (a.s.)’ye bu yüzden. Mehdi (a.s.) ne diyecek? Kuran yeterli, Resullullah (s.a.v.) çok güzel tefsirini yapmış, diyecek. Peygamberimiz (s.a.v.)’in tefsir ettiği gibi Kuran’a uyalım diyecek. Ama diyor bak; “senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Mehdi (a.s.) devrindeki münafıkların mücadelesinin kökeni bu işte, ağır gelmesi. Yani Kuran’a çağırılma ağır gelecek onlara.
Kasas Suresi, 36; “Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman:” Bak Allah’ın hükmünü getiriyor Tevrat. "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler. Yani Allah’ın kitabına çağırıyor Musa (a.s.), biz geçmiş Hocalardan, alimlerden bunu işitmedik sen nereden çıkarttın, diyor. Allah’ın kitabını esas almıyorlar, kendi hurafelerini esas alıyorlar. Yani sırf Müslümanlarda bu bela yok, Musevilerde de var. Hristiyanlarda da var aynı şekilde, Hristiyanlar daha çok fazla hurafe vardır.
Müminin suresi 66; “Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;” Bak Allah’ın ayetleri okunuyor, Kuran okunuyor fakat gericiler ne yapıyor? “Topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz” diyor. Hurafeye geri dönüyorlar. “Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak” münafıkların ana özelliğidir, küfrün ana özelliğidir büyüklük taslamak, enaniyet yapmak. “Gece vaktinde hezeyanlar sergiliyordunuz.” Gece toplanırlar onlar genellikle baykuş gibi. Mehdi (a.s.)’nin de gece onlara cevap vereceğini söylüyor Cenab-ı Allah hadislerinde, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği hadislerde.
“Onlar yine de o sözü (Kuran’ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Müminun Suresi, 68. Bak, “Kuran’ı gereği gibi düşünmediler mi?” İslam alemindeki belanın nedeni budur, Kuran’ı gereği gibi düşünmemeleridir. Bak, “Yoksa onlara geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Ne geliyor? Geliyor. Hurafe geliyor adamlara.
Bak Cenabı Allah diyor ki yine, Şura Suresi, 21’de "Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri' ettiler (bir şeriat kıldılar)?” Kendi kendilerine bir şeriat çıkarıyorlar, kendi kendilerine bir din çıkıyorlar, ilave eklerle. İnsanların yaşayamayacağı, insan fıtratına aykırı bambaşka bir din. Allah bunu lanetliyor Kuran’da.
Al-i İmran Suresi, 78. “Onlardan öyleleri vardır ki,” o münafıklardan, müşriklerden. “Dillerini kitaba doğru eğip bükerler.” Kuran’ın hükümlerini okurken, dillerini eğip bükerler, diyor Allah. “Siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir.” Kuranda varmış gibi gösteriyor, neden çıkardın bu hükmü diyorsun? Allah diyor, diyor. Göster, diyorsun. Kuran’ı açıyor, hakikaten gösteriyor. Ama dilini eğip büküyor, yanlış yorumluyor. Kasten kelimenin başka anlamıyla olayı değerlendiriyor. Mesela Kuran’da kapı diyorsa, o burada gök kastedilmiştir burada, diyor.
SUNUCU: Bunu Arapçayı farklıtonlamalar da yaparak mı?
ADNAN OKTAR: Tabii tabii. Ben dil uzmanıyım, ben çok iyi bilirim, diyor, bambaşka bir anlam veriyor ve yeni yeni yasaklar çıkarıyor. Bak "Allah burada ima ediyor, görmüyor musun" diyor. Halbuki Allah imayla hüküm vermiyor. İma ile din olmaz, muhkem ayet gerekir. Mesela Allah diyor ki; “şarap içmeyin.” Net söylüyor. Mesela, “namaz kılın” net söylüyor, ima yollu söylemiyor. Mesela “kumar oynamayın.” Çok net söylüyor. Ama adam onu öyle yapmıyor, dilini eğip bükerek bambaşka bir şekle sokuyor. Muhkem ayete göre hareket etmiyor.
Şu an İslam alemindeki belanın kökenini açıklıyor Allah. Bak “Dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz de onu (okur gördüklerini) kitaptan sanırsınız diye. Oysa o kitaptan değildir. “Bu Allah Katındandır" derler,” diyor, Kuran’ın açık hükmü bak, diyor. Halbuki imayla ortaya çıkarıyor. İmayla Kuran hükmü olmaz. Açık hüküm gerekir. “Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.” diyor. İşte millette diyor ki, bu gericilik nereden çıktı? İşte Allah açıklıyor nerden çıktığını. Hurafenin nereden çıktığını açıklıyor, bu yobaz takımının mantığını burada açıklıyor Allah.
Fussilet Suresi, 40. “Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar.” Allah’ın hükümlerini gizilice değiştirenler, Bize gizli kalmazlar.
Müminun Suresi, 53. “İşlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.” Her biri ayrı bir din anlayışı çıkardı, diyor Cenab-ı Allah. Her biri yeni bir din ortaya çıkardılar ve ona da seviniyorlar, diyor. Tek bir din olduğu halde. İşteMehdi (a.s.) devrinde tek bir din oluyor, sadece İslam, inşaAllah. Bunun sonucunda bak Cenab-ı Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i Ahiret’te huzuruna getirtiyor, bütün insanlar oradalar. Tabii huzur deyince, insanlar Allah belirli bir yönde zannediyor, o anlamda değil. Allah tecelli ediyor, tecellisine cevap veriyor Peygamberimiz (s.a.v). Sorgulamada Peygamberimiz (s.a.v.) soruluyor ve cevap veriyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bir tane şikayeti var ümmetten. Cenab-ı Allah mesela ümmetinden şikayetin nedir dediğinde, 1300 sene, 1400 senelik bir ümmet. Ve her Peygamberin bir şikayeti olabiliyor ümmetinden. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir tane şikayeti var, tek bir tane şikayeti. Bak Allah orada açıklıyor, Kuran da şimdi "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terk edilmiş bıraktılar" diyor. İşte bu sahtekarların vasfını anlatıyor. Dil eğip büküyor, sahtekarlık yapıyor, dini bölüyor bambaşka bir şekle getiriyor, ilaveler yapıyor, hurafeler yapıyor, Kuran’a ek yapıyor, çıkarma yapıyor. Bambaşka bir din meydana geliyor ve insanların yaşamayacağı bir din oluyor. İnsan fıtratına aykırı, insanları ezen bir dine dönüşmüş oluyor, kökenini söylüyor.Peygamberimiz (s.a.v.) de bunu tek bir şikayet olarak belirtiyor. Bak münafıklar da sorgulandıkların da diyorlar ki; müşrikler ve münafıklar. “Eğer, Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kaderimizde olduğu için oldu, diyor. Doğru da, sen yaptın. Tabii ki bak orada kurnazlık yapıyor, kaderimizdeydi diyor. Katil adam, o da kaderinde ama Allah belasını verir. Sen, iyi olmak da insanın kaderindedir, onun karşılığı da Cennettir. Bak “Eğer, Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız.” Hurafe eşittir zan. Zaten söylüyor nerden çıkardığını, zanni kanaati olarak söylüyor, zan diyor. “Ve siz ancak "zan ve tahminle yalan söylersiniz." Hepsi zanna ve tahmine dayalı, vahye dayalı değildir. “De ki: "En 'üstün ve en Apaçık olan delil Allah’ındır.” Kuran ayetidir diyor. Kuran ayetine karşı hurafe olmaz, diyor Cenab-ı Allah. “Bu benim dosdoğru olan yolumdur.” Kuran, Kuran’a uymak. “Şu halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın.” Kuran’ın dışına çıkmayın, diyor, Cenab-ı Allah. Bak münafıklar ve müşrikler için Cenab-ı Allah diyor ki; “Onlar, hem ondan alıkoyarlar,” hem Kuran’dan alıkoyarlar, insanların Kuran’a yaklaşmasını engellerler, hem de kendileri kaçarlar, diyor. Kendileri de yanaşmıyorlar. “Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler.” diyor, Allah. Şuurunda değiller. Kendilerini mahvediyorlar, hayatlarını batırıyorlar, sağlıklarını batırıyorlar, mutluluklarını batırıyorlar, Ahiretleri mahvoluyor, Cehenneme gidiyorlar. Allah diyor ki; bak; “Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler.” diyor, Enam Suresi, 26.
Bak o devrin münafıkları için Cenab-ı Allah diyor ki; “çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır." Kuran’ın hükümlerine karşı inat eder, diyor. “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim. Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti. Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra bir baktı. Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti. Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).” Kabul etmiyor Kuran hükmünü, ağrına gidiyor. Hurafe olsa hemen kabul edecek ama Kuran hükmü ağır gidiyor. Enam Suresi, 115. “Rabbinin sözü”, Kuran, “doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.” Şimdi doğru olan her şey tamam, diyor Allah. Adalette her şey tamam. Kuran’ın içinde hepsi var, diyor. Bak “tastamam” ne demektir? Hepsi var. “O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” İlave yapamazsınız, çıkarma yapamazsınız” diyor Cenabı Allah. “O, işitendir, bilendir.”
Bakara Suresi, 101. “Kitap verilenlerden birtakımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabı’nı arkalarına attılar.” Kitab’ı kabul etmiyorlar, hurafeyi kabul ediyor. Kitab’a göre hareket etmiyorlar. Bakara Suresi, 101. “Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.” diyor Allah. Allah’ın hükmü olmadığı halde, göz göre göre ilave yapıyorlardı, diyor Allah. İmayla Kuran’da birçok haram çıkarıyorlar, münafıkların özelliğidir bu. Ama insanlar bunu Kuran’dan zannediyorlar, Allah’ın hükmü zannediyorlar ve boş yere acı çekiyorlar.
ALTUĞ BERKER: Hocam bu konu ile ilgili son hazırlattığınız yeni internet sitesini gösteriyorum. Kuranyeterlidir.com, inşaAllah. Kardeşlerimiz buraya girip anlattıklarınızı...
ADNAN OKTAR: Kuran’ı en güzel Peygamberimiz (s.a.v.) tefsir eder. O nasıl dediyse biz Kuran’ı o şekilde anlayacağız, inşaAllah.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...