Adnan Oktar`ın 6 Kasım 2010 tarihli Kocaeli Tv ve Aba Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...İnşaAllah Allah bir mübarek, muttaki kardeşimizi Mehdi (a.s) kılar, İslam alemini kurtarır. Türk-İslam Birliği oluşur, ne PKK’sı kalır, ne iti kopuğu kalır, ne iddia edilen Ergenekon Örgütü kalır, şöyle özgürce sokaklarda gezeriz.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne gaspçı tehlikesi, ne hırsız tehlikesi, ne anarşist tehlikesi, ne psikopat tehlikesi. Herkes herkese misafirliğe gider, herkesle dost olur, herkes herkes ile ahbap olur, istediğimiz gibi selamlaşırız. Lokantaya gittiğimizde, bir yere gittiğimizde kendi evimize gelmişiz gibi olur ve kimse kimseden korkmaz. şimdi insanlar gardlı, karşılaştılar mı, acaba laf mı sokacak, alay mı edecek, ipsiz sapsız bir şey mi yapacak, tehlikeli midir, akıllı mıdır. Yani birbirlerini tartıyorlar, ne oldugunu anlamaya çalışıyor. Anlayabildim diyor. Ben insanı kolay kolay anlayamam, konuşması lazım, konuşsun dinleyeyim, diyor. O da diyor ki, konuşması lazım, benim de dinlemem lazım, diyor. Ondan sonra birbirlerine bakmaya başlıyorlar gerilim içersinde, ikisi de birbirini potansiyel tehlike olarak görüyor, her şeyi yapabilecek adam olarak görüyor. Dünyanın bir çok yeri böyle. İtalya‘sı öyle, Fransa‘sı öyle, bilmem Nikaragua’ya gidiyorsun öyle. Herkes hemen hemen birbirini potansiyel katil, potansiyel hırsız, ırz düşmanı, saldırgan veya manyaklık yapacak birisi olarak görüyor. Böyle bir dünyada yaşanır mı kardeşim. Dışarı çıktın mı, öz kardeşinden daha rahat olman lazım, son derece güvenmen lazım, neşe ile sevinç ile. Mesela genç kızların en az 12 saatlerini uyku ile geçiriyor kardeşim. 12 saat, 14 saat, 15 saat, sıkıntıdan. Mesela cumartesi pazarları; ben duyuyorum, geniş benim çevrem, her yerden bana bilgi geliyor. Uyanmak istemiyorlar, sürekli uyumak istiyorlar sıkıntıdan, kalkmak istemiyorlar. İnsan imanın heyecanından uyuyamaz ki, uyku tutmaz insanı. İnsan bayram sevincindedir, hemen bayrama koşayım der, neşeye koşayım der. Sokağa çıkıyor, suratı insanların bir karış. Selam vereceği adam yok. Her yeri potansiyel tehlike olarak görüyor. Otobüse biniyor bir ayrı tehlike, bakkala gidiyor ayrı bir tehlike, caddede yürüyor ayrı bir tehlike. Okula gidiyor, okulda teröristten, anarşistten korkuyor. Sokakta kapkaççıdan korkuyor, eve gidiyor babasının saldırmasından korkuyor. Yani belirli tipler için söylüyorum veyahut annesinin bağırıp çağırmasından korkuyor. Mesela çoğu genç kız, çoğu ailede, annesi ile babası ile kavga halindeler, var güçleri ile bağırıyorlar, var gücü ile. Genç delikanlılar babaları ile, dedeleri ile kavga ediyorlar, dünyanın büyük bir bölümü böyle. Bir de, aile içinde olur böyle şeyler, diyorlar. Ne demek bunlar? Bunlarla çok korkunç bir dünya meydana getirdi deccaliyet. Bizim sokağa çıkmak için can atmamız lazım, bayram sevinci duymamız lazım, sevdiklerimizi görmek, onların selamlarını almak, güzel yüzlerini görmek için. Asık surat görmeye, bitkin insanlar görmeye, kızgın, tehlikeli insanlar görmek için insan sokağa çıkmak ister mi? Sokağa da çıkmıyor millet, evlerinde oturuyorlar, yani akşama kadar evinde. En güzel arkadaş olarak, ya kendine bir köpek alıyor, onunla arkadaş oluyor, ya kedi alıyor onunla arkadaş oluyor, yada kendi kendine konuşuyor. Yani bu deccaliyet’in insanlara verdiği en büyük acılardan bir tanesidir, çok büyük bir zulümdür bu. Bir de sanki bu normal bir şeymiş gibi buna adapte olmuşlar, normal de karşılıyorlar, sanki makul bir hayatmış gibi. Normal bir şey değil ki, makul değil ki, böyle hayat olur mu. İnsan her yerde, her ortamda güvenlik içinde olması lazım. Mesela bir genç kız tek başına; okuduğun hadiste de var, tek başına bir yere gidebilmek, özgür olabilmek ve hiçbir sıkıntı ve hiçbir baskı ile karşılaşmamak İslam ahlakının dünya hakimiyetine alamettir. Bir genç kadın, bir genç kız, mesela buradan Hadramut’ta kadar, Fas’a, Tunus’a kadar veyahut Mısır’a kadar hiç kimsenin musallat olması olmadan, tedirgin edilmeden, canı yakılmadan, bilakis takdir edilerek, teşvik edilerek, sevgi, saygı görerek gidebiliyorsa Mısır’a kadar, İslam ahlakı dünyaya hakim olmuştur. Şu anda ortam böyle mi? İşte Mehdiyet bunu değiştiriyor, bu güzelliği, bu özgürlüğü verecektir insanlara, inşaAllah.
SUNUCU: Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Nasıl devam etmek istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: En güzel şekilde devam edeceğim, inşaAllah.
“Selamun aleyküm.” Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. “Muhammed Adnan Hocam Kanaltürk kanalında Evrim isimli film yayınlanıyor. Filmde, uzaydan gelen göktaşından, tek hücreliler çok hücrelilere, onlar da canlılara dönüşüyor. Kanalın sahibi kim diye baktım, Hamdi Akın İpek Bey’e aitmiş. İnternette bu isme baktığımda Fethullah Gülen Hocaefendi’ye gönül bağı olduğunu verdiği röportajlarda açıkça söyleyen bir kişi. Bu nasıl olabiliyor? Bu saçma, bilimle alakası olmayan filmin insanlar, özellikle çoçuklar üzerindeki etkisini düşünmüyor mu Akın İpek Beyfendi? Fethullah Hocaefendi bu konularda sizce de neden sessiz kalıyor, sizin gibi çıkıp bu konularda kendisi ile gönül bağı olan Akın İpek gibi kişilere televizyonlardan seslenmiyor? Akın İpek sahip olduğu Kanaltürk kanalında neden Allah’ın varlığını, birliğini anlatan bilimsel eserler değil de, tam tersine evrimin olduğunu anlatan, kafa bulandıran filmler gösterilmesine aracı oluyor? Öfkelendim ve sizinle duygularımı paylaşmak istedim. Sizi çok seven kardeşiniz Hüseyin Zafer.”
Kardeşim işin doğrusu, biz olmasaydık Türkiye‘ye Darwinizmi, Evrim Teorisini, diyalektik felsefeyi adeta çakacaklardı. İşin doğrusu hallaç pamuğu gibi attık, elhamdülillah Allah bizleri vesile etti. Olayın boyutlarını işte kardeşlerimiz görüyor. Bakın muttaki bilinen bir insan, dindar bilinen insan Kanaltürk kanalında, güya Fethullah Hocamıza karşı gönül bağı varmış, çok güzel. Güya dedim ama inşaAllah vardır. Bakın derinden derinden karşı düşünce nasıl her yere hakim oluyor güya ve biz de gördüğümüz yerde eziyoruz, fikren. Bizim bu konu ile ilgili bir filmimiz vardı, geldi mi o film? Yani dindar basında evrim propangandası. Film hazır olduğunda orada da göreceksiniz, inanılır gibi değil. Türkiye Gazetesi ayrı propadanda, evrim propangandası yapıyor, Yenişafak’ta ayrı. Hatta Yeni Asya bile evrim ile ilgili, haberleri yok herhalde, yayınlamışlar. Bu çok dikkat gerektiren bir konu ama Türkiye gazetesinde zibil gibi. Yenişafak’ta daha az, daha nadir. Bir de o Aksiyon dergisi “İnsan mı, Maymun mu?” Böyle bir kapak koymuşlar, kardeşim onu dedikten sonra bitti işte, sen daha ne anlatıyorsun? Risale-i Nur Külliyatı’ndan anlatıyorsun, Kuran’dan anlatıyorsun, hadisten anlatıyorsun. Sen onu dedin mi, artık adam senin diğer anlattıklarının hiçbirine inanmaz, çok olumsuz, çok yalnış bir şey yapmış oluyorsun. Bunları da, çok üstlerine giderek, çok ısrar ederek, bilimsel çalışmalar yaparak etkisiz hale getirdik. Bıraksak orada da hakim olacaktı. Mesela Türkiye Gazetesi, muhafazakar gazete olarak bilinir. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız, “sakın ordan burdan, yok ajanstan geliyor diye Evrim ile ilgili, Darwinizim ile ilgili yalnış bilgiler geldiğinde bunları alıp yayınlamayın” diyor. “İmana, Kuran’a karşı mücadele vermiş olursunuz, bunlardan kaçının” diyor. Adamlar ne yapıyor?
ALTUĞ BERKER: Aynen yayınlıyorlar.
OKTAR BABUNA:Aynısı ile yayınlıyor ve bu kadar uyarmamıza rağmen. Ve diyoruz ki, o zaman biz de cevap yayınlayalım kardeşimiz, cevap verelim, bilimsel cevap verelim diyoruz, onu da kabul etmiyorlar. O zaman ne istiyorsunuz, o zaman neyi savunuyorsunuz?...
Kuran'dan İşaretler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler