Adnan Oktar`ın 11 Kasım 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Duygusallık, ben kızlarda, genç kızlarda falan, benim çevremden bakıyorum, izliyorum. Hakikaten birisi ile tanışıyorlar böyle evlenmek amacıyla, ilk yaptıkları şey birbirleri ile kavga etmek. Önce bir telefon kavgası başlıyor, birbirlerine laf sokmak, hakaret etmek, terslemek, o, ona, tabiri caizse, gıcıklık yapıyor, o, ona gıcıklık yapıyor. Bu şeytanın etkisi ile oluyor. Tamamen şeytani bir olay. Mesela evliliğe hazırlanıyor ama zemin kavga üzerinde. Duygusal ilişki dediği bu işte. Evleniyor, yine aynı şey, yine kavga. O, ona laf sokuyor, o, ona laf sokuyor. Mesela nişanlılık devresinde bu şekilde oluyor, evlilikte de kavga. Şimdi bir kadını Allah’ın tecellisi olarak bir insan görmezse, kadın nedir? Yiyen, içen, etten, kemikten bir varlık, herhangi bir insan, kendisi gibi bir insan. Evlendiğinde birde bakıyor bir şey de çıkmıyor. Ben bunun için mi evlendim, diyor. Sen Allah rızası için evlenmezsen, tabiiki bunun için evlenmiş oluyorsun. O zaman onu öfke sarıyor, o zaman ondan kurtulmanın yolunu arıyor. Mesela onun yemek yemesi ona batıyor, uyuması batıyor, gezmesi batıyor, kıyafetleri, her şeyi rahatsız ediyor onu, öfke duyuyor. Allah için sevmeyince, şefkat, merhamet gibi duygular gelişmez. Ve Allah için içimizde duyduğumuz o derin muhabbet de gelişmez. Sevginin bir kökeni vardır. Allah rızasına dayalı değilse, bir insanın bir insanı sevmesi için deli olması lazım. Neyini seveceksin. Et, kemik sevilir mi? Nefes alıp-veren bir et yığını gibi görüyor adam ve garibine gidiyor. Proteinden oluşmuş, kemikten oluşmuş bir et yığını. Ben bütün ömrümü buna mı vereceğim, diyor. O kafayla bakasan, öyle olursun tabiiki. Öyle değil. Allah’ın tecellisidir kadın. Allah ona Ahiret arkadaşını göstermiş oluyor. Sonsuza kadar beraber olmak için evlenilir. Ona derin şefkat duyulur, derin merhamet duyulur. Bir kere koruma duygusu çok büyük bir zevktir, yani koruyup, kollama. Kafayı sırf şehvete takmış, adamın şehveti de dört dakikanın, üç dakikanın içerisinde bitiyor. Zaten Allah o şekilde bir belaya çevirmiş. Üç dakikanın içerisinde, iki dakikanın içerisinde şehveti de bitince, ona itici geliyor o an. Daha ilk gecesinden itici geliyor, niye yaptım ki bu işi, diyor. Yani Allah o kadar aklını almış oluyor. Evlilikteki amaç Ahiret arkadaşını seçmektir. Sonsuza kadar beraber olmak için evlenilir. 20 yaşında evleniyorsan, 20-30-40, iki on senede kadın 40 yaşına geliyor. 40 yaşında olan bir kadın nasıl olur? Kadın mı kalır? Bambaşka bir hale dönüşür 40 yaşında bir kadın ciddi şekilde çöküyor. 50 yaşına gelince, 60 yaşına gelince de, zaten malum. Bir iki on sene, iki on sene için mi evleniliyor. Sonsuza kadar beraber olmak için evlenilir. Sonsuz hayatı yaşamak için evlenilir. O zaman sonsuzluk arkadaşına karşı insan ne kadar büyük sevgi duyar. Hem Allah’ın tecellisi, bak en başta Allah’ın tecellisini seviyorsun, hem de sonsuzluk arkadaşını seviyorsun. Sonsuza kadar beraber olacaksın. Bir kere onun sağlığına, sıhhaine dikkat etmek ayrı bir zevktir. Koruyup-kollamak ayrı bir zevktir. Şefkat göstermek ayrı bir zevktir. Tabii ki şehvet de duyar ama şehvet imanla olursa şehvet gelişir. Yoksa Allah onu da ellerinden alıyor, o da olmuyor. Ondan sonra yok bilmem ne macunu mu yiyeyim, yok bilmem ne ağacının tozunu mu yesek? Akşama kadar dünyadaki bütün otları yesen, yine bir şey olmaz. Ne yaparsan yap. Çünkü Allah aşkı ile oluşur şehvet denilen olay da Allah aşkından kaynaklanır. Allah aşkı yoksa o niye olsun ki? Deli olması lazım, etin, kemiğin ne özelliği var ki? Onu çok temiz bulup, ona derin saygı duyuyorsa, değer veriyorsa Allah o zaman etkilemeyi meydana getirir. Bir kere değer vermiyor. Değer vermedin mi, bitti zaten o. Tiksinirsin, mecburen tiksinir. Derin saygı duyması lazım, çok derin saygı duyması lazım. Ve saygı duyduğuna inanması lazım, cidden inanması lazım. İçinde herhangi bir öfke olmaması lazım. İnsan çok zayıf bir varlıktır. Ufacık bir öfkede bir anda tiksintiye döner o. Bir anda kine döner. Dünyanın en güzel kadını bile olsa, dünyanın en güzel erkeği bile olsa, kadın bir anda ondan nefret etti mi, müthiş tiksinir, kurtulamaz ondan. Kendini kontrol edemez o konuda. Allah rızası için sevmeyenlerin hepsine Allah öyle bir bela veriyor, istisnasız hepsi. Sürekli kadınlar beyaz atlı bir prens beklerler. Delikanlılar da beyaz atlı prenses beklerler, bir türlü kavuşamaz, çünkü Allah rızası için sevmiyorlar. Allah rızası için sevmeyince, bundan kurtulamaz. Çıkar için oldu mu, çıkar için gelen, çıkar için gidiyor. Ya gençliği için evleniyor, gençliği için olan iki on senede 40 yaşına giriyor, gençliği kalmıyor. Parası için alan, parası rahatça bitebiliyor. Parası olsa bile paranın bir anlamı olmuyor onun için. Yemek yeyip kilo alıyor, başka bir şey olmuyor. Para ile ne yapılır, ne yapacak? Şöhret için olsa, şöhreti bitiyor. Ama Allah rızası için oldu mu, o bitmez, tükenmez bir zevke dönüşür. Önü-sonu olmayan bir zevktir ve gittikçe daha çok seversin. Mesela evli olanlar balayı diyorlar, bir aylık sevgileri oluyor, bir ay. Bak, balayının adı odur. Epey bir insan da kabul etmiş bunu, bir ayı. Allah rızası için evlilikte, bütün evlilik balayıdır, bütün ömrü boyunca balayı yaşar. Evlilikten sürekli zevk alır. Çünkü ibadet zevki ile sevdiği için, Allah tarif edilmez bir tutku ve muhabbet meydana getirir, sevgi meydana getirir. Yoksa Allah o sevgiyi, muhabbeti elinden alıyor, bir hayvanla berabermiş gibi olduğunu hissetmeye başlıyor. İkisi de birbirini hayvan gibi görmeye başlıyor. Bize büyü mü yaptılar, diyor. Sen kendi kendine büyü yapmışsın. Sen şeytana teslim olursan, şeytan da sana öyle büyü etkisi yapar ve itici görüyorlar birbirlerini. Mesela ben görüyorum, çok yakışıklı, artist gibi delikanlı ile dünya güzeli kadın evleniyorlar, 3 ay sonra boşanıyorlar, nefret ediyor birbirinden. Demek ki, ne şöhretle alakası var, ne güzelikle alakası var. Çok akıllı olması lazım bir insanın etkileyici olması için. Akıllı bir kadın mesela çok etkileyicidir. Akıllı bir erkek de kadın için çok çok etkileyidir. Böyle en ufak bir aptallık, kadını çok olumsuz etkiler. Aptal olduğunu hissettiğinde, akılsız olduğunu hissettiğinde erkekten müthiş tiksinir kadın. Acayip kızdırır kadını. Akılsızlığı gücü yetmez, beyni kontorlden çıkar kadının. Etle, kemikle alakası yok onun. Samimiyetsiz olduğunu hissederse felç olur kadın. Samimiyetsizliği bir türlü beyni almaz. Mesela yalancı olduğunu hissederse, yine beyninin gücü yetmez, beyni kontrolden çıkar. Artık onun için dümdüz bir et parçasıdır o, etkilenmez. İnsanlarda da yalancılık ve samimiyetsizlik yaygın olduğu için ve samimiyetsizlik olunca da otomatik akılsızlık oturduğu için Allah onlardan o nimeti alıyor. Çünkü kadınları bir kısım erkekler potansiyel akılsız olarak görüyor. Yani ikinci sınıf varlıktır, akılsızdır kadınlar, bu nettir zaten, ben bunu bilerek evleniyorum, diyor. Sen baştan zaten saygı duymuyorsun. Halbuki kadınlar çok zeki varlıklardır ve bayağı akıllı varlıklardır. Erkeklerden daha akıllıdır kadınlar. Girifttir, detaycıdır, bütün en ince detayları bile görebilen varlıklardır. O yüzden Allah onlardan, o gözle bakanlardan o sevgi anlayışını alıyor. Çünkü beyninin tam birebir oturması lazım kadını sevebilmek için, birebir onun kişiliğini tam alması lazım. Bir kere akıllarının çıplak bağlantı kurması gerekiyor, iki aklın. Bunun için iki tarafın da çok güvenilir olması lazım. Birbirlerine güvenmiyorlar. Birbirine güvenmeyen bir insan nasıl birbirini sevsin? Korkar. O, ondan korkuyor, o da, ondan korkuyor. İki tane birbirinden korkan varlık birbirini nasıl sevsin? Ters yöndeki mıknatıs gibi birbirini iter. Ne yaparsa yapsın, yapamaz. Bir kere insan sevdiğinden korkmaması lazım. Çok güven duyması lazım. Akıllı olduğundan emin olması lazım. Samimiyetinden emin olması lazım. Yalan söylemediğinden, dürüstlüğünden emin olması lazım. Bunların içinde hepsinin de üzerinde, Allah’tan korktuğundan, Allah’ı sevdiğinden emin olması lazım. Çok samimi bir mümin olduğundan. Tam samimi, halis bir mücahid, gerçek bir Müslüman olduğuna inanması lazım. Çünkü Müslümanım diyorsa, alameti lazım. Bakıyorsun adam ev Müslümanı. Muhallebi yiyip aşağı oturuyor. Kadın ona inanmaz. Candan Müslümansa o anlaşılır. Hakiki Müslümansa anlaşılır. Ben bunu önemli görmüyorum, diyor. O zaman da karşılığını kabul edeceksin demektir. Onun için kadınlar genellikle nadir sevdikleri bir insana kavuşur. Etrafınızda sorun, gerçekten sevdiği bir kişi oluyor mu insanların, nadirdir. Bu Allah’a tam boyun eğici, tam candan, samimi Müslüman olmamayı esas almamaktan kaynaklanan bir beladır...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler