Adnan Oktar`ın 14 Kasım 2010 tarihli Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bize anlattığı sevgi, sevgi, sevgi, muhabbet, kardeşlik, dostluk, rahatlık, huzur, iyilik. Yani; “dünyayı Cennete çevirin” diyor Cenab-ı Allah. Bizden istediği bu. Cennet gibi olsun dünya. Birbirinizi sevin, sayın, saygı gösterin, vefalı olun, koruyup kollayın, birbirinize maddi yardımda bulunun, ezilmesine göz yummayın, sinirlendiğinizde sinirinizi teskin edin, öfkenizi geri alın. Bak öfkelerini, Allah ayette diyor; “öfkelerini yutarlar” diyor. Öfkelendiğinde adam bomba gibi patlıyor. Halbuki öfkeyi baskı altına alıp kendine gelecek şahıs. Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v) diyor; “öfkelendiğinizde gidin abdest alın” diyor. Mesela hemen kavgayı bağırtıyı kesip gidip bir elini yüzünü bir yıkıyor bir abdest alıyor. Git bir uyu, kendine gel, dinlen. Ondan sonra üslubun bambaşka olacaktır. Ama sinirlenmeyi kontrolden çıkarırsan, bırakırsan sinirlenme ikiyken dört olur, dörtken sekiz olur, sekizken on altı olur. Ondan sonra vahşet oluyor, rezalet oluyor. Çünkü karşı taraf da sinirleniyor aynı anda. Çünkü insanlarda gurur oluyor, yenilmek istemiyor, o da ona karşı tavır koyuyor; ondan sonra vahşet oluyor. Bir tarafın akılcı olarak, samimi olarak, sevgiyle geri çekilmesi lazım öfke anında.
ALTUĞ BERKER: Tabii.
ADNAN OKTAR: Yoksa bak üçüncü sayfa haberlerinin kökeni budur. Öfkelendiğinde gidip bir elini yüzünü yıkasa, abdest alsa, Allah’a sığınsa bitecek. Öfke seline kendini bırakıyor ve delice bir öfkeye bırakıyor. Ondan sonra şuuru kapanıyor. Çünkü öfke insanın aklını kapatır.
SUNUCU: Yenik düşüyor.
ADNAN OKTAR: Tabii. Makul, mantıklı düşünmeyi kaldırır, çok tehlikeli. Din bizden bunu ister, Kuran bizden bunu ister. Bilimde, teknolojide alabildiğine ileri gidelim, özgürlük olsun, herkes fikirlerini özgürce anlatsın, baskı olmasın. Kuran İslamlığı budur. Yani İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birlik’i, bütün Müslümanlar’ın, bütün Türklük aleminin birleşmesi “dünyada Cennet” demektir. Kardeş olalım kaldıralım sınırları, ticaret yapalım, gelip gidelim, aile bağlantılarını güçlendirelim. Birbirimize misafirliğe gidelim, sokağa çıktığımızda selamlaşalım. Lokantada da birbirimizi davet edelim soframıza. Dışarıda bir alışveriş yaparken karşılıklı ikramlar olsun. Muhabbet olsun. Dışarıya çıktığımda bakıyorum insanlara neşeli değiller, sevinçli değiller. Bu beni rahatsız ediyor. Ne güzel Allah bizi kul olarak yaratmış, nimetlerine gark etmiş. Ne güzel bak sonunda yine Cennet var, elhamdülillah. Sonsuz yaşayacağız. Büyük bir heyecan ve sevinç duymaları lazım. Yüzlerinden düşen bin parça bir çoğunun. Diyorum ya Fashion TV seyrediyorum. Çocuklar, mesela bayağı boylu boslu çocuklar, çok güzel genç kızlar; kardeşim yüzünde en ufak bir ifade yok insan olarak. Bunu nasıl yapıyor? Yani sanki robot. Yani bana deseler ki; “bunlar robot” inanırım yani. Var ya filmlerde böyle. Aynı robot gibi. İnsan yüzünde nasıl bir insani ifade olmaz, derinlik olmaz. Bir anlam olması lazım yüzünde. İnsan gayret etse bile onu yapamaz. Yani “anlamsızlaştırayım” diye uğraşsa bile yapamaz insan. Alayı öyle bakıyor...
Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler